• her ne kadar 80lerde çocuk olmakve 90larda çocuk olmakgibi iki tanım hali hazırda sözlükte varken; bu tanım saçma gibi gözükse de öyle değildir 80lerin sonunda 90larin başında çocuk olmak başkadır işte. yer yer 80lerde çocuk olmak'la benzerlik gösterir ama. bu zamanlarda çocuk olanlar ne 80lerin havasını tam manasıyla yakalayabilmiş ne de 80lerden kopabilmiş, öte yandan 90ların başındaki birçok olaydan da önemli ölçüde etkilenmiştir. 80lerden 90lara geçiş sürecinde çocukluğunu yaşayanların gözünde o zamanların ayrı bir yeri olduğunu belirtmek gerekir.

    80lerin sonunda 90larin başında çocuk olmak televizyon demektir aslında. o zamanki çocukluğu etkileyen en bütük olay televizyondur.bu çocuklar üstelik sadece trt'yi değil interstar, show tv gibi ilk özel kanalları görmüş orada yayınlananlarla büyümüştür. darbe, tüp kuyrukları, ekmek karnesi gibi olgulardan uzaktırlar kenan evren, turgut özal, erdal inönü gibi politikacılarla fazla ilgilen(e)memiştir. ama süleyman demirel, tansu çiller, necmettin erbakan, mesut yılmaz gibi insan beyninde onarılamaz zararlara yol açan poltikacıları görüp zaten müsait ortamda apolitikliğin dibine vurmuş birçok insanın çocukluğu işte bu zamanda geçmiştir. bunlar körfez savaşını küçükken görmüş, eski atlaslarda sscb'yi görünce rusya'yı arayan gözlere sahip, sürekli pkk muhabbetini duymuş gap projesi için neler yapıldığını bilmiş, ülke ekonomisinin bok gibi olduğunu o zamanlar öğrenmiş, bir de arena izleyip milletin yolsuzluklarını görmüştür. hayat hakkında oldukça karamsardırlar e ne olacak tansu çiller-necmettin erbakan koalisyonunu görmek demektir, 80lerin sonunda 90larin basinda cocuk olmak :)

    yanlız ilginçtir bu grup çok kanallı dönemde o zamanlar kanallarımız 70ler ve de 80lerin filmlerini anca yayınlayabildiğinden 80ler kuşağının değerlerine çok da uzak kalmadan büyümüştür.daha doğrusu avrupa ve de amerikanın 80 kuşağının değerleri anca geldiğinden türkiyeye aslında 80lerin sonunda 90larin başında çocuk olanlar yaşamıştır. türk sinemasının o zamanlardaki sanatsal(!) tarzı itibariyle türk sinemasını evde televizyonda izlemek demek; açıkhava sineması, sinema salonu nedir bilmemektir bu zamanlarda çocukluk. sonra holywood un sinema salonlarında cazibe yaratmasıyla sinema nedir öğrenecek olmaktır.

    televizyondan birçok şey öğrenen bu kitle 90ların sonunda artık genç olunca kendisine televizyondan başka yeni oyuncaklar bulmuştur.bilgisayar, internet ve de cep telefonu. internet gençliği adı verilen ( böyle bir adı ben vermedim ama medyada duymuşsunuzdur kesin) topluluğun kökleri büyük ölçüde bu tarihlerden gelmektedir.

    müzikal anlamda ise tam bir bocalama yaşamaktır, abilerin , ablaların etkisiyle metal'e , grunge'a meyilli bünye 90larda popun etkisi altına girmişken sonralarda rap'e doğru da kaymış ne yapacağını sapıtmış "hey corç versene borç olmaz maykıl bende de yok" diyerek balataları sıyırmıştır.kıyafet konusunda 80lere nispeten daha iyi seçimler demektir, en azından kot içine sokulmuş kazaklar, iğreti toplanmış saçlar yok demekttir.(zaten 80lerden daha kötü bir moda gelebilir mi yeryüzüne bilmiyorum)

    herşeye rağmen bence güzel bir duygudur 80lerin sonunda 90larin basinda çocuk olmak, kendimin de dahil olduğu o zamanların tadı hep başka olmuştur. aslında herkes için çocukluğunun ayrı bir önemi vardır, ne zaman yaşanmış olursa olsun. (entry'imizi de 3. sınıf gazete yazarı tadıyla bitirmiş olduk...)
  • (bkz: acid house)
  • ayrıca atari salonlarına gitmek, on jetonu daha ucuza almak, street fighter, mortal kombat gibi oyunların filmlerini dört gözle beklemek, kara kutu* oynamak, joystick kırmak, bir demet tiyaronun sıkı takipçisi olmak , taso oynamak, örümcek adamı izlemek, hulk izlemek, tsubasanın dönümlerce koşması demektir.
  • ömer karacan'ın pazar günleri yayımlanan programını kaçırmamak, pop saatini kaçırmamak, anneden doğan kardeş ve blue jean dergisi istemek, video kiralamak, teenage mutant ninja turtles diye haykırmak, star1 24 saat yayın yapmaya başlayınca sabaha kadar tv karşısında oturmak istemek, gece aerobiğini porno zannetmek, smiley stickerları biriktirmek, terminator 2 ve total recall'ı sinemada izlemek için babayı ikna turları, reebok pump'a paranın çıkışmaması...
  • nası denk gelmiş bilmiyorum ama kült diye, b film diye, ucuz prodüksüyon diye tabir edilen bir sürü film bu zamanlarda yayınlanmıştır televizyonda.aklıma gelenler:
    (bkz: geleceğe dönüş serisi)
    (bkz: gremlinler)
    (bkz: ikiz edjer)
    (bkz: ölümcül dövüş)
    (bkz: sinek)
    (bkz: kickboxer serisi)
    (bkz: karate kid)
    (bkz: rocky serisi)
    (bkz: ninja kaplumbağalar)
    (bkz: üvey annem bir uzaylı)
    (bkz: suborban commando)
    (bkz: nuri alço'lu tarık akan'lı uyuşturcu filmleri)
    (bkz: kara murat serisi)
    (bkz: üçkağıtçılar)
    (bkz: show tv'deki bilimum savaş filmi) --çocukluğum bitti adamlardaki arşiv daha bitmedi be--
    daha gider bu...
  • gunumuzde cocuk olmaktan kotu olan olgu. playstation 2 yok p4 2.8 ghz pc ler yok dvd dolayısı ile divx yok fenerde nobre yok pierre yok. eeee ne var comodor 64 var vhs ler var tetris var fenerde mujdat var novak var. ama yinede neyleyim oyle cocuklugu diyemiyorum mahalle arası maçlar var geceleri saklambac oyunu var daha neler neler simdi ki cocuklar teknoloji cocugu.
  • suadiye atlantik sinemasına ilk defa gidildiğinde büyülenmek,bağdat caddesi'nin gidiş-geliş olduğu zamanları hatırlamak,big burgerde yemek yiyip,tarabya plajından denize girmektir.
  • 80lerin sonunda 90larin basinda cocuk olanlar bunları da izlediler:
    (bkz: evde tek başına)
    (bkz: bak şu konuşana)
    (bkz: hayalet avcıları)
    (bkz: eyvah cocuklar buyudu)
    (bkz: eyvah cocuklar kuculdu)
    (bkz: temel icgüdü) (star'ın favorisi)
    (bkz: özgür willy)
    (bkz: çakmaktaşlar)
    (bkz: salak ile avanak)
    (bkz: maske)
  • fame city ile pyramid alışveriş merkezi'ndeki eğlence birimini karşılaştırmak demek. sega mega drive veya sega master system ile sonic the hedgehog serisini bitirmeye kasmak demek. cd ile tanışmak demek.
  • hd ve dd demek...