şükela:  tümü | bugün
  • travma sebebi: pazar banyosu

    seksenlerin sonunda doğup doksanlı yılların başında en güzel günlerini yaşayan her çocuğun hatırlayabileceği travmadır. sonraki nesiller için pazar banyosu ritüelleri ilerleyen yıllarda mütemadiyen devam etse de hiçbir zaman sobada kaynayan güğümlerin eşlik ettiği kocaman leğen ve bir kalıp yeşil sabun tadında olmadı/olamadı.

    olay benim için genellikle şöyle gelişirdi.
    akşam yemeğinden sonra pazartesiye yetiştirilecek ödevleri tamamlamak üzere defter-kitap açık çalışılırken (hafta sonu sokaktan eve gelmediğim için ödev yapmaya zaman kalmıyordu belli ki ) bir taraftan da televizyonda en sevdiğim programlardan biri (muhtemelen kaygısızlar, süper baba, bizimkiler, televole ya da şahane pazarprogramlarından birisidir, tam günlerini hatırlayamıyorum.) açık olurdu. ödevler biter bitmez, o defter kapanır kapanmaz annemin "hadi banyoya" bakışlarına yakalanır ve evin içinde kaçmaya başlardım, annem de arkamdan yakalamak için koşardı tabi. yaklaşık 5 dakikalık bir kovalamacanın ardından her nasılsa ben kendimi çıplak bir vaziyette banyodaki leğenin içinde bulurdum. sonrasında suyu ılıklaştırma, yandım diye bağırma, göze sabun kaçma, çırpınıp kaçma girişimleri, arada yenilen bir iki şaplaktan sonra annem sarıp sarmalayıp sobanın yanına götürürdü, bir de öpücük. hele sobanın o fırınlı yerinde patates ya da kestane varsa oh mis.
    şimdilerde her gün duş almadan yatağa girince rahatsız hissediyoruz lakin o günlerde sobanın yandığı odadan mı ayrılmak istemiyorduk, pek konforlu bir banyo ortamı mı yoktu ya da haftada bir anneler tarafından zorla gerçekleşen bir eylem olduğundan mıdır bilinmez banyodan nefret ederdim. buz gibi terliklerin müsebbibi, sıcaklığı ayarsız su denemelerinin gün dönümü, en sevdiğim televizyon programlarının katilisin pazar banyosu.

    anıları tazeleme editi: şu
  • (bkz: ümraniye sapığı)
    olayın kendisi ayrı sapığın fotoğrafı ayrı travmaydı.