şükela:  tümü | bugün
  • etkisinden uzun süre çıkamayacağıma emin olduğum vahim olay.

    her şey, bugünü kütüphanede önemli bir sınava çalışarak geçirme kararı almamla başladı. sırf bu sınav için iş yerinden 3 gün izin almıştım, dolayısıyla her saat değerliydi. tam kapıdan çıkmaktayken evcil kakadu papağanımın acı acı bağırmasını duyarak durdum. tekrar içeri girdiğimde onu sol göğüs bölgesini çılgınca kaşımaktayken buldum. kaşıdığı bölge kıpkırmızıydı, bir problem oldu belliydi. bu yüzden kendisini bahçelievler‘deki bir veterinere göstermeye karar verdim. daha sonra onu eve geri bırakıp kütüphane planımı uygulayacaktım.

    veteriner kliğindeki yoğunluktan dolayı papağanımın muayenesi oldukça uzun sürdü. sıra bize geldiğinde basit bir alerji olduğu anlaşıldı ve bir merhem sürülerek sorun çözüldü. fakat başka bir sorun daha vardı, vicdanım onu bu haldeyken evde yalnız bırakmaya elvermiyordu. açıkçası ders çalışana kadar papağanımı veterinerde bırakma seçeneğini de derhal eledim. çünkü kendisi belirli kültürel değerlere göre özenle yetiştirilmiş bir papağan. onu oradaki ne idüğü belirsiz kuşlarla, müptezel kargalarla birlikte bırakıp onların seviyesine inmesine izin veremezdim. dolayısıyla geriye tek bir çözüm kalıyordu; kütüphaneye beraber gitmek.

    papağanımı ceketimin özel olarak dikilmiş iç cebine yerleştirerek kütüphaneye doğru yola koyuldum. girişte herhangi bir problem çıkmadı, rahat bir şekilde çalışma salonunda ayrılan yerime oturdum. biraz ders çalıştıktan sonra hem canının sıkılmış olabileceğine üzülerek hem de ortama renk katacağına inandığımdan dolayı papağanımı serbest bıraktım. derhal kendisine öğretildiği gibi omzuma kondu ve ben çalışırken usluca etrafı izledi. öyle bir ortamı ilk kez görüyordu; her tarafta kitaplar, masasına gömülüp bir şeyler okuyanlar, flörtleşen gençler...hatta arada kitabımın sayfalarını çevirerek bana yardım bile etti. kesinlikle çok usluydu, onu görünce merakla yanımıza gelenlerde de iyi geçindi. örnek vermek gerekirse kendisine “cici kuş, cici kuş...” diye seslenenlere bile sabretti. oysa rahatlıkla “hass.ktirin lan, ben muhabbet kuşu muyum?” diyebilirdi. zira o cümle kurma becerisi kendisinde mevcut.

    her şey oldukça keyifliyken birkaç kıskanç eziğin beni ve papağanımı görevlilere şikayet etmesi yüzünden tatsız anlar başladı. papağanım sayesinde kız tavlama ihtimalimden korkup beni kendilerine tehdit olarak gördükleri için şikayet ettiklerine eminim. çok zaman geçmeden kütüphane görevlileri başıma dikildi. sanki içeri zürafa sokmuşum gibi şaşkınlıkla bakıyorlardı. oysa o sadece zararsız bir kakadu papağanı, saldırma-ısırma gibi huyları asla yoktur. görevlilere onun eğitimli bir papağan olduğu ve nerede ötüp nerede ötmemesi gerektiğini çok iyi bildiği konusunda ne kadar dil döksem de fayda etmedi. en acısı da neydi biliyor musunuz? biz zorla dışarı çıkarılırken “ben böyle dünya düzenini s.keyim, kahrolsun türcülük!.” diye bağırması dışında gagasından tek bir ötüş çıkmamıştı. içerdeki flörtçü gençlerden çok daha sessiz ve uslu durmuştu okuma salonunda.

    şimdi yarınki sınavda başarısız olursam bunun hesabını kim verecek? kendim yerine papağınımı mı sokacağım sınava?(ki bunun altından da kalkabilecek zekaya ve entelektüel birikime sahip kendisi). başta beni ispiyonlayan öğrenciler ve hoşgörüsüz görevliler olmak üzere bu olayın tüm sorumlularına yazıklar olsun.
  • (bkz: serin hikaye birader)

    kütüphane okuma ve çalışma ortamı. papağan da o ortamda dikkat dağıtıcı bir unsur. şikayet edenler haklı.

    rezalet puanım: 1/10
  • çok uzun yazmışsın haksız olamazsın verdim sukunu.

    bu zor günlerde gecicek sakın üzülme, kendini salma.

    sınavında başarılar...
  • ben olsam ben de rahatsız olurdum. kütüphane kurallarından bihaber olmamak lazım.
  • "ne idüğü belirsiz kuşlarla, müptezel kargalarla" lafından sonra okumayı bıraktığım rezalet. teşekkür ederim troll olduğunu hemen belli edip zamanımı çalmadığın için.
  • sen "ne idüğü belirsiz kuşlarla, müptezel kargalarla" gibi sözlerle türcülüğün dibine dibine vururken o kuş "kahrolsun türcülük" gibi bir cümle kurabiliyorsa kusura bakma ama o hayvan senin olamaz git bir dna testi yaptır*
  • benim de leoparımın karnı ağırıyordu, bırakmayım dedim evde beraber gittik kütüphaneye ... 5 kilo et koydum önüne sessiz sedasız yedi , kimseler de farketmedi, rahatsız olmadı..... hayret...