şükela:  tümü | bugün
  • önce montaj dediği mahkmeye sonra bakalım nolacak diyen salakların da takip ettiğini öğrendik.

    demek ki bu salaklar da içten içe gerçeği biliyor.

    lan siz var ya siz, hele ki sen nick arayan...
  • o cocugu akgotlerin montaj diyerek sulandirmaya calistigi, baska bir ulkede olsa yer yerinden oynatir dedigm ifadelerin devami.
  • https://twitter.com/…ucuk/status/938275499033456640

    adam klasfeld'den bir düzeltme: "evet, (yalan söylemenin) abd'de hapisten çıkmanın en hızlı yolu olduğunu söyledim" cümlesinde parantez içindeki ifade hatalı. fleming sorusunda abd ile işbirliğini kastediyordu. yani zarrab "işbirliğinin" en hızlı yol olduğunu söylüyor.

    this deserves a prominent correction: the bracketed text is wrong.
    given the alleged jailhouse recordings, ı thought fleming had asked zarrab about lying. she only asked him about cooperation with the u.s. gov't. that's the context.
  • ilk günkü sağa-sola dokundurmalar bir tarafa konulursa, sonraki günlerdeki ifadelerden, önceden bir takım pazarlıkların yapıldığı, işlerin mevcut şartlar altında olabilecek en ehven çözüme kavuşturulacağı intibaı uyanıyor:

    - zarrab, işbirliği yaptığı için, az bir cezaya çarptırılıp, sonrasında ortalıktan yok olacak.

    - hakab atilla, zarrab tarafından bir nevi aklanıyor, "rüşvet istemedi, ben de vermedim", "onu sevmezdim, o da beni sevmezdi", "taş koyuyordu, kendisini süleyman aslan'a şikayet ettim" ve benzeri beyanlarla, atilla'nın avukatlarına "atilla zavallı bir uzmandı, olayda aktif değildi, yaptığı, sadece yapılan işlemlerin ambargo kurallarına uygun olup-olmadığını denetlemekti, bunda da suç unsuru yok" şeklinde savunma kurmalarına yardımcı oluyor. neticesinde atilla beraat bile edebilir ya da çok az bir ceza ile kurtulur.

    - ortalıklarda görünmeyen süleyman aslan baş suçlu ilan edilecek, catch him, if you can!

    - rüşvetçi bakan, adının ayyuka çıkmasından başka zarar görmeyecek. kalkıp, amerika'ya gidip enselenecek değil zaten bu saatten sonra.
  • cesitli mahkelemelerce sikeci ilan edilen futbol takiminin tertemiz kabul edildigi ulkemizde, bu mahkedeme bahsi gecen isimlerin de tertemiz olarak kabul edilmesinde hicbir anormallik yoktur. ve muhtemelen de oyle olacaktir bu dava sonucunda.
  • bölüm - 1

    01 - adam klasfeld'den bir düzeltme: "evet, (yalan söylemenin) abd'de hapisten çıkmanın en hızlı yolu olduğunu söyledim" cümlesinde parantez içindeki ifade hatalı. fleming sorusunda abd ile işbirliğini kastediyordu. yani zarrab "işbirliğinin" en hızlı yol olduğunu söylüyor.
    02 - diyalogun doğrusu şu şekilde:
    soru: ilk günkü ifadenizde sorulara yanıt olarak, sorumluluğunuzu kabul etmek ve hapisten bir an önce çıkmak için en hızlı yolun işbirliği yapmak olduğunu söylemiştiniz, değil mi?
    zarrab: evet, bunun en hızlı yöntem olduğunu söyledim.
    03 - çapraz sorgu, zarrab'ın miami'de tutuklandığı döneme ilişkin sorularla başlıyor.
    04 - fleming: hakan atilla tutuklandığında çok şaşırdığınızı söylemişsiniz.
    zarrab, "evet" yanıtını veriyor.
    05 - zarrab'ın ticari işleriyle ilgili sorulara geçiliyor. fleming, zarrab'ın royal denizcilik'teki bir çalışanından gelen bir e-postayı delil olarak sunuyor. çalışanın adı "umat" olabilir.
    06 - zarrab, iran'ın dini lideri hamaney ile hiç bir araya gelmediğini söylüyor. zarrab: (iran'ın eski cumhurbaşkanı) ahmedinecad ile de hiç bir araya gelmedik.
    07 - ancak zarrab, ahmedinecad'a bir mektup yazmıştı. bu mektup geçen nisan ayında ortaya çıkmıştı. o dönem yayınlanan ilgili haber aşağıdaki adreste.
    08 - fleming, yargıç berman'a, "sayın yargıç, sanırım bugün ses kayıtlarını düzenlemiş bulunuyoruz." sözü edilen kayıtlar dünkü duruşmada dinletilmemişti.
    daha doğrusu, savunma makamının elindeki kayıtlar dinletilmemişti.
    09 - savunmanın elindeki ilk ses kaydı birazdan dinletilecek ve konuşma dökümünün ingilizce çevirisi delil dosyasına eklenecek.
    10 - kısa ses kaydı şimdi dinletildi. zarrab, kayıttaki görüşmeyi aslan ile yaptığını söylüyor. zarrab'ın, halkbank'ta hakan atilla ve süleyman aslan ile düzenlediği bir toplantıdan sonra yaptığı bir telefon görüşmesi.
    11 - soru: atilla'nın ofisine hiç gitmemişsiniz, doğru mu?
    zarrab: atilla'nın halkbank'taki ofisine gittiğimi hatırlamıyorum.
    zarrab, ofisin kaçıncı katta olduğunı bile bilmediğini söylüyor.
    12 - yine savunmanın elindeki bir ses kaydı dinletilecek ve görüşme dökümünün ingilizce kaydı delil dosyasına eklenecek.
    13 - (ses kaydı şu anda dinletiliyor.)
    14 - görüşmenin tarihi 17 ekim 2013, levent balkan'ın halkbank'ta çalıştığı dönemden aylar sonra. görüşme zarrab ile rüçhan bayar arasında.
    15 - savunmanın elindeki bir diğer ses kaydı dinletiliyor.
    16 - fleming, zarrab ile halkbank çalışanları arasında saygılı bir üslup kullanıldığına dikkat çekiyor.
    soru: çalışanlar size saygılı davranıyordu, değil mi?
    zarrab: halkbank personeli, çalışanları her zaman her konuda bana saygılı davranıyordu... ben de onlara saygılı davranıyordum.
    17 - fleming, zarrab'ın telefonda kadın halkbank çalışanına işiyle ilgili yalan söylediğini belirtiyor. zarrab da kadını yanlış bilgilendirdiğini kabul ediyor.
    zarrab: alt kademedekilerin bizim ne yaptığımızdan haberi yoktu. zarrab bunu doğrudan sorgulama sırasında da dile getirmişti.
    18 - zarrab: "elbette bu işlemin iranlı nıoc şirketiyle bağlantılı olduğu bilgisini vermedim."
    zarrab: "telefonda bu konuları açıktan konuşmuyorduk."
    sözü geçen mehtap adlı çalışanın konuyla ilgili bir şey bilmediğini söylüyor. işin içinde sadece üst kademelerin olduğunu belirtiyor.
    19 - (zarrab ile levent balkan arasında geçen bir görüşmeye ilişkin ses kaydı dinletiliyor.)
    20 - fleming, zarrab'ın bir ara balkan'a "peki, o işi yüz yüze konuşalım" dediğine dikkat çekiyor. bu sözlerin, telefonun dinlenmesinden endişelendiğini gösterdiğini öne sürüyor. ancak fleming, zarrab'ın atilla ile farklı biçimde konuştuğunu belirtiyor.
    21 - soru: atilla ile görüşmenizde ise böyle bir cümle yok, değil mi?
    zarrab: "hatırladığım kadarıyla, dinlediğim görüşmelerden böyle bir şey hatırlamıyorum." yani mümkün de olabileceğini ama hatırlamadığını söylüyor. riski dengeliyor.
    22 - (başka bir ses kaydı dinletiliyor.)
    23 - kayıt dinletildi. görüşme dökümünün ingilizce çevirisi okunuyor.
    24 - fleming'e göre, ses kaydı, balkan'ın karar verme yetkisine ve gücüne sahip olduğunu gösteriyor.
    soru: "o zaman devam ediyorum ve onay veriyorum" dediği sırada, "üst kademelere sorup onay veriyorum" demiyor, değil mi?
    zarrab: elbette, demiyor.
    25 - fleming, iran'la bağlantılı işlemlerin dışında, zarrab'ın yasalara uygun işleri olduğunu belirtiyor, zarrab da bunu doğruluyor.
    26 - soru: türkiye'de çok ünlü bir şarkıcı ile evliydiniz, değil mi?
    zarrab: doğru.
    27 - soru: ikiniz sık sık magazin sayfalarında çıkıyordunuz, değil mi?
    zarrab: evet, çıkıyorduk... gazetelerde ve dergilerde bizim hakkımızda bir sürü haber yayınlanıyordu.
    28 - fleming, zarrab'dan, ünlü yaşamının gösterişli yanlarını anlatmasını istiyor. ailesiyle oturduğu evin ve teknesinin fotoğraflarını gösteriyor.
    zarrab: "bu resimler medya tarafından gizlice çekildi ve o şekilde yayınlandı."
    29 - zarrab: "medyada benimle ve [burada eksik kelime var] ile ilgili yayınlanan haberlerin yüzde 99'u abartılı ve yalan haberlerdi."
    30 - zarrab magazin basınını kastediyor.
    31 - not: klasfeld "benimle ve eşimle ilgili" dediğini ancak bunu teyit etmesi gerektiğini yazdı.
    32 - zarrab ile balkan arasındaki bir görüşmeye ilişkin ses kaydı dinletildi. şu anda da görüşmeye ait ingilizce dökümle ilgili konuşuluyor.
    (yeni bir ses kaydı dinletiliyor.) oturuma kısa bir ara verildi.

    ekleme: malesef word dosyam bozuldu, devamını getiremiyorum.