• sigaraya zam üstüne zam yaptıklarında sesimi çıkartmadım; çünkü sigara kullanmıyordum.

    alkolün vergi oranlarını tavana çıkardıklarında bir şey söylemedim; çünkü içki içmiyordum.

    hacıyağı ve gülsuyunu fahiş fiyata satmaya başladıklarında sesini çıkaracak kimse kalmamıştı...

  • her insanin gerekli sartlar olusursa ve kontrolsuz guc verilirse zalimlesebilecegini gostermisti bu deney. ayrica dunya'da iyi insan kotu insan diye bir seyin olmadigini, bir cok seyin sartlardan (power of situation) ibaret oldugunu gostermisti.

    deneyi bitiren de soyle bir olaydir: deney devam ederken zimbardo'nun o zamanlar nisanlisi olan kiz olay yerine gelir ve olanlari gorunce sok olur. kiz kendisi de o siralarda psikoloji'de doktora yapmaktadir. kiz deneyi gorunce "burada ne cehennemler donuyor lanet olasi" diye kizar. zimbardo da "sevgilim gormuyor musun deney yapiyoruz" der. kiz "peki su deneyde su ana kadar neler ogrendin?" diye sorar. zimbardo da "insanlara sinirsiz guc verince ne kadar canilesebileceklerini gordum" der. kiz da "peki deneyi niye sonlandirmiyorsun?" der. zimbardo da "belki daha net sonuclar elde ederim" der. kiz "aslinda burada deneye tabi tutulanin kendin oldugunu gormuyor musun?" der. zimbardo "nasil yani?" deyince kiz da "bu deneyin sahibi sensin, yani deneyin baslayip bitirilmesi senin kontrolunde, yani deney uzerinde senin sinirsiz gucun var, insanlarin aci cektigini goruyorsun ama hala deneyi durdurmuyorsun. demek ki deneydeki deneklerden biri de sensin" der. zimbardo uykusundan uyanmistir artik ve deneyi iptal eder.

  • yapay rahatlama hislerine muhtaç olmadığını düşünüyor. uzun ve açıklayıcı bir cevap vermek isterdim ama arkadaş öyle bir yılan dille yazmış ki, maksat sırf can yakmak; doğal seleksiyon diyerek kendince sinsi bir aşağılama falan, şimdi bu tıreğe ne diyeceksin? hiç. ne düşündüğümüzü merak etmiyor çünkü, nasıl olup da onun gibi ölüm lafını duyunca gtümüzün atmadığını merak ediyor. atmıyor kardeşim, benimki yerinde duruyor böyle. na böyle bak uu

  • hani diyor ya sabahattin ali,

    "gözlerimden öptü,
    ellerimden öptü, ellerimden.
    avuç içlerimden öptü.
    unutabilir misin şimdi?
    ben, ölsem unutamam."

    anlarsınız. ölseniz de unutamayacağınızı anladığınız zaman, anlarsınız.

  • tıka basa dolu olan bir kafede, sadece kendinizin yalnız olduğunu farkettiğiniz andır.
    belki de insanların, "alabilir miyim" diyerek boş sandalyeleri gösterdiğinde "evet" dediğiniz andır.
    ve yine etrafınızda sandalye dahi kalmadığındaki o andır..

  • bir anda twitter'da görünce insan gerçekten inanamıyor. daha dün öğleden sonra ingiliz doçent bir hocamızla 1 saat kentsel mimarlık ve zaha hadid konuşmuştuk. hayat çok garip, bazı insanlar sanki hiç ölmeyecekmiş gibi.

    mimarlık dünyasının ufkundan tüm zamanların en büyük, en çarpıcı yıldızlarından biri geçti. hadid hiç şüphesiz 1000 sene sonra bile konuşulacak işler yaptı ve arkasında eşsiz bir iz bıraktı. starchitect kavramının ete kemiğe bürünmüş haliydi.

    dekonstrüktivizm artık biraz eksik.

    elveda zaha...