şükela:  tümü | bugün
  • genellikle çoğu işletmede görülen bir müşteri / kar (veya yerine göre ciro) oranıdır.

    müşteri sayısının %20 lik bölümü cironun yada karin %80 ini oluşturur. bu müşteriler önemlidir, onlarla ilgili karini hesaplarken virgülden sonra 4 basamak filan kullanırsın.

    (bkz: stratejik müşteri)
  • çelik malzemelerin gazaltı kaynak dikişinin ideal şeklini (kaynaklanan her iki malzemeye de birleşmiş, altta ve üstte düşük enerjili dışa bombeli yapı) alabilmesi için kaynak gazının gerekli argon - karbondioksit oranını belirleyen kural olarak tanımlanabilir. seçilen tel hızı ve voltaja göre ark tipi değişeceğinden o da şekli etkileyecektir ama entryi okunur uzunlukta tutmak için bu konu burda kesiyoruz.
  • bu, zamandan daha iyi faydalanmanın en etkili yollarından biridir. pareto prensibi olarak da bilinen 80/20 kuralı temelde, alacağınız değerin yüzde 80’inin faaliyetlerinizin yüzde 20’sinden geleceğini söylüyor.

    yani yaptığınız ve muhtemelen size yararlı olacağını düşündüğünüz birçok şey sandığınız kadar faydalı olmayabilir, hatta gereksiz bile olabilir.

    yaptığınız birçok şeyi sadece bırakabilirsiniz – ya da üzerinde harcayacağınız zamanı azaltabilirsiniz. bunu yaptığınızda, gerçekten de size değer, mutluluk ve tatmin getirecek şeylere harcamak için daha fazla zaman ve enerjiniz olacak.

    [http://cdn.uplifers.com/…-rule-pareto-principle.jpg http://cdn.uplifers.com/…-rule-pareto-principle.jpg]
  • katı prensipleri* olan diyetler için de uygulanması önerilen kural. mesela clean eating olayına mı girdiniz, haftanın %80'inde paketlenmiş gıdalardan, rafine şekerden uzak durmanız; ancak %20'lik diliminde de kendinizi kısıtlamamanız öneriliyor. böylece bir yandan bıkıp diyetinizi rafa kaldırmamış olurken, bir yandan da eski yemek alışkanlıklarınızı önemli ölçüde iyileştirmiş oluyorsunuz. bence sadece diyetler değil, obsesif şekilde uyulmaya çalışılan her program için (bkz: spor programı) (bkz: calisma programı) uygulanabilir bir disiplin olduğunu düşünüyorum. naçizane aforizmamı da iliştireyim: obsesifliğin olduğu yerde başarı azdır
  • hemen her alanda geçerli kuraldır. örneğin siyaset alanında şu şekilde ortaya çıkar : salak %80 uyanık %20 tarafından yönetilir. bu her ülke için geçerlidir.
  • ekonomi dunyasinin altin orani. ekonomi ve sosyoloji ile ilgili bir cok alanda gozlenen "az coktan buyuktur" kurali. yuzde 20'nin yuzde 80'den buyuk olmasi veya onu etkilemesi olayi.
    ornegin, dunya nufusunun %20'sinin dunya toplam varliginin %80'sine sahip olmasi.

    ayrica
    (bkz: less is more)
    (bkz: gelir adaletsizliği)
    (bkz: gini katsayısı)
    (bkz: pareto analizi)
  • bir sistem üzerindeki etkilerin %80'inin, etkenlerin %20'sinden kaynaklandığını açıklayan, daha azıyla, daha çoğu elde etme kuralı.

    birkaç teorik bilgiden sonra, bireyler neden kendi hayatlarında ve firmalar kendi alanlarında bu kuralı benimsemeli, hayat kalitemiz açısından neden bu kurala ihtiyacımız var, bunları açıklamaya çalışacağım.

    19. yüzyılda, italyan ekonomist vilfredo pareto ingiltere'nin servet dağılımını incelerken, ülke servetinin büyük bir bölümünün, nüfusunun küçük bir bölümüne ait olduğunu fark eder. bu araştırmayı kendi ülkesi italya için de yapar ve aynı sonuçlara ulaşır. pareto, bu çalışmalarını iki ülkeyle sınırlı bırakmaz, başka ülkelerin farklı farklı dönemlerini baz alarak araştırmalarının boyutunu değiştirir ve hepsinde bu dengesiz boyutun izlerine rastlar. pareto'ya göre, insanlar ile sahip oldukları gelir ve servet oranları arasında dengesiz ancak istikrarlı bir matematiksel ilişki vardır.

    bu tespitlerinden sonra pareto, bunların rastegele veya şans eseri meydana gelmesinin mümkün olmayacağını düşünür. bulduğu sonuçların ne kadar önemli olduğunu bilse de bunu açıklamakta başarısız olur. joseph juran'ın da aralarında bulunduğu bir grup iktisatçı bu kavramın üzerinde yeniden düşünmeye ve kavramı canlandırmaya karar verirler. gelir ve servet arasındaki ilişkiyi daha da spesifikleştirerek bir ülkedeki zenginliğin %80'inin, o ülkedeki nüfusun %20'sine ait olduğunu söylerler. daha sonrasında 80/20 kuralının sadece iktisat alanında değil, çoğu alanda etkili olduğu görülür.

    "asgari çaba ilkesi" veya "dengesizlik ilkesi" olarak adlandırılan pareto ilkesi 2. dünya savaşı'yla birlikte hak ettiği değeri görmeye başlar. 2. dünya savaşı, önemli azınlıkla(%20) önemsiz çoğunluk(%80) arasındaki ilişkinin incelendiği, pareto prensibini destekleyen önemli bir veridir.

    80/20 ilkesi, duygulara ya da sezgiselliğe yer olmayan problem çözümlerinde matematiksel bir veri olarak oldukça büyük bir paya sahiptir. ortaya çıkan bir durumun nedenlerine genelde aynı yüzdeleri verme eğilimindeyiz. bir olayın nedenlerine a,b,c,d,e dersek, bu 5 nedenin, sonucu aynı oranda etkilediğini düşünüyoruz. halbuki bunlardan biri veya birkaçı diğerlerine oranla, meydana gelen sonucun daha fazla tetikleyicisi. nedenlere aynı olasılıkları vermemiz, beynimizin yapmış olduğu yanlış haritalandırmadan kaynaklı.

    sonuçların %80'i, nedenlerin %20'sinden kaynaklanır diye açıkladığımız 80/20 kuralı bazen 80/20 orantısında olmayabiliyor. bazen bu orantı, 60/40, 70/30, 75/25, 80/30 (toplam her zaman 100 etmeyebilir) veya sonsuz sayıda sonuç/neden olasılığında olabilir. ama burada kaçınılmaz olarak görülen bir şey var, o da neden ve sonuçların dengesiz bir orantıda olduğudur.

    iş hayatında bu kural ne işimize yararmış, bir bakalım. uzmanlar, satış-pazarlama üzerinde rapor sonuçlarına baktıklarında şunları gözlemlemişler.

    satışların %80'i, satışçıların %20'si tarafından yapılır.
    satışlardan elde edilen cironun %80'ini, müşterilerin %20'si oluşturur.

    bu rapor sonuçları sayesinde, şatışlarda 80/20 ilkesinin uygulanmasının, daha yüksek satış performansı yakalamak için gerekli olduğu görülmüş.

    eğer her zaman kazandıran, ciroyu arttıran %20 dilimindeki kilit müşterilerse onların üzerine oynayabilirsiniz. 100 müşteriden 100'üne de iyi bir hizmet vermeye çalışıp kendinizi yormaktansa, iyi kazandıran 20 müşteriyi elde tutmaya odaklanarak kazancın %80'ine hükmedebilirsiniz. bu yöntemle zamandan ve emekten tasarruf sağlarsınız. vaktinizi size maximum fayda sağlayacak müşteri üzerinde harcarsanız, etkisiz eleman olan müşterilere vakit ayırmayarak zamandan tasarruf edebilirsiniz. performansınızı düşürecek müşterileri elemiş oluyorsunuz bir nevi. daha az performansla daha yüksek gelir bir çalışan için, oldukça motive edici olup maximum verim demektir.

    başka bir örnek. gelen müşteri şikayetlerinin %80'i, şikayet tiplerinin %20'sinden gelir. çoğunluk hemen hemen tek tip şikayet konusunda hemfikirse, müşteri şikayetlerine üst çevreden bakabilir ve asıl nedene odaklanıp çözüm üretebilirsiniz.

    yani 80/20 kuralı bir problem çözme metodudur. probleminize uygun grafikleri çizip, etkin bir çözüme odaklanabilirsiniz.

    dengesizlik prensibi kişisel hayatımızda da büyük bir paya sahip. günlük yaşantımızda, birçok etkenin yalnızca %20 kadarı gerçekten önemli. gündelik hayatta çok fazla ıvır zıvırla uğraşıyoruz. bunların sadece %20'si fonksiyonel. hayat kalitesi için bu kadarı kafi. gerisi çöp, zaman kaybı. eğer hayattan en az eforla maxiumum verim alınmak isteniyorsa, bu fonksiyonel olan %20'lik kısımlara odaklanmalı. bu yapılırsa zamanım yok, hiç bir şeye yetişemiyorum lafını rafa kaldırır, zaman yönetimi konusunda uzmanlaşabilirsiniz.

    hayat kalitenizi arttırmak için hayatı basitleştirmek, sadeleştirmek lazım. mutlu olmak bir hayat kalitesi ifadesiyse, %80'lik bir mutluluğu %20'lik bir etken oluşturuyorsa, kişiyi mutlu edecek, fonksiyonel olan o %20 nedir, nelerden oluşuru iyi tespit etmek gerekiyor. "doğru azınlığı" bulmak ifadesi de yanlış olmayacaktır.

    hayatımızın her alanında bu dengesizliği gözlemleyebiliriz. 80/20 kuralıyla bize yarar sağlamayacak şeyleri hayatımızdan çıkarıp, daha az eforla daha çok fayda sağlayacak doğru azınlıklara yer açabiliriz. o zaman hayat kalitemiz de artacaktır.
  • düşünürken farkında olmadan yaptığımız en temel hatalardan bir tanesini açıklayan kuraldır kendisi.

    sonuca etki eden faktörlerin tamamının eşit değerde olduğunu varsayarak çözüme ulaşmak için çıktığımız yolculukta genelde bu kuralı görmezden geldiğimizde zaman, para, motivasyon kayıpları yaşamamız kaçınılmaz oluyor.

    örneğin dünyayı daha iyi bir yer yapmak için öyle milyonlarca sorunu çözmenize gerek yok.

    adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu.

    tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu.

    baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

    önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:

    – eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi.

    sonra düşündü:

    – oh be, kurtuldum! en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!

    aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:

    – babacığım, haritayı düzelttim. artık parka gidebiliriz! dedi.

    adam önce inanamadı ve görmek istedi. gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.

    çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı:

    – bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. insanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!
  • çalışma ortamı açısından da geçerlidir.

    "bir firmadaki (fabrika, kurum, şirket) işlerin yüzde seksenini çalışanların yüzde yirmisi yapar."