şükela:  tümü | bugün
  • merak ettiğim türkiye'dir.
    siyasi olarak değil özellikle günlük yaşamı. internetin, cep telefonunun olmadığı yıllar.
    gençler nasıl eğleniyordu, yurtdışına tatile gitmek çok daha mı zordu? istanbul daha mı güvenliydi? o zamanlar türkiye avrupa'ya mı yakındı yoksa tam tersi mi?(kültürel, yaşam , demokrasi anlamında)
    zaman o yıllarda da bu kadar hızlı geçiyor muydu? tonla soru işte:)
  • anadolu rock günceleriyle özlenen türkiye'dir, eski türkiye'dir. 40 yıl erken doğacaktık altı üstü...
  • yaşamak istediğim dönemlerdir.
  • 70'leri yedi yılla yakalayan biri olarak biraz gözlemleme fırsatı bulduğum, hayallerimde cennetten farksız olan yer. hatırladığım çok şey var, misal sobalar, kurnalar, askılı bluz-hırkadan oluşan triko takımlar, blendax'ın harika kokulu mavi şişeli şampuanı, tahtadan oyuncaklar, evde sürekli çalan radyo ve saire. ama bunu okuyunca ilk gözümün önüne gelen benden on yaş büyük olan ablamın arkadaşlarıyla birlikte evde 45lik plaklardan çaldıkları şarkılarla dans etmesi.
  • istanbul için konuşmak gerekirse;

    -insanlar birbirlerine karşı normalin ötesinde saygılıydı, ne yöne dönseniz bir beyefendi, bir hanımefendi görürdünüz.

    -giriş katta bile otursanız gece pencereniz açık yatabilirdiniz, hırsız girer korkusu yoktu, kaldı ki gece devamlı mahalleyi turlayan bekçinin düdüğü insana ayrı bir huzur verirdi.

    -ne iş yaptığınız önemsizdi, herkes cidden iyi kazanırdı ama alacak pek bir şey yoktu işin doğrusu. bu yüzden arsa, daire ya da araba almak alışkanlık haline dönüşmüştü.

    -komşuluk denen bir 'kurum' vardı, ya her gece size biri misafirliğe gelir ya da siz giderdiniz.

    -uzun dalgadan yayın yapan trt radyo en teknolojik eğlence biçimiydi, 70'lerin ortalarında tv yayını iyi kötü başlayana kadar da öyleydi. tabi bir de pikap ve dandik kasetçalarları unutmamak gerek (elbette mono)

    -çocuklar için sokaklarda plastik topla çift kale maç yapmak, gazoz kapakları ile bilye oynamak ve killi toprak üzerinde çivi oynamak hayatın bir parçası sayılırdı.

    -kadınlar genelde tek parça maksi elbise ve apartman topuk ayakkabı giyerlerdi. erkek ise dar, uzun yakalı mintan (gömlek) ve ispanyol paça kumaş pantolonu tercih ederlerdi.

    -islamı usül kapanma dışarda eşarp ile, evde tülbent ile yapılırdı. çünkü o zamanlar türban henüz icat edilmemişti!

    -yazları boğazın her yerinde denize girilebilirdi, su çok temizdi. (70'lerin sonunda tanker faciası olana kadar)

    -açık hava sinamalarına gitmek revaçtaydı.

    -çoğunluk için ailecek gazinoya gidip eğlenmek gayet sıradan bir şeydi.

    -insanlar şimdi ile karşılaştırılamayacak kadar mutlu ve sağlıklıydılar.

    -74 barış harekatı esnasında tüm şehirde geceleri karartma uygulanır, herkes karanlıkta otururdu.

    -70'lerin sonuna doğru huzur son buldu; sağcı-solcu gençler arasında gündüzleri duvara yazı yazma kavgası geceleri silahlı çatışmalara dönüşürdü.

    ve sadece istanbul değil, tüm ülke bir daha o dönemki huzuru bulamadı...
  • kimilerine göre " saz var..ama elektro da var babuş" dönemiydi.

    o dönem sanki dünyanın paralel evreni gibi. osmanlı vakti hadi paralelsin dünya tarihe , cumhuriyetin ilk yılları.sanki dünyada da cumhuriyetin ilk yılları. hakim tavır : replik tavrı
    cumhuriyetin ilk yılları zaten evcilik.
    osman beylerin batı tavrına bulanmış stili içinde filhakika ağzıyla konuşmasıydı evcilik.
    batı gündelik yaşamına yapıştırmış iken şarabı behçet beylerin avrupadan getirdiği viskiyi bilmem ne ağacından meşakkat ile oyma görkemli vitrinine yerleştirmesiydi evcilik.
    50 'lere kadar geldi bu iteklemeci evcilik

    bu esnada yükselen yükselen çiçek çocuklar. vietnam savaşıydı , cafe de flore kafalarıydı , savaş karşıtı olmanın hazzı ile sonsuz tarihin sanki muazzam kırılma noktasıymış gibi kendinden geçen gençlik, rock'n' roll dalgası, dönem türkiyesinde sanki bir anda " uyan fitnat hanım zaman makinasına koymuşlar bizi uyan " haliyle bir yetişme telaşı 70 leri
    " saz var..ama elektro da var babuş" havasına soktu. babuş dediğinin ismi barış. diyenin ismi levent filan .neden barış olduğu kısmının keyifle anlatılacak kısmı yok ,siyasi.ve siyasi olan anlatmak çok sıkıcı . insan dünyasında her şeyin politik olduğunu bilmek siyasi olan sıkıcı kılıyor çünkü.

    nerde kalmıştık ..bi süre sonra yetmişler bu ani geçişin travmasıyla büyükbabası behçetleri , namıkları sanki mitolojik bi figürmüş gibi uzak , ve sanki arada bilmem kaç ışık yılı varmış gibi davranmak mecburiyetinde hissetmiş. bu kitle dışardan gelen( artık pek giymediğim
    en sevdiğim hırkamdan sıkılmış ve samdalyenin üzerine asmışım. ve arkadaş bu iyimiş dedikten sonra giy senin olsun , efsanevi hırkam demişsin. hırkayı verdiğin muazzam mutlu , elleriyle düzeltiyor , kırlarda koşuyor . sen de hem mutlusun hem onun bu abartılı mutluluğundan rahatsızlık duyup ufaktan , unutmuşsun gibi hırkayı ) düşünce ve sanat akımıyla kırlarda koşmaya başlamış. işte o hırkayla mutlu olan çocuk beni rahatsız etmiyor. çünkü masum
    kafa hem son dünyanın arkaizmi ile çalışıyor , hem son dünyanın trendine koşmaya. 70 ' ler türkiye ' de öyle sempatik tabi.

    mfö

    şark beklemenin yeridir , beklemeyip telaş yapınca çok çirkin oluyoruz.
  • türk popunun ve türk sinemasının zirve yaptığı muhteşem dönemdir.
  • izlediğim belgeseller ve okuduğum yazılar üzerinden yola çıkarsam bugun türkiye'nin bu durumda olmasına sebebiyet vermiş olan yıllardır. 70'lere dair en guzel sey herhalde yeşilçam sinemasıdır. bunun haricinde reel yaşama baktığımızda ise ülke boktan bir haldedir. bir yanda devrim yaptıklarını sananlar, diger yanda iss memleketi mudafaa ettiğini sananlar. bir de bu nesle simdilerde sey deniliyor "tamam kavga dövüş vardi ama sagcisi da solcusu da okuyordu", alakasi yok. o donem yasayan nesil fanatizmle yoğrulmuş büyük kitlelerdir, bunlar yüzünden ülke surekli karmasiklik icinde kalmis, türkiye'nin gelişme sureci yavaşlamıştır, ozellikle de 70'lerin ikinci yarisinda darbeye giden yillarda durum daha da fenadir.

    bugun hala o yıllarda ogrenci olanlar siyaseti yonlendiriyor, aslında hala 70'lerin siyasetiyle yoğrulmuş kisiler tarafindan yönetiliyoruz. ve onlarin birçoğu bu sacma sapan sagci solcu mevzusunun devamini istiyorlar, bunu sagcisi da solcusu da istiyor, o sacma ideolojilerinin devam etmelerini istiyorlar. ne yazik ki, bunların peşinden koşan gençler de epey çok.
    bu düzenin yavas yavas bitecegini dusunuyorum, yepyeni türkiye'nin siyasi aktörleri 60'larin sonlarinda veya 70'lerin basinda doganlar olacak. iclerinden birkaç aktor bunu devam ettirmek istiyor gibi ama zamanla duzelecek diye dusunuyorum, o konuda umudum var. türk milleti, artık sorunun sagcilik solculuk olmadigini anlamalı ve sorunun ekonomi ve demokrasi odakli oldugunu anlamali. komunizmmis, irkcilikmis vs bos isler.

hesabın var mı? giriş yap