şükela:  tümü | bugün
  • beyoncé osursa bile ödül alır algısı yaratmaya başladılar son zamanlarda. eskiden bu daha ayarındaydı. 2020 yılında albüm bile çıkartmadan bu yılki en çok ödülü alan sanatçı oldu. büyük bir torpil söz konusu bana göre.

    dua lipa için biraz üzüldüm. future nostalgia hakettiği değeri göremedi. bir yıl boyunca dua bu albümün pr ını yapıp durdu. konsepti bozmadı. düetler vs yapıp hemen kapatmadı albüm dönemini. şarkılarında her biri ayrı güzel ve eminim 2020 yılında bu albümü piyasaya sürmeseydi 2020 müzikal anlamda çöp bir sene olabilirdi. bir ödülle ayrılması kötü oldu.

    the weeknd ise grammy tarihinde en çok hakkı yenen sanatçı olarak tarihe geçti.

    doja cat sen önüne gelenle düet yap bir yıl boyunca çalışıp dur ve bir grammy'i bile hor görsünler sana olacak iş değildi. belki de altın yılıydı bu yıl. bu fırsatı iyi değerlendirdiğini düşünüyorum çokta rakibi yoktu ama olmayınca olmuyor geçmiş olsun diyoruz.

    bts için diyeceklerim de şu adamlara bir ödül bile vermeyeceksiniz çağırmayı kardeşim prim yapmayın çok büyük bir fan kitlesi var diye.
    bts'in yerinde olsam kıyameti koparırdım ama adamlar medeni işte. geliyorlar performanslarını sergileyip reyting kazandırıp geri gidiyorlar yazık.
  • sürekli 63.sü düzenleniyor gibi gelen ödül töreni. bir defne samyeli’nin kızının bir de bu ödül töreninin yaşı hiç değişmiyor gibi.
  • the weeknd'in tarihi vurgun yediği ödül töreni.

    yılın en popüler isimlerinden biriyken ve yılın en büyük hiti blinding lights'ı çıkarmışken resmen sıfır (0) çekti. daha önce vurgun yiyen şarkıcılar çok oldu. 2014'te justin timberlake çok başarılı bir yıl geçirmişti ama yılın albümüne aday olamamıştı. 2018'de the weeknd gibi yılın en büyük hitini çıkaran ed sheeran, genel dallardan olduğu gibi şutlanmıştı. 2019'da taylor swift'in reputation'ı başarısına rağmen sadece bir adaylık çıkarabilmişti. yine de son yıllarda grammy’de böyle bir vurgun görülmedi. büyük vurgun yiyen isimler bile en kötü şartlarda bir adaylık alabildiler. the weeknd ise karşınızda sıfır adaylıkla duruyor.

    adaylıklar açıklandığından beri fanlar birçok neden öne sürdüler. hatta the weeknd’in grammy'ye şarkı ve albüm göndermediğini, kendi isteğiyle geri çekildiğini düşündük ancak mantıklı değil. the weeknd, ağustos ayından bu yana çok yoğun bir tanıtım kampanyası yürütüyor. çıkabileceği her ödül törenine gitti, birçok yerde performans sergiledi. klipler çekti, düetler yaptı. birçok röportaj verdi, tanıtım için posterler yayımladı. çekileceği bir yarışma için bu kadar çalışmazdı. peki geriye ne kalıyor?

    ilki, aşırı tanıtımın ters tepmesi. grammy üyeleri onu ve şarkısını duymaktan o kadar bıktı ki, oylamak istemediler ya da "the weeknd ne de olsa çok popüler, herkes ona çoktan oy vermiştir. ben en iyisi diğerlerine oy vereyim" diye düşündüler. yani aşırı promo, avantajlı durumunu tersine çevirdi. ikincisi, the weeknd'in yaptığı hata sonucu böyle oldu. kendisi r&b ağırlıklı bir şarkıcı olmasına rağmen albümünü “pop dallarına” yollamayı seçmişti. üyeler onun yeterince pop şarkıcısı olmadığını düşünmüş ve pop dallarında onun için oy kullanmak istememiş olabilirler. bir diğer nokta, the weeknd bugüne kadar alternative ve r&b dallarında yarışan bir isimdi ve genellikle bu kesimin oylarını alıyordu. popa geçince r&b üyeleri onun için oy kullanmamış olabilir.

    sorun şu ki pop dalları komitesi olmayan bir alandır. the weeknd'in pop dallarından sıfır çekmesi 13.000 üyenin sorumluluğu. ancak genel dallarda çok ciddi komite müdahalesi var. after hours ve blinding lights'ın adaylık çıkaramaması komitenin tercihi muhtemelen. sebebi ne olursa olsun abel tesfaye son yıllarda örneği olmayan, eşi benzeri görülmemiş bir vurgun yedi. şarkıcılar ya komiteden ya üyelerden vurgun yerdi, the weeknd hem komiteden hem üyelerden vurgun yedi.

    diğer adaylara bakacak olursak, beyonce dokuz adaylıkla başı çekiyor. üstelik bu yıl albüm bile çıkarmadı. sadece yan projesi ve düetleriyle bu kadar adaylık aldı. bazı dallarda da iki adaylık birden çıkardı.

    onun ardından taylor swift, dua lipa ve roddy rich geliyor. 2016'dan bu yana aralıksız vurgun yiyen swift, son dört yılda çıkardığı adaylık sayısını tek bir gecede çıkardı. dördüncü kez yılın albümüne aday olan swift'in kazanması durumunda tarihte ilk kez bir kadın şarkıcı üçüncü kez yılın albümünü kazanmış olacak. işin komik tarafı grammy komitelerinin bunun önüne geçememesinin, bunu engelleyememesinin nedeni son dört yıldır swift'e alması gereken adaylıkları vermemeleri. swift’in iki başarılı albümünü tüm itirazlara rağmen görmezden geldiler. bunu üçüncü kez yapsalardı, ona karşı kasıtlı olarak cephe aldıkları izlenimi vereceklerdi. oysa geçen yıl lover'a adaylık verselerdi, swift büyük ihtimalle billie eilish'e kaybedecekti ve grammy de bu yıl folklore'un adaylığından kaçabilecekti. kendi tuzaklarına kendileri düşmüş oldular ve swift tıpkı tarihte ilk kez yılın albümünü iki kez kazanan ilk kadın olması gibi bir başka rekora çok yakın.

    swift gibi pop ve genel dallara damga vuran bir diğer isim dua lipa ki albümü avrupa'da çok popüler olmasına rağmen abd'de o kadar başarılı olamamıştı. listelerde bir numaraya bile çıkamadı. buna rağmen üyelerin dikkatini çekmeyi başarmış.

    the weeknd gibi yılın en popüler isimlerinden roddy ricch onun aksine vurgun yemese bile beklendiği gibi en iyi rap albüm dalına aday olamadı.

    yılın diğer vurgun yiyen isimleri ise post malone, luke combs, jason isbell, bob dylan ve the chicks. luke combs'un country dallarını domine etmesi bekleniyordu.

    genel olarak adaylıklar herkesi şaşırttı. en iyi tahmin yapan bile %55 tutturumadı. normalde yılın en popüler isimleri üzerine bahis oynanırdı. ancak fanlar son yıllarda grammy'nin sürpriz isimleri de aday ettiğini fark ederek tahminlerini genişlettiler ve aslında popüler olmayan ama eleştirmenlerden iyi puan alan albümleri de tahmin listelerine aday ettiler. grammy bu sefer de buna darbe indirerek "tahmin edilemeyenlerin de ötesinde" sürpriz isimlerle gelince hem herkes şok oldu hem tahminlerin tamamı çöpe gitti.

    yılın albümünde taylor swift, dua lipa ve post malone dışında isimlerin tamamı sürpriz. eski parlak günlerini geride bırakmış coldplay de bu şaşırtıcı isimlerin arasına dahil. 12 yıl sonra yılın albümüne aday oldular. bu dalda dikkat çeken bir diğer nokta uzun zaman sonra en az altı beyaz şarkıcının olması. grammy son yıllarda siyahi şarkıcıların dengeyi sağlamasına özen gösteriyordu. bu yıl da diğer dallarda dikkatli davranmalarına rağmen yılın albümünde bunu gevşetmişler. bir diğer nokta, son iki yıldır aday olan albümler grammy takvimi kapanmadan en geç sekiz ay önce yayınlanan albümleri aday etmişken bu yıl grammy takviminin bir yıl olduğunu hatırlamaları ve geçen yıldan kalan albümleri de aday etmeleri oldu. oldukça sorunlu bir konuydu, resmen bir yıl önce albümleri aday olma hakları olmasına rağmen görmezden geliyorlardı.

    yılın kaydı ve yılın şarkısı ise yılın albümünün aksine az çok tahmin edilen şarkılardan oluşuyor. son yıllarda üyelerden destek görmemesine rağmen komitenin ittirmesiyle her yıl adaylık almayı başaran h.e.r., bu yılı da es geçmedi ve yılın şarkısı dalına aday olmayı başardı. geçen yıl zaten beş ödül kazanmış olan billie eilish, sadece droplet olan şarkısı everything i wanted ile hem yılın şarkısı hem yılın kaydına aday olmayı başardı.

    en iyi pop solo performans, justin bieber'ın yummy şarkısı dışında beklenen isimlerdi zaten. yayınlandığı andan itibaren birçok kişi tarafından yılın en kötü şarkısı ilan edilen yummy'nin adaylığı dalın en büyük sürprizi. yine aynı şekilde hem genel dinleyici hem eleştirmenler tarafından beğenilmeyen changes albümü bir diğer sürpriz. sanki the weeknd'e gitmesi gereken adaylıklar justin bieber'a verilmiş gibi. bu noktada bieber'ın menajerinin yoğun lobicilik faaliyetleri yürütmüş olması oldukça yüksek.

    pop düet/grup performans dalında iki sürpriz var. ilki, adaylık çıkararak rekor kırmayı başarmış güney koreli bts grubu, diğer single bile olmamasına rağmen bu kadar kalabalık ve hitlerle dolu bir dala aday olmayı başarmış exile şarkısı. bu şarkı pop radyoya gönderilmedi, klibi bile yok.

    pop albümde iki büyük vurgun var. biri the weeknd, diğeri post malone. hadi the weeknd büyük vurgun yedi, post malone genel dallara dahi aday olabilmişken poptan vurgun yemesi geçen yılki durumun tersine döndüğünü gösterir. ilk albümü beerbongs & bentleys üyelerden destek görmüştü ama komite tarafından pek desteklenmemişti. bu sefer de komite kendisine destek vermiş ama üyelerden destek görmemiş. bunun bir başka anlamı ise en iyi pop vokal albüm dalına aday olan albümlerin yılın albümüne aday olma şansı varken komite tarafından önünün kesilmiş olma ihtimali. bir albüm yılın albümüne adaysa ve kendi alt dalında aday değilse, bu %99 komite müdahalesini işaret eder. zira mantıken yılın albümüne layık görülen albüm kendi dalını kazanmaya da layık görülür.

    en iyi rap albüm, ne kadar gerçek rap severler için iyiyse mainstream dinleyicileri için o kadar kötü. komite resmen popüler isimleri üç hayırla uğurlayarak kaliteli ama çok fazla satamamış albümleri aday yapmış. nas yedi yıl sonra en iyi rap albüm dalına aday olmayı başardı.

    en iyi rock performans dalı tarihte ilk defa tamamen kadınlardan oluşuyor. altı aday var, altısı da kadın. en iyi rock albüm, rap albüm gibi popülerden ziyade eleştirmenlerden yüksek puanlar alanlara gitmiş ki bahislerin neden bu kadar saptığını anlamak zor değil.

    en iyi müzik film dalının en büyük sürprizi herkesin adaylık almasını beklediği miss americana'nın aday olmaması. taylor swift'in bu yıl yediği iki vurgundan biri.

    prodüktör dalında ise the national'ın aaron dessner'ı aday olamamış ki en beklenen isimlerden biriydi.

    bunların dışında hayal kırıklığına uğrayan bir diğer isim fiona apple. yılın en yüksek eleştirmen puanını alan albümdü ama yılın albümü dalına aday olamadı.

    oylama aralık ayında başlayacak ve on üç bine yakın recording academy üyesi oy kullanacak. şu noktada o kazanır, bu kazanır demek pek bir şey ifade etmez ama bir şey kesin, bu ödül the weeknd'in yediği tarihi vurgunla hatırlanacak. ed sheeran bile böylesini görmemişti.
  • kanye west'in en iyi çağdaş hristiyan albümü kategorisinde grammy aldığı ödül töreni. üzerine işiyordu en son. allah göklerden mesaj mı yolladı ne?!*

    o değil de new age'de jim "kimo" west'in more guıtar storıes'i kazanmış. güzel haber. albüm burada

    bence grammy olsun oscar olsun; bu törenlerin eski parıltısını yitirmesinin sebebi; müzik ve sinema sektöründeki çölleşme. adaylıklar vasatlar, ehven-i şerler ve artık az bulunan iyiler arasında dağılıyor; kulisi lobisi güçlü olan kazanıyor.

    oysa mesela eskiden birbiriyle yarışan isimlere bakıyorsun; ödül kime gitse hakkı, bugünkü kadar göze batmıyor o kulisler mulisler.

    demirin tuncuna, sanatın piçine kaldık...

    al, single olmasa bile hem müzikal hem liste başarısıyla exiledururken, "rain on me" gibi dandik bir şarkıya ödül gitmiş bile ben yazana kadar. yummy'e de yılın albüm ödülünü verin taylor swift üzerinize ateşler salsın.*.valla da menajer lobisi çalışıyor.

    edith piaf: bayram şekeri dağıtır gibi öne çıkan isimlerin eline birer ödül tutuşturup yollamışlar. the weeknd'in günahı neydi bilen yok.*
  • hahaha best pop duo/group performance ödülünü kritiklerin favori gösterdiği taylor veya en iyi sonuçlarla güçlü aday olan bts yerine tutup lady gaga'ya vererek bir kere daha ne saçma bir ödül töreni olduklarını kanıtlamışlardır. bence gaga bile şaşırmıştır kazanmasına. :)))) bts fanları twitter'de grammy'nin tt olmalarına izin vermiyor. live stream 1.4 milyon kişi tarafından izlenirken bu sonucun ardından 400 bin izleyiciye düştü. bayağı eğleniyorum.
  • kazananlar:

    genel kategoriler:
    yılın albümü: folklore – taylor swift
    yılın kaydı: "everything i wanted" – billie eilish
    yılın şarkısı: "i can't breathe" – h.e.r.
    en iyi yeni sanatçı: megan thee stallion

    pop:
    en iyi pop solo performans: "watermelon sugar" – harry styles
    en iyi pop grup/düet performans: "rain on me" – lady gaga & ariana grande
    en iyi pop vokal albüm: future nostalgia – dua lipa
    en iyi geleneksel pop vokal albüm: american standard – james taylor

    dans/elektronik:
    en iyi dans kaydı: "10%" – kaytranada ft. kali uchis
    en iyi dans/eletronik albüm: bubba – kaytranada

    en iyi çağdaş enstrümantal müzik:
    en iyi çağdaş enstrümantal albüm: live at the royal albert hall – snarky puppy

    rock:
    en iyi rock şarkı: "stay high" – brittany howard
    en iyi rock performans: "shameika" – fiona apple
    en iyi rock albüm: the new abnormal – the strokes
    en iyi metal müzik performans: "bum-rush" – body count

    alternatif:
    en iyi alternatif albüm: fetch the bolt cutters – fiona apple

    r&b:
    en iyi r&b şarkısı: "better than i imagined" – robert glasper ft. h.e.r. & meshell ndegeocello
    en iyi r&b performansı: "black parade" – beyoncé
    en iyi geleneksel r&b performansı: "anything for you" – ledisi
    en iyi r&b albümü: bigger love – john legend
    en iyi prograssive r&b albüm: it is what it is – thundercat

    rap:
    en iyi rap şarkı: "savage" – megan thee stallion ft. beyoncé
    en iyi rap performansı: "savage" – megan thee stallion ft. beyoncé
    en iyi melodik rap performansı: "lockdown" – anderson .paak
    en iyi rap albüm: king's disease – nas

    country:
    en iyi country şarkı: "crowded table" – the highwomen
    en iyi country solo performans: "when my amy prays" – vince gill
    en iyi country grup/düet performans: "10,000 hours" – dan + shay ve justin bieber
    en iyi country albümü: wildcard – miranda lambert

    new age:
    en iyi new age albüm: more guitar stories – jim "kimo" west

    caz:
    en iyi emprovize (doğaçlama) caz solo: "all blues" – chick corea
    en iyi caz vokal albüm: secrets are the best stories – kurt elling ft. danilo pérez
    en iyi caz enstrümantal albüm: trilogy 2 – chick corea, christian mcbride & brian blade
    en iyi caz grubu albümü: data lords – maria schneider orchestra
    en iyi caz latin albümü: four questions – arturo o'farrill & the afro latin jazz orchestra

    gospel/çağdaş hristiyan müzik:
    en iyi gospel performansı/şarkı: "movin' on" – jonathan mcreynolds & mali music
    en iyi çağdaş hristiyan müziği performans /şarkı:
    en iyi gospel albüm: gospel according to pj – pj morton
    en iyi çağdaş hristiyan müziği albümü: jesus ıs king – kanye west
    en iyi roots gospel albüm: celebrating fisk! (the 150th anniversary album) – fisk jubilee singers

    latin:
    en iyi latin pop albüm: yhlqmdlg - bad bunny
    en iyi latin rock/çağdaş/alternatif albüm: la conquista del espacio – fito páez
    bölgesel meksika müziği albümü: un canto por méxico, vol. 1 – natalia lafourcade
    en iyi tropikal latin albümü: 40 – grupo niche

    amerikan roots:
    en iyi amerikan roots performansı: "i remember everything" – john prine
    en iyi amerikan roots şarkı: "i remember everything" – john prine
    en iyi amerikana albümü: world on the ground – sarah jarosz
    en iyi bluegrass albüm: home – billy strings
    en iyi geleneksel blues albüm: rawer than raw – bobby rush
    en iyi çağdaş blues albüm: have you lost your mind yet? – fantastic negrito
    en iyi folk albüm: all the good times – gillian welch & david rawlings
    en iyi bölgesel müzik albümü: atmosphere – new orleans nightcrawlers

    reggae:
    en iyi reggae albüm: got to be tough – toots and the maytals

    world music:
    en iyi world music albüm: twice as tall – burna boy

    komedi:
    en iyi komedi albümü: black mitzvah – tiffany haddish

    müzikal tiyatro:
    en iyi müzikal tiyatro albümü: jagged little pill (original broadway cast)

    görsel medya için yapılmış müzik:
    en iyi derleme soundtrack albümü: jojo rabbit – various artists
    en iyi score: joker – hildur gu?nadóttir
    görsel medya için yazılmış en iyi şarkı: "no time to die" (no time to die)

    engineered albüm:
    en iyi engineered albüm (klasik): "shostakovich: symphony no. 13, 'babi yar'" (riccardo muti & chicago symphony orchestra)
    en iyi engineered albüm (klasik olmayan): hyperspace (beck)

    prodüktörler:
    en iyi prodüktör (klasik): david frost
    en iyi prodüktör (klasik olmayan): andrew watt

    remix:
    en iyi remix kaydı (klasik olmayan): ""roses (ımanbek remix)" – imanbek zeikenov

    music video/film:
    en iyi müzik video: "brown skin girl" – beyoncé, saint jhn & wizkid ft. blue ivy carter
    en iyi müzik filmi: linda ronstadt: the sound of my voice – linda ronstadt

    kaynak
  • kimsenin hatırı kalmasın diye kardeş payı yapılmış ödül töreni. the weeknd in vurgun olayına değinmeyeceğim zira 88 kez tartışıldı. bu gece en çok sevindiğim olay varsa o da harry styles in ödül almasıdır. zira eli boş dönecek diye bekliyordum.

    eskiden kral tv de vardır bu olay, kategoriler en ince detayına kadar ayrılır (arabesk, fantezi, pop, rock, grup, halk, sanat gibi). grammy de böyle ancak genel dallarda böyle bir ayrım olmadığı için insanlar adaylıkları fili ağaca tırmanmaya zorlamak olarak görüyor. neyse, benim gözümde gecenin vurgunları; dua lipa, taylor swift, doja cat dir. şöyle ki album of the year alan bir şarkıcı genel dalları da toplayıp götürür, kamera önünde sırıtarak koluna ödülleri sığdırmaya çalışarak poz verir. taylor swift, ödül alanları ne kadar ayağa kalıp alkışlasa da maske içinde bir kilo bok yemiş gibi durduğuna eminim. haklı da. görsel medya için yazılmış en iyi şarkı, yılın şarkısı gibi ödülleri kaybedeceğini biliyordum. 1. cats çok kötü bir film ve james bond klasiğinin karşısında şansı yok, 2. si de politik bir şarkı karşısında ne kadar şansı olacaktı. en çok şaşırdığım, grup performansı ödülünün exile in kaybetmesi. zira lady gaga bile ödülün kendisine gideceğini beklemiyordur. 2. ise pop vokal album ödülünün dua lipaya gitmesi ki ben future nostalgia yı tüm yıl taparcasına dinledim. şaşırdığım şey ise genelde album of the year- pop vokal album ödülleri aynı kişiye giderdi. dua lipaya teselli ödülü verdiler yüksek ihtimalle. billie boş senesinde 2 ödül aldı. beyonce gülse ödül alıyor. bts ise genç kitleyi ekrana kilitlemek için 2 senedir grammy tarafından çağırılıp sepet havası yapılıyor.
  • her yıl daha kötüsünü yapmanın bir yolunu illa ki buldukları ödül töreni.

    daha doğrusu konser programı. 84 dalı var grammy’nin, 84! bunların sadece dokuzunu ana törende açıklıyorlar. onu da üç performansta bir yapıyorlar. bir dalın kazananını öğrenmek için en az üç performans izliyorsunuz. ilk kırk dakika açıkladıkları ödül sayısı 1 (bir). bu tür rezilliğin oscar ya da bafta’da yaşandığını düşünsenize.

    bir diğer rezillik dünyanın zamanına sahip olmalarına rağmen çok basit bir törenle gelmiş olmalarıydı. grammy takviminin kapanmasıyla (ağustos) tören arasında (ocak) en az dört ay vardı. pandemiyi dahil ederek buna bir buçuk ay daha eklediler. ortaya çıkan sonuç bizim altın kelebek ödülleri’nden hallice. şarkıların uzun röportajlar verdiği, sunucunun sözde esprileriyle izleyiciyi güldürmeye çalıştığı, üst üste performanslarla ekran başındakinin boğulduğu, papağan gibi hep aynı şeylerin tekrar edildiği bir tören çıkmış ortaya.

    gerçi bu törenin kaderi adaylıklar açıklandığında belliydi. yılın en büyük isimlerinden the weeknd’in tarihi vurgun yediği törenden fazla bir şey beklememek gerekir. the weeknd’siz şov bu kadar olur. adamın bu derece vurgun yemesi hâlâ çözülemedi ve grammy tarihinin en gizemli olaylarından biri olarak tarihteki yerini aldı.

    kazananlarla ilgili söylenebilecek ilk şey herkese “kardeş payı” yapmaya çalışmaları olur muhtemelen. geçen yıl olduğu gibi tek kişinin domine etmesine izin vermemişler, herkese birer ikişer bölüştürmüşler.

    gecenin en çok ödül alan ismi aynı zamanda en fazla adaylığı olan beyonce oldu. gecede 28. grammy ödülünü kazanan şarkıcı, alison kraus’u geçerek tüm zamanlarda en çok grammy kazanan kadın şarkıcı oldu.

    megan thee stallion, lauryn hill’den bu yana en iyi yeni şarkıcı dalını kazanan ilk siyahi kadın rapçi oldu.

    gecenin nadir iyi anlarından biri kariyerinde 30 yılı geride bırakmış nas‘ın en iyi rap albümü kazanmasıyla kariyerinin ilk grammy ödülünü almasıydı.

    billie eilish boş senesinde iki ödül kazandı ki biri yılın kaydı. daha 20 yaşına basmadan iki kez bu dalı kazanmış oldu.

    bunun dışında büyük beklenti içinde olan dua lipa, roddy ricch ve taylor swift büyük bir hüsranla ayrıldılar. dua lipa ve swift altışar adaylıklarından sadece birini kazanabildiler.

    folklore’la yılın albümünü kazanan taylor swift, grammy tarihinde yılın albümünü üçüncü kez kazanan ilk kadın şarkıcı olarak tarihe geçti. öncesinde fearless ve 1989 ile kazanmıştı.

    bütün bunlara rağmen kendisinin tarihi bir vurgun yediğini söylemek yanlış olmaz. açın, geçmiş yılların yılın albümü kazananlarına bakın. geceden en az üç ödülle ayrılmışlardır çünkü üyelerin kafası o şekilde çalışır, o şekilde oy kullanırlar. eğer bir albümün yılın albümüne layık olduğunu düşünüyorlarsa aday olduğu alt dalı da verirler. “hmm bu albüm yılın albümü ama en iyi pop albüm değil” demezler.

    çok ciddi anlamda masa başında mesai yapılmış ve ödüller eşit dağıtılmış gibi bir görüntü var. bir şeyi bilirsiniz ama ispatlayamazsınız, işte öyle bir durum.

    velhasıl adaylıklar açıklandığında the weeknd’in, kazananlar açıklandığında da taylor swift’in vurgun yediği bir tören olarak tarihteki yerini aldı.
  • tüm yazılan ve söylenenlerin dışında bir şey eklemek istiyorum ki o da şudur: harry styles doğru adımlar ile ilerlerse bu gece almış olduğu ilk grammy’si, sonuncu grammy’si olmayacaktır. dağılmış bir grubun ardından yıllardır solo devam edip ilk grammy’sini alması bir başarıdır. ayrıca şu da kabul edilmelidir ki bu adamın bir sanat gözü var ya da öyle yönlendiriliyor orasını bilemiyorum fakat ilerde onu büyük isimlerin yanında anacakmışız gibi bir hissiyatım var.
  • grammy prestiji olan kaliteli bir ödül töreni olmasıyla ünlüydü, her müzikle uğraşanın hayaliydi, ödülü alan kariyerinin zirvesinde görülürdü. şimdi ne oldu? striptiz kulübü. acı olan da bu kadını objeleştirenlerin feminizmi savunması... şov tabii ki yapılacak ama bokunu çıkarmamak gerek. ödüller de son yıllarda popüler olan kıytırık yeni yetmelere veriliyor o yüzden birçok insanın gözündeki kalitesi düştü ve bu saçmalığa devam ederlerse düşmeye devam edecek.

    t: eskiden kaliteli olan ödül töreninin 63.'sü.