• marcel proust demiş ki:

    "bazen bir insanı tekrar bulduğumuz olur, ama zamanı ortadan kaldıramayız. bütün bunlar, bir kış gecesi gibi hüzünlü ve beklenmedik bir güne kadar sürer; o gün geldiğinde, o kızı da, bir başkasını da aramayız artık, hatta bulsak korkarız. çünkü artık ne hoşa gidecek kadar cazibe buluruz kendimizde, ne de sevecek güç. kelimenin gerçek anlamında iktidarsız olduğumuz anlamında değil katiyen. iş sevmeye gelince, her zamankinden fazla sevebilecek durumdayızdır. ama bunun, kalan azıcık gücümüz için fazlasıyla, büyük bir teşebbüs olacağını hissederiz. ölüm şimdiden, evden dışarı çıkamadığımız, hatta konuşamadığımız aralıklar getirmiştir hayatımıza. doğru basamağa adım atmak, tehlikeli bir atlayışı gerçekleştirmek kadar büyük başarıdır. yüzümüz ve sarı saçlarımız, delikanlılığımızdakinden farksız olsa bile, sevdiğimiz bir genç kızın bizi bu durumda görmesi ne demektir! artık gençliğin hareket hızına yetişmenin yorgunluğuna katlanamayız. ne yazık ki, tensel istek, yok olacağına iki kat artar. onu tatmin etmek için, hoşuna gitmek gibi bir derdimizin olmayacağı, yatağımızı bir tek gece paylaşacak, bir daha görmeyeceğimiz bir kadını çağırtırız."

    bu da durumu özetliyor kanaatindeyim.

  • (bkz: yves saint laurent) fransızcam yok ancak yiv seğn loğen şeklinde telaffuz edildiğini biliyorum. sondaki "n" var yok arası bir şekilde söylenecek.

    (bkz: michael kors) mişel kors deil maykıl koooğs şeklinde telaffuz edilmekte.

    (bkz: just cavalli) just kavalli diyen var ancak cıst kıvalli şeklinde havalı bir telaffuz gerektirmekte.

    edit büdüt: turk eli 'nden gelen mesaj üzerine yves saint laurent -> iv sen loran imiş. ingilizler yiv seğn loğen diyor ama... bilemedim, zaten pahalı marka boşverelim... (bkz: swh)