şükela:  tümü | bugün
  • oysa günüm ne kadar da normal başlamıştı... telefonumun alarmının 6:30'da acı acı çalmasıyla uyandım. pazar olmasına rağmen işe gitmem gerekiyordu. önceki gece bir partiye gitmiştim ve kafam hala kazan gibiydi... kendimi zorlayarak yataktan kalktım ve tuvalete gittim. aynaya baktığımda gördüğüm soluk silüete yabancılıkla baktım. göz altları mor, zayıf ve yaşlanmış bir adam vardı karşımda. uzun zamandır gülümseyemiyordum, ama bunu takmadım.
    ütüsü bozulmuş beyaz gömleğimi giydim, yüzümde iki günlük bir sakal vardı. "pazar mesaiye çağırıyorlar, birde traş mı olcam" deyip mutfağa yöneldim ve anında kahvaltı yapmaktan vazgeçtim. midem hala bulanıyordu. lanet olsun dün gece yine ağzımla içmemiştim....

    1999 model mercedesimin içi soğuktu. bu kahrolası şehir kışları yaşanmaz bir yer oluyordu.

    kontağı çevirip, ısıtıcıyı açtım. hava hala karanlık, yollar bomboştu. hafiften bir yağmur atıştırıyor, zaten karamsar olan ruh halimi daha da karartıyordu. yollar boş olmasına rağmen yarım saatte iş yerime ancak gelebildim. şirketin olduğu binaya girmeye çalıştığımda ise bir şokla karşılaştım. elektronik kapı açma cihazım (fob) çalışmıyordu. binada ise kimse yok gibiydi. kapının şifresini girdim ve cam kapı açıldı. fakat o da ne? tüm bina kapkaranlıktı...

    lanet olsun hans diye mırıldandım. hem beni pazar günü mesaiye çağırıyordu, hem de şirkette kimse yok muydu? oyun mu oynuyorduk lan burda ?

    karanlık koridorda telefonumun ışığı ile ilerleyerek şirketime ulaştım. kapıyı bu sefer fob'umla açabildim ama tüm şirket zifiri karanlığa boğulmuştu...

    çok garip olaylar dönüyordu. hemen süpervizör hans'ı aradım, fakat telefonuna bakmadı. birden irkildim. birisi tarafından izlendiğim hissine kapıldım. arkamı döndüm, kimse yoktu.

    "skerler" deyip arabama doğru yürümeye başladığımda ise koridorda ayak sesleri duydum. birisi beni takip ediyordu. durdum, ayak sesi de durdu.

    tanrım... çıldıracaktım. iyice irkilmiştim, bir kabusun içimde gibiydim. derken nerdeyse kalp krizi geçirmeme neden olan bir şey duydum.

    bir kahkaha... evet kahrolası bir kadın kahkahası. deli gibi gülüyordu, karanlık koridorun ucundan gelen kahkahaya telefonumun fenerini uzattım ve karanlık bir silüet gördüm.

    uzun boylu, inçe yapılı, saçını topuz yapmış, kalem etekli bir kadın silüeti. çılgın gibi kahkaha atıyor ve bana bakıyordu.

    "kimsin lanet olası ve benden ne istiyorsun?" diye bağırdım. kahkaha dinmedi ve karanlık silüet at nalını andıran topuk sesleriyle koşmaya başladı. korkudan çıldıracaktım. koşarak binadan çıktım ve arabama atlayarak evi e geldim.

    sırtım buz gibi ter olmuştu, duşa girdim ve sonrasında maillerime baktım. beni işe çağıran mail yoktu. silinenlerde de yoktu, hiç varolmamış gibiydi.
  • özet geçiyorum;

    (bkz: içe doğru sıçmak)

    bence son derece doğaüstü.
  • uyurken entry girebilen yazar beyanatı. bu da doğa üstü olmuş kardeş.

    (bkz: #73332843)
  • biraz daha uzun yazsaydın ya pezevenk.

    en heyecanlı yerinde biten hikayedir.
  • (bkz: 1999 model mercedesim)

    (bkz: süpervizor hans)

    (bkz: kimsin lanet olası)

    kamu spotu gibi entry lan ne güzel. uyuşturucu kullanmayın lütfen.
  • ayakları ters miydi?
    ayaklar önemli ağa.
  • anneannem gençliğinde fabrika'da çalışırken sabahın kör saati camı vurulmuş. her sabah vazifeye(öyle diyorlarmış o dönem sanırım) beraber gittiği arkadaşı "kalk gız, geç kaldık" gibisinden bir el hareketi yapmış. neyse rahmetli kalkmış, apar topar hazırlanıp çıkmış. arkdaşının arkasından da sesleniyor "dur gı, dur yetişiriz" gibisinden. tabii hafiften beyin açılmaya başlayınca anlıyor ki arkadaşı falan yok ortalıklarda, her taraf hala karanlık. sonra eve dönmüş. meğer sabahın dördü falanmış. inceden sıyrıktı rahmetli açıkcası.

    yatılı okuldayken bir erzurum'lu vardı. kahvaltıyı en erken yapmak için atıyorum biz sabah 7:30'da iniyorsak bu zalım arkadaş saat 6:30'da falan iso(kahvaltıyı veren ahçı)'nun yanında olurdu. hardcore denyo bir arkdaştı anlayacağınız. bir sabah 2 gibi bir baktım düzce'li arkadaşlar(hep beraber takılırlardı) bunu almışlar ellerine bir güzel dövüyorlar. herkes kalktı "hayırdır, ne oluyor falan" diye. meğer bu bizim erzurum'lu ta o saatte inmiş kahvaltı bekliyor. nöbetçi hoca'yı falan çağırmışlardı lojmandan. erzurum'lu "bırakın beni inecem, benim hakkım" falan bir şeyler sayıklıyordu. neyse nöbetçi hoca bunun ufaktan sıyırdığını anladı. evci izni yazmışlardı bir hafta. gerçi o çocuk döndükten sonra da hiç tam olarak düzelmedi.

    askerde de yine inegöl'lü bir muhasebeci çocuk vardı. aynı bu gece kalkmaları onda da vardı. kamuflaj giyip herkesi kaldırmaya çalışıyordu. yine samsun'lu tayfadan dayak yiyordu ki araya girmiştik.

    uzun lafın kısası vazifeye, mevzuya fazlaca odaklanmak kafayı sıyırtır adama. biz geyiğini, trolünü yaparız yalnız böyle böyle kendini bitiren insanlar harbiden var. bundan güzel film çıkar yalnız başrolde michael shannon oynayacak.