• hayattan keyif almayan insandır. tatilde biriktirdiği güzel anıları sevdikleriyle paylaşmaz da kendine saklar. başka insanlara tatile gitmek için ilham vereceğinin farkında olmayan kişidir.

    sen onlardan olma. paylaşacak #tbt kalmadıysa, katıl ferahlatan seyahatler yarışmasına, hawaii’den new york’a, alaska’dan phuket’e hayalindeki tatili kazanma şansını yakala. yarışmaya katıl.

  • telefonla arayan sevgilileriyle şu şekilde konuşarak antreman yaptıklarını düşündüğüm takım;

    - alo
    + alo mu? artık alo olduuukk yanee
    - pardon aşkım. naber?
    + ya bırak şimdi mi aklına geldi aşkım diyosun hemen. niye aramıyosun hiç.
    - tam arıyordum ki sen aradın bi tanem
    + tabi tabi hep öyle olur.
    - noldu aşkım canın mı sıkkın senin?
    + hayır.
    - özledin mi beni?
    + bilmem
    - nası ya bilmezsin. beni sevmiyor musun. seven insan özler
    + onu da bilmiyorum. bu ara kafam karışık
    - aşkım niye böyle yapıyosun?
    + ya bu konuyu kapatsak olur mu. hiç konuşasım yok.
    - ne konuşalım peki?
    + hiiiçç...bilmem...merve'ye sor istersen
    - merve de kim aşkım
    + sen daha iyi bilirsin. face'den eklemişsin ya dün.
    - he o mu. o bizim şirkette çalışıyor ya. iş arkadaşım.
    + hmm...güzel mi bari.
    - bilmem hiç o gözle bakmadım aşkım.
    + baksaydın bi de istersen.
    - yok ya güzel değil.
    + bakıyorum da pek bi üzüldün güzel olmamasına.
    - aşkım ne alakası var. kız eklemiş işte ben de kabul ettim ne yapsaydım.
    + iyi. bundan sonra ben de beni ekleyen her erkeği kabul ederim artık.
    - sevgilim bunla o aynı şey mi. iş arkadaşım diyorum.
    + tabi tabi. nasıl bir işse artık bu. faceler falan mesajlar.
    - aşkııımm.
    + hııı
    - beni üzüyosun
    + üzül napıym.
    - istersen sonra konuşalım
    + tabi. sıkıldın benden di mi. telefonda da konuşma. off yaaaaa. ben kapatıyorum. beni bir süre arama taağammııııı..ilişkimizi gözden geçireceğim.
    ...

  • benim bildiğim kadarıyla bu cerrahi bölümler daha önceki yazarların söylediği gibi diğer bölümlerle aynı ücretleri alabiliyor performana bağlı aldıkları ücret.ayrıca cerrahi bölümlerde asistan eksikliğinden dolayı bu bölümleri seçerseniz normalin çok dışında iş yüküyle karşılaşıyorsunuz.örneğin 2 günde bir 24 saat nöbet gibi.ayrıca asistanlık döneminde (tusu kazanıp bölümde uzamnlıkta çalışırken) yapılan performans ücretlerinin çoğunu asistanın sorumluları alıyor.dönerden asistanlar ya hiç ya da çok az ücret alabiliyorlar.mesleğe başladıktan sonra da iş saatleri yine düzelmiyor.sürekli nöbet .ayrıca çok riskli ameliyatlar olduğu ve hekimi koruyan yasalar çok eksik olduğu için sürekli malpraktis davalarıyla uğraşıyorlar.ölüm oranı yüksek riskli ameliyatlar olduğu için hasta yakınları şiddet uygulamaya çok meyilli.avmye xrayle girebilirken güvenlikten geçerken hastahanelere elinizi kolunuzu sallaya sallaya girebildiğiniz için hekimin bıçaklanma veya silahla kim vurduya gitmesi çok olası.
    hastalar yönünden bakarsak ise döner ücretlendirmesi radyolojideki bir hekim için risksiz ve kuruma kar getiren bir durum iken devlet sgk ile ilaç fiyatlarını arttırmadığı ve taban fiyatta tuttuğu için hem özel hem devlette bir cerrah operasyon için gerek olmasa bile direkt ameliyatı seçebiliyor performans sistemi nedeniyle.bu da gereksiz ameliyat oranlarını yükseltiyor.
    devletin başını ağrıtan bir sonuç yok çark dönüyor ha tus birincisi cerrahi seçmiş ha sonuncusu farketmez.önemli olan ameliyat yapılması .ayırca üniversite hastahaneleri gene bu sgknın verdiği taban fiyatları nedeniyle batıyor.yakında üniversite hastahanelerinde doktorlar ameliyat için malzeme bulamadıklarından ameliyat erteleyecekler.sgk üniversite hastahanelerime taban fiyat uygularken 200tl, özel hastahanelerde 3 kata kadar bu operasyon için fiyat farkı koyabiliyor(rakamdan tam olarak emin değilim ama anafikir böyle) yani 800 tl alabiliyor.devlet ve üniversite hastahaneleri fiyat farkı alamıyor yani bazı ameliyatlarda sadece malzeme parasına ameliyat yapılıyor devlette.bu şekillerde özel hastahanelerde kar ediliyor.uzmanlıktan önce pratisyen hekimken 2 yıl zorunlu görev var uzamanlıktan sonra da 2 yıl zorunlu görev var.30 yaşınıza geldiğinizde hayat yeni başlamış oluyor ülkenin ücra bir yerinde bir hastahaneye atanıyorsunuz büyük şehirlere gelmek zor.bu yüzde çoğu hekim devletten aldığı paradan daha düşük fiyatlara özel hastahanelerde daha yoğun iş saatleriyle çalışıyor.türkiyenin en zeki beyinlerinden kime durumu böyle anlatırsanız anlatın enayi ya da cerrahiye aşık değilse cerrahi bölümü seçmiyor.daha da kötüsü ülkenin durumu hekime şiddet ve düşük maaşlar nedeniyle aldığı eğitim yanında insanlar artık dil öğrenip avrupa ülkelerinde hekimlik yapmaya çalışıyor.brn de bir tıp fakültesi öğrencisi olarak ilk işim bir dil öğrenip yurt dışında göreve devam etmek olacak.ekşisözlükte yazdığı gibi 3 bin liraya çalışacak hekimlere onlardan artan 12 binliraya yapılan kanser araştıralarına şimdiden başarılar diliyorum.

  • -sneijder 3.5 yıllık sözlemesini tamamlamadan gider.
    -neye dayanarak söylüyorsunuz sergen.
    -koltuğa dayanarak.

  • matematiğin fizik tarafından genişletilebilir olması matematik ile fizik arasındaki bağı güçlendirmez. zira biyoloji de kimya'yı genişletmiştir fakat kimyanın varlığı canlılığa bağlı değildir.

    matematik, gerçekliklerin anlaşılması için model sağlar ancak diğer bilimlere. uygulamalı matematik ile saf matematiki birbirinden ayırmak gerekir; zira ayrıdırlar da. eğrisel integral'in eğri boyunca yapılan yapılan işi vermesi, matematiği değil fiziği ilgilendirir. zira matematikte ancak ve ancak bir hesaplama yöntemidir o.
    zamanı reel sayılar doğrusu üzerine oturtmak ise tamamen fizikçilerin ayıbıdır.
    saf matematiğin fiziksel gerçeklikten ayrık olduğu konusunda einstein'ın meshur bir quote'sinden faydalanalim:
    "as far as the laws of mathematics refer to reality, they are not certain, and as far as they are certain, they do not refer to reality."

    ayrık bir bilim olarak matematik, aynı fizik gibi, insanların onu keşfetmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür; nasıl ki karadeliklerin içinde etkili olan fizik kanunları bizlerin bilememesine rağmen var ise. matematiği icat olarak algılamak, insanların kendilerini üstün görme megolomanlığı ile örtüşür. zira ancak sonsuz güçlü bir tanrı tarafından özel bir amaçla yaratıldığına inanan insan böylesine bütünsel bir gerçekliği icat ettiğini düşünebilir.

  • bahsedilen minibüs güzergahı hep rampalı. çalışan araçlara dakika kontrolü yapılıyor ve yolda müşteri alıcaz diye korna çalarak geçirdikleri süreyi süratle aşağı inerken amorti ediyorlar. tek kelime allah belanızı versin.