1. 90'lar dostum. ben 90'ların çocuğuyum. dünyanın geçiş dönemi. insanlığın tecrübe ettiği en saçma sapan dönem. 2000'leri pek hatırlamam, 2010'da dün ne yedim onu bilmiyorum, ama 90'lar her anıyla belleğimde. özellikle patlama yapan türk popu, yılbaşı eğlenceleriyle, palazlanan gençleriyle, kimi zaman türlü derinliklere gark olan, kimi zaman da abuk sabuk sözleriyle aklımda. klipleriyle, tipleriyle, sözleriyle, yarı elektronik yarı enstrümental, toplamda midi kıvamında müzikleriyle 90'lar.

    tarihe, gelmişe, geçmişe, eskiye hatrım vardır. elimin altındaki hiçbirşeyi atmam, biriktiririm, hafızamda da bu birikinti vardır. gerek kendim, gerekse sizler için büyük bir girişimde bulundum, ve 90'ların en önemli olduğu için dinlenmesi gereken şarkı listesini bizzat oluşturdum. bu liste elbet sübjektif niteliktedir, ancak olabildiğince çok şarkıcı kilit şarkılarıyla beraber seçilmeye çalışılmıştır. kimisi güzelliğiyle, kimisi getirdiği büyük yeniliklerle, kimisi derinliğiyle, kimisi saçmalığıyla, kimisi absürdlüğüyle, kimisi efektleriyle, türlü türlü kriterler doğrultusunda listemize giriş yaptılar. ama genel olarak söylemek gerekir ki, liste kesinlikle “90’ların en güzel/dinlenmeye değer şarkıları listesi değildir”. bu ayrımı yapmak önem arz eder. önemli şarkılardan kasıt, aşağıdaki sıralamayı da belirleyen kriterlere sahip olan şarkılardır. sıralama ise, şarkının toplumda sahip olduğu popülarite, getirdiği değişiklik, özgünlük ve de yarattığı infial (!) ve kendi beğeni kriterlerim doğrultusunda, çok katı olmayan bir şekilde yapılmıştır. bunca şarkı içinde akla gelen vardır, gelmeyen vardır, göze fazla batan vardır, gözden kaçan vardır. fikrimce ve hafızamca en çok sayıda sanatçıdan en “temel” parçaları yansıtmaya çalıştım, eksikleri mazur görünüz.

    özel bir tür(genre)dür 90'lar türk popu. kapsamı belli bir çizgi ve ölçüyle sınırlıdır. o sınırı ben veremem. içini herkes kendi doldurur.mesela benim doldurduğum sınırlarda, genel prototipe uymamaları ve daha da eskiye dayanan ve albümden albüme de değişen bir çizgileri olduğundan, 90'lar türk popu standartlarının dışında kalmalarından, yahut fazla kalite kaçtıklarından kayahan'ıdır, nilüfer'idir, birkaç istisna şarkıları hariç olarak sezen aksu /levent yüksel/sertab erener'dir, yaşar 'dır, feridun düzağaç 'tır, bulutsuzluk özlemi 'dir, bülent ortaçgil 'dir, barış manço 'dur,ajda'sıdır girmez bu kapsama. kimilerince pop kapsamına sokulan ancak türleri epey farklı olan gruplar da vardır, ki onlar da burada ele alınmayacaktır. athena, yeni türkü, fatih erkoç ,grup vitamin, barış manço ,teoman,mfö, kargo, şebnem ferah vb. poptan çok öte ve farklı tür müzik yapar olarak nitelendirilecek şahıs ve grupların yanısıra keza arabesk, türkü ve fantazi müzik şarkıcıları da bu kapsama girmez. yoksa 90'larda onlardan da çok iz var.

    birkaç noktaya daha değinmek lazım aslında.
    genel olarak şarkıların konuları bellidir. 1)karşı cins, karşı cins, karşı cins. bundan 1 asır sonra inceleyenler daha iyi saptayacaklar.türkiye'miz o yıllarda bir amsterdam kıvamındaydı. geçmişte/şimdi/gelecekte vukuu bulmuş/bulan/bulacak olan, platoniğiyle ölümsüzüyle, tutkulusuyla tek geceliğiyle aşklar, entrikalar, ayrılıklar, aldatmalar, sevişmeler, öpüşmeler, temaslar, tutkular, terkedişler, zorunlu bırakışlar, kaçıp gidişler, fetişler, kıskançlıklar. toplum tamamen bunlara endeksliydi. başka derdimiz yoktu çünkü. boyuna bunları düşünürdük. polemik arayan bünyelere ilaç niteliğinde şimdi `90’lı yıllarda cinsellik konularında toplumsal baskı` diye muhteşem bir sosyoloji tartışması açmak var, ama yok dostum, ben bir musiki muharibiyim, bunu yapmayacağım. arada sırada siyasi taşlamalar da vardır. onlardan artakalan zamanda da sosyal görev benimseyip bunları yerine getirmek için bu tarzda şarkılar da yapılırdı.

    bir de genel olarak 90'lar popuna, özellikle ilk üç çeyreğine ait birkaç karakteristik özellik vereceğiz:
    1-absürd şarkı girişi: bir dolu tuhaf efekt, garip sesler
    2-midi müzik: enstrüman kullanımı minimum. makina çıktı ya, onun da bokunun çıkarılması lazım. basların, perküsyonların arka planda süregiden midi efekti içinde en kötü yerlere yerleştirilmesi azami şart. şimdi bi de 94'te büyük kriz oldu malum, piyasa kan ağlıyor, baterist, gitarist falan bunlara para yok. makina yapıyor işte.
    3- hızlı ve kendiliğinden doğal sözler: sözler şarkı içinde konuşurcasına söylenmektedir. sanki şarkı değil, monolog sözkonusudur. ikilemeler, "ooooo", "aaaaa" türü yansıma nidalar…

    arada dalga geçtiğime de bakmayın. bu şarkıların hepsini düzenli aralıklarla(biraz uzunca aralıklar olsa dahi) hala dinlerim.
    listemize girecek olursak:

    1- yonca evcimik - abone

    eğer türk popu denizler altında 20.000 fersahsa, 10.000 fersahını yoncimik almıştır, o on binin beş bini de bu şarkıyla alınmıştır. "90'lar türk popu" dendiğinde diğer her tür şarkı bir kenara bırakılır, 90'ların ilk yarısında olmasının, yoncimik ve tayfasının çılgın ve ses getiren danslarının da etkisiyle, ve çağının birkaç yüzyıl ardında lirik kurulum yapısı ile abone ilk sırayı alır. bu şarkıdaki illiyet bağı ise ayrı bir makalenin konusudur.(aboneyim abone/biletleri cebimde/ballı lokma tatlısı/aman hadi hayırlısı)

    2- mustafa sandal - bu kız beni görmeli + araba

    haydi gelin kendinize itiraf edin(ertuğrul özkök usulü oldu, idare ediverin); hanginiz bu adamı sevmedi, şarkılarından birine dahi tempo tutmadı. yok o zaman baba, elde yok avuçta yok. türk gençliğinin creme de la creme bir tabakası hariç kimse böyle minimal teknolarla, indie rockla, fransız chansonlarıyla coşmuyor ki. bir devrim marşları, bir de mustafa sandal. yurtdışından ithal prodüktör falan diye görünürdü evvelden bu hacıoğlan, sonra bir anda piyasaya çıktı. of ki ne of. genç kızlar kırılıyor falan böyle bir herif, bu kız beni görmeli ve araba ile kavurmuş yakmış geçmiş, annelerin ideal damat adayı olmuş. şimdi "ay uy" dediklerine bakmayın şimdi. sonradan ortamı baydı, yoksa pop dedin mi bir numaralı erkek vokal buydu. yaş 9-10 idi bizim, bu dayı halikarnas'ta bir konser veriyor, ağzına yüzüne kadar dolu. böylesi bir şan şöhret.indie rock'un babasının mustafa sandal olduğuna dair de bir tezim var ama henüz dünya buna hazır değil. o nedenle bunu saklayacağım.

    3- kerim tekin - karbeyaz

    duruşuyla ve fiziğiyle pop müziğin romantik prensi olabilecek bir kıvamda genç adamdı kerim tekin. piyasaya aslen cici baba faciasıyla çıksa da, kara gözlüm, haykırsam dünyaya ve de karbeyaz gibi romansla toplumu depreştiren şarkıların mucididir. zerrin özer'in sevgilisi olarak da bilindi. dünyaya talihsiz bir şekilde gözlerini yumdu. "karbeyazdır ölüm, ellerinden gülüm" diyerek hala söylenen muazzam şarkısı geriye kalan en önemli ürünü oldu.

    4- umay umay - böl beni

    dünya üzerinde her gün 1+1=2, 2x5=10, 10xpixr=1000 1000:10=100, 100²=10000 şarkı üretiliyorsa, ve tarih boyunca bunların toplamı permütasyonla hesaplandığında milyarlarla ifade ediliyorsa, matematiğin bu kadar ön plana çıktığı, aritmetik işlem sayısı bu kadar çok olan, şarkının temelini bu derece poligonlar üzerine kurmuş bir başka şarkı yoktur. "bir kere yetmez,iki kere sev beni, üç köşe yetmez, karelere böl beni ve numerik sistemde giden bir fraktal kayboluşun eseri. sevişme aşk yiyişme gibi temalara sahip bu şarkının sonunda her seferinde, ben bizzat "hay senin köşegenlerini alayım, kenarortaylarınla bitiştireyim" diye isyan ediyorum. siz hangi cebir ve koordinat sistemlerini kullanıyorsunuz onu bilemem. bir şarkıcıdan hareket vakti gibi bir başarı ürünü ile böl beni gibi bir karmaşa nasıl çıkar? idrak yollarım tıkandı.

    5- sezen aksu- hadi bakalım

    takvimler 90'ları gösterir de minik serçe gençlerin önüne bir ufuk açmadan durabilir mi? dönemin konjonktürüne bir sosyal ve siyasi taşlama içeren bu eserinde sezen aksu daha önce pek de örneklerini vermemiş olduğu "90'lar türk popu" türüne damardan bir giriş yapmıştır. beyaz kapaklı ve serçenin kızılımsı kısa saçlı bir formunu barındıran albümün açılış şarkısı hareketli türk popu olsa da, diğer şarkıları bir o kadar sezen'dir."arada hicaz arada caz nefesler" tabiriyle şarkı kendisine teorik müzik eğitiminde de önemli bir yer edinmiştir.

    6- deniz arcak - saçma sapan ispanyol

    deniz arcak kızımız kolejlerde yurtdışlarında okumuş büyümüş, gizliden gizliye bir entellektüalitesi olmakla beraber, bir o kadar da çılgın, savari bir genç kızımızdır. türk pop müziğine "aksak ispanyol" olarak hatırlanması gereken müthiş bir melodik düzeneği kazandırmış olan deniz arcak, "all the king's horses" adlı ingilizce bir şarkıyla başlayan albümünde yer verdiği saçma sapan ispanyol şarkısıyla müziğe saçma sapan bir yaklaşım getirmiştir. muhtemelen deniz arcak kızımız ispanyol bir serseriyle bir romantik münasebete girer, olaylar gelişir. şarkının içinde "lay la lay la lay"lardan tut flamenko usülü klasik gitar sololarına, darbukalı kudümlü endülüs raksı girizgahlara kadar hepsi bulunur. kendi ana dilimde dinlediğim en saçma sapan şarkıdır. böylesi değişik, böylesi enteresan. fakat yiğidi öldürürken hakkını da vermek gerekir. bu kadın vurur adlı muazzam şarkıya da imza atmıştır. zehir ettin gibi bilinen bir başka eseri de mevcuttur.

    7- tuğrul arsever - benden günah gitti

    bu adamı geçen gün bir arkadaşım tekrar hatırlatana kadar ben de hatırlamıyordum, o kadar kaybolmuş. allah sizi inandırsın böyle bir adam da vardı. lüle lüle kıvırcık uzun saçları ve benden günah gitti adlı şarkısıyla ölümlü bir tek şarkı adamı "ölürüm o bakışın yok mu yar, o nazlı kaçışın yok mu yar, baştan çıkarır gönlümü aaahh..." diye bir melodi kulaklarınıza çalınırsa, işte bahsettiğim tek şarkı odur. inanılmaz diz bükmeli dans sistematiğini türkiye'ye kazandıran arsever'in bu şarkısında bir de muazzam efekt vardır. "biçiçiçi muck muck ah çi mu ah ah çi muck ah" diye şarkıda on saniyede bir tekrarlanan papağanla diyalog efekti vardır. ortada papağan yoktur. ancak anonim bir papağanla sürekli olarak bir iletişim sözkonusudur.

    8-hakan peker-hey corc versene borç

    işte içimizdeki yabancı hayranlığını en güzel kullanabilmiş şarkı. işte "bip bip biri rip bippi ribi ribi" efektini hayatımıza sokan şarkı. işte on yıllar boyunca borç mevzusu sözkonusu olunca gençleri george'la ve michael'la münasebete sokan şaheser. hakan peker'in meydane çıkış şarkısı.

    9- çelik - ateşteyim

    "dum kah kah" efektini hayatında bir kez olsun duymuş olan kimselerin doğrudan aklına gelen, "hayır mı şer mi" kısmının esasında ne olduğu konusunda dinleyeni soru işaretleri içinde bırakan, bunun yanısıra çelik'in şarkı boyunca ikilemelerle ilkokul hızlı okuma yarışmalarından kalma yeteneklerini sergilediği, komplekse girmeden "yanıyorum hacı" mesajını tipik enstrümental midi pop altyapısı altında veren, bariton üstadımız çelik'in a1'i...

    10- doğuş - uyan

    taklacı sahil apaçisi genç doğuş'u yaratan şarkı! doğuş'un bu şarkının çekimlerde 673 takla/dk. ortalamasıyla ölümcül bir performans sergilediği konuşulagelmektedir.o dönem tutuyordu tabi kıvır kıvır siyah saçlı yanık tenli çakma hugo boss badi giyen atletik ve kaslı gençler.sonradan çıktı küpeliler, uzun saçlılar, sahil gitaristleri. olanca söz arasında doğuş'un aslında münevver yönlerini gösteren şiirsel metinlerden biri de "sevda yüklü trenler, boş raylarda ilerler" dizesidir. dünya edebiyatında nadir rastlanan kalitede bir metafordur.

    11- ferda anıl yarkın - üzülme

    devir o devirdi, ibo'nun kemancısı içli cevval delikanlı ferda anıl yarkın'ın kare yüz hatlarıyla piyasaya düştüğü yıllardı. nice dönem erkeklerinin rüyalarını ve odalarını süsleyen manitası şebnem dönmez'i de yanına alarak üzülme'ye bir de klip çekmişti. romantizm o devir farklıydı. une belle histoire değildi romantizmin türk musiki lugatındaki karşılığı...yitip gitti ferda anıl, arkada üzülme başta romans ögeleri bırakarak.

    12- taner - affetmedim kendimi

    taner'e girmeden önce zeynep talu denen o kimsenin yüzünü bilmediği, herkesin en az bir kere "söz" bölümünde görmüş olduğu hatundan gireceğim.şimdi sen nasıl bir kadınsan zeynep talu, türk pop dünyasının en kötü şarkılarını ve en iyi şarkılarını aynı anda yazmışsın. seni kınıyorum ve aynı zamanda takdir ediyorum. zeynep talu'nun sözleriyle canlanan affetmedim kendimi, bir 90'lar, bir taner şaheseridir. zaman jetonlu telefonun olduğu ve etkin kullanıldığı, kişinin kendi sesiyle kasede yüklediği telesekreter uyarısı sonrası çalan bipten sonra telesekreter mesajlarının kaydedilip sonra eve gelince telefondan dinlendiği yıllar...gerilimli bir melodi, vurucu bir parça, melankoliden tam anlamıyla domalan sözler. bana varacaksın, tam zamanı, aynı perde ve yardım et ile kaliteli performansını sürdüren taner ne yazık ki 2000'lere pek yetişemedi.

    13- asya- vurulmuşum sana

    "vurulmuşum sana, yüreğim bin parça" tam bir servis şarkısıdır. servis kültürü olan bilir. o yılların takılıp sökülebilen teyplerinde radyoda bu şarkılar çalınırdı. esasen nilüfer'in solisti olmasından kelli ondan pek çok özellik kopyalamış asya da hem göze hem kulağa hitap etmesiyle olsun melankolik şarkılarıyla olsun gönüllerde yer etmişse de, en çok vurulmuşum sana ile anılmıştır, anılacaktır. bu şarkıda da türk popunda bir başka öge olan "allah'a veryansın" olgusu derinlemesine incelenebilir.

    14- ajlan mine - pranga zinciri

    erol büyükburç'un kızı rahmetli ajlan büyükburç ve kankisi mine'den ibaret olan bu grup, şarkılarında tuhaf aksesuarları ve enteresan efektleri pop'a yepyeni bir nefes getirmek iddiasıyla kullandılar. şu şarkıyı açıp dinlediğimde birbirinden tuhaf 29 efekt sayabiliyorsam ya ben manyağım ya bunlar manyak. şarkıdaki melodi değişimlerinde hiçbir izan yok. şarkı aynı zamanda hiçbir noktada senkronize değil. geçiş noktasından 5 saniye sekmeli geliyor efektler. bir de pranga zinciri falan nerden geliyor diye bakacak olursak; o dönem modaydı böyle tiplerin kafasında büyüttüğü tutkulu manyak aşk hezeyanlarını pop şarkılarına abartılı sözlerle dökmek..."pranga zinciri takmadan gidelim desem olmuyor"...şimdi, zincir takmak istiyorsun fakat zinciri takınca nereye gidiyorsun? bu biir. "yine gözlerin gözlerin beni tutsak eder", ajlan kızım medusa'ya mı aşık oldun? bir unsur da şarkının sürekli kendini tekrarlamasıdır ki, pranga zincirinde bunu etkin bir şekilde gözlemek mümkündür. bu kliplerde siyahlar içinde gezinen ve birbirlerine ikiz muamelesi yaparcasına giyinen gacılarımız daha sonra aşk olsun ile kendilerini daha bi toplayıp çıktılar. onları da sevmiştik.

    15- burak kut - yaşandı bitti

    türk popunun bebeksi yüzlü romantik prensi. çocuksu ama çılgın, janti ama vahşi. burak kut, "haydi zıpla" diye gençleri bağırttığında o dönem babamın bile şarkı radyoda çalarken bizim honda civic arabayı zıplattığını biliyorum. şimdi bir de o dönem "amerika" teması da tutuyor. karılar kızlar, çılgın ortamlar, disko disko, aldatmacalar, çarpık ilişkiler on numara gündem. burak kut nasıl tutmasın ah. modern çağa her ne kadar ayak uyduramasa da, burak kut bir 90's fenomenidir.

    16- kenan doğulu - yaparım bilirsin

    kenan doğulu'nun henüz daha göbeği, künyeleri ve yağlı saçlarıyla çakka çukka olamadığı yıllar. bir başka gece'de kliplerin ilk kez izleyici karşısına çıktığı yıllar. kendinden geçercesine düşman çatlatmış olan action figürümüz, bu defa da roma'yı yakan küçük nerondur . o şarkılardan bugün geriye kalan ise, "kenaaaan" kişisinin dönüşümüdür...bir belirtilmesi gereken nokta da kenan'ın o yıllardan bu yıllara ses renginde en ufak değişme olmaması, ve de müziğinin de diğerlerinden farklı bir yön seyretmesidir.

    17-ozan orhon - ortada kuyu var yandan geç

    hormonlarla dolu bir adam çıktı, sadece bir adet şarkı yaptı, devrin siyah şekeri ebru şallı'yı da koluna taktı, sonra çekti gitti. daha sonra şok beyanatlarıyla gündeme gelen ozan orhon'a herkes bir şaşırdı. büyünün merlin'i siyahlarla bezeli ozan orhon, "ortada kuyu var yandan geç, fazla takılma meydanda" ile kitlelere bir mesaj vermek istedi. çok anlaşılamadı. ortalama bir ozan orhon'un dünya ahret kazanamayacağı şöhreti, bir miktar parayı ve güzel bir mankeni kazandıktan sonra adeta sınırı geçip meksika'ya geçen kaçakçılar gibi ortadan kayboldu. fakat yıllar onun kilolarını erittiyse de, şanını pek yok edemedi.

    18- sibel tüzün - bağlamaz beni

    popun asi ve çılgın kızı olarak çıkmamıştı aslında sibel tüzün. daha bir şıngırdak havalardaydı. kliplerinde teşhir de mevcuttu.kaçın kurası ve anca beraber'le meşhur olan kızımız, vapurlarda bağlamaz beni beni bağlamaz, kabıma sığmam diye bağırıp çağırarak ileride oturtacağı asi/çılgın kız imajının ilk ibarelerini vermiştir. velhasıl, öncekiler gibi bağlamaz beni de dönemin iyi şarkılarındır, ve sibel tüzün kırmızı gibi şarkılarıyla da başarılı performansını imaj değişimine/eurovision'a dek sürdürmüştür.

    19- tarkan - acayipsin

    oynama şıkıdım şıkıdımdır. bir ülkeyi dans ettirmiştir.ötesini anlatmaya gerek yoktur.

    20-melis sökmen- maçka

    maçka yolları taşlı, geliyor sarı saçlı...sadece bir türkü değil bu. türk gençliğinin bir kısmında ifadesini pop müzik kliplerinin ilk mekanize tugaylarından biri olarak bilinen ve ekranların kavruk kobrası melis sökmen'in tahvil şarkısını ifade eder. çakma yabancı vokal ögesinin türk popunda ilk kullanıldığı şarkılardan biridir. veuuvv hee, fıçıvav gibi efektlerle doludur şarkı çeşitli noktalarda.

    21- oya & bora - saraylı

    şimdi türk popu dediğin olgu bir çınarsa, oya ve bora birer kozalaktır. bu şarkının deruni manidarlığı hakkında uzun yıllardır düşünmekteyim. ayrıntılı olarak yazdım(bkz: #16085803) bu benim için frp diliyle ifade edecek olursak, ruhani bir quest oldu, hala her akşam yatmadan bir dinlerim. altındaki anlamı bulmak için oya ve bora'yı kutu gibi ağaç evlerinde ziyaret edeceğim. belki aklıma gelirse fırsat bu fırsat ara beni’yi de canlı söylettiririm.

    22-tayfun - hadi yine iyisin

    yıl 93. albüm tayfun '93. yeni türkü'nün saksofoncusu tayfun diye bir eleman, deri ceketi ve motorcu saçlarıyla kafasını sağa sola indirip kaldırarak "hadi yine iyisin, iyisin iyisin, sen işini bilirsin, bilirsin bilirsin" diye giden, araya saksofon sololarını yerleştirdiği bir parçayla sol şeritte duman kaldırıp ortadan kayahan'ın kızı beste açar'ı da alıp kayboluyor. tek şarkılık adam lardan tayfun, "hadi yine iyisin tayfun", tayfun '93 gibi sıfatlarla camiada halen anılmaktadır.

    23- tarkan- şimarık

    "yakalarsam muck muck!". bu şarkının ismi konusunda yıllar yılı soru işaretleri sözkonusu olmuştur. insanımız hala da bilmez. "fındıkkıran", "yakalarsam muck", "püsküllü belam" gibi farazi isimler uydurulur bu şarkıya sürekli. bu şarkı 90'ların türk popundan dünya çapında ünlü olan tek eserdir. bugün 203 ülkede, 2 milyar insan bu şarkının müziğini ve "muck" efektini bilir. yurtdışına çıkılan türk insanına sorulan popüler soruların öznelerindendir.

    24-aylin livaneli - bana müsade

    temel fonksiyonu zülfü livaneli 'nin kerimeleri olması olan, yaban ellerde tahsil görmüş, lorke'yi ingilizce söyleme yeteneğine sahip olması nedeniyle dünya üzerinde tek olma unvanını elinde bulunduran hanım kızımızın onlarca kötü şarkısı(bir kaç adet idare eder şarkı çıkar yine de) ve onlardan da kötü ingiltere'den ithal dansları vardı. herhalde yurtdışında tahsilin de etkisiyle sözlerine ve müziğe abartılı biçimde lokal ögeleri katmaya çalışarak yapmaya çalıştığı müziğin türü, niteliği, kimi zaman da sözleri tam olarak anlaşılamakla beraber kanımca uk garage müziğine öncülük etmeye kalkıştığı bana müsade adlı nadide bir eseri de bulunmaktadır. "bana müsade sana rast gelsin, senin de hatırın kalmasın" nakaratıyla vurucu etki yaratmakta kimi bünyelerde başarılı, kimi bünyelerde de başarısız olan sosyal demokrat dansçı ve şantöz aylin kızımız, kısa süre içinde geldiği gibi döndü. babası kaldı yadigar. ayrıca belirtmekte fayda vardır ki, bana müsade'nin içinde horoz sesi bile efekt olarak kullanılmıştır. öylesi ileri bir şarkıdır.

    25- reyhan karaca - sevdik sevdalandık

    yıllardan 90 bilmem kaç. ben de o vakit evimden uzaklarda ege kıyılarında cins bir kamptayım.avrupa basket şampiyonası falan var, yann bonato 'lu, richard dacoury'li, gregor fucka 'lı zamanlar.neyse konudan saptık yine, niye böyle olduk ki? kara kuru bir kadın ekranlarda palazlandı. reyhan karaca, sevdik sevdalandık'la yazımızı spice girls ile aynı günlerde kavurdu. gölge çiçeği adlı nefis bir şarkısını bildiğim hanımefendinin bu şarkısı gizlice nişanlanmış iki kişinin türk toplumundaki maceralarını anlatan kıvamda bir şarkıydı...kördüğümle bağlanıyorlar, sonra ayrı gayrı olmaz böyle diye reyhan karaca trip atıyor, falan da fıstık..

    26- ve volkan - ananı niyolay

    bu şahıs ve naçizane şarkısı hakkında girizgah yapabilmek için evvela isminin hikayesini çözebilme şerefine nail olmak lazım gelir. ben deniz'in manitası olarak şov dünyasının parlak ışıklı spotları altında boy veren bu "ve volkan" abinin ismini mitolojik bir figürden aldığına dair duyumlar, sadece söylentidir. manitası ben deniz gibi o da işte ben de volkan diyemediğinden, kendine "ve volkan" diye bir takdim şekli seçmiştir. dünyanın en yanık sesli adamıdır. guinness o dönem gelse tescil dahi edilirdi bu. ve volkan, ananı niyolay şaheseriyle mat bir geleceğe doğru ilk adımını atarken, insanlar doğal olarak hep şaheserinin "ananı niyolay yee yeee yee" kısmına kilitlenmişlerdi. oysa ki bu adamdaki ses rengi nevi şahsına münhasırdı. "ben sanaaa dedim, sen dinlemedin, oyunlaraaaa geldin oooooo" derken oradaki ses rengi, oradaki çılgın akdeniz kanı, orada sesteki dansöz kıvraklığı, endülüs'te raks, şal ve gül, oradaki 3 defa kırmızı şevk akşamı gözlerden kaçmıştır.

    27- ragga oktay - çikolata kız

    "derdime derman işte çokolat kız, biz aslında çokolat hastasıyız". o dönem bile ilk duyduğumda "hassstr lan bu ne" ifadesi yaratmıştır benliğimde. rapimsi pop müzik diye bir tür yaratmıştır gurbetçi şarkıcımız ragga oktay. gözlükleri ve sempatik tipiyle her zaman dikkat çeken bir adam olmuştur. müzik kariyeri çok üst düzey olmamıştır, ancak oyuncu olarak hep daha çok beğenmiştir.

    28- mahmut tuncer- bakkal amca

    şimdi bu sui generis(kendine özgü) şarkının "pop" niteliği de tartışma konusu edilebilecek olsa da, bir başka gece dönemlerinden belleklere giren bir şarkısıdır sonraların nevi şahsına münhasır talk showcusu mahmut tuncer'in. çok basit bir setup'a sahiptir şarkı, zira bir bakkal muhabbeti sözkonusudur. "bakkaaal amca, unun var mı? var var. şekerin var mı? var var. yağın var mı? var var. e ne duruyorsun? ne yapayım? helvaaa yapsaaaana" şeklinde ülkemizde nesli tükenmekte olan esnafa boş durmaması, en kötü helva kavurması salık verilmiştir. ta oralardan alın verin ekonomiye can verin'e kadar gelinmiştir. türk toplumunun üretime teşvikinden, tüketime teşvikine giden süreci de böyledir işte.

    29-nihat doğan - kırdın kalbimi

    "kırdııın kalbimiii, gel aaaal gönlümüüüü"..sonradan türkücüye devşirilen popçu asıllı nihat doğan'ı seda sayan vukuatından önce bir allah'ın kulu bilmezdi. ancak o hayatımıza 90'larda bir süreliğine girip çıkmıştı çoktan. her zaman bugünkü kadar çap sıkıntıları mevcut muydu, onu ben bilemem. nakarattaki her kısa cümlenin sonunda söylenen "aa aauv ov" koro efekti bu şarkıyı unutulmazların arasına koymamıştır.

    30- ege- karanlıktan aydınlığa

    şimdi yıllardan 90 olur da bilimum tip adamdan başka ne olur? işte o piyasada bir "akdeniz ruhlu sahil gitarcısı" eksikti. o eksiği doldurmak amacıyla yanık teniyle ve sesiyle, iç ısıtan sıcak(!) gülüşüyle, ahenkle dans eden uzunca saçlarıyla, sahil gömleği ve gitarıyla tanrı ege'yi yarattı! ege önce bu karanlıktan aydınlığa ile bir valencia'lı ispanyol flamenko sanatçısı edalarında çıktı.o ara yanında deniz seki de serpildi tabi. ege ne yazık ki halefi yaşar kadar çok tutmadı. yaz aşkı modu insanımızı baydı.

    31 - cemali - duymak istiyorum

    cem ve ali diye iki yağız delikanlı çıktı. bir şarkı yaptılar. türkiye böylesini az duydu o güne kadar. gençler davudi sese sahip, sözler böyle deruni anlamlara sahip, protest&isyankar bir ruh da var. bugün türkiye'mizde hala cemali dinleyip bad tripe giren milyonlarca genç var.haberiniz var mı?

    32- aşkın nur yengi - ayıpsın

    hep bir efendi hanım hanımcık tribi be aşkın nur yengi. muhtemelen 90'larda genç bir oğul sahibi türk kadınlarının hepsi aşkın nur yengi'yi bir gelin idolü olarak ele almış kafalarında kurmuştur. ki hatırlarım, huysuz virjin, ajda pekkan, nükhet duru ve aşkın'ı programına çıkartıp bunlara dikiş diktirmişti, el işi yaptırmıştı, aşkın'ın iki katı yaşındaki ötekiler çuvallarken aşkın şişleri eline alıp şakır şakır örmüştü. neyse füruatı ve teferruatı geçmek gerekirse, aşkın'ın 90'ların pop müziğindeki yerinin ayrı ve ayrıcalıklı olduğunu belirtmek gerekir. bir zaman hatası gibi bir şaheseri her daim tek geçmek farzdır.bugün ucundan bucağından duyulduğunda hemen hatra gelen onlarca şarkısı vardır. ancak bir şarkı ki, 90ların türk popunun kalite skalasını belirleyen ölçütlere %100 uygundur. o da şüphesiz ayıpsın'dır. niye? çünkü bu şarkıda 90'lar türk popunun vazgeçilmez ögelerinin tamamı var. şimdi bir de yukarıda sunmuş olduğum katalog dahilinde örnekleyerek incelemiş oldum türk popunu ki daha iyi idrak edesiniz.

    33-kim bunlar- atabarı

    bu çapları eksik çakma beatles türevi gençlerle modern folk üçlüsü diriltilmeye çalışıldı. kısa zamanda bunlardan ekmek yenmeyeceği anlaşıldı. "atamızdan yadigar bizde atabarı var" nakaratlı türküyle bir süre ekranlarda göründüler bi. sonra bi diriliş çabaları falan. lingo lingo oldu bunların sonu da

    34- grup laçin-bekar gezelim

    bir grup apaçinin sivas yöresinden bir türküyü çığırmasıyla oluşturduğu isyan hezeyanının bu kadar tutacağını bilecek olsaydım, ben de ortaokul yıllarımda anadolu'nun bağrından bir akım yaratır, bu günlere bir star olarak yükselir, yeni milenyumla beraber bir anda jönleşen türkücülerimiz gibi ben de bugün bağdat caddesi'nde jipimle ava çıkardım. yaylılar geldi, şeker ezdiler, türküler poplaştı, sonra bu cevval gençlerden de birşey çıkmadı

    35-ayna-kiziroğlu

    şimdi anadolu rock diye toplum tarafından benimsenmiş, kabullenilmiş bir olgu var. ancak ayna ile tedavüle çıkan anadolu pop diye bir tür de var. kiziroğlu mustafa bey, bir bey'in oğlu, zor bey'in oğlu. evet çok güzel. bir grup testosteronla kavrulmuş ortaokul genci için bağıra çağıra tepişmek için müthiş bir tezahürat ürünü. bu şarkı salt içindeki "anadolu" elementi yüzünden tutmuştu. ceylan(ki çok kötü bir şarkıdır)'dan daha da popüler olmuştu. bir kel ve bir saçlıdan oluşan ayna da güzel ürünler vermiş olsa da en çapsız eserleriyle anılmayı sürdürdü.

    36-bora gencer- hadi hadi şeker
    şimdi bu adamı hiçbiriniz hatırlamayacaksınız. hadi hadi şeker dediğimde ibare belirecek kafanızda. hadi hadi şeker, canım seni çeker, türlü türlü ... diye gidiyordu. bu lolipop reklamını tinimini kızlarımız severdi herhalde. mümeyyiz olup da bu saçmalığa katlanabilecek canlı zor yoksa.

    37- nilüfer örer - şımarık

    aslında bugün itibariyle lara’nın yorumuyla tekrardan duymaya başladığımız ve son derece fütüristik sözleriyle dikkat çeken sana güvenmiyorum da nilüfer örer mahsuludur ancak o devirde şeker kızlar takımından nilüfer örer, dünyanın doğal olma saikiyle hazırlanmış en anlamsız klibine sahip olan şımarık şarkısıyla meşhur olmuştur. ekmek teknesi korkut’un da bulunduğu klip boyunca bir platform kurma çalışması süregitmekte, ancak sonunda ekip “ya baba sttret eğlencemize bakalım” demekte ve nilüfer örer’i de salıncağın tepesine oturtmaktadır. “adam olup gelsen, yine beni sarsan şımarık”..burada akılda kalan temel nokta ise şımarık sözcüğünün tonlamasıdır.

    38- seçil -uhde

    90'ların çok klas bir şarkısı. bu şarkıya laf edenle her platformda tartışır, alnını yüzünü çizer karışlarım. mitolojik bir klip, böyle mevlanavari sözler, ızdıraptır, coşmaktır, ruhun fikre seller olmasıdır, hasretin yüreği sağlamadır, rab yoluna gitmektir, halkımızın sevdiği ögeler. böyle baskın ses, bam bam vuran davullardır, üflemelilerle yaratılan mistik ortam.bu şarkının gideri vardı, gitti.

    39-harun kolçak-gir kanıma

    şimdi, harun kolçak'ın civciv olmadığı, ama kıvırcık kızıl saçları ve gözlüğüyle warcraft'tan fırlamış bir görüntü çizdiği yıllar. eşref kolçak'ın oğlu olarak piyasaya çıkıp muhtemelen sadece ilkokul çocuklarınca dinlendiği yıllar.zor yıllar zor.bu harun o zaman da çok deneysel bir genç. müzikte farklı yaklaşımlara önem veriyor. böyle bir kaosu yaratıyor.

    40-mirkelam-her gece

    koşan bir manyak. herif koşuyor. bu yüzden her gece ben her gece üzülmüşüm...fergan mirkelam'ın saçmalamaya başlamadan önceki güzel yıllarındaki çıkış şarkısı. klibi pop tarihinde bir külttür, ve mirkelam ne yaparsa yapsın, asumanlar pansumanlar vs., o klipteki mazlum ve delicesine koşan efendi aşık çocuk imajından bugün dahi kurtulamamıştır.

    41- rafet el roman - bir melek diliyorum

    aslında diyeceksin ki şimdi: rafet el roman diyince macera dolu amerika'dır olay. 90 ve rafet kelimeleri birleşince bu akla gelir. halbuki olay o değil.macera dolu amerika'nın bir olayı yok, sadece farklı bir coğrafyanın ismini anıyor. bu şarkı ise özgün, bu şarkı otantik.rafet el roman'ın da böyle bir olayı var biraderim. mesela bir şarkısı daha vardı 2000'lerde, bu gece şanslıyım diye, bu şarkı balkan disco diye versen yenir yutulur bir şarkı. shantel'lermiş, brass orchestra türevi elemanlarmış, bunlar daha piyasaya çıkmadan rafet yapmış. burda da rafet bir melek diliyorum'la dünyanın kan gölü olduğu yılların arasında "we are the world" akımından müthiş bir hümanist çalışma çıkarmış. funk gitarlar, sözler..güzel şarkı...

    42- sertab - sakin ol

    protest, grotesk, çiftetelli, müzikal ,sanat müziği, salsa, diyalog, sosyal mesaj , minimal tekno, arya , drum'n'bass ögelerinin son derece kötü bir kombinasyonunu ihtiva eden ve çakma bohemian rhapsody denemesi niteliğinde bir sertab şarkısı. sertab'ın çıkış şarkısı. albüm müthiş, ismini veren şarkı kabus. 90'lı yılların bugünler kadar gergin, ama insanların sinirlerini daha bir ortaya çıkardığı yıllarda depresan bünyelere plasebo olmuş ve akabinde albümün damar şarkılarının gölgesinde kalarak tarihe karışmıştır.

    43- ümit sayın - ben tabi ki

    seni bu... soru kalıbıyla ve ben tabi ki cevabıyla süregiden bir şarkıyla bu kadar popüler olunabilirdi. ümit sayın da bir tek şarkılık adam olarak üzerine düşeni yaptı, kitleli pankartlı parti örgütü kıvamında sokakta dolaşan bir grup insanı toplayıp klibini de çekti. seni bu dünyada en çok kim seveeer? ben tabi ki. bir sonra yazacağım kıza bu şarkıyı söyleyip göndereceğim. işe yaramasa ümit sayın'ın adını hatırlıyor olmazdım bugün.

    44- ercan saatçi & ufuk yıldırım - hebelüp

    ercan saatçi denilen başı daldan kavuklunun fi tarihindeki günlerini de biliriz biz. bakma şimdi böyle bi triplere girdiğine adamın. şu şarkıyı duymuş biri olarak böyle bir adamın benim nazarımda profesör yapılsa hiçbir ciddiyeti yoktur. izelli günlerden sonra olsa gerek. rap-hiphop, east coast/west coast falan furya, havalarda uçuşuyor. amerika uçuyor bu adamlarda. ercan saatçi ve kızıl saçlı kıvırcık arkadaşı ufuk da cabbar cevval, yurtdışı görmüş tipler tabi.hemen diyorlar, biz bunu türkiye'ye getirelim, çok tutar bu. sonra bir albüm çıkartıyorlar, kasedi her nedense içerideki ardiye odasında büyük bir valizin loş kösesinde durur. bu olmamış albümün esas şarkısı da, "hebelüp"tür. hebelübedürülülütürününüdürünüz diye bir kısım içerir.. protest ercan'ım benim hey...konuşuyosun ama nece konuşuyosun...konuşuyosun ama anlamıyoruz.konuşuyosun bomboş.

    45- izel çelik ercan - dönmelisin

    izel çelik ve ercan. üçü bir yerde.!çelik'in arka dekorda şarkıya içlendiği, ercan'ın da izel'i götürmekle meşgul olduğu bu muazzam trio'nun başyapıtıdır izel vokali ağırlıklı dönmelisin. şimşekler hezeyanlar kaos, böyle bir giriş..şarkının basları dünya üzerinde gelmiş geçmiş en kötü bas kullanımı dalında birinciliğe layık görülmüştür. şarkı sürekli gereklilik kipi içinde bir seyir arz eder. çünkü şarkının bir özelliği de sözlerde bu kip dışına çıkıldığında şarkının bas rifflerinin, bir o kadar korkunç midi kanun efektleriyle çarpışarak dünyanın sonunu getirecek olmasıdır.

    46- gökhan tepe - seni bana vermediler

    şimdi gökhan tepe mevzu oldu mu hassaslaşan bir adamım. tarkan'ın daha bir anadolu, daha bir insanımıza yakın, daha bir kalitesiz versiyonuydu. yazık ettiler. sesi müziği de daha meşhur olan muadillerine kıyasla kötü sayılmazdı. en son gökhan tepe'ye berlin taraflarında rastladım. yılbaşı arefesinde iki yerde birden çıkmıştı. neyse, o ayrı bir hikayedir. benim diyeceğim şu şarkı. seni bana vermediler ki güzelim, bana yar etmediler diye yat limanlarından, marinalardan çıkmayan bir sarışın güzele gökhan tepe'nin arkasındaki dört kırmızı farı yanmak bilmeyen beyaz chevrolet corvette ile ulaşmaya çalışmasını anlatan dokunaklı bir şarkıdır. şarkıyı duyan da töredir, başlık parasıdır sanar. hikaye gülüm, gökhan tepe has be has miami çocuğudur.

    47- gökhan tepe- işte gol

    gökhan tepe 90'ların underrated sembol bir ismi olarak listeye bir ikinci şarkısıyla giriş yapıyor! standard gökhan tepe stilinde giden bir şarkı, nakaratta o devrin galatasaray'ından, hagi'lerden hakan'lardan etkilenmiş olacak ki "işte gol bu sevda, şampiyon kalbim affetmez" diye içli içli söylüyor. bu şarkıda gökhan tepe'nin kendisiyle muhasebesini de bulmak mümkün aslında.zira adam şarkılar yaptı, bazı belleklere kazıdı, ama olmadı hacı, genç kızların sevgilisi, ilkokul çocuklarının gökhan abisi olmadı. golü atamadı. gökhan tepe yine var. yine çıkıyor, eskiden beri, yine bir şarkıyla çıkıyor, sonra anında unutuluyor. yok mu kardeşim kafası çalışan bi televole kameramanı, takın şu adamın peşine...jetski ile kaybolsun meraklanalım, tekrar bulunsun sevinelim falan, nerdeee..

    48- metin arolat - dert değil

    tarihler 1995'i gösteriyor. metin arolat'ın bunalıma henüz girmediği, ne kadar olacaksa artık, nispeten daha bir fiyakalı olduğu yıllar. sesi yine kötü. güneş gözlüğü ve sinir bozucu sırıtışıyla yanına dönemin fettan mankeni merve ildeniz'i alıyor(ee malum, o vakit cıvır hatunları kliplerde boy göstertme dönemi) ve yıllarca yoğurtu fetiş dünyasının en önemli objelerinden biri yapacak klibe imzasını atıyor. "olsun varsın, ah çekinme..." nakarat girişiyle uzun dönemler kral tv'yi süslemiştir bu şarkı da.

    49- şebnem paker - dinle

    eurovision şarkıcısıdır şebnem paker. ses falan da kötü değildir, şirin şeker de bir abladır ama çok tutmadı nedense. belki biraz kaliteli mi geldi nedir, bilemeyeceğim. lokal ögelerle, neydir, sazdır, darbukadır, bağlamadır olabildiğince süslenmiş dinle adlı şarkısı eurovision'un bugünlere nispeten hafiften bir klasının olduğu yıllarda 3. olarak bizi doruklara ulaştırmıştı.

    50- sibel bilgiç - alışamadım

    mehmet ali yılmaz'ın uzatmalısı olarak televolelere bu kadının meze olması, şu şarkı adına dahi beni üzmüştür. şu şarkı var ya şu şarkı, 19 numara şarkıdır, 19 numara. sevenleri hala ısrarla bu şarkıyı dinlemeyi sürdürürler. "dayanamam ben bu son gidişine, alışamadım sensizliğe...". başka bir numarası da duyulmamıştır sibel bilgiç'in, ama onu ünlü eden o tek bir şarkı, yıllar sonra kulakların örslerinde, çekiçlerinde, üzengilerinde yankılanır.

    51- emre altuğ- yani

    emre altuğ, pop müziğinde bir geçiş dönemi simgesidir. midi'nin, o 90'lara hakim saçmalığın, sapanlığın, yerini kaliteye bırakmasında önemli isimlerden biridir. sonradan çok çizgi değiştirmiştir, falandır felandır, ama müziğini yapmış tutarlılığından ve efendiliğinden taviz vermemiştir, ve ibret-i alem albümü kalplerimizdedir. o albümden, ibret-i alem, yani, hasret, dertlere derman olsam gibi muntazam şarkılar çıkmıştır. bunların arasında, karlar altında klibiyle de hatırlanan yani özel bir yerdedir. müziğiyle, sözleriyle..."yani, olmuyor, ne kadar istesem de, kimse gelmiyor beklesem de..."

    52- çıtır kızlar - iyi kızlar cennete kötü kızlar her yere

    girlband kavramının yeni ortaya çıktığı yıllar. e tabi bizim uyanık yapımcılar durur mu(fıkra formatı), hemen kurdular bi tane girl band. şirin şeker olmak zorundaydılar ki ilk etapta tutunabilsinler. o zaman yoktu öyle hepsi'ler çılgın danslar, sağdan takla soldan 0 açma, toplum henüz hazır değildi bütün bunlara.! sonradan reyting hamdi seviyelerine kadar düşecek bu kızlar, nerelere gitmeyi hedeflerlerdi bilmiyorum ama atari ve bilardo salonlarında salon burjuvaları liseli abilerin "keh keh züküme kadar yolları var" sözcükleri kulaklarımda çınladıkça bugün dahi bir utanıyor, sıkılıyorum.

    53- emel müftüoğlu - hovarda

    emel müftüoğlu da enteresan bir pop figürüdür. bu kadın ne 90'ların standart kayıp pop figürlerindendir, ne de ismiyle son derece bilinen,kalıcı işler yapmış bir kişiliktir. arada bir yerdedir. "emel" diye bilinir ama, çok bir icraatı da olduğu söylenemez. sesi desek şöyle böyle. hovarda ise emel'in fettan kadın devrinin moda olduğu günlerde klibine de seray sever'i(ilk o dönem tedavüle çıkmıştı o da) de koyarak yaptığı şarkısıdır.

    54- rober hatemo - esmer

    bu adama dair öncelikli husus, adamın ismidir. sene 90'ların ikinci yarısından bir sene. yeni bir adam piyasada, oynak bir tip, saçlar uzun, giyim renkli, adı rober, soyadı hatemo. bu adam bu alemin ilgisini çekmez mi? kıpkırmızı takım elbisesi, yine kıpkırmızı oda dekoru, rober’in doğuştan oynaklığı sonucu oluşan iç titreten kıpırdaklığı, şarkıdaki hızlı saz/bağlama melodileri…”esmer yarim, herkes hayran, esmer yarim yaradana kurban”.

    55- yonca lodi- sana birşey olmasın

    bu kadın var ya bu kadın, türkiye'nin en özgün ve güzel seslerinden, müzik bilgisi desen var, canlı performans desen ibadullah. hoş ve de terbiyeli, hiç sağda solda kendini pazarlama ihtiyacı bulunmayan da bir hanımefendi. sana birşey olmasın da aynen yukarıda bahsettiğimiz alışamadım gibi muazzam bir ayrılık/gidiş/veda şarkısıdır. temeli sağlam olan, işini de iyi yapan bu kadın, daha sonraki yıllarda da saklanmasıyla olsun, aldım başımı gidiyorumuyla olsun kendini dinletmeyi sürdürecektir. ama hakettiği ölçüde olmasa da ilk patlaması bu şarkıdır. "seni benden ne bu şehir ayırır, ne de ecel..."

    56- yeşim salkım - deli mavi

    bu şarkı toplumsal bellekte "deli mavi" diye bir kavramın oturmasına dahi yol açacak kadar beğenilmiştir, sevilmiştir. konservatuar mezunu yeşim salkım'ın güzel sesi, piyano melodileri, melankolik vurgun tadında sözleriyle bir devrin kültlerinden olup çıkmıştır, daha da çok söylenecek bir şey yok.

    57- yeşim salkım - son sigara

    deli mavi ile beraber bu şarkıyı da dinleyince insan, özel hayatı umrumda olmamakla beraber, yeşim salkım'ın geldiği müzikal noktaya üzülüyor. sen git iki adet şaheser çıkar ve başka da hiçbirşey yapma. bu şarkının bir numarası da, diğer muadili 90'lar şarkıları gibi, "aman kör oluyorum aşktan, geberiyorum karşı cinsi düşünmekten kafama uykular girmiyor, parçalandım hunharca mahvedildim, aşkımdan tiroid bezlerim sarardı soldu" türü sözlerden uzak kalmak suretiyle apayrı bir duygu seli yaşatabilmiş olmasıdır. insanın bir sigara yakam da dinleyem dediği şarkılardandır.

    58- barbaros hayrettin - ben sizin babanızım

    televizyonda bir felfecir. büyücü desen değil, in desen değil, cin desen değil, ağam desen paşam desen değil. baba o! bele kadar saçı, takriben 40'ı geçkin yaşı, şantörümsü giyimiyle ile barbaros hayrettin, türk popunda "alenen taşşak geçme" olarak anılması gereken bir icraatın başrol oyuncusuydu. dalga geçen adamlar vardı elbet, ama hepsinde bir mesaj kaygısı, bir süreklilik vardı. barbaros hayrettin ise kısa ve seri biçimde geldi, işini gördü ve gitti. kimsenin de aklından çıktığını sanmam "ben sizin babanızım"'ın. şarkının bir olayı da koro ve komutlar idi. "öl de baba ölelim eyvallaah, gel de baba gelelim eyvallaaah" korosu, tam bir tribün atmosferi, yahut, "darbukacı çal, oynıycam" türünden komutlar... bir dikkat edilmesi gereken nokta da, yansıma fiillerin tekrarlı kullanımı. ne demek mi istiyorum? "orda hop hop yapıcam, hop hop hop, orda zıp zıp yapıcam, zıp zıp zıp..."..bunun gibi yani.

    59- birkaç iyi adam-birkaç iyi adam

    girlband'ler eyvallah, ama boyband'ler henüz dünyada yoktu.!ancak bizim çakallar sektörü biliyor, vizyonu geniş. daha n'sync'iydi, backstreet boys'uydu stüdyoya ha girmiş ha giriyorlarken birkaç iyi adam dünyamızı kısa bir süreliğine şenlendirdi(!). yıldızlara, kızlara gidiyorlardı. diskoda takılıp kaldılar heralde sonradan. çıtır kızlar bile bir yere geldi, iyi kötü birşeyler yaptılar. siz ne halt yediniz ha?

    60- gülşen - be adam

    çok çok uzuuun yıllaaaar önceydi. fi tarihi gibi dahi geliyor olabilir. gülşen'in silikonları yoktu, öyle kalın dudakları yoktu, bir anda kadınlık sembolü olarak kendini ortaya atmadan önceydi. şeker bir kız pijamayla kapısının önünde aranıyordu. gitar ağırlıklı hızlı ritimli, günümüzde artık gulshen olmuş çizgiden çok farklı değişik hoş bir şarkıydı. saz mı caz mı, gel çarem de gulshen olmadan önceki kadının diğer eserleriydi. gerçekten farklı bir çizgiydi.

    61- rüya ersavcı - istemiyorum baba

    90'ların en belirgin figürleri kimlerdir diye soracak olursa mutlaka rüya ersavcı denen sabah şekeri kıvamındaki hanımefendi listemde olur. insanımız bir yasemin koşal'ı, gülgün feyman 'ı, gülriz sururi 'yi, ayvaz gökdemir 'i, mustafa taşar'ı hatırlamaz ama rüya ersavcı'yı hatırlar. saklambaç adlı günümüzdeki izdivaç programlarının daha bir sürprizli ve gizemlisini ama daha bir seviyelisini yapan bu hanım, "civciv çıkacak kuş çıkacak" ve istemiyorum baba gibi birbirinden saçma şarkılara da imza atmıştı. istemiyorum baba ise, bir kızla babanın diyalogu şeklinde geçen, "kızım seni edi'ye vereyiiim miii?" "hayır babaaaa hayır hayır hayır istemem" formatında giden bir kısır döngü idi.

    62- bora öztoprak- seni seviyorum

    dönemin en güzel "slow" şarkılarından. dinozorus çiçek abla’nın eşi bora öztoprak dönemin ötesinde bir müzik anlayışına sahiptir. kelimeleri uzatarak şarkı söyleme gibi bir tekniği de mevcuttur bu şarkıda. şarkının kemanlı girişi baştan kaliteyi belli eder. evde davet şeklinde randevular(“date”) için ideal bir şarkı olabilir, olmuştur. bora öztoprak da başıma bela mısın kader ve bu gibi güzel şarkılarla beraber kulaklarımızda pas alıcı olarak yerini tutmaktadır.

    63- tuğçe san - neredesin

    “yokluğun tuzak, ellerin yasak, sen bana uzak, neredesin”… tuğçe san geliyoooor diye bir fenomen oluşturma girişiminde bulunan, şuh giyimli esmer tenli 90’lar bombası tuğçe san, hareketli şarkısıyla ortalığa kendini saçıyor. bacak/göt/meme şov şeklinde bir müzik kariyerine ve yılanlı dans gibi eksantrik danslara sahip tuğçe san’ın gidişi de gelişi kadar hızlı oluyor.

    64- zerrin özer - olay olay

    yıl 1992. zerrin özer yine sarışın, yine güneş gözlüklü, yine kilolu. “olay olay, son gittiği yere kadar, asıl olay bu, gerisi hikaye” ile bir çözümlemeye girişilmiştir. olayın ne olduğu biraz muğlaktır. ama bir olay vardır. olay olaydır hatta, ikilemedir…

    65 - yıldız tilbedelikanlım

    itiraf edelim, yıldız tilbe’nin bugünkü kontakları yaşayacağını o günlerden daha bilmemiz imkansızdı. delikanlım adlı “slow” hitiyle bir gence aşkını haykıran yıldız tilbe’nin müziğindeki müstakbel değişimi de anlamak mümkün olmadı. “hafife alma, aşk vurur insana, bu kadar kolay sanma, ah delikanlım”, tilbe’nin radikal bohem dönemi öncesi romantik döneminin geriye kalan son tecellisidir.

    66- serdar ortaçkarabiberim

    serdar ortaç’ın hayatımıza giriş ve bir daha çıkamayış şarkısı. o kadar cevval genç adam arasında feminene kayan sesinde de çok bir numara olmayan beyaz badili tıfıl bir japon kılıklının nasıl buralara geldiği müzikal kalitesinde saklı olmalı demek isterdim, o da yalan olur. ama her ne şekildeyse, bu adam toplumu oynattı. ben de oynadım yeri geldi, sen de nispet yaptın ellerini ileri geri oynatıp, dürüst olalım. neyse, dönelim karabiberim’e. serdarımın ilknur soydaş’ın göbeğinden zeytin yiyerek efsaneleştirdiği klibi bir yana “karabiberim, vur kadehlere hadi içelim, içelim her gece, zevk-i sefa dolsun ömrüme, hadi içelim acıların yerine” nakaratıyla serdar ortaç tipi nispet unsuru hakkında bize kapsamlı bir öngörü vermişti aslında karabiberim. hafiften böyle bir gazinovari şarkı sözleri, aman yensin içilsin havası..bu adam böyle böyle sevildi.

    67 - sibel alaşadam

    “yanıma korlar mı adam seni, koparıp acıtmazlar mı beni, nafile yanar elim dudağım, seni bana yar ederler mi?” nakaratıyla devrin övgü toplayan bir şarkıcısından, övgü toplayan, bugün sonsuz derecede bayık gelen bir şarkıdır adam. sibel alaş ise bende hüküm sür ve firarım ben ile beraber o devir ekmeğini yemiştir bu şarkının. nehirli ırmaklı dingin klibi de hatırlara gelecektir.

    68 - barlas - küt küt

    "ben istedim yar bir bana baksın, bebeğim olsun göğsüme yatsın, gördüğü filmi bana anlatsın, yüreği küt küt bir bana atsın". barlas, annemin ilkokul arkadaşıdır. * ama bu gerçek benim zerre umrumda değil. kötü bir şarkı. o dönem hareketli ritmiyle ilgi odağı olmuştu. bizim toplum severdi böyle baskın ikilemelerle dolu hızlı örülmüş sözleri. hani hafif de rock ögeleri de vardı bu şarkıda ya, gençlere kendini sevdirmişti.
    69- serdar ortaçdeğmez

    “değmez, aşklara değmez, yaşlara değmez, gönlüm ağlar gözyaşım silinmez”.bir serdar ortaç klasiği. nispette doruk nokta. milyonlarca kızımızın elleri bu şarkıyla havaya kalktı. ileri geri oynatılan eller yüzünden harcanan kalori miktarı bugün atatürk barajı’nın ürettiği 10 yıllık enerjiye eşdeğer. feminist hareketin isyan çığlığı buradan doğdu. umursamaz gençlik bu şarkıda kendini buldu. ah u vah..

    70- zeynepmemedim

    memedim zeynep diye bir figür yarattı bu şarkı. o dönem onca karşı cinse yönelik şarkı arasında verilmesi gereken sosyopolitik mesajlar bakımından bir boşluk vardır. bu boşluğu milli kontenjandan pop dünyasına giren zeynep kapattı. toplumsal slideshowlarda epikleştirilen asker uğurlamalarına dramatik bir bakış! zeynep diye birisi yoktur. varsa da bilinmez. memedim’dir o, memedim zeynep.”ah memedim, sana ben gitme demedim, diyemedim”

    71- zeynep dizdar - vazgeç gönül
    “vazgeç gönül, vazgeç sesini duyan yok”. yine bir platonik melankoli. hareketli şarkılarıyla da ön plana çıkmış olan zeynep dizdar’ın bambaşka bir şarkısı. nice aşık genç hala bu şarkıyı dinler, bağrına taş basar, kum atar…

    72 - gürkanbarmen

    “hey barmen bana bir bira, yanımdaki fıstığa bir tekila, sonunda geldim ben aşka, bu barda geceler bir başka”…bir playboyun el kitabı niteliğinde şarkı yapmıştır gürkan. yine grup vitamin şarkıları tadında bir giriş, “eyinauneya” sesleriyle desteklenmiştir. bira derken sonundaki a’da gürkan genelde cıvıtırdı. aşka gelmesinden olsa gerek.

    73- nadide sultan - konyalı

    sanatından çok memeleriyle gündemde olan ve rober hatemo ile bir dargın bir barışık ilişkileri tükenmek bilmeyen halkın nadide ablası, konyalı şarkısını yeniden yorumlayarak 90'ların sonuna çat diye oturmuştu. when i was a little child, bir yokluktu aksaray * ve ben bu türkünün nadide versiyonuyla o 10 günlük yaz boşluğunda tokuşmuştum. sönmesi de çok uzun olmamıştı ablanın ancak...

    74- gülay - cesaretin var mı aşka

    gülay da nedense ne kadar ücra kafe şarkısı varsa onları söylemiştir. şöyle anlatayım bu “ücra kafe” kavramını…lise ve üniversite kenarlarında, öğrenci mahallelerinin uç dip köşelerinde, dağ-orman-deniz kenarında konuşlanmış düşük yıldızlı otel/pansiyon işletmelerinde, şehirlerin işlek caddelerinin 3. – 5. katları arasında bir yerde, sosyal tesis ve lokallerde, 2.sınıf restoranlarda genel olarak 1 adet canlı müzik yapan gitarlı veya orglu bir tipleme bulunur. bu kişiler ücra kafe şantörleridir. ve istisnasız hepsi “cesaretin var mı aşka, çarpıyor kalbim bir başka” dizelerini söyler. gülay’ı bugün klibini izlesem dahi hatırlamam, televizyonlarda pek ün kazanmamıştır, ama ücra kafelerde şantörlerin tipleri ve bu şarkı akılda kalır ve gülay belleklerimizde bir şekilde yerini korur.
    75- ben deniz - müjdeler ver

    arka planda enstrümental midi karmaşa, ön planda kısa siyah saçlı türk usulü geyşa görünümlü ben deniz'in hafiften çatlak, özellik arz etmeyen sesi. “hadi gel müjdeler ver…”. türk popu içler acısı ne müjdesi oysa ki…sıradan bir solistten sıradan bir şarkı olmakla beraber o devir hatırlara girmiştir.

    76- ayşegül aldinç - haberi yok

    90'ları yaşayıp da ayşegül aldinç'ten geriye aklına olgun ve dolgun bir siyah saçlı beyaz tenli afet kalmamış olan kimse yanıma beri gelsin, kendisine dersini vereyim. şimdi 90'lar dediğimizde toplumsal çıkarımlar da yapmak lazım. özal devriyle türkiye'miz bir açılmış, popüler rüzgarları almış ardına, medyanın palazlanıp özel televizyonların da peydahlanmasıyla magazin sektörü altın çağını yaşıyor, sanatın her alanında et satıyor, matematiksel ebatlar önemli, içerikten ziyade şekle bir önem var. bu söyleyeceklerim ayşegül aldinç'e yönelik değil elbet, zira kendisinin 80'lere kadar dayanan ve nitelikli yönlere de sahip bir arka planı da var. ancak böylesi bir devirde ayşegül aldinç de ortalamanın üstü eserleriyle "kaliteden yana tavır koyanlar" arasında anormal prim yapıyor. hafif kıpırtılı, hafif hüzünlü haberi yok parçasıyla ayşegül aldinç, 90'larda da kendini gösteriyor, bay e ve sonrasında ve 2000'lerde medyada sütun sahibi olmakla kariyerini sürdürüyor.

    77- zuhal olcay - sen bana fazla iyisin

    şimdi zuhal olcay aslında 90'lar türk popunun kadını değil. bu kadında her zaman belli bir çizgi ve seviye, belli bir zerafet oldu.genç dimağların aklında bunlarla kaldı zuhal olcay. hala da bu standardını sürdürür. müzik dünyasından biri hakkında şarap gibi kadın diye bahsettin mi akıllara gelen isimdir. işte zuhal olcay da o devirde olağanüstü popülariteye sahip olan pop dünyasının rengine kapılarak, sen bana fazla iyisin şarkısıyla görünür. "ben hiç mükemmel değilim, belki de sıradan biriyim, işin aslı sevgilim sen bana fazla iyisin.." nakaratıyla giden şarkı o devirdeki muadillerine kıyasla müzikal bir zenginlik arz eder.

    78- zeynep dizdar - nerede olursan ol

    90'larda peydah olup milenyumla beraber kayıplara karışan, sonra 2010'a doğru gelindiğinde yeniden piyasaya çıkmaya çalışıp, "eh, bu da neymiş biz bunu mu dinlemişiz" kalıplarıyla terslenen şarkıcılardan birisi de zeynep dizdar'dır. zeynep ablamız da hareketli çalışması "nerede olursan ol" ile gençliğin karşı cinsle karşılıklı nispetlerine meze olmuştur. "kulun olayım kölen olayım" şarkı formatının moda olduğu bu yıllarda zeynep dizdar da kendine ölümsüz bir yer ayırmıştır

    79 - tarkan - ölürüm sana

    tarkan'ın kendi içinde yeni bir tarz çalışmasına gittiği bir albümün çıkış parçasıdır. sert bas girişiyle o döneme oranla kalitesini belli eden ölürüm sana, klibinde oynatılan bulgar mankenle de sansasyon yaratmıştır. o dönem çünkü tamam, hatunlar kliplerde kol geziyor, ama yurtdışından ithal modası yok. onu başlatan bu şarkıdır. türk gençlerimizin slav ırkına karşı olan zayıflığını isabetle tahlil eden yapımcılar, bir kızımızı bulup oynatıyorlar klipte, anormal tutunca bunu genel uygulama haline getiriyorlar.bunun yanında tarkan "aaah, hşş" gibi efektlerle parçaya belli bir azgınlık katmış olmakla birlikte, efektler ve enstrüman kullanımı bakımından dönemin lingua francası, alamet-i farikasıdır.

    80 - akrep nalan -karlar düşer

    akrep nalan'ın bir de'dikoduya göre yarım ton, bir başka iddiaya göre 200 civarı kilo çektiği halk arasında söylenegitmektedir. amerikan obezleri kıvamında kiloları ve gözlük aksesuarıyla ön plana çıkan akrep nalan halikarnas'ı söylediğinde, önce yerel halk onu afrodit zannetmiştir. gerçek anlaşıldığında akrep ablanın gönlüne bir kara kış düşmüş ve karları düşürüp düşürüp ağlamıştır. inşallah ol sen de böyle diye dünya bedduasıyla başlayan şarkı, nakaratta bir yanlış anlamaya mahal verir.hep ismini anarım kısmı "hepismili ağlarız" tarzı bir duyuma mahal vermiş, kitlelerin beraberce ağlamalarına yol açmıştır. sonra akrep nalan'ı ne gören, ne duyan olmuştur

    81- gönül gül - birisine birisine

    türk popunda endülüs rüzgarı tabirinin başrol oyuncularından birisidir gönül gül. (bkz: #304849) 'da detaysızca tasvir edilmiş o devir yarattığı etki."ateşlerin içinde, etrafında, bir gitarist kenarında, minimsi ama bir o kadar kırmızı eteğini sıyırarak dans etmesini de hatırlarız ister istemez"...dönemin sansasyonel bir klibine imza atmıştır kırmızı giysili sarışın ablamız. bugünlerde çok çok farklılaşan dans seksapeli kavramını o dönemde tedavüle sürmüş, marmara ve ege sahillerindeki yazlık sitelerinde kumların üzerinde akşamları oturan gençlerin bir ümitle odunları istifleyip ateşleri yakmasına sebebiyet vermiştir.

    82- akın - rebeka

    akın diyince böyle bir adam var mıydı yahu kimdi? yahut rebeka diyince bu şarkı neydi diyorsunuz. diyorsunuz ama yanlış konuşuyorsunuz. akın'ın şöyle ağır oturaklı bir hatunla rakı masası kurma, birbirini ağırlama özlemini dillendirdiği bir şarkıdır. arkada kemanlar, tefler çaladursa da hepsi orgdandır, kanmayınız.akın'ın oynadığı post-modern zeybek ve önü diyaframa kadar açık bağcıklı gömleğiyle hatırlanan bir klibi olmakla beraber, o devir erkeklerimize çokça yukarıya doğru bir 90 derece yay hareketi yaptıran bir şarkı olmuştur.

    83- yonca evcimik - 8.15 vapuru ve bandıra bandıra ye

    yoncimik ilk albümü tutunca ikinci albümü yapmaya karar verir(bir üçüncüsü tutmamıştır zaten).bandıra bandıra ye'de karpuzla aşkın gizemli bağlantısını irdeleyerek türk popunun gelişimine kendini adayan yoncimik yeni albümünün bir diğer şarkısında da bir o kadar iddialı ve kararlıdır. "okai yamaşite kombamba kombamba" olarak yalçın küçük kitaplarında ve gizli servislerin enigma kodlarında hala bulunan gizli sembolü dansçı arkadaşlarıyla beraber üretmiş olan yoncimik anasıyla babasının 8.15 vapurundaki gizemli karşılaşmalarını bir dans ve söz devridaimi eşliğinde anlatır...

    84- seden gürel - bum bum bum

    bum bum bum ben dolaş burda durdum burda durdum yoruldum, dokuz köyden kovuldum...türkiye'mizin atasözlerini ve deyimlerini yaşatmasında önemli bir yere sahiptir seden gürel. bugün benim bu ülkemde milyonlarca genç 9 köyden kovulmak deyimini biliyorsa, bu ülke bunu seden gürel gibi bir kahramana borçludur. bu şarkının neticesinde seden gürel hep beyaz giyinecek ve hep çocuk şarkıları yapacakmış gibi belleklere kazınmış olsa da, çalkala, devlerin aşkı büyük olur gibi hitlerle seden, kremcem'le olan düetleriyle 2000'lerde tekrar meydana dönene kadar 90'ların geri kalanında namını yürütmüştür.

    85- soner arıca - en güzel serüven

    erdoğan arıca'nın kardeşi olarak da bilinen soner arıca, her zaman kalitesiz eserler üreten bir adam olmuştur. dost acı söyler. zamanında dinledik, çok çok kısmi olsa da sevdik.o nedenle bugün bunları söylemeye hakkımız var diye düşünüyorum. sarı uzun saçlarıyla he-man imajını canlı canlı ekranlara taşıyan soner arıca, en güzel serüven adlı 2. albümünün aynı isimli şarkısıyla manitasını mutluluğa çağırdı. sonradan ne yaptı o hatunla bilmiyorum ama umarım mutlu mesut yürümüşlerdir.

    86- sinan erkoç - havam yerinde

    bir de meşhur olan hemen kardeşini de piyasaya sürerdi. zafer peker'ler, sinan erkoç'lar(fatih erkoç'un kardeşidir kendisi) da böyle meşhur oldular. sinan erkoç da "havam yerinde alaturka oldum oynamadan duramam" nakaratlı şarkısıyla piyasalara düştü, çok durmayacak olsa da. ama kıpır kıpır melodisi olsun, karaokeye uygun niteliği olsun, içki masalarına uygunluğu olsun, bir kafa güzelliğini, bir keyfi yerindeliği tasviriyle olsun bu şarkı güzel bir şarkı olarak belleklerde yer etmiştir. bu şarkının klibi de basma eteklerle dans eden hatunlarla başlayıp, bazı safhalarda mağara gibi doğal ortamlara doğru ilerlemektedir...

    87- erol köse - doktor erol bey

    erol köse bir gün ofisinde oturuyordur. yine bir klip çekimine gidecektir. orada aklına gelir, ulan ben de o kadar bu işlerin prodüksiyonunu yapıyorum, bir de ben bişeyler yapayım, farklı olsun bakalım ne çıkacak demiştir. işte o anda bu saçmalığın tohumları kral tv'ye dökülmüştür. doktor kılığında korkunç makyaj ve kılığıyla erol köse, abzürt olmak için bile çok kötü bu şarkıyı üretmiştir. erol köse için bunun maliyetleri ağır olmuştur, kamuoyu nezdinde imajının uğradığı hasar, gülshen'le bel kırana kadar düzelmemiştir.

    88- of aman nalan - of aman

    nalan aslında ses rengi tam bir şantöz kıvamında olan, usul usul olsun farzet olsun güzel eserlere imza atmış bir sanatkarımızdır. of aman parçası da kendisinin isim anası olmuştur. genel olarak çok başarılı bir şarkı olmamakla beraber, nalan şarkının çeşitli yerlerinde,of amaaaan amaaan diye bir yokluğa haykırmaktadır.

    89- attila taş-ham çökelek

    dostum, çok eski zamanlardı. henüz attila taş türk rap dünyasının yeni kralı olma iddiasında değildi. kaoslara düşmemişti. genç ve oynak bir delikanlıydı. tuhaf renklerde kıyafetleri vardı. zennube ve de güzide türkülerimizden ham çökelek ile bir anda esti gürledi. kısa ve öz geldi geçti. ancak ham çökelek kitlelerin afyonu oldu. attila taş tanrının kırbacını şarkının çeşitli noktalarına ses incelterek kattığı titrek vokaller ve hızlı okumalarla vurdu.

    90- mansur ark -inadı bırak

    çikolata renkli adamlar bu memlekette bir nebze sempati topluyor, tutuyor. mansur ark da bu özelliğinin üzerine gözlüklerle, montlarla ekstra tribal bir hava katarak tv'lerimize konuk oldu. farklı stiliyle o dönem mansur ark bir miktar ilgi gördü. "inadı bırak, yanıma yanaşıver aaaartık" ile başlayan, ciuvvv viuvvlu derin noktalara giden uzun melodi parçalarıyla başlayan bu şarkı, sana demedim mi 'nin yanında onun hiti haline dönüştü. seven sevdi, sevmeyen sevmedi, mansur ark da 90'lardan böyle geçti.

    91- levent yüksel - hayrünnisa

    levent yüksel’in efsanevi 1. albümü med cezir, iyi ikinci albümü, ve sonra single’lı ve müziği sanki saldığı devirleri gelir. klibini devrin “şişman manken”i olarak ün yapan bir ablanın camdan fırlattığı televizyon başta türlü nesneyle hatırladığımız şarkı, kısmet arayışını ve bu prosedürde anne faktörünün rolünü ele alır. 90’ların sonunun popüler şarkılarındandır. “ah ana, bir hatun bana, bir emekli kısmet de inşallah sana” diye yakarır levent yüksel.

    92- eda özülkü - oyalama beni

    karı koca dünyanın en bayık çifti oylamalarında her sene en yüksek mevkilerde kendilerine yer bulan eda-metin özülkü çiftinden daha bayık olanı tarafından üretilip halkın hizmetine ve tüketimine sunulan oyalama beni, ajda pekkan'ın bir ara yorumlamasının da etkisiyle bilinen bir şarkı haline dönüştü. "oyalama beni, veda et artık, baştan çıkarma veda et artık"...otisabi bir ara eda özülkü absurdizmi olarak bilinen kavrama detaylıca değinmişti. oyalama beni de bu çizgidedir. şimdi, hem oyalıyor, hem veda etmek bilmiyor. yani hem orda seni rahat bırakmıyor, hem de seni oyalıyor. en son bir de utanmadan dokundurtmuyorsun. bu nasıl oluyor?

    93- umay umay - hareket vakti

    okullarda, buluşma alanlarında, sahil kenarlarında gitarlı gençlerimizin çaldığı ve kızlarımızın haykıra haykıra katıldığı umay umay klasiği. kimimiz emre aydın'la hatırladı tekrardan o şarkıyı, 90'ların aşklara biçtiği sert ve asi ruhu çok iyi betimleyen bu şarkı, umay umay'ın böl beni faciasını unutturacak kadar başarılı ve duygusal bir eserdir. şarkıda bol miktarda benzetme olmakla beraber, bu benzetmeler için seçilen terimler başarılıdır. uzaklara kaçıp gitme teması başarıyla vurgulanmıştır. "giderim bugün hayalim, hareket vakti gelince..."

    94-pınar aylin - verdim bir deliye

    yanık tenli sarı şeker formunda piyasaya çıkmıştı pınar aylin. zencilere merak sarmadığı yıllardı. çocuklara yönelik sapkın sözlü şarkılar üretirdi. verdim bir deliye bu pınar aylin ekolünün en uç örneğidir. şarkının sonundaki sözler pınar aylin'in içindeki şeytan/melek çatışmasını net bir şekilde belli ediyor."bula bula seni buldum,aldim elime,verdim bir deliye"...hayır kardeşim kötü düşünmek istemiyorum,ama bu sözlere sahip bir şarkıyı çocuk şarkısı olarak lanse edip piyasaya sürmek "ayyayyo" gibi melodiler ekleyip sunmak nedir?

    95-ali güven- yolcu

    "ardına bakma yolcu gece almaya geldi seni benden". 90'lar da sonlanmaktadır. numberone'larda gencinden hallice bir adam dokunaklı klibiyle ortaya çıkar. bir de akabinde yadigar'ı söyler ve ortalıklardan kaybolur. basit ritimli ve melodili bir şarkı olmakla beraber, o dönem bir nebze olsun sükse yapabilmiş olan, hala dinlenilesi bir şarkıdır.

    96-mutaf-ayşa

    aslında aisha adlı bir fransızca şarkının türkçeye devşirilmesinden başka birşey değil. ancak bu tuttu ve mutaf adıyla kerameti devşirmesinden menkul bu arkadaşı bir süre meşhur etti. ayşa diye ideal bir kız prototipi oluştu bünyelerde. ayyyyşa'yı uzatarak söylemesi neticesiyle mutaf o devri kapattı.

    97- hakan peker- ateşini yolla bana

    efes harabelerinde koşuşan yiğit cengaver, 90'lar şarkıcısı hakan peker'in en önemli eseridir. hey corc versene borç ile kuruluş devrini tamamlamış, köylü güzeli albümüyle piyasası tavan yapmış, hatta kardeşini bile müzik marketlere sürmüş olan hakan abi, destansı aşkını "x'im ol, y'm ol, gel z'm ol" formatında haykırmıştır. ayrıca yankılı mankılı ekzotik müziğiyle bu parça farklı cenahlara yelken açmıştır.

    98-niran ünsal-haktan

    niran kızımızın henüz bunalıma girmediği, peker açıkalın'ın eline düşmediği yıllar. gelecek sezen aksu, ne büyük potansiyel yorumları yapılıyor. e görüntüde de bir falsosu yok. niran kızımız da hakikaten hakkını veriyor bu yakıştırmaların bir ölçüde. firuze'yi muazzam yorumluyor, ve hafif türk sanat müziği sosunu da içinde barındıran haktan şarkısıyla da patlamayı yapıyor. "sebeb-i halim haktan, kalp kırık dökük yenik aşktan" ile teselliyi ilahi güçte bulan aşk mağduru yorgun gençlerin dertlerine derman, yaralarına pansuman, rakılarına meze oluyor.

    99-nazan öncel - gitme kal bu şehirde

    nazan öncel her nedense sahte radikal ve tribal bir duruş yaratmıştır kendine 90'larda pop dünyasında. böyle dahilik ve delilik arasındaki ince sınırın müdavimiymiş gibidir. son derece rahat, aşmış tavır ve duruşlar sergiler. mübarek pop dünyasının seattle ekolündendir çünkü. neyse lafı uzatmadan; nazan öncel çok eser vermemiştir. verdikleri arasında fazla güzel eser de verdiği söylenemez. ama gitme kal bu şehirde, kült şarkılardan biridir. yine bir terk durumu sözkonusudur, ancak yarini uzak diyara göndermek istemeyen nazan öncel, güzel bir şarkı yazar ve bizlere armağan eder. gökten 3 elma düşer. biri bana, diğeri bana, üçüncüsü gene bana.

    100-göktan - sen

    "sen çıldırmış şairlerin titreyen mısralarında bahsettiği o perisin" diye bir dize grubuna sahip olan bir şarkının bu topraklardan başka bir yerde çıkacağını katiyen düşünmüyorum. bu övgüyü o bahsettiğin kıza yapsan, "neyim ben neyim neyim?" diye sorar sana. ah be göktan. taner'den de bildiğimiz o katıksız melankolinin bir diğer temsilcisi de göktan olmuştur türk popunda. hafif çatlak sesli vokali, piyano girişiyle ve aklın hayalin almayacağı sözleriyle bu şarkı yitik bir değer olmuştur pop dünyamızda.

    baktığımızda kayıp şarkıcılar tarlası olduğunu görüyoruz 90'ların.geriye kaçı kaldı ki? ve bu şarkıların modası geçecek midir ileride bir gün o yılları yaşayanlar kara toprak olunca? onu da zaman göstersin.
  2. içinde yakumbaie yakombao falan geçen bi şarkı vardı hakan peker'in, o bak bence. adını da bi hatırlayabilsem, yutubu karıştır karıştır bulamadım, rezillik.

    edit: abi salına salınaymış bu şarkı, bir arkadaş söyledi sonunda kaç yıllık gizem çözüldü. kafam rahat.
  3. dünyaya çok garip bir dönemde geldiğimi düşünüyorum. çünkü 80’lerin sonunda doğduysanız çocukluğunuz çok absürt bir zamanda geçmiş demektir. dünyanın değiştiği ve bu değişimle beraber saçmalaştığı bir ara dönemdir 90’lar. çoğu kimse tarafından hatırlanmak istenmez bu yıllar ama benim hafızamdan hiç çıkmıyor. bir gün çocukluğuma inilirse eğer, bilinçaltımın güneş görmemiş yerlerinden ışıklı ayakkabı(gülüyorsun ama çok modaydı o zamanlar), taso, kaset, tsubasa ve hatta anap-dyp-refah koalisyonu çıkabilir. kafam çeyiz sandığı gibi, ne varsa toplanmış. özellikle 90’lar türk pop müziği hafızamda öyle bir yer etmiş ki, dün ne yediğimi bile hatırlayamayan ben 90’ların şarkılarını unutmuyorum.

    çocukluğumun en güzel anlarına fon müziği olmuş bu şarkılar için on şarkılık bir derleme, bir pot pori yaptım. işte o şarkılar:

    yonca evcimik- abone: yonca evcimik dediğime bakmayın benim için kendisi yoncimiktir ve hep öyle kalacaktır. 90’lar türk pop müziğinin mihenk taşlarından olan bu şarkı; klibiyle olsun, danslarıyla olsun, şarkıda anlatılan lirik hikayesiyle olsun dönemi için bir ilktir. 90’larda çocuk olmuş kızlar üzerindeki psikolojik etkisini ise açıklamaya uğraşırsam yazıyı bitiremem diye düşünüyorum.

    emel-hovarda: o zamanın şarkılarıyla kıyaslarsak gerçekten güzel bir şarkıdır hovarda. “sevmeyelim de taşa mı dönelim” dizesi haklı bir isyana çağırır insanı, hesapsızca sevmeye teşvik eder. peşi sıra “seviyorum işte var mı diyeceğin” dinlenirse mana daha da kuvvetlenir, sevgi kelebeğine dönüşülür.

    not : bu şarkının seray sever’li, deniz arcak’lı, güven kıraç’lı bir klibi vardır ve klip mtv’ de ödül almıştır.

    kenan doğulu- sımsıkı sıkı sıkı: türkiye’nin ab’ye girme çalışmaları son hızla devam ederken genç bir çocuk saçlarını savura savura “yakarım roma’yı da yakarım” diyerek müzik piyasasına iddialı bir giriş yapmıştı. türkiye’nin ab’ye girememesinde kenan’ın roma’yı yakma konusundaki ısrarı etkili midir bilinmez ama birkaç sene sonra piyasaya çıkan sımsıkı sıkı sıkı, roma şokunu yeni atlatmış olan ülkem için yeni bir şok dalgasıydı.kenan doğulu gelecek yüzyıldaki eksen kaymasından haberdar olmuş olacak ki roma’yı yakmaktan vazgeçmiş yüzünü doğuya çevirmişti. bol bel kıvırmalı, gerdan kıvırmalı oynak figürler içeren bu şarkı evde düzenlenen doğum günü partilerinin de mezdeke’den sonra vazgeçilmezi olmuştur. güneş kolyesini de atmaya kıyamadık o günden beri saklıyoruz.

    tayfun-hadi yine iyisin: sene 93. yeni nesil bir abimiz gerdanını kıra kıra “hadi yine iyisin, reçeteni ister misin” diyor üstelik bununla da kalmıyor bizlere televizyondan öpücük gönderiyor. yedi yaşında bir kız çocuğu nasıl aşık olursa öyle aşık oluveriyorum tayfun’a, sonra kayahan’ın kızıyla evleniyor ilk travmamı o zaman yaşıyorum. tek şarkılık bir aşktı bizimkisi:(

    izel çelik ercan- özledim: ben susuyorum klip konuşsun:

    http://www.youtube.com/watch?v=qwv1iubu4ue

    umay umay- haraket vakti : 90’lar türk pop müziği’nin en başarılı şarkılarından biridir bu şarkı. o zamanki aklımla(9 yaşımdaki aklıma tekabül ediyor) bu şarkıyı anlamamıştım ve hatta sevmemiştim. çok sonraları keşfetmiş olmanın verdiği kıymet bilirlikle gözüm gibi bakıyorum bu şarkıya. çok dinlemiyor, çok söylemiyor, çok söyletmiyorum. yeni nesil rockçılarımızdan emre aydın’da söylemiştir bu şarkıyı ama kabul edelim: bir umay umay değil!

    tarkan-şımarık: 90’lar deyince tarkan’ı ve özellikle bu şarkıyı listeye almasak olmazdı.tayfun vakasından sonra gelen ikinci öpücüklü şarkıydı şımarık. tarkan’ı tarkan yapan bu şarkı türk pop müziğinin de seyrini belirlemiş, takip eden yıllarda tarkan taklidi birçok popçu mantar gibi türemiş lakin ömürleri çok uzun olmamıştır. ezcümle; zamanında iyi oynadık hacım bu şarkıyla!

    mustafa sandal-bu kız beni görmeli: eminim mustafa sandal bile bu şarkıyla şöhreti yakalayacağını düşünmüyordu. şarkı, tekerleme gibi sözlere sahipti ama zamanında büyük bir patlama yapmıştı. ayrıca şarkıda bahsi geçen kıza da imrenmiyor değilim. çeyizi tam, kazak örmeyi bilen, balkonda sevdiğinin yolunu gözleyen aklı başında hanım bir kız neticede. kpss derdi yok, atanma derdi yok, doğru insan nedir, kimdir, nerededir diye sorgulamayan bir insan evladı. işte gerçek mutluluk bu!

    mirkelam- her gece: halk arasında “bu yüzden her gece ben” adıyla bilinen şarkının asıl adı “her gece” olmakla beraber mirkelam’ı bir gecede meşhur eden şarkıdır.1995 senesinin yazında bir adam amaçsızca ordan oraya koşuyor bir taraftan da şarkısını söylüyordu. şimdi olsa hiçbir birimizin dikkat etmeyeceği bu klip o zamanlar çok ses getirmiş, mirkelam ana haber bültenlerine ve hatta 32. gün’e bile konuk olma fırsatını yakalamıştı.bu genç adam o zamanlar çok hızlı koşmuş olacak ki çabuk yoruldu ve ikibinli yıllarda popülerliğini devam ettiremedi.

    levent yüksel-bi daha: levent yüksel’in bol bol tövbe diyerek nedamet getirdiği bu şarkı 90’ların en oynak şarkılarının başında gelir hiç şüphesiz. şarkının bu kadar oryantal nağmeler içermesi hoşumuza gitmiş olacak ki 97 senesi boyunca bu şarkıyla oynadık, hatta düğünlerde bile bu şarkının çalındığını hatırlarım. şarkının bu kadar başarılı olmasında klibinin de etkisi yadsınamaz pek tabii ki. klip için çok söylenecek söz yok, doksanlı yıllarda çocuk olmuş herkes bu esprili klibi hafızasının bir yerine kaydetmiştir.”ben unuttum ama yaaa” diyenler için buyurun bi’ daha:

    http://www.youtube.com/watch?v=r8vb-bm-tmq

90'lar türk popunun en önemli şarkıları hakkında bilgi verin