hesabın var mı? giriş yap

  • itülüler boğaziçililere, ytülülerse itülülere özenir. *

    (not: ekleme yapmak gerekirse, boğaziçililer amerika'da okuyanlara, amerika'da herhangi bir okulda okuyanlar amerika'nin en iyi okullarinda okuyanlara, amerika'nin en iyi okullarinda okuyanlar bos vakti olup gencligini yasayanlara, bos vakti olup gencligini yasayanlar da ytülülere özenirler.)

  • ciddi anlamda sosyal bir adamım. konuşmasını severim ve insan ilişkilerim son derece kuvvetlidir. lisede dershanedeyken öğretmenime “hangi mesleği tercih etmeliyim” diye sordum. bana “ne istiyorsun hayatta” diye sordu. ben de “para kazanmak istiyorum” dedim. o zaman bana elektrik-elektronik mühendisliğini okumamı tavsiye etti. nasıl biriyim kimim neyim hiç araştırmadan verilen cevap ile hayatımın yanlış mesleğini seçmiş bulundum.

    okul bittikten sonra yüksek gerilim işi yapan bir sektörde başladım. işimi hiç sevmiyordum. her daim kullanıldım. az maaşla çok çalıştırdılar. bölüm türkiye’de en iyi puanlar ile kazanılan bölüm olsa da asosyal olman gereken bir meslek. enerji panolarıyla uğraşmak benim gibi konuşkan ve insan canlısı biri için çok sıkıcıydı. tüm günü trafolar ile geçirdiğim oluyordu. bunu düşündükçe iş seçimi konusundaki hatam için hayıflanıyordum.

    iş hayatının üçüncü senesinde bir otelin trafo işi için antalya’da bulunmak durumunda kaldım. otelin o dönem satın alma sorumlusu olan kız ile tanıştım. konuşkan olduğum için sıcak ilişki kurduk. otel işi 17 gün sürdü ve o kadar gün sabah akşam vakit geçirdik. birbirimize 2.- 3. günden sonra aşık olduğumuzun farkına varmıştık. antalya’nın altını üstüne getiriyor, cafelerde, publarda eğleniyor, geceleri beraber kalıyorduk. 17. gün sonunda kayseri’ye döneceğim diye hüzün çökmüştü. şok bir karar ile kendisine evlilik teklifi ettim. hemen kabul etti. hormonlarımız, aşk modunda çalıştığı için uyumsuz olduğumuz noktalarımızı seçemiyordu beyinlerimiz. uzun ve sıkıcı âdetler yerine getirildikten sonra evlendik. evliliğimizin 2. gününden itibaren şiddetli tartışmalar başlamıştı. bitmek bilmiyordu. sevdiğim kadını tanıyamıyordum. evliliğimizin 49. gününde artık canıma tak etti ve boşanma davası açtım. boşandık ama elimde avucumda ne varsa hepsini verdim kendisine. içinde bulunduğum yanlış aşktan bir an önce kurtulmak istiyordum.

    ayrıldıktan sonra izmir’de yaşamaya başladım. aynı sektörde başka bir şirkette yine tatmin olmadığım maaş ile çalışmaya başladım. yaşım 32 olmuştu artık. kendi işimi kurmam gerektiğini düşündüm. şirket açılışını yapmadan önce iki orta ölçekli otelin yüksek gerilim işini almak üzere prensipte anlaştık. istifa ettim. şirketi kurdum, ben şirketi kurmaya çalıştığım 1 aylık sürede iki otelin biri battı ve el değiştirdi. yeni sahibi benimle iş yapmadı. ikincisinin ise 25 yıllık satın alma müdürü âdi suçtan ötürü işten kovuldu. yeni gelen adam da kendi bildiği kişilere işi verdi. bu şekilde kötü bir başlangıç ile şirketimi 4 ay devam ettirebildim. battım. kötü şansıma tüküreyim diyip, tekrar aynı sektörde farklı bir şirkette daha kötü bir noktada sürünmeye devam ettim.

    bu şekilde sömürüle sömürüle 44 yaşıma geldim. yaşım artık ilerlediği için başka bir atraksiyon da yapamıyorum. kuru maaşa talim. yeni mezun çömezler ile aynı işi yapar duruma geldim.

    hâlâ sevmediğim yanlış işte çalışıyorum, hâlâ yanlış aşk sonrası tek başımayım, hâlâ elimi neye attıysam kuruyor... sağlığım yerinde çok şükür.

    edit1: çok kişiyi üzmüş yaşadıklarım. üzülmeyin dostlar. “öldürmeyen acı, diriltir” derler. özelden evlilik teklifi eden iki arkadaşa da selam olsun.

    edit2: yoğun yeşillendirme altında kaldım. ısrarcı bir kadın arkadaş ile konuşmaya başladık. iş teklifleri de alıyorum. çok garip. hayatımı ekşi ile mi değiştireceğim yoksa.

    başlık hortladıkça gelen güncelleme talepler üzerine edit3:
    başlık gündem olunca yeşillendiriliyorum. dolayısıyla hayatımı tekrar hatırlıyorum. bırakın usulca demleneyim arkadaşlar.

  • dünyanın en dandik terör örgütlerine ev sahipliği yapmaktadır.

    de_dust: awp'lerle ak-47'lerle el bombalarıyla kevlar'larla donatılmış bu örgüt üyeleri, ellerindeki bir bombayı terkedilmiş bir pazar yerinin köşesinde patlatırlar. o sırada patlama yarıçapında olan terörist ve ct'ler dışında kimse ölmez. duvarlar bile zarar görmez. o yüzden basına ufak bir kutuda çıkar, ses getirmez.

    cs_italy: bir grup bilimadamını esir alan teröristler ct'lerin geleceğini bile bile zamanları ve yeterince mesafeleri olmasına rağmen tutsakları alıp kaçmayı düşünmez. onun yerine beyhude bir onur savaşına girip telef olurlar. olay ct'lerin başarısı olarak anılır, teröristler de bilim adamlarını pazarlık unsuru olarak kullanma fırsatını kaybederler.

    cs_office: bir grup ağır silahlı terörist, bir medya ofisini basarlar. fakat haftasonu geldiklerinden ofiste temizlik görevlileri dışında kimse yoktur. plansız baskından dolayı seçeneksiz kalan teröristler geri kaçıp daha uygun bir zamanda gelmek yerine temizlik görevlilerini esir alıp ct'lerin müdahalesini beklerler. şanlı mücadeleleri hezimetle sonuçlanır.

    cs_assault: teröristler bir nakil merkezini basar ve oradaki lojistik yöneticilerini esir almak isterler. fakat yöneticiler kendilerini içeri kitler polisi ararlar. o yüzden teröristler dört bir yanı açık olan son derece güvensiz, sniper saldırısına müsait bir yerde kapana kısılırlar. basına "ahah gerizekalılar" manşetiyle çıkar.

    de_aztec: aptal teröristlerimiz "abi her yerde güvenlik her yerde polis. şöyle gidelim dağa kıra bayıra orada eylemimizi yapalım paşa paşa" kararını verirler ve güney amerika'da bir maya tapınağına ağır silahlarla ve kalabalık bir ekiple saldırırlar. bombayı patlatmayı başarırlar. bombanın patladığı yerde hafif bir kara leke oluşur, başka da bir zarara yol açmaz. rutin bakım sırasında o siyah leke silinir. teröristleri de bir daha kimse hatırlamaz.

    de_nuke: greenpeace üyeleri nükleer silah üreten bir fabrikayı sabote etmek için mekana el bombaları, tüfek ve anket formlarıyla saldırırlar. lakin saldırı zamanı olarak alışkanlıktan öğlen 1'i seçtiklerinden o sırada yemek molasından dönmekte olan güvenlik görevlileri hepsini öldürür. en akla yatkın ve ses getirecek eylem fikri olmasına rağmen greenpeace çalışanlarının bu kadar kolay telef olmasındaki en önemli unsurun hepsinin birbirine kelepçeli olması gösterilmiştir.

  • - iyi günler, hattımı iptal ettireceğidim.
    - tabi efendim, isim soy isim alabilir miyim?
    - konor bulyon.
    - hımm... konor bey malesef iptal işleminizi gerçekleşiremiyorum.
    - sebep?
    - az önce 2 hattınızı daha iptal ettirmişsiniz. 1 dakikada en fazla 2 hat iptal ettirebilirsiniz.
    - aha ha ha!
    - ...
    - ha ha ha!

  • başlık: belediyenin cenaze arabasını çalıp her gece
    entry 1: mezarlıkta terör estiriyorum
    entry 3: helal piç millet o arabaya binmek için ölüyo amk

  • çalışırken son derece disiplinli, kuralcı, ama eğlencede asla kural sınır tanımamalarından kaynaklanır.
    bizde ise tam tersi amk çalışırken asla kural tanınmaz, iş eğlenceye geldi mi, kuralına göre eğlenmeye çalışırız, o yasak, bu günah vs. saçma sapan düğünlerimiz de buna güzel bir örnektir.

  • bir kere boynuz tenine çok yakışıyor mu öncelikle kontrol edin. elin kızı/herifi gidiyor almanya fransa vs ülkelere ilk hafta her zaman seni çok özledim demelerle geçiyor. ardından oraya alıştıkça ya biliyor musun burada çok güzel yerler varmışlar başlıyor.

    maksimum 1 ay. 1 aydan sonra o mesajlaşmalar haftada bir güne düşüyor. burada bana insan gibi davranıyorlar dediği zaman hemen uzaklaşın çünkü seni birisiyle boynuzlamak istiyordur. valla ben boynuzlarımı alman bir çocuk ile sahip oldum ve şu an boynuzlarımı clear men ile yıkıyorum. boynuzlarım adeta ahenkle dans ediyor.