şükela:  tümü | bugün
  • sürekli kedi saymak demektir. hepsi burda mı, hepsi yemek yiyor mu, hepsi iyi mi diye sürekli sayarsın. eksik varsa köşe bucak ararsın.

    biraz fazladır altı ama hiçbirinden de vazgeçemezsin. bunlar bir set, bir takım. biri eksilse takım bozulur.
  • evi 6 adet çılgın ile paylaşmaktır. ordan oraya paldır küldür koşturmalar. ama illa ki mama kabına çarpıp devirmeler. beklenmedik bir şeye çarpınca hepsi birden patinaj yapa yapa yatağın altındaki 5 cm'lik boşluğa doluşmalar. kum kabı başında tuvalet sırası oluşması ve bazen aceleden ikişer üçer girmeler. her gün sabah akşam bir bir poşet kum atmak. bir tencere kedi yemeği yapmak, iki gün yetmemesi.
  • "ahtapot olsam da hepsini aynı anda sevebilsem" demektir.
  • birini severken diğer bes çift gözün sıra beklemesi
    bir sineğin peşinden kosan bir sürü pati
    her gün takılan elektirik süpürgesi
    3 haftada biten 15 kg lik mamalar
    3 günde biten 10 kg lik kedi kumları
    seni eve geldiğinde çeşitli cilvelerle karsilayan 6 tüylü göbek.
    bi çeşit aşk işte..
  • kot pantolonlarımı ben de içindeyken tırmalama tahtası gibi kullandıkları için hem bacaklarınızın çizik içinde kalması hem de sürekli iplikleri çekilmiş pantolon giymek demektir. eskiyen kot pantolonlardan tırmalama tahtası yapacağım. doya doya tırmalasınlar.
  • berbat geçen günün sonunda eve gidip altı kediyle oyunlar oynayacağını düşünerek teselli bulmaktır. bir kedisi bile olmayanlar varken altı kedim var. daha ne olsun?
  • devamlı, diğerleri yanınızdayken, içlerinden birini 5-10 dakika görüş alanınızda bulamayınca, "ulan yine ne boklar yiyo" diye tedirgin olup evi aramaktır.

    not: 3 kedi + 1 kedi olduğunu iddia eden tazmanya canavarı.
  • başlığı okuyunca hapşurdum*
  • bazen biraz yıpratıcıdır. beşinin keyfi yerindeyken biri keyifsiz mesela. artık ben yokken bayramda ne yaşadıysa yerinden kımıldamak istemiyor. kalkıp odaya gitmediği için yemek yesin diye bir kapta biraz mama getiriyorum yanına. ona farklı mama veriyormuşum gibi diğerleri atlıyor. bu hasta hanımefendi stresten kum yeme alışkanlığı edinmiş. bağırsaklarında yoğunluk var ama çok şükür tıkanıklık yok. malt macunundan da vitamin macunundan da bolca yedirdim. bir şırıngayla zeytinyağı da sıktım ağzına. ben içindekileri çıkarsın diye bu kadar uğraşırken hanımefendi kumu görür görmez yemeye çalışıyor. bir yandan yemeden çişini kakasını yapsın diye uğraşırken bir yandan da meraklı melahatleri uzaklaştırmak gerekiyor.

    birinin hastalığıyla ilgilenirken diğerlerine vakit ayıramadım bugün. stronghold damla aldım gitmişken. bir ara ayırıp birbirlerini yalayamayacakları şekilde damlatmam lazım.
  • hastalandıkları zaman gerçekten zorlayıcı olabilen bir yaşam tarzı. az önce ikisine antibiyotik verdim önce. sonra altısına imunex verdim. beşine lactoferon yutturdum. en son hepsine vitaminli macun vererek geceyi kapattım.