şükela:  tümü | bugün
  • cardigans'in solisti nina persson ve sparklehorse'un herşeyi mark linkous'un kurduğu proje grup. "i can buy you" dinlenesi şarkıları. tom jones'la yaptığı işbirliğinden(!) sonra biraz hayalkırıklığı yaratan nina sonunda kiminle birleşeceğini buldu. bir proje gruptan fazlası olacağa benzerler.

    (bkz: nina persson)
    (bkz: sparklehorse)
  • ingilizcede bir kamp anlamında kullanıldığı gözlenmiştir.
  • country müzikten zerre hazzetmediğim halde bana inanılmaz huzur veren proje/albüm. nina persson'un kulak okşayan sesi bu albümde cardigans şarkılarından da fazla zevk veriyor sanki. özellikle such a bad comedown'da öyle bir "fuck off" diyor ki bu kadar mı naif küfredilir diye düşünmekten alamıyor insan kendini.

    müzik zevkine bakmaksızın denenmeli, dinlenmeli.
  • ikincisi için nina ve arkadaşlarının harıl harıl çalışmaya koyulduğu, ağustos ayı içinde new yorkta konseri olacak seviyeli birliktelik.

    sparklehorse'dan mark linkous'un prodüktörlüğünde çıkmış a camp'ın doğuşu; cardigans'tan tanıdığımız nina persson ile atomic swing'den niclas frisk'in bir akşam üzeri barda müzik üzerine sohbetlerine dayanıyor.

    laf lafı açmış ve bir kaç şarkıda oracıkta çıkıvermiş. daha sonra tabi tekrar üzerinden geçmişler; şöyle diyor nina " niclas ve benim ilk kayıtlarımız, biraz bayattı. bunu bir kaç yıl önce yapmıştık, iki depresif insanın buluşmasıydı ve bu da müziğe yansıdı. şarkıları daha iyileştirici bir his vermek istediğim için tekrar kaydettim."

    prodüktör olarak mark'ı seçmek, nina'nın hayaliydi. sparklehorse'u ilk duyduğunda, takılmış ve onlara " şimdiye kadar dinlediklerimin en iyisi" diyerek referans vermişti. isveç, lund'daki konserlerinden birinin ardından, nina mark'a tüm a camp şarkılarının olduğu bir kaset verdi. tekrar buluştuklarındaysa cesaretini toplayıp projenin prodüksiyonunu önerdi. mark şarkıları dinleyip beğendikten sonra olur dedi.

    a camp ile birlikte; nina'nın bir müzisyen olarak rolü de gelişti. o her zaman müzikten hoşlanmış bir kız olmasına karşın, bir yıldız olma arayışı içinde olmamıştı hiç. nina kendini tipik bir kız dinleyici olarak tanımlıyor, kulaklıklarını takmış, tüyleri ürperene ya da uyuyup kalana kadar şarkının sözlerini dinleyebilen.özenti gibi görünmekten korktuğu için, kendisini değil müzisyen, şarkıcı olarak nitelendirebilmesi bile çok zaman almış.

    "sanırım kendi albümümü çıkarmam bana güç verdi. müzik benim işim ve bu albümde benim yaratım. kendimden daha fazla emin olmaya başladım." solo mu grup mu diye sorulduğunda; nina şöyle cevaplıyor "the cardigans benim ailem, biyolojik ailem kadar önemli benim için. bu ebeveynleriniz gibi, onlarsız yaşayamazsınız, onlarla hep kalamazsınız."

    myspace'i için;
    http://www.myspace.com/swanelisabet

    akıllara ziyan elephant canlı performansı için;
    http://www.youtube.com/watch?v=gfxxg81fmbs
  • efendim 2009 itibariyle nina ve eş durumundan saz arkadaşları yeni albümlerini piyasaya sunacaklar. ismi de colonia, yani bildiğin kolonya (bilemedin eau d'colonia )bu sefer nathan* (kocası) daha bir işin içindeymiş,james ihafalan da destek olmuş. ilk albümde nasıl ki bir country havası, amerikan minimalizmi varsa bu albüm daha geniş ölçekli olacakmış, belçikanın kongosundan, namibya çöllerine, ordan ışıkhızıyla viktorya dönemi new york'una gazhızıyla da 70'lerin neon ışıklı bowery'sine akan bir albüm imiş kendileri..
    eğer ilk albüm, tahta, ağaç ve kar kokuyorsa bu albümde elektrik, peruk tozu ve afyon ruhu kokuyor olacakmış.
    http://www.acamp.net/