şükela:  tümü | bugün
  • önnot: sadece akıllı bakınız kısmındakiler konuşmaya dahil değildir, diğer her şey imla hataları dahil konuşmanın aslıdır.
    —-

    explorateur: merhaba tindare, hatırladığım kadarıyla daha önce eşleşmiştik ve çok geçmeden eşleşmeyi kaldırmıştın (sorun değil kesinlikle, şu anda görüştüğüm iki fransız arkadaşım var) ama senden bir ricam var, umarım dikkate alırsın.

    malum 24 haziran’da seçim var ve ya tek adam rejimi olacak ya da nispeten demokratik bir aday seçilecek. senden ricam oy kullanacaksan lütfen cumhur ittifakının karşısındaki bir adaya oy ver. yoksa ülke tek adamın iki dudağının arasına giriyeah..

    herkese selam, kendine iyi bak, öptüm.

    tindare: merak etme. benim kime oy vereceğim belli.

    explorateur: sevgili tindare.. konuşma biraz daha kibar olsun diye soruyorum: nasılsın? yani mesela 15 yaşında hayal ettiğin yerde misin? neyse..

    sen böyle söyleyince aksine merak etmeye başladım. bir laiklik kokusu almaya başladım. kendimi bim’de değil migros’ta hissettim bir an.

    bir de “ben” diye başlamasan cümlelere? david hume’un kendinden herhangi bir şekilde bahseden insanların dışa dönük olmadıklarını söylediği rivayet edilir.

    tindare: mesajın içeriği direkt bana geldiği için “ben” kullanmayı tercih ettim sevgili explorateur. saygıdan dolayı da isimlerimizin baş harflerini büyük yazalım. olur mu?

    explorateur: olur mu?

    olur. sen böyle de/da’ları ayrı yazarsan isminin tüm harflerini büyük yazarım
    -caps lock on- tindare -caps lock off-

    bu küçük harf olayına takıldığına göre ekşi sözlüğe pek bakmadın sanırım. (orda büyük harf yok keza) demek ki uzun süredir yurtdışında yaşadın. yanlış anlama lütfen, insanları tanımanın bir yolu onlar hakkında tahminde bulunmaktır diye düşünüyorum bazen. üniversitede linguistics veya felsefe falan da okumuş olabilirsin. ya da sayısal bilimlerden bir şeyler.. tahminim doğru mu? felsefe dedim de akıma geldi: hayat ne garip değil mi uçakların uçması falan?*

    tindare: ara sira tdk ya da bir bak istersen? -ters dönmüş gülen yüz emojisi- dil bilimi ve edebiyat okudum.su an öğretmenlik yapiyorum.* cocuklara almanca ve fransizca ögretiyorum.

    explorateur: ne güzel.. gününü gün ediyorsun. teşekkür ederim tdk tavsiyeni dikkate alacağım. dilbilim bitişik mi ayrı mı yazılır. sadece soruyorum

    tindare: bitisik yazılır.

    explorateur: iyi..

    genel olarak insanların manipülatif sorularına verdiğimiz tepkiler kişiliğimiz hakkında ipuçları verir. yanlış anlaşılmamak için belirteyim: kendi kişiliğimize dair gözlemlerimiz, bir başkasının kişiliğine dair gözlemlerimizden çok daha önemlidir ve işe yarardır. yani cevabını bildiğim "bitişik mi ayrı mı yazılır?" sorusunu okuduğunda hissettiğin şey değerlendirilmeye değer bir şey.

    bunu yazarken aklıma şu geldi: dialoglar da satranç gibi aslında.

    tindare: yani?

    explorateur: yani diyorum ki sen öyle yeşil yeşil elbiseni sallarken, fotoğrafı çeken ben olsaydım da estirdiğin rüzgar üstümden akıp geçseydi (nasıl yürüyorum ama :) )

    tindare: ilk mesajini hatirlatmak isterim: görüstügüm iki fransiz arkadasim var -kızgın surat emojisi-

    explorateur: peki.. biraz daha öncesinden başlayalım.

    lisedeyken, insanların semavi dinlerin gerekliliklerini yerine getirmeleri durumunda dünyaya barış ve huzur geleceğini düşünürdüm. sonradan farkettim ki toplumun ve dinlerin dayattığı şeyler aslında "önceden düşünme, ve ona göre eyleme geçme" üzerine kurulmuş.

    bu da, insanlarda (ve tabii ki bende de) bir çeşit yabancılaşmaya ya da şöyle ifade edeyim yaşama karşı samimiyetsizliğe dönüşüyor. çok geç olsa da "zen" ile tanıştıktan sonra iç dürüstlük ve doğrudanlık üzerine kendi dönüşümümü sağladım.

    iç dürüstlük başkalarına karşı yalan söylememeyi öğütlemiyor. yani kendisine karşı dürüst olan bir kimse, başkasına karşı yalan söyleyebilir elbette. fakat iç dürüstlük sağlandığında başkalarına karşı yalan söyleme "ihtiyacı" duymuyorsun artık. -bu kadar-

    tindare: o zaman sana zenle basarilar dilerim. konu dine gelince hic konusasim gelmiyor

    explorateur: dilbilim ve edebiyat okuduğun için söylüyorum, daha doğrusu arkadaşça bir tavsiye: -- burada zen ile ilgili bir kitap tavsiyesi var --

    ama şunu söylemem gerekiyor: bir "din"den bahsetmedim hiç.

    tindare: explorateur! aksam aksam yapma ya

    explorateur: bu soru aslında hiç sormak istemediğim bir soru ama sormam gerekiyor maalesef.. bu uygulamayı "kısa süreli ilişki"ler için kullanmıyorsun değil mi? (soru rahatsız edebilir farkındayım, cevap vermeme özgürlüğü vardır insanların)

    tindare: tam aksine. öyle bir amacim hic olmadi, olmayacak da

    explorateur: evet bu da yaşama bir bakış açısı. ama seninle konuşmak biraz zor geldi. yani kendini ifade etmeyi pek istemiyor olduğunu düşündüm bir ara.

    bazı açılardan anlaşılır buluyorum, fakat iletişim/diyalog biraz çetrefilli oluyor.

    tindare: neyle ilgisi var bunun biliyor musun?*

    ilk mesajinda, ve ondan sonraki gelen mesajlarinda da, hep "tavsiyelerde" bulundun. bundan hoşlanmıyorum. beni tanimiyorsun, ne düsündügümü, hatta dünyaya olan bakis acimi bile bilmeden bana tavsiyelerde bulunman cok gereksiz geldi

    explorateur: tabii böyle bir şey düşünebilirsin. doğruluğu olası bir iddiadır. biraz erken bir yargı da olabilir. çünkü senin bu son mesajını ben sana yazsam? neyse bu kadar yeter, hiç olmadığı kadar konuştum.

    tindare: yargilamak istemem. yanlis anlama beni lütfen.

    ----

    bu son mesajımdan sonra en dip noktaya ulaştığımı anladım. sonra yazmak içimden gelmedi açıkçası. boylu boyunca karşımda duran patolojide merak ettiğim bir şey kalmamıştı. tindare, iki gün sonra da eşleşmeyi kaldırdı.
    ——

    bir sosyal deney yapmak değildi amacım. cinselliğin afrikası kültürümüzün ağır hasta olan bir cinsinin içinde bulunduğu vehameti göstereceğini düşündüğüm için konuşmayı olabildiğince devam ettirmeye çalıştığım bir tinder hikayesidir. malum cins alınmasın, zira kendilerini bu vehamette yalnız bırakmayacak diğer cins, var gücüyle bu kategorik hastalığa cevap vermeyi başarmaktadır. cinsellik konusunda burnu bu kadar boka batmış bir toplum, ya avrupalı toplumların yarım asır önce gerçekleştirdikleri cinsel devrimi gündemine alacak ya da ortadoğu toplumları gibi cinsellik konusundaki dini ve geleneksel dogmalardan kaynaklanan bir sürü toplumsal yara ile olduğu yerde duracak.

    bu hikaye cinsel açılığın afrikası hakkında celebrated gelenekçiliğin bizdeki yansıması hakkında ipuçları veriyor emin olun. yine de okuyucu yok lan olmaz öyle şey diyorsa yanılıyordur, ona şunu söyleyebiliriz: burada anlatılan senin hikayendir dostum.
  • patolojik olan sensin haberin yok.
  • vaktim vardı ben okudum, siz okumayın. özetle: yürüdüm yürüdüm, bir arpa boyu yol gidemedim.

    böyle düşmez karşim.
  • bu aptallığı sonuna kadar yine okudum maalesef ve ardından yazarı hemen engelledim.
  • bunun neresi ilginc amk, gerci tinderden sonrasini okumadim...
  • ya bu olay "7 haziran 2018 tindare'nin tinder'da yasadigi ilginc deneyim" olarak adlandirilmali. kiz gelip burada rezalet basligi acsa yeridir.

    tanim: bak ben okuyorum biliyorum, bildiklerimi cumle icinde kullaniyorum temali bir konusmadir. ha bir de yazik kizin kafasi utulenmis yok yere, davasi olsa bu isin sirf bu delillere dayanip ceza alirsin kafa utulemekten yazar kardes.