şükela:  tümü | bugün
32 entry daha
  • "şair burada ne demek istemiş?

    edebiyat derslerinin vazgeçilmez konusudur. olanca da cüretkar bir sorudur.esasen şairin bir mısrada ne demek istediğini bilmenin imkanı yoktur. bu yüzden sözlerime başlamadan önce şairin affına sığınıyorum"

    şairlerin okulunda okuduğumuzdan mıydı nedendi bilinmez, sınavda sorulduğunda cevaba bu girişle başlardım daima. şimdi de öyle yapıyorum. sevgili cemal, cüretimi bağışla.

    555k hikayesi olan bir şiirdir. hem geçmişe hem de geleceğe yazılmıştır. zaman şiirde doğrusal akmaz, hayatta olduğu gibi.

    cemal o yıllarda askerde subaydır. mülkiye mezunudur, dergi çıkarmaktadır. edebiyat çevresi, arkadaşları, sevdikleri "kavganın içinde"dir. 28 nisan'da menderes'in emriyle polis istanbul'da üniversitelilere ateş açmıştır. 2 öğrenci ölmüştür. hocalara dayak atılmış, "öğrencilere bunu yapmayın yahu, bu nedir" diyen rektör polislerce darp edilmiştir.

    29 nisan'da ankara'da mülkiye menderes'in gazabı ile tanışır. eylem yapan öğrenciler üniversitede toplanmıştır. sıkıyönetim komutanı namık argüç üniversitelilere ateş emri vermiş, askerler emre uymayınca binaya ateş edilmesini emretmiştir. (asker bu emre uymak zorunda kalır, kısa süre önce tahkikatla bazı subaylar da tutuklanmıştır) mülkiye'nin duvarları kurşun delikleriyle delik deşik olmuş, adeta virane haline gelmiştir.

    cemal ise askerdedir, olaylar önünde adeta bir tragedya gibi olup bitmektedir. şiirimiz bu tragedyanın seyri ile başlar. cemal kayıplarını anmaktadır;

    "şimdi bursada ipek çeken kızlar
    bir karasevda halinde söylemektedir:
    görmeğe alıştığımız nice yazlar
    kimleri alıp götürdüler ama kimleri
    karanfil bıyıklı genç teğmenleri
    ak saçlı profesörleri, öğrencileri
    adları şuramıza işlemektedir
    ah dayanmaz dayanmaz bakmaya gözler
    bir karasevda halinde söylemektedir
    şimdi bursada ipek çeken kızlar"

    adnan menderes tüm seçim kampanyalarını erzurum'dan başlatmaktadır. seçim sonrası da ilk mitingini genelde erzurum'da yapmaktadır. 1957 yılında yine bir seçim öncesi erzurum belediye başkanı kendisine "fahri hemşehri" ünvanı vermiştir. cemal ülkede yaşanan baskı ve zulüm nedeniyle "fahri erzurumlu"nun memleketine hissettirdiklerini anlatır.

    "şimdi erzurumda çift sürenlerin
    geçit vermez kaşlarının altında
    derindir, ıssızdır, korkunçtur gözleri
    sabanın demiri girdikçe toprağa
    hınçlarını gömmektedir içine yerin.
    çünkü millet hayınları ankaralarda
    çünkü izmirlerde, çünkü istanbullarda
    çünkü başka yerlerinde memleketin
    kanına girdiler masum gençlerin
    işte onun için karanlıktır gözleri
    şimdi erzurumda çift sürenlerin."

    28-29 nisan öğrenci olayları ve sonrasında ankara ve istanbul'da sıkıyönetim vardır. anayollar ve üniversiteler süresiz kapatılmıştır, grup halinde yürüyüşler yasaktır. akşam saat 8'den sonra sokağa çıkma yasağı vardır. cemal mülkiyede öğrencilere karşı verilen ateş emrine uymayan askerlerin içinde yaşanan çelişkiyi ve saat 8'de başlayan sokağa çıkma yasağını yazmayı unutmaz.

    "şimdi saat sekizdir başlar gecemiz
    gündüzü kısalttılar geceyi uzattılar
    şimdi acının ve hüznün göklerinde
    umudun yıldızı sarı yıldız mavi yıldız
    uykumuzun bir ucunda bombalar
    bir ucunda hürriyet inancı sabaha kadar
    ingiliz usulü piyade tüfekleriyle
    insanca yaşamanın onuru arasında
    milletcek bir gidip bir geliyoruz
    şimdi saat sekizdir başlar gecemiz"

    o sırada devalüasyon vardır. halk hızla fakirleşmektedir. demokrat parti zar zor bir seçim kazanmış, çok kan kaybetmiştir. bir yandan amerikan yardımları sürmektedir. hükümet içinde yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış, hatta fatin rüştü zorlu'nun amerikan yardımlarından yüzde 10 komisyon aldığı, kulislerde adının yüzde 10'cuya çıktığı iddia edilmektedir. bu sırada yurt geneli her tür hükümet karşıtı gösteri ve yürüyüş yasaklanmış, inönü'nün gittiği her yerde yolu "bolu beylerince" kesilmekte, halkın onu karşılamaya gitmesi dahi valiler tarafından engellenmektedir. buna rağmen halkın inönü sevgisi eksilmez. halk ve özellikle öğrenciler de sıkıyönetime uymamaktadır. neredeyse her gün saat 8'den sonra korsan gösteriler olmaktadır. cemal bunlardan da bahseder "geceyi gündüze çevirenler"den yani.

    "şimdi ay doğar bulutlar arasından
    kavat derebeyleri yüreksiz bolu beyleri
    hırsızlar, yüzde oncular, kumar erleri
    cebren ve hile ile haklarımızı alan
    zulmü ve alçaklığı yöneten murdar üçken
    biliyor musunuz bir orman gelişiyor şimdi
    türküleri duyuyor musunuz nice derin
    yakılmış çoban ateşleriyle dağlarda
    karanlığı tutuşturup bir köşesinden
    geceyi gündüze çevirenlerin"

    1960 nisanı herkes için çok zor geçmiştir. dp hükümeti baskının dozunu gittikçe arttırmaktadır. 2 nisan 1960’ta inönü trenle kayseri ziyareti için yola çıkar. menderes'in emriyle inönü’nün treni şehre sokulmaz. vali ahmet kınık askere inönü’nün himmet dede demiryolu istasyonu’nda durdurulmasını ve yolunun kesilmesini emreder.

    asker yola barikat kurmuştur. tren durur. inönü trenden iner,askerlere bakar. askerler selam durur. o yaşlı, vakur komutan askerlerin arasından yürüyerek yoluna devam eder. yolun kesilmesi emrini alan binbaşı selahattin çetiner verilen emir hakkında inönü’ye şöyle der “intihar etmeyi tercih ederim.”

    karşılarında kurtuluşun kumandanlarından, istiklal kahramanı bir komutan, yurdun tapusunu alıp gelmiş bir asker, gözlerinin içine sessizce bakmaktadır. türk askeri için inönü öylesine biri değildir yani. bu yüzden tek varlık amacı olan emri dinlemez, "intihar etmeyi" yeğler. bunu ayrıca okumanızı öneririm

    menderes 27 nisan'da tahkikat komisyonuna yani dp milletvekillerine "devlet içinde devlet olma" yetkisi veren bir karar çıkarır. inönü son uyarısını yapar;

    "bu demokratik rejimi istikametinden ayırıp, baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir… bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam" cemal 27 mayıs'a giden yolda son notunu düşer böylece aşağıdaki bölümde, ve ekler "o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz"

    "biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
    sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
    anamız çay demliyor ya güzel günlere
    sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
    sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
    bu, böyle gidecek demek değil bu işler
    biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
    ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
    işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.”
  • 5 mayıs günü saat 5'de kızılay'da buluşuyoruz. 05/05/1960 saat 5:0 pm kızılay'da buluşuyoruz.
  • demokrasi şehidi turan emeksiz'in beyazıt meydanı'nda katledilmesinden 1 hafta sonra kızılay meydanı'nda gerçekleştirilmiş olan protestonun şifresidir.

    otoriter adnan menderes iktidarının sebep olduğu öğrenci katliamlarına dur demek için atılan çığlığın parolasıdır 555k