şükela:  tümü | bugün
  • hersey 93 eylülünde başladı.

    sınıf başkanı ismail konuşanların ismini tahtaya yazardı. g harfini 6 şeklinde yazıp 6ökhan halini aldırdığı için, öğretmen gelince ökhan kısmını silip 6 kim diye tatlı ufak şaka yapardı. gide gele 6 kaldı adamın ismi. yıllar boyu da 6 nerden geliyor diye sorulara maruz kalacaktı gökhan. birçok kişi ilk seferinde altuğ filan zannederdi ismini.

    zekiydi. fıldır fıldırdı gözleri. inatçıydı. kızınca da gözü bir şeyi görmezdi. kavgada çirkinleşebilirdi. hatalar da yapardı. bir gün sınıftan biriyle kavga edince pisleşip çirkin ithamlarını da gördüm. ama çocuktuk. o söylediklerinden de pişman olmuştu. başka da bir kaç küçük kavgasını gördüm ama bu kadardı onun hakkında söyleyebileceğim kötü şeyler.

    gerisi mi? gerisi hep harika şeyler. en çok ortak arkadaşım olan adam. arada evlerine gidip bilgisayar oynardık. okulda basket filan da oynardık. o zamanlar aklımız pek ermiyordu. benim hiç bir zaman hiç bir şeye aklım ermedi gerçi. 6 olmasaydı hiç bir zaman ermezdi. zaten de bu yazıda bana neler yaptığını anlatıyorum. ilk kız arkadaşım olurken bana kızlara neler söylenir anlatmıştı. şöyle yap böyle söyle filan. sonra bir gün davul çalmaya karar verdiğimde o bass gitar çaldığı için ilk ona gittim. abi dedim ben bateri çalçam. tamam dedi. hemen bir grup kurdu. tek lafımla. ikna etti gitaristi, solisti, ben dedi sana öğretirim. tak taka taka dım dım tıs. hikayesini şurda anlatmıştım. (bkz: #59128121)

    hiç bilmediği bir şeyi bile öyle güzel sallardı ki, ben zannettim davuldan anlıyor. hatta 6nın bas gitar çalmaya başlama hikayesi de böyledir. bir gün birileri bas gitar çalan adam arıyorlar. erdem diye bir ark 6 çalıyor ona gidin sorun demiş. 6 ya gelmişler. sen bass çalıyormuşsun. doğru mu? demişler. 6 da evet demiş. çalıyorum.

    hep böyleydi 6. yapmıyorum demezdi. gitmiş müzik markete. kadriye abla ve yaşar abinin yanına. digiphone’a. denizlili eski müzisyenler bilir. orda demiş ben bas gitar alıcam. 4 telli bir gitar göstermişler. o zaman anlamış haaa demek bas gitar 4 telli. aradaki fark bu. lakabı 6 olmasına rağmen 4 telli alet çalmaya böyle başlıyor 6.

    sonra beni gruptan attılar benim yüzümden. ben başka grup buldum. bir gün teklif aldık. yerel televizyona çıkıcaz. basçımız yok. yolda gördük bunu. abi dedik atla gidiyoruz kanala. hemen geldi. gittik kanala çalamadık gerçi. tesisat yetmedi. ama kamyon kasasında kanala alet taşıdık filan. komikti bizim için.

    başka bir zaman dershane gece düzenliyor. ilk konserime onunla çıktım. gel dedik geldi. ilk konserim. davulcu için basçı önemlidir. yasladım sırtımı ona. çaldım ilk kez. çok güzel bir geceydi. hatta amfiden bir ara ışık çıkıyor. biz zannettik yanacak alev alıyor arkadan. sonradan öğrendik lambalı amfiymiş. gücü ampüle verip uyarıyormuş filan.

    başka bir gün bir okul konserine gittik. yine gel dedik geldi. yine tesisat yetmedi. konser yarıda kaldı. komikti.

    bir kere dershanenin birinin ödüllü sınav sorularını bulmuş, onun hikayesi çok süper. benim için daha süper bir hikaye olamaz. yıllarca sır olarak saklamak zorunda kaldık benim salaklığım yüzünden. onu daha önce anlatmıştım. ahanda burda

    bir kere resim hocası hasan erim ile kavga etmişti. dayak yiyince öğretmenden, anca arkadan yakalarsın. sıkıysa erkeksen önden gelsene diyip yine dayak yemişti.

    bir kere vatandaşlık dersi sınav sonuçları açıklanıyor. herkesin ki açıklandı. hoca sordu açıklanmayan var mı? ben ayağa kalktım. hocam benim ki açıklanmadı. bir baktım önümde oturan 6 ile hüso’da ayağa kalkmış. millet bize kopyacı muamelesi yapıyor. hoca tenefuste benle gelin dedi. hoca önde biz arkada koridorda gidiyoruz. millet bize gülüyor arkadan. yakalandınız haylazlar filan diyorlar ama alakamız yok. kopya çektik ama birbirimizden çekmedik. hatta benim o dersim iyiydi ben kopya dağıtmıştım herkese. odaya soktu bizi hoca. kağıtları tek tek çıkartıyor. bir kağıt attı isimsiz. hüso atladı aha bu benim kağıdım dedi. ismini yazmayı unutmuş. öğrendi notunu gitti. biz kaldık 6 ile. hoca sami şimşek kağıtları karıştırmaya devam ediyor. birden benim kağıdımı attı. ismim yazılı bir kağıt ama bir gariplik var derken başka bir kağıt daha attı. yine benim ismim ama bu sefer anladım benim numaram doğru bu kağıtta. ilk kağıtta 6 nın nosu benim ismim yazılı. ben durumu hemen anladığım için başladım kahkaha atmaya. tutamıyorum kendimi. aralıksız 5 dakika güldüm. hoca kızıyor niye gülüyorsun lan diyor. tutamıyorum kendimi. çünkü aklıma o an geliyor. sınav kağıtları dağıtıldığında isim yazılacak yer arkada salak saçma bir yerdeydi. 6 bulamamış. döndü arkasını ben tam o sırada jzff yazıyordum. bu salağın fotoğrafik hafızası benim ismi alıp kendi kağıdına yazmış. numara kısmına da kendi nosunu yazmış. hoca da zannediyor ki, kağıtları değiştik durduk. ben kahkaha atıyorum. 6 tutuşmuş durumu izah etmeye çalışıyor. bir de işin garibi ikimiz de 92 almışız. farklı soruları yanlış yaptığımızı filan izah ediyor 6. ben iptal. tutamıyorum kendimi. mal bu hocam diyorum. ben çok güldüğüm için herhalde hoca inandı bize. salıverdi.

    türlü türlü anılar. neler var daha. dayak yedik kaç kere bedenciden filan. okul dışında da görüşürdük. en yakın arkadaşımdı bu adam.

    sene 2000 üni sınavları açıklandı. herkesin kazandığı yeri öğreniyoruz. millet işte, tıp, hukuk, işletme filan kazanmış. 6 geldi. burslu avrupa birliği ilişkileri kazanmış. vizyonluydu herif. lan diyoruz nerden buldun. bana niye söylemedin. burslu bölüme 5 kişi alınıyor. bu 4. girmiş. benim puanda yetiyormuş. 5. de ben girerdim. 6 nın olduğunu bilsem yazardım. hayatta en çok bu yüzden kızdım 6ya. onunla yeniden okuma şansımı elimden aldığı için.

    istanbuldayız ikimizde. ilk sene yurtlarda kaldık. bu salak saçma bir yurtta kalıyor. para ödemiyor. çünkü yurdu ikna etmiş web developer olduğuna. yurdun web sitesini yapıyor. halbuki sallamış. odanın birine kapanıyor. interneti kullanıyor. güya siteyi yapıyor. takılıp öğreniyor. sonunda yapıyor bir site. iş görüyor mu görüyor. ama klasik 6 hareketi.

    sonra 2. sene eve çıkıyoruz beraber. eren diye bir arkadaş alıyoruz. 6 da çok sallardı. erende. eve remzi adında bir kedi aldık. siyam kedisi. adının remzi olmasının nedeni yavsak ev sahibimizin adı remziydi. ben böyle bir oç ev sahibi görmedim. eve girerken her yer çiviydi duvarda. bizden önceki kiracı psikopatmış herhalde. her yere resim asmış. ben dedim bunu kontrata yazdıralım. eren le 6, remzi yapmaz öyle şey demişlerdi. evden çıkarken yaptı ipne çocuğu. depozitomuzu yedi. kontrata yazdırsaydınız bu da size ders olsun demişti. oldu. ama önemsemedik. yapacak bir şey yoktu.

    ben annemin sözünü dinlemezdim fazla. ünide yemek yapman icab eder. öğren. demişti kaç kere. öğrenmedim. 6 ile eve çıkınca bana makarna yapmayı öğretti sağolsun. ama çakaldı. tereyağsız yapmayı öğretmiş. bulaşık derin çıkmasın diye. ilk makarnamı ondan öğrendim. 4 ay sonra itiraf etti. hahaha ben sana yağsız yapmayı öğrettim diye.

    ünide hayatımın ilk uzun ilişkisini yaşadım bir kızla. ev arkadaşları destek oldu. ilişkim uzadı. evlenecek oldum. 6 nikah şahidim oldu. denizliye taşındık. tesadüf o da denizlide güzel bir iş buldu. arada görüşüyoruz. sonra ben boşandım. dedim oğlum senin yapacağın şahitlik bu kadar olur. arkadaş ortamlarında yuva kurdurdum ben diye hava atıyordu. sonra benim kurdurduğum yuva bozuluyor diye hava atar oldu. karizma yaptı bununla. boşanınca yanıma taşındı ama. ev arkadaşı olduk yine. hayvan gibi eğlendik. ben onun yanındayken hep çok eğlendim.

    beni couchsurfle tanıştırdı. ben geç açıldım dünyaya. çeşitli sebepleri var. ama 6 couchsurfle tanıştırınca beni dünyayı bir yerden yakaladım. evimize ecnebi insanlar geldi. süper vakitler geçirdik.

    bu adam çok gezerdi. ünideyken, avrupa turuna çıkmıştı. otostopla savaşın olduğu sıralar balkanları filan gezmişti. baya çok ülke gezdi. o zamanlar erasmus filan yok. şimdi ki gençler köfte. geziyorlar erasmusla filan.

    adam erasmus yokken gezmişti. kuzey ve güney amerika. afrika, avrupa, asya. sordum buna en çok beğendiğin en değişik yer neresi dedim. iran abi. dedi. acayip mistik bir yer. deli gibi irana gitmek istiyorum onun yüzünden. çünkü güveniyorum ona. daha önce bana ne söylediyse sevdim.

    2010’da gezmeye karar verdim. 35 günlük bir güney amerika seyahatine karar verdim. vizyonsuzdum. git kendine yeni çanta al dimi? yok. 6’nın çantasını istedim. verdi. ama o olmasaydı dünyayı gezebileceğim fikri bende oluşmazdı. bana hostelworld’u anlattı. hostellerde kalırsın dedi. cs den insanlarda kal dedi. elimden tuttu yol gösterdi. kısmen burda biraz bahsettim bu geziden

    altıya bir iş ver. işin yüzde 98lik zamanını kapak ve süslemeye ayırırdı. bilirdi ki, ye kürküm ye dünyası. bir işin etiketi iyiyse, kapağı dış görünüşü iyiyse, o iş sallama olsa bile iyi görünür. ben ondan bunu öğrendim. hep işe yaramıştır bu taktik. ben onun kadar yapamazdım ama o yapardı. hiç bir şey bilmediği iş ile ilgili önce sizi bildiğine ikna ederdi. hakikaten, 3 ay sonra da uzmanı olabilirdi.

    beraber yamaç paraşütü yaptık. ikimizde belgelerimizi aldık. uçtuk lan. daha ötesi var mı? insanoğlunun en büyük özlemi. uçmak. uçtuk.

    bazen 2 3 ay haber alamazdım 6dan. oğlum derdim özlüyorum ben seni. hesap sormuyorum sana ama beni arada yokla. senle konuşmak bana ilham veriyor. ailesine de, ben jzff'a söylüyorum. o biliyor benim nerde olduğumu merak etmeyin dermiş. biliyordum nerde olduğunu tabi ki. ama şöyle biliyordum. abi naber? ben kenyadayım . biraz buralarda takılacağım. haaa iyi tamam. başına bir iş gelse, konsolosu arayacağız artık. türk vatandaşı vardı oralarda. buluverin bir zahmet diye.

    evdeyiz bir gün. benim o zamanlar kendi bloğum vardı. güney amerika gezi notlarımı filan oraya yazıyordum. en iyi okuyucum 6 idi. oraya google arama motorundan salak saçma arayış sonucu gelenlerle taşak geçiyorduk. ertesi gün 6 geldi. ordan esinlenmiş. lan dedi böyle böyle bir fikrim var. anlattı bana biraz. dedim bu iş olur. mantıklı. valla mı lan dedi? sağa sola anlattı. benim dahil olmadığım, projeye 3 kişi sahip çıktılar. ciddiye aldılar. wutaboutı kurdular. projeyi 500bin euroya telekoma sattılar. silikon vadisine san franciscoya taşındılar. okyanus manzaralı evleri var. spotify yan ofis komşuları filan. bana sık sık derdi, lan senin sayende geldik sanfrancisco gördük

    biz zannediyoruz bunlar facebook gibi paraya para demeyecek. ama orda 6 ay kaldılar. anladılar ki, türkiye altyapısı ve gelişim düzeyi buna yetmeyecek. silikon vadisi olayları öyle zannedildiği gibi değil. çok uğraşmaları lazım. yeni yatırım lazım. tam o sırada fetö kavgaları filan daha yeni başlamıştı.15 temmuzdan önce, telekom yönetimi komple değişti. yeni yönetimden bunlara ek destek gelmedi. sanırım eski yönetimin yaptığı her işi bitirme kararı almışlardı. bizimkilerin hiç o işlerde bezi de yoktu. proje güzeldi ama başlayamadan bitirdiler. çöp proje oldu. ama mutlu ayrıldılar. daha yeni yeni projelerle geldi ordan.

    benim hakemlerin analizini yapan bir projem vardı. o iş güzel tutacaktı. ismini 6 bulmuştu. düdüklerin efendisi nokta komu almıştık. sonra vazgeçtik ama yapsaydık, üşenmeseydik hepiniz hakemlerin tüm künyesini orda görüyor olacaktınız. kim nerde ne hata yapmış hepsini arşivleyecektik. sene sonunda hakemler bizi eziyor muhabbeti olmayacaktı. ama dedik bize ne amk. vakit kaybı olarak gördük. 6 nın en sevdiğim yanı buydu. takılı kalmazdı bir şeyde.

    hergün yeni bir projeyle gelirdi. bende de bir sürü yeni proje olurdu. sürekli birbirimiz gazlardık. bir süre sonra yoruldum. abi dedim ben kendi işime yöneleceğim. çünkü aradığım şeyi bulmuştum. o hala netten bişiyler alıp satma, eğitim düzenleme, ayar çekme derdindeydi. şaşırtıcı derecede para da kazanıyordu. san franciscodan dönünce, ucuz diye gitti bir süre kenyada yaşadı. kenyada villa kiralamış bir tane havuzlu. partiler filan vermiş mis gibi hayatı vardı. isveçli, alaman, ingiliz turistler filan hep kenyada takılıyormuş meğerse.

    hepsini kendi parasıyla yaptı. hindistana taşındı daha sonra. orda bilgisayar programcıları ucuz diye takıldı bir süre. tam herşeyi ayarlarken, avrupa birliği fonlarından güzel yurolu bir iş buldu. ankarada bürokrat gibi bişiy oldu. özel makam şöförü filan vardı. ev, araba ab’den. maaşta yuroyla. dedi bir süre para yapayım. yaptı da. projeleri de devam ediyordu. bizim yaşıtlar içinde, sıfırdan onun kadar çok para kazanan bir başkası yok. herkes kurulu işleri devraldı, büyüttü ya da memur oldu. ama o sıfırdan bir sürü iş kurdu. farklı projelere imza attı. benim tahminim 1 milyon doların üstünde parayla oynamıştır kendisi. ab projeleriyle 10 20 milyon dolarlık projeleri gözü kapalı yürütürdü. en son sarıyerde aylık 40bin tl ye koca binayı kiralamışlardı, amerika fonundan gelen suriyeli göçmenlere yardım fonunu yönetiyordu. işin garibi ondan başka da o projeleri bilen olmazdı. bizim beraber top oynadığımız adam olduğundan ben küçümserdim. sallamazdım fazla. bir gün bunu toplantıda gördüm. adam yakıyor ortalığı. her şeyi yönetiyor lan.

    denizlideyken beni dernek üyesi yaptı. bir yerlere aday olduk o istedi diye. beni yönetim kuruluna filan seçtiler. yerel kanallara filan çıktım dernek başkanı olarak. lan dedim ben bişiy bilmiyorum. anlattı 3 saatte. her şeye vakıf oldum. denizlinin en yetkili sivil toplum kuruluşunun yönetim kurulu üyesiydim.ben anlamazdım o anlardı.

    ara ara sorarlardı buna ne iş yapıyorsun diye. kimse anlayamazdı. babası ali amca, süper bir adamdır. o da anlayamazdı. 6 bana derdi ki, benim en yakınımdaki adamlardan birisi sensin. sen de anlayamıyorsan beni kim anlasın?. karışıktı işleri. hakkaten anlamazdım napardı ne ederdi. sorardım arada. ama sıradan, doktorum, tarih öğretmeniyim, bakkalım, tarzı bir cevap arardı kafam. o ise bunlara karşı çıkardı. sık sık proje döngüsü eğitimi verirdi insanlara. ab projeleriyle ilgili önemli birşeymiş proje döngüsü. ama anlayan çıkmazdı pek, sonunda karışık işler olduğunu anlayıp genelde bundan yardım alırdı insanlar. avrupa birliği işini ülkece ona verseydik, bizi sokabilirdi birliğe. öyle kafası ve bilgisi vardı. bence bizim çağın ötesindeydi biraz.

    daha da uzatırım. çok anlatacak şey var. yığınla anlatırım. ama gerisi bana kalsın. içim acıyor çünkü. bende en çok etkisi olan adam makinaya bağlı. beyin ölümü gerçekleşmiş gibi bir şey. ışığa tepki vermiyor. ağlıyorum. çaresi yok. hayatta en çok şey öğrendiğim adam çaresiz yatağa bağlı. yaş 35 olmuş. kimisi için yolun yarısı belki. bizim 6 yolun sonuna geldi gibi. acı. çok acı. napacağımı bilmiyorum. isyan etsen edilmez. yardım edeyim desem, elimden hiç bir şey gelmez. organ lazım olsa vereyim desem, lazım değil ki, her organı sağlam. kalp masajı yapmışlar 45 dakika. beyne oksijen gitmemiş herhalde. ağlıyoruz işte. çaresizce. eşek kadar adamlarız. gözyaşımız sel oldu.

    ölmesi gereken tonla adam var. ölmüyor. 6 ise ölüme çok yakın.

    behlül ölmüştü yakın zamanda. acısı hala taze yüreğimde. çok severdik onu. 6 ile konuşurken, behlül lan, sevmeyeni yok ki, nasıl olur filan diye ağlamıştık. şimdi en ölmesini istemediğim adam ölüm döşeğinde. yazdım bunları ama niye yazdım bilmiyorum. çaresi yok.

    6 nın vizyonu genişti. adamda tek dövme var. sağ pazusuyla koltuk altı arasına dünya haritası yaptırmış. başka da yok dövmesi. dünya insanıyım diyorum ya. sanırım onu taklit ediyorum yine ben. oğlum olursa gökhan ismini koyacağım kendisine. hem babamın hem 6 nın ismini koymak istiyorum. ahmet gökhan. 6 gibi olsun. olsa keşke. onun 10da biri olsa yeter bana. canım 6ım. üşüme sakın. bir mucize olur da dönersen dünyanın en mutlu insanları yaparsın bizi. annen baban harika insanlar. abin harika bir insan. yeğeninde oldu lan daha yeni. sana ihtiyacı var. nereye gidiyorsun sen?
  • gezi parkı olaylarının, tape'lerin, doların ve euro'nun tavan yapmasnın, reyhanlı'nın, berkin'in, ali ismail'in ve ethemin kaybettirdiği oy oranı.
  • kendisi hariç bölenleri toplamı kendisini veren sayılara mükemmel sayılar denir ve 6 ilk mükemmel sayıdır. ("mükemmel" terimi konusunda yanılıyor olabilirim ama benim nezdimde hepsi mükemmel sayılardır.)
  • metal dinlemeye başlamak için ideal bir yaştır.
    (bkz: ben 6 yaşından beri metal dinliyorum)
  • bir galatasarayli olarak hayatimdan sildigim rakam
  • 23 sene 3 aylık bir arkadaşlık geride kaldı. dolu dolu yaşadım. şikayetim yok.

    sayısızca anı. limitsiz ufuk açmaca. tonlarca eğlence. kilometrelerce dinlenmiş nota. çalınmış konserler, şarkılar. kurulmuş hayaller. harcanmış paralar. öğrenilmiş çarelilikler.

    geriye ne kaldı? üstüne atılan toprak. cenaze anısı. son görev adı verilmiş defin işlemi.

    insanların tepkileri çok yavan geldi. biliyorum hepsi unutacak 3 gün sonra. arada akıllarına gelecek. genç ölümdü diyecekler. başın sagolsun diyecekler. itiraf ediyorum ben de bazı ölümleri öyle hatırlıyorum. yani hatırlamıyorum. önemli gibi geliyor. ama unutuyorum 2-3 gün sonra.

    ama ben seni unutamayacağım abi. sen benim hayat çizgimdeki bütün pusulayı çat diye ortaya koyan adamsın. istikametin içinde hep olan adamsın. kızgın değilim sana. bırakıp gitme beni istedim ama gittin. kızgın değilim. görüşürüz yine nasılsa bir yerlerde. ama kısmetse biraz geç görüşelim.

    bazı insanlar vardır. seversin ama sana ilgi göstermez. dersin o iyi insan ama o senin için aynını düşünmez. ben seni hep sevdim ve hep senden sevgi gördüm. diğer arkadaşlarım gücenmez biliyorum ama sen benim en yakın arkadaşımdın. her yerden ortak arkadaşımız var çünkü çok şeyi beraber yaptık. farklı kulvarlardan bir çok insanla seni konuşacağım çünkü hepsiyle başka yerlerde tanıştık seninle. hayatımın her farklı yolunda benimle olduğun için teşekkür ederim. biz seninle hiç küstük mü? hatırlamıyorum ki. hakkaten hiç küsüşmedik di mi?

    en çok özleyeceğim yanın, 3-5 ay hiç görüşmeyip sanki 2 saat önce berabermişiz gibi tam da o kaldığımız yerden sohbete geri dönüşlerimiz.

    o naber lan deyişlerimiz.
    iyi lan senden naber cevaplarımız. parola gibiydi sanki.

    suç ortaklıklarımız.

    planlarımız.

    seninle çok fazla fotoğrafımız yok. ama çok anımız var. sendeki yerimi biliyorum. sen de bendeki yerini biliyorsun. bu şimdilik öylesine bir mektup olsun. okuyan, yahu jzff abartıyor mu acaba biraz desin.

    annesi hadi yat uyu diye azarlayan çocuk gibiyim şu an. okuyanlar hadi bitir artık diye azarlıyor ama ben nolur nolur bir satırcık daha nütfen nütfen diye ağlıyorum gibi geliyor. son noktayı koyup veda etmek istemiyorum. ama buna mecburum. güzel nokta koyuyoruz seninle. sulu nokta tabi ki. çok ağladım. ama gururla koyduğum 6 nokta ……
  • galatasaray'in 6 kasimda fenerbahce'den yedigi gol sayisi.
  • sprite ba$ligina girdigim entry'nin numarasiydi. kendisini ki$isel sebeplerden sildim.

    edit: bu entry'nin numarasi da bi acayip olmu$
  • 7 si çıkmıştır dağılın.
  • tavşan götü.