şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • genelkurmay'ın açıklamasıyla daha da enteresan boyutlara varmış olan hadisedir. şöyle ki, bu tip bir vakada, olaylara bir ordu mensubunun karıştığı söylentisi medyaya yansıdığında, alışık olduğumuz tutum genelkurmay'ın bunu sert bir dille yalanlamasıdır; en azından şimdiye kadar böyle olmaktaydı. fakat genelkurmay'ın konuyla ilgili açıklaması şu şekilde :

    “bu üzücü olaya bazı askeri şahısların da karışmış olabileceğine dair iddialar ortaya atılmaktadır. söz konusu olay her yönüyle adli makamlara intikal etmiş olup gerekli yasal işlemler yapılmaktadır. soruşturma safhasının gizliliği dolayısıyla gelişmeler hakkında yapılacak müteakip açıklamalar adli makamların takdirinde olacaktır".

    genelkurmay'ın, önceki tavırlarına göre daha itidalli olan bu açıklaması pek çok şekilde değerlendirilebilir sanırım. ama belki de en iyisi beklemek ve olacakları izlemek.

    unutmadan, böylesine bir olayın, müzmin komplo teorisyenlerimiz için de biçilmiş kaftan olduğu aşikâr. çok yakında, "aslında oradaki astsubaylar amerikan ajanıydı, elimde belgeler var!" tarzı bir açıklama veya bu yönde bir yorum, ana haber bültenlerine düşebilir. o yüzden özellikle doğu perinçekgilleri takibe almakta fayda var.
  • ismi yönlendirilmiş bir olaydır, gerginlik falan değil cidden ikinci susurluk vakasıdır. mehmet ağar da zeytinyağı gibi üste çıkma çabasında, neden cepten arayan polisin, amiri ya da destek kuvvet yerine kendini aradığının sebebini gizlemek adına olayı çarpıtmış "nerde bu devlet" diye ağzını gevşetmiş. heh tamam "nerde bu devlet?" orası öyle de, be kardeşim "o devlet orda değilken senin yaptıklarının haddi hesabı var mı?" sen onu söyle o zaman. hem sik hem de ülkeyi sikiyolar de, göt ile gülünesi bir performanstır gerçekleştirdiği özetle.
  • bugun sabah gazetesinde defalarca okumama ragmen bir turlu anlayamadigim olaylardir. oyle bir yazilmis ki "polisle halk orasinda olaylar yasandi iki kisi oldu, kargasa oldu bi kisi oldu...vs". kim ates aciyor, kim vuruyor, alt tarafi kargasa diye aktarilan birseyden nasil bir olu cikiyor anlamak mumkun diil. o kadar ne idugu belirsiz bir haber ki olaya karistigi iddia edilen askerlerin lafi bile gecmiyor icinde. cok pis birseyler oluyor ama kokusu ne zaman cikacak, cikmadan kac can daha yanacak?
  • derin devlet bugüne kadar bu kadar salakça, bu kadar göz göre göre, bu kadar ahmakça, bu kadar kör gözüm parmağına* bir kontrgerilla eylem planlamamıştır, yapmamıştır. susurluk kazasından bu yana da bu kadar delili bir arada bırakılmamıştır.

    bütün bu ahmaklıkların bilinçsiz yapılabileceğine inanmak istemiyorum.

    ilk bakışta aklıma gelen ihtimaller

    1. bu eylem derin devletin kontrgerilla eylemi olmamakla birlikte yöre halkının bu düşünceye kapılmasını sağlamak için bir kısım maşa veya ajana(hangi ülkenin ajanıdır bilemem) bu saçmalıkta bir eylem yapıp, önceki ve sonraki eylemlere ilişkin dosyaları da olay anında yanlarında bulundurmaları sağlanmıştır. neden olmasın?

    ne de olsa bölgenin bu gerilime ihtiyacı vardır. daha geçenlerle celal talabani kürtlerin kendi ülkelerinde bağımsız yaşama hakları vardır ancak topraklarımız başkalarının elindedir içerikli bir açıklama yaptığı gözümden kaçmamıştır.

    2.bu derin devletin bir kontrgerilla eylemidir ve derin devletin bu yeni eylem dalgasını afişe etmek isteyen bir yetkili bu dangalakların kabak gibi belli olacakları bir eylem emri vermiştir. ciddi ciddi düşündüm zira yılların susurluk kazasına kadar bilinen ama resmi olarak bir türlü afişe olmayan bu devlet gizli örgütü bu kadar salakça bir eylem yapamaz.

    3. derin devlet daha önce olduğu gibi zamanında devlet içinde devlet olmuş birilerinden talimat alıp, sırtlarını devlete dayamanın rahatlığı ve umursamazlığıyla gündüz gözü, halka gözdağı verircesine eylemi yapmıştır.

    kontrgerilladan hayır gelmemiştir kimseye, kime, neye hizmet edeceği belli olmayan oluşumlar olduğu hep görülmüştür. devletin kendisinden talimat almamış olsa dahi kendi tetikçilerini koruyacağı gerçeği de devlete güveni azaltmaktan başka işe yaramaz.

    buradan bakıldığında ardarda kanunsuzluklar devlet eliyle yapılıyor, cinayetler işleniyor, olayın üstü başka zorbalıklarla kapatılıyor gibi görünüyor. bütün bu olanları devletin acizliği nedeniyle devletin kolluk kuvvetlerinin başkalarından talimat alarak yapıyor olması ihtimali de unutmamanız gereken, yakın tarihimizde örnekleri görülmüş bir gerçektir.
  • hakkari valisinin aciklamasi: "güvenlik güçlerinin bu işle ilişkisi olması mümkün değil. böyle bir şey mümkün olabilir mi''

    sanirim hakkari valisi yanlis gelmis, kendisi norvec kuzey sehirlerinden makkarinin valiligine atanmisken bi yanlis anlasilma olmus, ulkeyi sasirmis. norvecteymiscesine rahat aciklamalar yapiyor. yani dusunun, turkiye gibi hukukun ustunlugunun, vatandas haklarinin oneminin tamamen kavrandigi; toplumsal barisin mutlu ve refah icerisinde yasayan milyonlarca turk vatandasi tarafindan olsuturuldugu; devletin, halk tarafindan halka hizmet etmek icin kurulmus bir mekanizma oldugunun acik ve net olarak bilindigi bir ulkede, guvenlik guclerinin boyle bir seye karismis olmasi hic mumkun allah askina?

    turkiyede devletin halkin guvenini kazanip gercekten vatandasin ustunde, davlet icin halka ragmen anlayisini benimsemekten vazgecen bir kurum olabilmesi icin derin devlet hikayerlerini ne kadar korkusuzca cozmesi gerekiyorsa, halki karsisina alip "merhaba beyinsizler, simdi ben size oyle bi yalan soyliycem ki, ben mi yuzsuzun en buyuguyum yoksa sizleri dangalagin en onde gideni yerine mi koyuyorum sasiracaksiniz" sekilli aciklamalar yapan valiyi de o kadar susturmasi gerekir. kontragerillanin dunyanin en yuksek geri tepmeye sahip mekanizmasi oldugu (hadi hukuk devleti olmayi coktan gectim zaten, hakkari valisi gibi norvecli olmadigim icin) artik sagir sultanin en sevdigi melodi haline gelmisken, hala anlasilmaz sebeplerle (bu sebeplerden en onemlisi derin devletin yillar icinde kazandigi ´atalet´ olabilir, fakat o ataleti silip supurmek de yine hukuk devleti olma arzusundaki bir hukumetin ilk isi olmalidir) derin devletcilik oyunlarina musaade etmek, vatandaslarini bir ornek milliyetci, tek tip dusunce sahibi yaparak olusturulan "toplumsal" barisa (!!!) degil de, vatandaslarin kendi aralarinda bir denge olarak kurduklari toplumsal barisa giden yoldan en zavalli ve en fasist sapistir. gerci, gectim kurt veya ermeni sorununu, daha kendi 20 30 sene onceki modern tarihini aydinlatmaya, o tarihlerdeki derin devlet mekanizmalarini acik edip kendi uzerindeki lekeyi atmaya cesareti olmayan bir devlet mekanizmasindan ne kadar sey beklenebilir o da ayri bir merak konusu. iste o merakimiza cevabi da onumuzdeki gunlerde bu olayin kamuoyundaki yankilarinin boyutlarindan ve o yankilara devlet organlari tarafindan verilecek cevaplarin ciliz ve "devletin bekaasi"ci mi yoksa cesur, kuvvetli ve hukuku on planda tutan sekilde mi olusundan gorebilecegiz. (gerci haberlerden anlasildigi kadariyla, bombalama sonrasi halk tarafindan ele gecirilip polise teslim edilen 3 kisiden 2si simdiden kayip. delillerin hasiralti edilmesinden korktugu icin savcinin incelemesini inceleyen kalabaliga dalarak ates acan araba da yine polis araci. gerci bunlarin basbakanin veya bir hukumet gorevlisinin emriyle yapilmadigini tahmin edebiliriz, fakat bunlardan sorumlu bunyelerin ortaya cikarilmasini mevzubahis kisilerden beklemek en dogal hakkimiz.)

    ha bir de ucundan kenarindan alakali olarak bkzimi da veriyorum (bkz: iskence davalarinin zaman asimindan dusmesi)

    edit: ortaya bi bok cikmadi, "cikarmaya kalkisanin basina da aha bunlar gelir!" diye gereken mesaj verildi. (bkz: ferhat sarikaya)
  • bu olay üzerine yorum yaparken;

    "derin devlet salak mıdır ki bu kadar kolay yakayı ele versin?" gibi bir argümanla meramını anlatmaya çalışmak edepsizliktir. neden mi? ilk olarak derin devlet gibi yaptığı eylemlerden kimsenin haberdar olmadığı, adam öldürse dahi hiçbir kurumun çıkıp "ne yapıyorsun sen..!" dahi diyemeyeceği bir yapıyı "gerekli" olarak kabul etmek hastalıklı bir zihniyettir. varlığı tartışmalı olan bu kurumun varlığını gerekli görüp, bunun üzerinden derin devlet mekanizmasının hiçbir zaman yakayı ele vermeyecek kadar zeki olduğu varsayımını kanıtlama çabası ise ikinci sınıf komplo teorisyenliğinden başka bir şey değildir, faraziyeden kelam üretmektir. zahir olana gerçek demektir.

    "derin devlet gerçekten de yakayı ele verebilir mi?" diye sorulunca okkalı bir "elbette" cevabının gelmesi kimseyi şaşırtmasın. bu cevaba muteakip kimsenin "derin devlet yakaladım, gelin de açıp içine bakalım" dediği yok. henüz ne olduğu azcok belli olan bir olay üzerine şaşalı yorumlar yapmanın da bir alemi yok. lakin hemen savunma psikolojisine bürünüp, dezenformasyondan farksız bir şekilde, olaylara klavye bazında yaklaşarak derin devlet avukatlığı yapmanın özrü bahanesi de yok.

    bu olay sonrasında belki yıllardır raflarda bekyelen birçok savaş kırıntısı pislik ortaya çıkacak, belki de bugün birçok kimsenin gözünde meşru olarak görünen insalık suçlularının gerçek yüzleri afişe olacak. bu yorumlar için henuz çok erken; ama iki insanın öldürüldüğü, öldüren insanların ise olay ertesinde salıverildiği bir olay sonrasında "komploculuk oynamak" kimin vicdanında yer bulabiliyorsa bu ölen insanların suçlarını sormak isterim kendilerine; hem de cevap alamayacağımı bile bile..
  • şemdinli olayı, önümüze düşüvermiş koskocaman bir turnusol kağıdı.

    susurluk'tan sonra; avrupa birliği süreci, demokratikleşme, sivilleşme ve normalleşme, "demokrasiyi kendisi için isteme" tartışmalarıyla geçirdiğimiz on yılın sonunda nerede durduğumuzu gösterecek, nereden gelip nereye gitmekte olduğumuzun muhasebesini yapmamıza olanak sağlayacak bir olay.

    muhtemeldir, "olayın aslını" tam olarak öğrenebilmek bugün olduğu kadar yarın da mümkün olmayacak. ama bombalanan, bombalayan, kaçan, sığınan, teslim eden, vuran, öldürenler kimlerdir sorularını bilmesek bile, resmi makamların tanıdık keskin red demeçlerinin olay ertesinde peşinen verilmemesi ve bölge milletvekilinin cüretkâr açıklamaları minerenin kılıfına sığmadığı toramanlıkta bir olay olduğunu gösteriyor şemdinli'de olanların.

    pkk'nın kuzey ırak'tan er geç sürüleceğini ve ne suriye ne de iran'da yaşam alanı bulamayacağını öngörmesiyle giriştiği eylemlerle mücadele ederken, o kâdim "rutin'in dışına çıkma" yordamı üzerine örtülmeye çalışılacak meşrûiyet şalı acaba olanları örtmeye yetecek mi, göreceğiz.

    ama mesele, devlet'in istihbarat/ordu/polis birimleri içerisinde öbeklenmiş kimi şebekelerin yasalardan muaf olup olmadıkları meselesidir. bir ilçe merkezinde gündüz vakti cezasını yasal olarak çekmiş ve tamamlamış bir vatandaşın kitapçı dükkanını bombalamanın meşrû olup olmadığı meselesidir.

    ve türkiye cumhuriyeti devleti, kendisinin içerisinde öbeklenmiş bu klik(ler)le yüzleşecek midir; şeffaf ve bağımsız savcılar, araştırma kurulları, komisyonlar kurup bilgilendirecek midir ? sorusudur.

    şemdinli olaylarını izlerken tsk'dan hükümete, medya'dan siyasi partilere tüm muhattapların demeçleri, tepkileri, yorumları, tavırları susurluk'tan bugüne geçen onca sürede sahiden devlet ile toplumun arasındaki ilişkinin ne ölçüde demokratikleşebildiğini anlamamıza olanak sağlayacak.

    olaylar, bugün sandığımızdan daha masum bir hikayeye de sahip olabilir. ama sürecin kendisini izlerken kimin neyi nasıl yorumlayıp, hangi yola başvurduğunu takip etmek zaten yukarıda sorulan sorulara bir yanıt teşkil edecek.

    bakalım değişenler ve değişmeyenler neler.
  • tsk nın yıpratılmaya çalışıldığı bir olaydır.bu olayı yorumlarken; "derin devlet salak mıdır ki bu kadar kolay yakayı ele versin?" gibi bir argümanla meramını anlatmaya çalışmak düşünce belirtisidir..birazcık düşünen bir insan jandarmanın üzerine kayıtlı bir araçla bu işin yapılmayacağını kestirebilir ama önünüze konulan servise inaniyorsaniz veya işinize öyle geliyorsa yiyebildiğiniz kadar yiyin efendim afiyet olsun ancak halkın en çok güvendiği kurum olan tsk nın yıpratılmasının gelecekte bu ülkede yaşayan herkese zararı dokunacaktır..
111 entry daha