şükela:  tümü | bugün
  • cm nin ilkel versiyonlarının piyasaya sürüldüğü, gece maçı oynamanın medeniyet göstergesi sayıldığı, süleyman’ın köşkte yaşadığı, çiller’in ise 5 nisan sonrası iki anahtar dağıtmaktan vazgeçip milletin ümüğünü sıkmaya karar verdiği günlerdi.cimbom şampiyonluğa doğru dolu dizgin giderken fenerin 1 puanla takibini sürdürdüğü, ligin sondan bir önceki maçıydı.

    sarıyer’in sahasında olmasına rağmen şampiyonluk yarışını ranta çevirmek isteyen martılar maçı inönü’de oynamak istemişler yayıncı kuruluşun ısrarla gece olsun temiz olsun temennisine karşın maçın pazar günü 15:30 oynanması kararlaştırılmıştı.

    bir gün öncesindeki derby maçında fener, kartalı yenmiş, cimbomun o maçtan olası bir fenerbahçe'nin puan kaybı beklentisi hüsranla sonuçlanmıştı.yağmurlu bir pazar sabahı evden inönü’nün yürüme mesafesiyle 20 dakika olmasının verdiği rahatlıkla öğlen gibi maça gitmeye karar vermiştim.fakat 13:00 sularında stadın önüne geldiğimde karşılaşılan manzara inanılmazdı.bütün tribünler dolmuş , gişelerde bilet kalmamış, binlerce insan stadın çevresinde dönüp duruyordu.

    neyse kısmet değilmiş bari beleş tepesine gideyim atmosferi hissedeyim düşüncesiyle o tarafa yöneldiğimde manzarada değişen bir şey olmadığına, gümüşsuyu'ndan gelen trafiğin kilitlendiğine, polisin beleş tepesinden yola taşan kalabalığı copla dağıtmaya çalıştığına şahit oldum.beleş tepesi civarına toplanmış binlerce galatasaraylı açık tribünle senkronize olarak sarı-kırmızı tezahüratı yapıyorlardı.

    bu sırada epeyce kalabalık bir taraftar grubu o sırada inşaat halindeki gökkafes binasına doğru hareketlendi.peşine takıldık bizde o grupla birlikte inşaata girdik. üst katlara, tamamen karanlık olan merdivenlerden tırmandıktan sonra ulaşabildik.bir balkon çıkmasının kenarına oturarak sahanın yarısından biraz fazla bir kısmının görülebildiği bir açıdan maçı seyretmeye başladık.tabi bu arada 20.kat civarı bir yerdeydik ve hiçbir güvenlik önlemi yoktu.

    stumpf ve falco’nun defansta olduğu orta sahanın ise suat, uğur tütüneker, tugay gibi isimlere emanet edildiği ve forveti de hakan ve arif’in oluşturduğu bir kadroyla çıkmıştı cimbom maça.sarıyer’in geçen yıllara göre daha zayıf bir kadrosu vardı ve küme düşmeye oynayan bir takımdı(hatta düştüler diye hatırlıyorum).

    maçın başlarında cimbom bir gol bulmuştu. penaltı mıydı, yoksa önce penaltıyı kaçırıp sonra dönen top mu gol olmuştu tam hatırlamıyorum.ama golden sonra sarıyer devamlı rahatsız edici bir futbol oynamış galatasaray önde olmasına rağmen oyun olarak bir türlü rahatlayamamıştı.bu arada devre arasına yakın polisler eşliğinde inşaatın mühendisleri geldiler ve can güvenliğimiz olmayan o alandan bizi zorla uzaklaştırdılar. binaya çıkarken karanlıkta el yordamıyla çıktığımız merdivenlerden iniş sırasında polislerin el lambası eşliğinde ilerlerken merdiven kenarlarındaki bir sürü boşlukların varlığını ve çıkış sırasında bir kişinin bile o boşluklara düşmemesinin küçük çaplı bir mucize olduğunu fark etmiştik.tabi bu çocukça hareketi aileye hiçbir zaman söylemedik.ama şunu hala unutamam, binadan bakıldığında boğaz manzarası gerçekten enfesti…

    ne yazık ki maçın ikinci yarısını hafif yağmurun altında stat çevresinde bir radyodan dinlemiş tribünlerden gelen seslere göre tepki vermiştik.sonlara doğru cimbom bir gol daha atmış ve sarıyer’in direncini kırmış, hepimize rahat bir nefes aldırmıştı.

    sonrasında seyircilerin dağılmasıyla binlerce taraftar dolmabahçe yolundan beşiktaş’a marşlar eşliğinde yürümüştük.bu arada şampiyonluğun tescillendiği maç ise;

    (bkz: 15 mayis 1994 galatasaray bursaspor maci)
  • bu maçta sarıyerli bir oyuncu penaltı kaçırmıştı, adı erdi idi sanırım.
  • babamın beni götürdüğü ilk maçtı, galatasaray tarafında yer bulamayınca bi izdiham olmuştu bizi sarıyer tarafına oturtmuşlardı, uzun saçlı sarıyer amigosuna maç boyu bizim taraftan küfür etmişlerdi, kavga çıkmış, amigoyu götürmüşlerdi. maça dair bir şey hatırlayamamakla birlikte, ilk gittiğim maçın ali sami yen'de olmamasına üzüldüğümü ve maç boyu ayşe ayşe diye dalga geçilen sarıyer amigosunun delirmesini hatırlayabiliyorum.