şükela:  tümü | bugün
  • o isikli yildizlar yok mu hala ıstiklal'e gidince bize maziyi hatirlatan o yildizlar. o yildizlarin ustunde de selocanli turkcell reklami olmali tabii, yilbasindan once alisveris yapilmaya gidilmis. kar yagiyor, kalabalik ama insanlar bir birine carpmiyor. arap turistler vara vara diye cocuk kovalamiyor, sonra tramvay agaclarin arasindan yavasca geliyor, farlari acik. daha sonra yukari dogru cikiyorsun, kizilkayalar var, hemen 2 tane islak atiyim diyorsun sonra dolmusa gecerim ya da akm onunden otobuslere... kizilkayalar'a geldiginde bu adamlar gezi'de bize hamburger vermedi demiyorsun, otobuste bu soforler bizi sopayla kovalamadi demiyorsun, biniyorsun kirmizi beyaz korukluye geliyorsun eve, yilbasi programinda huysuz virjin varmis, hadi bakalim...
  • özlemin resmidir.

    diagon yolu gibi caddeydi gothamın arka sokaklarına çevirdiler amk.
  • o an, birilerine, o halis beyoğlu hanımefendilerinin, beyefendilerinin arz-ı endam ettiği zamanlar için "ahh" çektirdi belki de bu kare. neredeydi değil mi o eski beyoğlu?

    ve şu an, bizlere, 8 ocak 2002 için "ahh" çektirdi bu kare. e haklıyız abi. haklıyız çünkü biz istiklal caddesi'ni böyle gördük. asfalt döktükleri yetmedi, kan döktüler!

    bence şu anda da şiir gibi. şiir dediysem, öyle turgut uyar dizeleri gibi değil. karanlık, korkunç, siyah bir edgar allan poe dizesi bu abi!

    sahi, neredeydi o eski beyoğlu?
  • sabah sabah beni hüzünlendiren fotoğraf.

    çok kar yağdığı için evde mahsur kalmıştık o günlerde. sonra "amaaan nolcak ya" diyerek çocukluk arkadaşımla beraber barcelona pastanesine gidip çilekli tart almıştık, kaç kere düşme tehlikesi geçirdiğimizi, gülme krizlerimizi eve gelip kutuyu açınca tartların tepetaklak halini hatırladım.

    sonra da istiklal caddesinin 90'lı yıllardaki halini hatırladım. içim buruldu, üzüldüm yine...
  • bugünlerde, demirin tuncuna insanın da piçine kaldığımızı farkettiren fotoğraftır.
  • akp döneminde çekilmemiştir.
  • içimden bir şeyler koparıp götüren fotoğraftır. güzel günlere olan hasretimi hissettirmiştir.
  • terörün bitme noktasında olduğu günlerdi. cidden özleyeceğim aklıma gelmezdi. çok daha huzurluyduk. taksim bizim için haftasonu gidilecek en güzel yerlerden biriydi.
  • canim ülkemin yaptigi en hatali tercihten 63 gun sonra çekilmis resimdir. ah ne de güzeldi taksim, istiklal o zamanlar. bir sonun baslangicidir o fotograf aslinda.

    edit. 10 ay önce cekilmis fotograftir. secimin 6 kasim degil 3 kasimda yapildigini ve neredeyse on ay oncesi oldugunu hatirlatan sayin @banyodayken celme takan sabun ' a tesekurlerimi bir borç bilirim.
    (blame 1 bottle of yesil efe raki)
    another edit: diger bir correction icin ise @kelebekler gibi bir ki uc 'e de tesekkur ederim. ayrica @apartman teyze ve @prdeay sizlerede tesekkur ederim.
  • söz konusu fotoğraftan yaklaşık 1 sene evvel, mart 2001'de geçmiştim istiklal'den.

    geçmiş zaman, çok da müdavimi olmadığımdan bilemeyeceğim nereleri gezdiğimin fakat uzunca bir süre vakit geçirmiştim. o zamana dair en çok aklımda kalan şey ise; soğuğa, dibine kadar hissedilen ekonomik krize ve onun getirdiklerine, daha pek çok olumsuzluğa rağmen güleryüzlü insanlarıyla cıvıl cıvıl bir istiklal'di. halen daha istiklal caddesi denildiğinde öyle bir hissiyat canlanır kafamda.

    düşünün, mart 2001'den bahsediyorum. hani şu bir anda 2'ye katlayan dolar'dan ve bileşik faiz'den insanların belinin büküldüğü, kendi çevremde de tanıdığım 2 kişinin intihara kalkıştığı dönem.

    parasız, pulsuz, imkanları cidden daha kısıtlı bir ülkeydik o zamanlar. fakat farklı fikirlerdeniz diye birbirimizden nefret eder hale gelmiyorduk ve en önemlisi de sokağa çıktığımızda yolda yürürken veya otobüs beklerken hain bir saldırı ile canımızdan olmaktan korkmuyorduk.

    bir bakıma şimdiki yunanistan'a benzetiyorum o günkü durumumuzu. adamların intihar oranı kaç yıldır süren krizlerine rağmen bizim intihar oranımızın yarısı kadar. niye, çünkü kardeşim adamlar cebinde kalan son parasıyla bile eğlenmeyi biliyor, bu hayatın üzüntü, keder, nefret gibi olumsuzluklara yer verilemeyecek kadar kısa olduklarının farkındalar. bunu birçok yunan ile konuşup, rahatlıkla farkettim. adamlar hurda arabaya biniyor fakat içinde oyun havası çalıp şen kahkaha atıyor; bizimkiler ise sırf komşusu, kardeşi vs aldı diye altta kalmamak için ucu ağzından çıkacak kazık kredilerle son model araba veya sıfır ev alıp onların borcunu düşüne düşüne somurtkan kalıyor, stres sahibi oluyor.

    neyse, 8 ocak 2002'de en büyük derdim; fenerbahçe'deki ikinci sezonunda sıçıp sıvayan mustafa denizli'ye neden bu kadar sabredildiğiydi. şimdi ise neler neler var.

    para pul geçici şeyler, önemli olan ağzımızın tadıyla birlik içinde yaşayabilmek. isteyen yenikapı ruhu der, isteyen bir orman gibi kardeşçesine; bu ülkenin bir gemi gibi hepimizi birden taşıdığını unutmayalım yeter.