şükela:  tümü | bugün
  • kadikoy' de oynanan turkiye kupasi yari final macidir.
    fener' de mustafa denizli gecen sezonun harap takimini toparlamaya cali$irken, galatasaray' da lucescu, jardel' le takviye edilmi$ bir onceki sezon uefa $ampiyonu olmu$ takima sahipti.
    maca galatasaray cok iyi ba$layip emre belozoglu ile de 1-0 one gecmi$ti. bu golden sonra fener muthi$ saldirmaya ba$ladi. 15 dakika icinde pe$ pe$e ogun, serhat, johnson' la bulduklari gollerle 3-1 one gectiler ve galatasaray pe$i sira kro$eleri yemi$ boksor gibi hakemin ilk yari gonguyla kendini ko$esine zor atti.
    2.yariya yine iyi ba$ladi galatasaray ve nitekim hasan $a$' in goluyle skoru 3-2 ye getirdi ama yine devami gelmedi ve revivo' nun goluyle skor 4-2 oldu.
    bu dakikadan sonra mustafa denizli maci kazandigini sandi ama bu kadar tecrubeli bir adam futbolun 90 dakika, elemeli kupa maclarinin ise gerektiginde 90 dakikadan fazla surebilecegini unuttu, revivo, serhat gibi golculerini kenara almaya ba$ladi.
    bitime 5 dakika kala 2 adim geride olan galatasaray once jardel, +90 da umit davala' nin penalti golleriyle skoru 4-4 e getirdi.
    tek macli eliminasyona gore oynanan macin uzatmalarinda lazetic bir penalti kacirinca mac penalti ati$larina gitti.
    penalti ati$larinda, emre ve arif atarken umit davala, hasan $a$, ve son ati$i jardel kacirinca galatasaray, turkiye kupasina yari finalde veda etti ama o gun maca gidenler ve izleyenler icin unutulmaz bir derbi heyecani ya$anmi$ti.
  • mustafa denizli maç 4-2 iken forvetlerini "nasılsa maç bitti, çıkarayım da bi alkışlatayım" diyerek dışarı almış ve fenerbahçeyi uzatmalarla beraber 40 dakika forvetsiz oynatmıştır.
  • rüştü'nün 5 penaltı atışında da kale çizgisinden en az 1 metre ileri çıktığı maçtı.
  • maçin hakemi metin tokat idi. maçin normal süresinin son dakikasindaki penaltiyi abdullah ercan yaptirmis, maç sonunda da harbiden penalti oldugunu söyleyip fenerbahçe camiasindan özür dilemistir.

    lise açik tribünü henüz yapilmadigindan, maç, üç tribünün çevreledigi statta oynanmistir. hatta penaltilarin tribünsüz tarafta atilmasina karar veren hakem tribünden tepki görmüstür.
  • tam yedi yıl sonra bile dün gibi hatırladığım bu maç, her ne kadar galatasaray'ın mağlubiyetiyle sona erse de damağımızda bıraktığı futbol tadıyla unutulmazlar arasındadır. maç bittiğinde içimden her iki takıma da teşekkür etmiş, fener'i tebrik etmiş ve futbol denen oyuna saygımı sunmuştum.

    maç mütemadiyen iki takım arasında gidip gelmiş, fener'in iki farkı koruması bile nedense bizi üzmemişti. çünkü sahada futbol vardı. her şey bir tarafa lucescu tam hasan şaş'ı oyundan almak üzereyken hasan şaş, fener müdafaasını ipe dizmiş ve yıkılmadan 18'e girip nefis bir gol atmıştı. bir daha da öyle gol atamadı. revivo'nun ise bu gole yanıtı kesin olmuştu.

    ancak jardel gayet çolak bir vuruşla üçüncü golü kaydedince ben kola şişesini salonun ortasına devirmiştim. ve penaltı. son dakikada mucize bir penaltı. +90'da ceza sahasında düşürülen ümit davala, yine topun başına geçen taraftı. hatta ümit davala yere düşünce penaltı düdüğünü duyan suat kaya, koşarak ümit'in yanına gelmiş ve "kardeş bir şeyin var mı iyi misin" demek yerine onu tebrik etmişti. ve gol: 4-4

    maç uzatmalara gitmiş, bu dakikalarda kazanılan penaltıyı fenerli lazetiç, taffarel'in kontrolünde sağ taraftan auta şutlamıştı. penaltılarda ise, galatasaray'dan ümit ve hasan topu rüştü'ye teslim etmişti. fenerbahçe'de ise johnson topu taffarel'e nişanlamıştı.

    ve topun başında jardel. jardel topun başına tıpkı 1994 dünya kupası finali'ndeki roberto baggio gibi gelince kaçıracağı içime doğmuştı ve gitti topu üst direğe nişanladı. olsundu. biz aslan gibi bir maç izlemiştik.

    yedi yıl sonra bugün yine kadıköy, yine kupa maçı, yine iki ezeli rakip. ancak bugünkü maçın bu kadar zevk vereceğini sanmıyorum.
  • 2000-2001 sezonunda kadıköy de tek maç üzerinden oynanan türkiye kupası eşleşmesidir. galatasaray bu fenerbahçe karşılaşmasından önce türkiye kupasında trabzonspor u deplasmanda 4-1 yenmişti. fenerbahçe ise yanlış hatırlamıyorsam bu tura ankara da ankaragücü nü eleyerek gelmişti. galatasaray ın trabzonspor u elediği karşılaşmaya dershaneden bir arkadaşım gitmişti, zaten o arkadaşım ali sami yen kopanhag farketmeksizin her maça giden biriydi. salt fanatik olmayıp futboldan da iyi anladığından kendisine her daim saygım vardı, o da bana saygı duyardı sanırsam galatasaray ile alakalı alakasız her boku hatırladığımdan... trabzonspor u 4-1 yendiğimiz maçın yıldızı emre belözoğlu ydu. emre trabzon seyircisinin maç boyu kendisine yönelik yaptığı "katil emre" tezahuratlarına oynadığı futbol ve attığı gollerle en iyi cevabı vermişti.

    kadıköy de oynanan bu maç günü liseden yakın bir arkadaşımın doğumgünüydü, doğumgünü mahiyetinde neredeyse tüm sınıf bakırköy de sahilin orada bar tarzı bir yerde toplanmıştık. ben ve biri galatasaraylı biri fenerbahçeli 2 arkadaşım söz konusu bu kupa maçını izlemek için doğumgünü çocuğundan 2 saatliğine izin istediğimiz de bize doğumgünü çocuğunun aksine sınıftaki kızlardan surat asanlar olmuştu. o esnada kızlardan birini çok fena haşlamıştım, hala üzülürüm o kızı o gün o kadar terslediğime. ama o zamanlar ergenliğin en kötü dönemleriydi işte. kızlar sınıfta sana "pencereyi kapatır mısın" derler sen gidip pencereyi sonuna kadar açarsın, "sınav ertelensin" derler sen çalışmadığın halde "hayır biz çalışıp ona göre hazırlandık ertelenmesin" dersin falan filan... neyse çocukluğumu bir kenara bırakıp tekrar maça dönelim.

    3 arkadaş bakırköy de bir kahveye girip maçı izlemeye başladık. zannedersem karşılaşma bir kupa maçı olduğundan şifresiz bir kanalda veriliyordu. daha hemen maçın başında emre belözoğlu nun golüyle öne geçince galatasaraylı arkadaşım yanımdaki fenerbahçeli arkadaşa eliyle üç ya da dört işareti yaptı daha devamı gelicek gibisinden... evet devamı geldi ama fenerbahçe den :) oldum olası derbi maçlarda asla büyük konuşmam ama takımın 1-0 öne geçtikten sonra defansa kapanıp fenerbahçe yi özellikle de revivo yu seyretmesine baya sinirlenmiştim. serhat akın ın golünü hatırlayanlar olur muhakkak ; revivo nun altıpasa ortaladığı topa serhat kayarak müdahelede bulunmuş ve topla birlikte içeri girmişti. hatta topu önlemeye çalışan taffarel e de ayakları hafiften temas etmişti. taffarel de golden sonra serhat akın a yumruk atmaya çalışmış ama yetişememiş ve serhat da ayağa kalktığı gibi kale arkasına koşup sevinmeyi tercih etmişti.

    devre olduğunda arkadaşlarla doğumgününe geri döndük. herkes zurnaydı. malum yaş 18, alkolle yeni tanışmalar... sonra bir umut tekrar maçı izlemeye gittik. gittiğimiz gibi de hasan şaş ın golü geldi. hasan ın golden sonra sevinci ilginçti, "gol a..nakoyyim gol" diye sinirli bir şekilde seviniyordu. zaten hasan bu maçtan 1-2 ay sonra real madrid e skoru 2-2 ye getiren golünde de buna benzer şekilde sevinecekti ama o esnada küfür etmek yerine lucesku ya sarılmayı tercih edecek ve de eski hocası hemşehrisi fatih terim den maçtan sonra cep telefonuna "yeni hocanı çok seviyosun galiba" mesajını alacaktı.

    ben tam içimden "hadi ulan bir tane daha atın da uzatmalara götürün şu maçı" diyordum ki revivo nun golü geldi. aslında revivo dan ziyade taffarel in de golü denebilir. zira çok hatalı bir goldü. ama bu taffarel in fenerbahçe den yediği ilk hatalı gol değildi. belki hatırlayanlar olur ; 98-99 sezonunda kadıköy de oynanan ve hakan şükür ün son dakikalarda gelen kafa golüyle 2-2 biten karşılaşmada taffarel ortaya hamle yapacakken ayağı kayıp yere düşmüş ve moldovan a da topu sadece boş kaleye yollamak kalmıştı. nolursa olsun taffarel mondragon dan sonra galatasaray kalesinde benim gördüğüm en iyi kaleciydi, kaleciliğinin yanında da mükemmel bir insandı, yani ona bu satırlar aracılığıyla kızmak falan ne haddimize...

    4-2 olduktan sonra "bu maç gitti artık" diye düşündüm ve içimden "umarım 5 yemeyiz" dedim. fenerbahçe nin bize elbette daha önceleri 5 atmışlığı vardı ama ben sadece 91-92 sezonunda kosecki zamanı hayrettin in tanju ve rıdvan ı boğazladığı 5-2 yenildiğimiz maça şahit olmuştum. o maç da skor 3-0 dan erdal keser in golleriyle 3-2 ye geldiğinde baya umutlanmıştım ama neyse konuyu dağıtmayalım.

    4-2 den sonra önce super mario jardel popocuğuyla farkı bire indirdi, son dakikada da abdullah ercan ın ümit davala ya gereksiz faulu ve penaltısı geldi. ümit davala kötü bir penaltı kullandı ama neyse ki skoru 4-4 e getirmeyi ve maçı uzatmalara taşımayı başardı. çok sevinmiştim.

    uzatmalarda fenerbahçe galatasaray a nazaran baya üstün oynadı. hatta lazetiç fenerbahçe adına kazanılan bir penaltıyı dışarı atıp eşitliği bozamadı ve karşılaşma penaltılara gitti. penaltılarda da fenerbahçe galatasaray ı elemeyi başardı. bu arada fenerbahçe kalecisi rüştü reçber penaltı atışlarında acayip açılmıştı. tabi bu bir bahane değildi ama yine de aşırı derecede açıldığını söylemeden edemedim. çünkü elendiğimize üzülmüştüm, ee ne de olsa içim rahat etmiyordu...

    bu maçın hikayesini sonraki haftaların birinde televole ya da türevi bir programda izleme imkanım olmuştu. karşılaşma uzatmalara gittikten sonra fenerbahçe kulübesinin yanında duran bir polisin fenerbahçe teknik direktörü mustafa denizli nin yanına gelip "hocam ali güneş i çıkar, baliç i sok" gibisinden uyarısına baya gülmüştüm. mustafa denizli polise cevap vermemişti ama bakışlarıyla bile acayip terslemişti haklı olarak. işin garip tarafı polisin mustafa denizli den oyuna almasını istediği oyuncu yanlışım yoksa zaten oynatılmış ve hatta oyundan alınmıştı.

    bir de son olarak bu karşılaşmayı seneler sonra televizyonda tekrar izleme imkanım oldu. maçtan bittikten sonra kameralar sevinen fenerbahçelileri göstermeye başladı ve uzun süre fenerbahçeli bir taraftara kitlendi nedensiz olarak. efendi bir şekilde arkadaşıyla muhabbet ederek gülen suratıyla turu kutlayan o fenerbahçeli taraftar mahalleden ve de halısahadan yakın bir arkadaşımdı ve onu gördüğüme hadi şaşırmamı anlamıştım da niye sevinmiştim hala anlamadım.
  • bu maçta uzatmalarda lazetiç'in kaçırdığı penaltıdan sonra "goool" sesi verilmişti. hatta durdurulduktan sonra tekrar yanlış açılmıştı. o moral bozukluğuyla sondaki penaltı vuruşlarında kaçıracağını düşündüğüm lazetiç son derece sağlam bir vuruşla golü atmıştı.

    sanırım izlediğim fenerbahçe maçları arasında en keyiflilerden biriydi. ayrıca 4-2'den sonra rapaiç'i forvet oynatan mustafa denizli'nin aklını kaçırdığını düşünmüştüm.
  • cepci kavramiyla tanistigim macti. numarali tribune girecektim, o sezon ilk kombinemi almisim f bloktan. cepci kavramina yabanci degiliz ama senelerce onlemimizi bir sekilde alip, kendimizi korumusuz. montun ic cebi, corap arasi, topuk alti gibi yontemler mevcut. zaten kombine topuk alti, cuzdan ic cepte duruyor. (cakala bak, cuzdanida aslinda gozden cikarmisiz, kombineyi saglama almisiz, evladiyelik ne de olsa) cebede dolmus, bira, cerez parasini koymusuz. baskada bi numara yok zaten. cep telefonuda yok yanimizda, hem pahali bir meret hem de sahaya telefon atma olayi yeni yeni baslamak uzere(evet boyle bir olayda vardi arkadas tarihimizde), dallama bir memura denk geliriz alir diye maca goturmuyoruz.

    neyse efendim tam stada girecekken bir karambol herkes bokluderenin o tarafa dogru hareketleniyor tabi bizde. galatasaray otobusu mu, yoneticileri mi birileri geliyor iste. sanirim takim otobusuydu. hardcore zamanlar tabi, taraftarda polislerde hardcore takiliyor o donemde. araca yaklastirmiyor kimseyi hoop derken kendimizi polis kordonunun arkasinda acik tribunun(migros tribunu yeni bitmis ama ustu acik hala, okul tarafi yok zaten) girisinde buluyoruz. ohoo tabi orasida kurtlar vadisi gibi o zaman, semtler, abiler simdi ki gibi steril degil ortamlar. aziz baskanda comez tabi, antalyaya gelene bilet bedava doneminin bitmesine daha zaman var. oradan cikip numarali girisine ulasmaya calisirken bir anda bir sicaklik hissediyorum yan tarafimda, kafayi bi ceviriyorum boylu poslu bir eleman, bordo kazak ustu lacivert ceket yapmis. biz biraz kisa kaliyoruz yaninda. tabi dayiyan dayiyana o sirada, belediye otobusu bok yemis afedersin. aha bizede dayadilar derken, elemandan kurtulmaya bakiyorum o esnada. sapigi var, ibnesi var zaten bi huzursuzlaniyorum. neyse bir iki dakika sonra polis kordonu aciliyor, herkes rahatliyor, elimi cebime bir atiyorum icgudusel olarak, bos. vay arkadas diyorum gitti bizim yol parasi. allahtan kombine, cuzdani kurtariyoruz ama cuzdanin icide tam takir. yalandan bir kredi karti, kimlik, fotograflar(sene 2001 ama ruhumuz hala arabesk)

    mac zaten kanserlik bir sekilde geciyor fenerbahce klasigi olarak. uzatma, penaltilar derken kazaniyoruz maci. cok guzel oluyor tabi. o zamanlar cimboma koymaninda tadi daha baska, simdiki gibi lacka olmamis galibiyetler. yani arada sirada galatasarayda kazaniyor, ezeli rekabet efendice devam ediyor. tabi boyle guzel koyunca cimboma kiziltoprak - caddebostan arasi gecenin o sogugunda yuruyen su kul icin gulluk gulistanlik oluyor.

    edit : o cepci kesin aramizda arkadas...
  • bu maç 4-4 iken 1.uzatmanın sonlarına doğru bir güvenlik görevlisi veya polis tam hatırlamıyorum fenerbahçe'de dönemin teknik adamı mustafa denizli'ye '' hocam şu ali güneş'i çıkartta balic'i sok oyuna '' demesini hala unutamadım.mustafa denizli '' hadi siktir git'' diye cevap vermişti bu arkadaşa.

    maçla ilgili yıllar geçmesine rağmen abdullah ercan'a olan kızgınlığım hala geçmedi geçmeyecek de.ne gerek var apocum ne çekiyorsun adamı ortada fol yok yumurta yok..
  • bu maç için net bir tanım varsa, o da şudur :

    "fenerbahçe'nin 4-4 kazandığı maç olmuştur."

    maç bittiğinde, ertesi gün gazetelere baktığımda, "mustafa denizli luce'yi mat etti" "fenerbahçe ders verdi" "şapkadan aslan çıktı" gibi manşetler karşımdaydı.

    eee, bu ülkede futbol 2 skorludur. ya kazanırsın, ya kaybedersin. kaybedersen de, her zaman sen tartışılırsın.

    bu maçta hatırlatmak gerekirse, o sezon kendi sahasındaki tüm maçları kazanmış fenerbahçe maçı 2 farkla önde götürürken, mustafa denizli serhat ve revivo'yu çıkarmak gibi bir gaflete düşmüştü.

    bu hareketiyle de maç 4-4'e dönünce, uzatmalar boyunca 5-5-0 gibi garip bir taktikle oynanmak zorunda kalmıştı.

    lucescu ise 4-2'yken bile doğru hamleler yapmış, maçın kendi lehine dönmesini sağlamıştı.

    fakat maçı penaltılarla fenerbahçe kazandı.

    maçtan sonra lucescu şarapçı, çeribaşı oldu. 2 hücumcusunu çıkarıp, 5-5-0'a dönen mustafa denizli ise kahraman, açık futbolun kralı...

    öyle bir oyun futbol. yapacak bir şey yok.