• açılın, mimar geldi. hep bu cümleyi kurmak istemiştim. her belediyenin belirlediği, bölgenin coğrafi özelliklerine göre olsun, kullanım alanlarına (ticari, konut, kültürel vs.) göre olsun, taban alanından tut da çatı eğimine kadar belirlediği çeşitli kurallar vardır. ancak sıkıntı şu ki, bu kurallar 80 m2 parsel için de aynıdır, 800 m2 için de aynıdır.

    en basitinden merdiven kovasının ölçüsü minimum boyutları ile bellidir, konut için bellidir, hastane için bellidir. bizim parsel küçük hacı, biz bu merdiveni az küçük yapalım da adam gibi 2 daire çıksın diyemezsin. mimarin işi de elindeki alan ile maksimum verim sağlayacak tasarım yapmaktır.

    taksıydı (taban alanı kat sayısı), kaksıydı (kat alanı kat sayısı) derken kafana göre balkon, çıkma bile yapamazsın. biz mimarlar da istiyoruz çılgın projeler yapalım, orası uçan burası kaçan, çatı katları yapalım ferah ferah manzaralı, hele ki istanbul'da. ama yassaaah.

    bunun dışında, başlıkta anlatılmak istenen doğrudur. işini iyi yapan meslektaşlarımı tenzih ederim ancak ülkedeki mimari hakikaten kepazelik. tek geçim kaynağımız da inşaat oldu üstelik.

    taks kaks diye ağlayan mimar editi : bak aynı şeyi söylemişiz, minimum alanda maksimum fayda. tabi ki bu kurallar olacak, olmazsa halimiz nice olurdu kim bilir. ama problem şu ki, bazı özel durumlarda bile aynı kuralların geçerli olması. en başta bu belediyelerde çalışan kişiler yetkin olmalı eğer karar merci bunlar ise. öyle absürd durumlar oluyor ki. her yapıya aynı kuralı uygulayamıyorsun.
    bak en son belediyeye gittim adamlar binada sığınak olacak mı, şart mı değil mi onu tartışıyorlar, çünkü a kuralına göre olması lazım , b kuralına göre olmasına gerek yok.
    zorlu center örneği de çok yanlış çünkü orası tamamen rant üzerine kurulu kaçak bir yapı, imara bile uygun değil. (keza ali sami yen stadı'nın yerine yapılan yapı, imara uygun değil kararı var, inşaat hala devam ediyor, verecek ceza parasını, mevzu kapanacak. onu geçtim oraya insanlar taşınınca zaten kilit olan mecidiyeköy trafiği ne olacak. şehircilik açısından da yanlış)
    a kişisine farklı hak, b kişisine farklı hak tanınıyor, bir de bunlar var. kılıfına uydurabilirsen.
    önemli olan etik arkadaşım.

    biz bu mimari işini, şehirciliğiyle , peyzajıyla , osuyla busuyla aynı potada eritebildiğimiz vakit zaten güzel işler olur.

  • çok kolay maç.

    şuan takımlayım yanımda serdar var. ayakları uzatmış nescafe gold içiyor. aaaa bugün müydü maç ben yarın biliyordum dedi. felaket rehavet var takımda. bak gökhan var karşımda selam söylüyor hepinize. cenk saçları jöleledi çarşıya çıktı takılıyor. o da yarın biliyormuş maçı. 6 gibi otelde olması gerekiyor. telefonu da kapalı ulaşamıyoruz. neyse tolga burda o oynar. oğuzhan geldi diyo ki benim brugge'ü norveç takımı diye biliyordum bi yanlışlık olmasın dedi. yöneticiler de emin olamadı hemen wikipedia'ya baktılar. doğru yere gelmişiz. demba ba zaten bütün gece uyumamış. şimdi uyuyacakmış. 8'e 20 kala kaldırın beni ben taksiyle gelirim stada, 15 dakikada 2 gol atarım, otele geri dönerim dedi. çok felaket rehavet var takımda. evet tam şuan 15 metre önümde olcay farklı bir teklif sundu. ohooo daha maça 9 saat var, uçakla yakın ülkelere gidip gezsek mi dedi. napıcaz burda sıkıldık diyor herkes. yöneticiler sıcak baktı. haritadan ülke seçiyoruz.

  • voodoo bebeğinin müzikli versiyonu olan chuck palahniuk kitabı.

    - "antik yunan kültürü uzmanları, o dönemde yaşamış insanların fikirlerini kendilerine ait saymadıklarını söylüyorlar. antik yunanlılar akıllarına bir fikir geldiğinde, bir tanrı veya tanrıçanın kendilerine bir emir verdiğini sanıyorlardı. apollon onlara cesur olmalarını söylüyordu. athena ise aşık olmalarını söylüyordu.
    günümüz insanları ise ekşi kremalı patates cipsi reklamı duyar duymaz, satın almak için hemen sokağa fırlıyorlar ama buna özgür irade diyorlar artık.
    antik yunanlılar en azından dürüstlermiş."