şükela:  tümü | bugün soru sor
  • o yılları net hatırlayan birisi olarak diyorum ki: siyaset hayatımıza bu kadar girmemişti ve herkes işinde gücünde, kaliteli işler çıkarmaya çalışıyordu. baskı yoktu. dolayısıyla sanatçılar sanatlarını özgürce ifa edebiliyorlardı. özgür insanlar ortaya müthiş eserler çıkarıyorlardı.

    yani sizin bugün 80 ve 90'lara ait ayıla bayıla dinlediğiniz şarkılar ve diğer muhteşem sanat eserleri siyasi baskı altında olmayan özgür insanlar tarafından ortaya çıkarılmıştır.

    seksen ve doksanlarda ülkemiz masal ülkesi gibi değildi elbette. tonla, yığınla sorunlarımız vardı ancak bu ortamda sanat icra edenler işlerini rahat rahat yapabiliyorlardı.

    belediye hoparlöründen anons yapar gibi gelen edit: olayı götünden anlayan sayın gerizekalılara duyrulur. anıra anıra güldüğünüz, yüzlerce kere izlediğiniz kemal sunal filmlerinin gerek senaryo, gerekse oyunculuk bakımından bugünlerde yanına yaklaşabilen bir film var mı?

    haftalarca liste başı kalmış tarkan'ın icra ettiği "kış güneşi" şarkısının duygusal ve ritimsel tınısını en son ne zaman aldınız?
  • "italya’da 30 yıl boyunca borjiyalar vardı. yani savaş kıyım, cinayet… ama michelangelo, leonardo ve rönesans aynı dönemde var oldular. oysa isviçre’de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı. ama ne yaratabildiler? sadece guguklu saat!"

    (bkz: the third man)
  • insandık ve insanca güzel bir şekilde yaşıyorduk.
  • teknolojinin şimdiki kadar bizleri mahkum etmemesidir. herşeyin bu kadar ulaşılabilir olmadığı herkesin kendini ünlü gibi hissetmediği yıllar olduğu içindir bence. insanlar daha sıcak daha samimiydi. birbirleriyle konuşurlar daha fazla sosyalleşirlerdi. sosyal medya ve teknoloji telefona düştüğü günden beri sosyalleşmeyi sexi yemek yemeyi arkadaşlığı elimizdeki telefon üzerinden yaptığımız için zaman daha hızlı akıp gidiyor. çünkü gün içindeki birçok şeyi telefona gömüldüğümüz için kaçırıyoruz. 2000lerin son on yılı tamamiyle kayıp insanlık için.
    bunun dışında lüks düşkünlüğü bu denli had safhada değildi. herşeyin çok ulaşılabilir gözle görülür olduğu bi dünya insanları özendiriyor. bu özenme de mutsuzluğa yol açıyor kanımca.
    kalite her sene daha fazla düşüyor. belki 50 ler 60 lar çok daha güzeldi bilemiyoruz. ama şu bir gerçek. teknolojideki akıl almaz değişim bizleri yalnızlaştırdı mutsuzlaştırdı
  • çünkü yazarların büyük çoğunluğunun çocukluğu o yıllara geliyor ve neredeyse hepsinin içinde bu yıllardan kalan bir parça var.
  • 2002'den önceki her güne özlem duyuyoruz biz.
  • (bkz: crystal ann)
  • çocukluğa duyulan özlemdir. annem babam da 60'ları 70'leri özlüyor mesela. ananemin dilinden 30'lar 40'lar düşmüyor.

    çocukluk çok güzel şey çünkü. ailevi ya da toplumsal problemlerin de olsa bir daha asla o kadar masum, o kadar hayalgücü geniş, o kadar yaşamaya, öğrenmeye hevesli olamayacağını bilmek o günleri aratan...
  • çünkü o zamanlar her şeyin daha iyiye gideceği yönünde bir inanç vardı. 2000'lerin başına kadar (zaten teknik olarak 90'lar sayılır) bu böyleydi.

    özellikle 11 eylül saldırılarının ardından bu inanç yerini karamsarlığa bıraktı. hayatın pahalılaşması, mülk edinmenin zorluğu insanların gelecek kaygısı yaşamasına sebep oldu.