şükela:  tümü | bugün
  • leonard cohen gibi bir adam geldi lan bu ülkeye u2 yu sikiyim. nedir bu çakma muhalif, para babası adamları yüceltmeler 10 sayfa entry girmeler çözemedim.
  • bu konserden en fazla tweet gireni ödül olarak abdullah gül'le bir adaya göndersinler.

    iyi anlaşabilirler.
  • konser sirasinda siradaki sarki bana gelsin diye mesaj atan arkadasima siradan:

    zulfu livaneli'den yigidim aslanim geldi. nihaha.
  • bu konserde egemen bağış'ı yuhalayanlara kızanları anlayamıyorum. konsere gidenler çoğunlukla öğrenciler, orta direkler ve biraz kalburüstü geliri olanlar değil mi? akp ilk kurulduğundan beri ne yaptı?

    öğrencileri çok okuyan arkadaşlar şimdi sefilleri oynuyorlar deyip keriz yerine koydu, her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şart yok diyerek onların işsizlik sorununu hiç sallamadığını gösterdi.

    akp'nin nefret politikası gereği, türkiye'nin büyük çoğunluğu olan fakir ve düşük gelirli grubunun oylarını kapmak için, esas zenginlere laf söyleyemediğinden, sürekli orta direğe ve biraz kaburüstü geliri olanlara saldırdı, onları düşmanmış gibi gösterdi. yahu bir sabah uyandık babam gibi emekli olduğu halde çalışmak zorunda kalan, yılda bir hafta tatilin büyük lüks olduğu, sürekli kredi kartı borcu olan ama türkiye ortalamasına göre asla fakir veya düşük gelirli sayılmayan insanlar elit olmuş, beyaz türk olmuş. meğer elinde kadehle ahaha diye gülen laik bizmişiz.

    şimdi bu insanlar kendilerini düşman gören ve başka insanları da kendilerine karşı kışkırtmaya çalışan bir partinin bakanını yuhalamayacak da ne yapacak? kusura bakmayın ama ilk kanı onlar akıttı.

    konsere gelecek olursak, atatürk olimpiyat stadı yüzünden az kaldı kaçırıyorduk. tam 3 buçuk saatte beşiktaş'tan stada gidebildik. 10 buçuk gibi ancak konserde olduk. neyse ki radyo eksen yol boyunca u2 çaldı da kaçırdığımız şarkıları oradan telafi ettik. sahne çok iyiydi. ekranın ortasında benim bulunduğum taraftan gözüken bir kırık vardı sanki, arada gözüm takıldı ama o da nazar boncuğu olsun. hangi şarkıydı hatırlamıyorum ama birinin başlangıcında, grubun elemanları ekranda kafaları sallayıp apaçi dansı gibi bir şey yaptılar, baya eğlenceliydi.

    sonuçta bi rammstein, bi metallica konseri kadar olmasa da gayet güzel konserdi, iyiki gaza gelip son anda gitmişim. ancak her galatasaray maçı sonrası söyleyip bozduğum yeminimi tekrar ediyorum, iron maiden konseri olmadıkça o stada bir daha hayatta gitmem.

    not: bu arada maiden'la konuştum haberler iyi. içeriden aldığım bi duyuma göre anlaşma imzalanmış, seneye yüzde 99 iron maiden konseri izleyeceğiz. çok heyecanlıyım be sözlük.
  • aylar öncesinden aldık biletleri, heyecanla bekledik. vorfreude denen birşey var, almanlar'a göre bir olaydan aldığın hazdan daha güzel şey, o olayı beklemekten aldığın haz. aylarca o haz yükseldi yükseldi ve dün akşam zirveye tırmandı.

    yok yenibosna'ya parkedip otobüse binelim, yok taksi tutalım derken, arkadaşlar beni kandırıp arabayla stada kadar götürttüler sağolsunlar. ancak bir akıllılık ettim ve uzağa parkettim, ki hikayenin sonunda bunu anlatacağım.

    şunu söyleyeyim, eğer bono da bizimle aynı yoldan geldiyse stada, haftaya kesinlikle türkiye'ye yardım kampanyası başlatır, hatta insan haklarının ihlal edildiğini bütün dünyaya anlatır.

    arabadan indik, balçığa bata bata stada yanaştık.

    bir stad ki, ben diyeyim bozkırın ortasında gül, sen de at sikinde kelebek.

    kendi kapımıza yürümemiz 30 dakika aldı. ama bu yol çok zevkliydi çünkü binbir çeşit insan görüyorsun, iki tanıdığa rastlıyorsun. yanımdaki arkadaşlardan birisi bi arkadaşını gördü, "olum sen daha önce yurtdışında gitmemiş miydin u2'ya" dedi, çocuk pis pis sırıttı. meğer çocuk o konsere gitmiş de orada tanıştığı bir kızla tuvalette şeetmiş!! bunu duyan hayvan arkadaş grubum, "aabi biz konser izlemeyelim wc'de nöbet tutalım, abi şu kıza teklif edecem, bayan wc'ye gelir misiniz benimle " muhabbetine başladı.

    sonunda içerideyiz. (üstümü ararlarken gıdıklandım)

    yerimiz gayet sağlam. sahneyi yandan görüyoruz, sahaya yakınız ve önümüzdeki sıralar boş.

    bono öyle mübarek adammış ki, 2 saattir yağan sağanak, biz stada girince durdu. muhteşem bir hava var.

    bu arada arkadaş bir espri yaptı ki alakasız da olsa anlatmam lazım.reklamlardan bahsediyoruz; o gıcık olduğu 1-2 reklamı anlattı, ben de anadolu sigorta'nın kıl olduğum reklamını anlattım:

    -abi iğreniyorum o çocuğun sesinden; "22 tane arabam var ve kasko yaptırmak istiyorum" diyor ya...
    +çocuk değil olum, ali ağaoğlu o arayan, bentleyleri falan kaskolatacak...

    ön grup başladı, snow patrol. fena değiller, 1-2 şarkısı tanıdık geliyor. ama adam aralardaki konuşmalarda biraz fazla crew yağcılığı yaptı, hatta sonunda u2 crew'ı sahneye çıkartıp şarkı bile söyletti adamlara. olsun dedik, emekçilerdir, sevinsinler...

    sağıma soluma bakıyorum, herkeste bir bira. referandum bu stadta yapılsa %97.8 hayır çıkar. (evet yüzeyselim:))

    sol tarafımda cengiz semercioğlu'nu görüyorum. sıkılmış ve eleştirel bakışlarla etrafı kolaçan ediyor. sonra önümdeki sıradan bir grup geçiyor. önde tiki bi çocuk, 19-20 yaşlarında sarışın... yanında da üç güzel kız. eleman amerikan filmlerindeki, şımarık ve yakışıklı zengin çocuklarına benziyor. dövecektim, o denli önyargım var bu tiplere. arkadaş demez mi, fenerli lugano lan bu!! oha!!.. harbiden luganoymuş adam. ama acaip yakışıklı adam; ve sempatik. tüm konser boyunca oturmadı, yanındaki kadına sarıldı durdu. beşiktaş'ı bırakıp fenerli, erkekliğimi bırakıp kadın olmaya karar verecektim. sonra vazgeçtim.

    ve sonra u2... sahneyi yazmama gerek var mı bilmiyorum, ama şunca hayatımda böyle güzel bir sahne şovu görmedim. siz görmüş olabilirsiniz, hatta "o da bişey mi, sen şunu görmediysen ohoo" diyebilirsiniz. lav silahıyla girişirim bunu diyene. hassttiiee..

    bono, ilginç bir şekilde tarkan'a benziyor. yoo, sadece ben değil etraftakiler de benzetti. kısa boylu, hareketli, sempatik tavırlı bir adamcağız.

    performansı müthişti bono'nun. sesi elbette güzel olacak, sonuçta rock star; ama canlı canlı dinleyince beklentilerin çok üstünde enfes bir sesi olduğunu görüyorsun.

    edge'e gelirsek, adam güzel karizma sahibi. gitarda da kendine has stil yaratabilmiş bir zat. her ne kadar sinek vızıltılı u2 şarkılarını sevmesem de (bazı u2 şarkılarında arkada vız vız sesler olmuyor mu? bana mı öyle geliyor?), edge'e saygım sonsuz.

    kişisel u2 tarihim, zaten bilinen with or without you gibi şarkıların yanı sıra, lise 1de aldığım achtung baby ile sınırlı; ama ne achtung baby. ne verseniz sünger gibi emdiğim yaşta, defalarca üstüste dinleyip, ezberlediğim, hastası olduğum, ağladığım şarkıları barındıran albüm. sağolsunlaf bu albümden 3 şarkı çaldılar. who s gonna ride your wild horses çalmaması üzse de, yine de sağolsunlar. çaldıkları için: one , mysterious ways , light my way...

    bono'nun egemen bağış'tan bahsettiğinde yükselen yuh sesleri, ardından "politikacı isimlerinden bahsetmeyeyim tamam; köprüden bahsedebilir miyim?" demesi çok komikti.

    yeri gelmişken; bono ve u2'nun politik söylemlerinden bahsedelim.

    her grubun, sanatçının bir tavrı var. kimisi tamamen apolitik, kimisi milliyetçi (ismail türüt), kimisi bush'çu, obamacı, hristiyan demokrat, müslüman vs vs vs... o düşünceyi gerçekten benimsemişse, onu öne sürmesinde sakınca yok, hatta bir miktar kullansın da... ama varlık sebebi o olmasın grubun. u2'nun varlık sebebi politik söylemleri değil bence, kaliteli müzik yapması. ha, o tavırla hayran kitlesini artırmış olabilir, para kazanabilir, ama o söylemler insan hakları, demokrasi ve sevgiyle ilgili olduğu sürece, insanlara umut ve ilham verdiği sürece (veriyor, ben şahit oldum), sorun yok.

    müzikte belli bir noktadan sonra, popülerlik, politik söylemle ters orantılı hale gelmeye başlıyor. u2 gibi dev grup samimi olmasa, bunca yıl sürdüremezdi o tavrını. ve dünyada bu boyuta ulaşmış ve hala "insan hakları, demokrasi" diyecek bir dev yok gibi birşey, u2 dışında.

    bono'nun eleştirilecek bir yönü vardıysa dün akşamla ilgili, türkiye'deki politik durumu ve seyirci kitlesini iyi analiz etmeyip egemen bağış'tan bahsetmesiydi. evet egemen bağış belki liberal, aydın, düzgün bir insan olabilir, bono'yu getirdiyse sağolsun, ama akp'li adamdan bahsedersen yuh'u yersin orada. zülfü çıkınca ve 60.000 kişi yiğidim aslanım'a katılınca yanımdaki arkadaş "bu da x'e kapak olsun" dedi, etraftaki 30 kişi koptu... (x = anladınız siz onu). farkındayım bunların hepsi masturbasyon ve esas ayarı 12 eylül'de alacaz ama olsun be kardeşim, güzeldi... hem belki bize mesaj verdi bono, hepimize... tayyip'e "bakın rock müzik denen birşey var ve o kadar da kötü insanlar değiliz" mesajı verdi (anladı mı bilmiyorum).. bize de "bunlar öcü değil kardeşim, görüşürüm elbette; ayrıca bazen hoşunuza gitmeyen şeylere katlanmak zorundasınız, ab'ye uygun bir sürü kanunu çıkartan adamlar da yine bu beğenmediğiniz akpliler, yuhlasanız da öyle"...

    lübnanlı kızla dansı ve kızın utanması çok sevimliydi.

    arkadaşlardan birisi ara ara tuvalete gidip baktı ama eli boş döndü:(.

    konser bitti ve 30 dakika kadar yürüyüp arabaya ulaştık. bütün millet çıkmayı beklerken, doğru yere park etme sayesinde 10 dakika sonra bakırköy'deydik.

    radyoda wild horses çalıyordu....

    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    edit: achtung baby'den çaldığı şarkıları eksik yazmışım, until the end of the world'ü unutmuşum. albatros ve kimi raikkonen sağolsunlar.
  • bir yıl arayla izlediğim 2.ci 360 tour konseri.

    geçen yaz elemanları amsterdam'da yakalayıp izlediğimde istanbul konseri haberi daha ortada yoktu. "madem 30 yıldır gelmiyorsunuz ben size gelirim" mantığıyla gidilmiş bir konserdi bu ve rüya gibiydi. üstüne bir yıl sonra istanbul konseri pek güzel oldu... ama iki konseri sürekli kıyaslayarak izledim bunu. şimdi gözlemler;

    - bu konser maalesef 360 değil 60 tour olabildi seyirci açısından. yani bono sahnede durup stada baksa saha içinin yarı yarıya dolu olduğunu görürdü, tribünlerde ise sadece alt kısımlarında doluluk vardı. bu açıdan bu olimpiyat stadını düşünenin de, planlayanın da, yapma izni verenin de, ihaleye girenin de, kazanıp müteahhitliğini yapanın da, direkt patlatmak varken kullanıma açanın da yedi sülalesinin iq seviyelerinin ölçülmesi gerek. bu kadar ruhsuz ve kötü bir stad görmedim!

    - bono ve u2 amsterdam'a göre kesinlikle daha mekanik ve profesyonel geldiler bana. orada i still haven't found what i'm looking for'u baştan sona söyleyen bir seyirci vardı. öyle ki elemanlar çalmayı bırakıp dakikalarca stadı dinlemişlerdi. bir kolej grubu gibi nasıl başladıklarını ve heyecanlarını nasıl hiç yitirmediklerini anlatmıştı bono. daha kişiseldi sanki ortam. burada ise biraz daha soğuk kaldılar. seyirciyle oradaki diyaloğu kuramadılar - sanıyorum ilk defa gelmiş olmanın bir etkisiydi bu.

    - bununla beraber zülfü livaneli gibi büyük bir sürpriz gerçekleştirdiler ve yine durup stadı dakikalarca şarkı söylerken izlediler. bu sefer kendi şarkıları değildi dinledikleri ama olsun. bu anlar konserin en anlamlı anlarıydı pek çok seyirci için.

    - köprü muhabbeti ilginçti ve bono'nun nasıl nabza göre şerbet verdiğini gösterdi - e normaldir adam 40 yıllık şovmen. "dün köprüde yürüdük.." diye başladığı anda öyle bir yuhalanma sesi yükseldi ki seyirciden, hemen kıvırıp "avrupa dünse burası yarın, sizin bulunduğunuz yere yürüyecekler" gazını verdi. e yine normaldir "siz türklerin politikacılarınızdan nefret ettiğiniz belli, tamam da niye hala başınızda tutuyorsunuz madem" diye soracak değildi. bunu epey seneler önce bir konserinde (ya izmir'de ya efes'teydi) joan baez dile getirmişti "türk halkıyla yöneticileri arasında derin bir uçurum görüyorum" diye. aradan geçen 15 senede birşey değişmediği gibi uçurum daha da derinleşmiş belli ki.

    - ses düzeni ve the claw muhteşemdi. ışık ve görüntüler de öyle. o açıdan şu anda u2'dan daha abartılı stadyum konseri verebilen yok zaten. çaldıkları parçalar çok lezizdi, elevation, miss sarajevo ve hepsinden öte new year's day gibi eklemeler vardı geçen seneye göre.

    - yine de bu şehrin bu yaz gördüğü dev konserleri kıyaslarsam sonisphere daha keyifliydi gibi geldi bana. en azından inönü stadındaydı ve çıkıp yürüyerek beşiktaş'a veya taksim'e gidiliyordu. son gün stad tıklım tıklımdı ve seyirci özellikle metallica'ya müthiş eşlik etmişti. burada biraz daha uzak kaldığımızı hissettim u2'ya, ayrıca stad yarı yarıya dolabildi. o açıdan yedi sülale ile ilgili temennimi tekrarlamayı bir borç bilirim.
  • bono, konserin ortasında çok lazımmış gibi egemen bağış'dan bahsetmeye başlayınca 10-15 saniye kadar bayağı bir yuhalandı. konuşmaya devam ediyordu ama baktı olacak gibi değil, -ıslıklama ve protesto devam ediyor, "tamam politikacılardan bahsetmiyorum" dedi konuyu boğaziçine bağladı. herşey birden normale döndü, kitle yeniden gaza gelip coştu.
  • internette türlü geyiklere malzeme olmuş konserdir.
    şöyle ki:

    "u2 konserinde sahneye fırlayan kişinin düet nöbeti geçiren f.göçer olduğu anlaşıldı,kronik düet sendromu hastası göçer güçlükle yatıştırıldı."
  • benim de söyleyeceklerim var

    elemanların david bowie ile cıkışları cok gazdı, muazzamdı

    ayrıca ilk defa gitmiş ve bir daha gitmeyecek biri olarak:
    ben öyle olimpiyat stadının da, böyle boşaltım planının da böyle toplu taşımacılığın da
    anasını avradını, eşiktekini beşiktekini, mezardakini ve yedi ceddini sikeyim.
  • şimdi yazıcam birşeyler ama yetmeyecek biliyorum. öyle bir konserdi.

    sabah 10'da uyanıp aheste aheste beyoğlu'na gidip 11buçukta inception izledim. böyle başlayan bir gün arkadaşımı tavlada dağıtmamla devam etti. günün asıl olayı olan konser de uğruna heyecanlandığım kadar vardı valla. mükemmeldi.

    gidişte çok sorun yaşamadık valla. taksim'deki otobüs kuyruğunu gördükten sonra gayet mantıklı bir şekilde yenibosna'ya gittik oradan da otobüsle yarım saat kadar sonra stada vardık.

    stada vardıktan sonra milyon tane insanın ı yerine h kapısının önünde beklemesi sonra gidenlerin görevlilerin uyarısıyla diğer kapıya yönlendirilmesi yaşadığım ilk komiklikti. geri giden kimse de söylemiyordu gerçeği. biz çığırdık bağırdık da millet "aa olur mu öyle yaa" diyip geri döndüler. çileli içeri girme sürecinden sonra içeride bekleyen badimizi bulduk ve yerimize konuşlandık. dış sahnenin yaklaşık 3 metre arkasındaydık ve görüşümüz oldukça kaliteliydi.

    bir ara yağmur başladı herkes yağmurluklarına sarıldı. önümüzde bir grup pakistan bayrağı açtı ve onun altına sığındılar. sonra askılı tişörtle gelmiş bir kızcağız ("ölüceksin sen, nesin, napıyosun burda" diye sayıkladım onu gördükçe) öndeki pakistanlı u2severlere yanaştı o da nasiplendi. sanırım yağmurdan dolayı snow patrol biraz geç çıktı.

    snow patrol'ın solistleri şirin adammış. ama perküsyoncuları çok vasıfsızdı. zaten dandik gitar tonlarından adam gibi bir şey duyulmuyordu ne yalan söyleyeyim. bütün crew'un sahneye çıkıp götlerini yaymaları hoşuma gitti. o kısa adamın da sesi çok sağlammış ayrıca.

    onlardan sonra bir de u2'yu beklemek ve o saçma saate bakmak yedi bitirdi beni. anlamsız bir şekilde 15 saniyede bir dakika ilerleyen ilginç bir saatti. zaten saat durunca da hiçbir şey olmadı. üstüne 10 dakika filan daha bekledik en az. neyse ki en sonunda u2 sahneye çıktı.

    dört arkadaş eşekler gibi eğlenerek izledik konseri. bir ara yanımızda elinde 4-5 tane birayla bir adam belirdi. "arkadaşlarıma gidicem de nerdeler hatırlamıyorum" dedi. kibar adammış bir tane ikram etti bana. beleş bira içtim. egemen bağış lafını duyunca yuhalama ıslık filan oldu. ben yaptım mı hatırlamıyorum. ama ayıp olmuş gerçekten şimdi bakınca onu anladım. karambol bir durum oldu ama bono sadece muhtemelen izleyeceğini bildiği egemen bağış'a teşekkür etmek istedi yani. sonraki lafları güzeldi ama, boş adam değil.

    "şimdi sahneye tanıtılmaya ihtiyacı olmayan bir insanı çağırıyorum" dediğinde çok sürpriz bir isim bekledim. ama ne yalan söyleyeyim zülfü livaneli onlardan biri değildi. bütün stadın tek bir ağızdan şarkıyı söylemesi ve bono'nun eli göğsünde bunu izlemesi güzeldi. adamların bu konseri unutmamasını sağlayacak özgün bir ayrıntıdır bence o.

    sahnenin yapısından daha fazla bahsetmek gereksiz. inanılmazdı lan işte. köprülerin dönmesi güzeldi ama keşke hep ön tarafta olsalardı diyorum ben o kadar dolandı adamlar ne gerek var yani * encore (ne zaman encore olduysa bu biss değil miydi adı bunun?) zamanı yukarıdan inen mikrofon çok güzeldi. bono'nun o mikrofonla türlü şaklabanlıklar yapması da güzeldi. o yanar döner ceketi de astı bıraktı yukarı. güldük ne güzel.

    encore'da light my way'i çalmaları çok hoşuma gitti. sanırım atina'daki setlist'te hold me thrill me kiss me vardı. beybi beybi layt maaay vey diye bağırdım bol bol.

    one'ı söylerken bono'nun girişleri değiştirmesine sinir oldum. one söylicez di mi hep beraber. yerinde gir anasını satiyim. illa konser diye farklılık yapıcan. hani one'dık tek vücuttuk lan.

    onun dışında bono'nun performansına diyecek lafım yok. sesi inanılmaz zaten. bir yerde çok ufak gitti sesi ama çok farkedildiğini sanmıyorum. o da hafif yüzünü buruşturup gülümsedi ve istifini bozmadan devam etti zaten. senelerin deneyimiyle oldukça rahat ama şımarmadan, eğlenerek ve kibarlıkla sürdürdü konseri. kızın arkasından adı neydi sormayı unuttum deyişi gözden kaçmadı. diyaloğu da yerli yerindeydi bence. çok konuşmadı, konuşunca da güzel konuştu adam. o kadar laf ediliyor ama o laf edenlerden milyon kat fazla şey yapmış ve kim bilir kimleri etkilemiş bir insan bono. ve adam kültürlü lan. adam yetiştirmiş kendini tamam mı. ne laf ediyosunuz. susun işte. para kazanıyomuş bilmemne. ben de istiyorum para kazanmak, sen de istiyosun. herkes istiyo.

    adam clayton duruşuyla gayet rahattı. the edge yer yer mülayim yer yer de hınzır bir tavır sergiledi. önümüze gelip solo attığı vakitler ne güzeldi. köprülerin dip dibe geldiği anda bono the edge'e hareket çekti gibime geldi anlamadım bir an. davulcuyla muhabbetim yok valla. bir ara elinde o vurmalıyla geldi takıldı gitti. hevesini aldı adam.

    sahneye çıkarılan kızı anlayamadım. yukarıda bahsi geçti ama... güzel olduğunu düşünmüyorum öncelikle. neye göre aldınız kardeşim o kızı. çizmeyle mi ne gelmiş zaten konsere o nedir öyle ya. gerçi terden sırılsıklam mavi tişörtüm ve stormtrooper superstarlarımla ben mi çıkacaktım da. vardı bir sürü güzel kız alaydınız birini. kızım okuyorsan özür dilerim. ama en azından konserdeki 304985439 kız seni kıskanıyor şu anda. mutlu ol.

    light my way'den önceki uzaylı gebertti beni. nereden gelmiş akıllarına anlamadım...

    hiç tuvalete gitme ihtiyacı duymadım çok da mutluyum. o portatif tuvaletler beni tiksindiriyor. yerim de mükemmeldi zaten hayatta gitmezdim.

    seyirci biraz tırttı. zıpladık ettik de herkes gaz değildi. önde ortada olan uzun abi komikti. yer yer insanları gaza getirdi zaten. danquel'in konser sırasında belirttiği gibi boeing indirirmişcesine arkadaşlarını yönlendirmesi komikti. "ben de geleyim mi" diye kaş göz yaptım adama ama beğenmedi sanırım beni yüzünü buruşturdu. bir de allah'tan dünya basketbol şampiyonası var. yoksa o kadar dolu olmazdı. o değil de adamlar sularını biralarını filan kendi ülkelerinden mi getirmişler anlamadım ben. birkaç kişi gördüm öyle.

    neyse konser bitti sonunda. hadi bakalım geri döneceğiz. ama o kadar kolay olmadı. allah'ın dağında 12:15 gibi staddan çıktık. ölümcül otobüs kuyruğunun sonuna geldiğimizde saat 1:40 filandı. en sonunda ayakta gidelim dedik de öyle bindik daha beklemeden. şu sahneyi yapan beyinlerin yüzde 5ine sahip olmayan organizatörler neden üç dört ayrı kuyruk yapmadı? zannımca daha hızlı giderdi herkes. dünyanın sigarasını içtim o sırada. kanser etti beni. onun dışında organizasyona laf edemem. çünkü herhangi bir etkilerini görmedim genel olarak.

    toparlamak gerekirse: o kadar reklam yapıldı çok da iyi oldu güzel oldu tamam mı. kaldı ki küçük bir etkinlik değildi bu. adamlar türkiye'de şu ana kadar yapılmış en kaliteli ve emek gerektiren sahne show'unu sergilemiş olabilirler. fiyatlarıyla vs vs oldukça makul bir konserdi. olimpiyat stadı kötü bir alternatif. ama yer söyleyin kardeşim başka nerede yapılabilirdi bu etkinlik? gelenler geldi eğlendi. sesimin bu kadar kısıldığını görmedim ben. bono zaten imkansız söylüyor. bir vertigo, get on your boots, sunday bloody sunday söylemek zor iş. çatlayıp durdum zaten anasını satayım bağırırken. ama deşarj oldum lan ne güzeldi.

    çok iyiydi be.

    edit: ha bi de snow patrol (kalp) istanbul nedir be? u2 & crew (kalp) istanbul filan.. manyak mısınız nesiniz ya...