şükela:  tümü | bugün
  • önnot: senelerdir sözlüğe bir kelime yazmaz, şu rezalet, bu rezalet, şunun buna dönüşmesi, onun aslında bu olmaması gibi kısır başlıkları sade okurken kim derdi ki benim de başıma bir iş gelir...

    aşağıda anlatıldığı şekilde vuku bulmuş (bence) rezalettir:

    aradan 6 gün geçmesine rağmen olayın şokuyla hala ellerim ağzım titriyor, kendimi kontrol edemiyorum! bütün cinlerim tepemde!

    şaka be üzerinden baya geçti ve artık amaaan neyse ney deme noktasına gelmiştim ama içimde kalmasın diye yazıyorum, belki "rezalet gibi rezalet" deyip sallarsınız, ki bence hakketten öyle.

    şimdi benim burada bir arkadaşımın düğünü olacaktı. düğün için ekim ayında, yazlık bir yerde onlarca arkadaş bir araya geldik. her şey gayet neşeli gitti, kınaydı düğün konvoyuydu derken evlenecek olan arkadaşlar tüm görevlerini yerine getirdiler. bu süreçte biz de belki beş belki daha fazla senedir görüşmeyen arkadaşlar bir araya geldik.

    neyse olaylar şöyle başladı: damat olan arkadaşım, düğün sonrası düğünün olduğu otelde ayrıca cüzi bir ücret karşılığı konaklayabileceğimizi söyledi hepimize. yazlık çevresinden tanışan arkadaşlar olarak, evlerimize 15 km ötede olacak olan bu düğün için bu o kadar mantıklı geldi ki bize, o gün düğünden sonra eve geri giden, sadece sapıkça "alkol kullanmıyorum" diyen bir veya iki kişi oldu.

    rezalete gelirsek, odamıza girdiğimizde, güya bizim için hazırlanmış olan odamızda, yerde onlarca şişe dibi cam kırıkları karşıladı bizi. odaya girdiği gibi, düğün için hazırlanmak üzere acele ederek ayakkabısını çıkaran kız arkadaşımın çığlığı, yerleri boyayan kanlar, istanbul'dan bu düğün için gelmişken bize yerimizi belli etti!

    yardım istemek için kullandığımız ve asla cevap alamadığımız otel içi interkom, hemen dışarı çıkıp aynı odalardaki başka insanların ne elektriği ne suyu olmadığını öğrenmemiz ve hiçbir zaman gelmeyen ilk yardım, otel görevlisi olarak odamıza gelip kapıdan bakan ve olayı "böyle de nazar olamaz ki yaaa" diye yorumlayan afedersiniz zevzek otel görevlisi, bütün bunların üstüne "böyle rezalet olmaz, siz nasıl otelsiniz" diye (belki kendi adıma fazla yüksek sesle) şarladığımız fethiye adlı görevlinin bizi ittirerek odadan çıkarması ve suratımıza kapıyı çarpması, bir tek özür bekliyoruz dediğimizde "yalan söylüyorsunuz! ben size geçmiş olsun dedim ya!" demesi, sabah da yüzsüzce hiçbir şey olmamış gibi yine tek bir özür dilemeden konaklama ücretini yüzümüze bakmadan söylemesi çok içime oturdu sayın sözlükçüler.

    ben yasal yollardan haklarımı ararken, size de bu insanlar hakkında bilgi vermek istedim.

    sevgi ve sağlık ile kalın.
  • internetten önce, türlü görevlilerden yediği dayağı yastıklara anlatıp, kedisini dövenlerin eline internet geçince neler olduğuna şahit olduğumuz çağdayız.
    (bkz: anlat marco alan boş)