şükela:  tümü | bugün soru sor
  • george orwell'in ithaki tarafından türkiye'de ilk kez yayınlanan kitabı. "papazın kızı" şeklinde türkçeleştirilmiştir.
  • kadıköy atlantis sinemasının önündeki kitapcıda 5 milyona satılıyodu bu. böyle heryere dizmişler. üç beş yerede asmışlar, papazın kızı 5 milyon diye. gayet masum (pinti) düşüncülerle aldım kitabı, okumaya başladım ve bitirdim. çok pişman değilim okudum diye. hatta okuduktan sonra hala düşünüyorum:
    kitap 180. sayfadan 200. sayfaya atlamış halk arasında buna baskı hatası diyolar, ama ben kendi kendime "yok oğlum basma kısmı doğruda hata mata yok gayet iyi bastılar " diyorum
    bu papazın kızı (dinine bağlı) en son dua ediyodu (170li sayfalar) sayfayı bi çevirdim londrada bi sokağın köşesinde yatıyo üstünde siyah bi gecelik hafıza gitmiş ( yüksek tahminlerime göre bu kızı kayıp 20 sayfada biri.... o ara.) kitabın en kilit noktasıda o 20 sayfa zaten. üç gün düşündüm acaba buna noğoldu diye hala da düşünüyorum. kafamda tasarladıklarımdan 5 tane romana tema çıkar. aklımca kar ettim 5 milyona kitap aldım üç gündür düşünüyorum ve böyle devam ettikce sanırım gidip düzgününü alıcam almazsam sıyıracam. 5 milyonda kapak olacak.

    sonuç: papazında .... kızınında.......
  • orwell'in yazdigi ikinci romandir. ilk olarak 1935 yilinda basilmistir. orijinalindeki bazi kisimlar cikartilmistir. orijinal metin zaten elde olmadigindan ilk haline ne yazik ki ulasilamamaktadir.

    rahmetli orwell sevmez bu kitabini. hatta yeniden basilmasini istememis de, efendime soyleyeyim, mirascilari iki kurus kazansin diye "olumumden sonra ne yaparlarsa yapsinlar" gibilerinden bi seyler demis.

    ha fena kitap degil de orwell'dan bekleneni vermiyor. adam bosuna tiksinmemis kendi kitabindan. ama orwell'in yazdigini unutursaniz iyi iste. okuyun.
  • george orwell'in en zayıf eseri olduğu rahatlıkla söylenebilir. dorothy'nin kendisini içerisinde bulduğu koşullar çokça paris ve londra'da beş parasız'ı hatırlatır. iki kitabın anlatımı arasında da çok fark yoktur, hatta paris ve londra'da beş parasız'da kimi zaman rahatsız edici olabilen yazarın öyküyü bir kenara bırakıp söylev çektiği kısımlar papaz'ın kızı'nda daha da azdır. ancak oyun şeklinde yazılmış kısmı okurken afakanlar bastı. oldukça gereksiz olduğu su götürmez. olay akışına baktığımızada da benzer bir kopukluğu görüyoruz. dorothy'nin iz bırakmadan kayboluşu, yaratılan gizem işlevsel değil ve okuyucuyu meraka sürüklemekten uzak. işin aslı papaz'ın kızı'nda olmasa da olurmuş diyebileceğim kısımlar o denli fazla ki, romanın vasatlığını anlatmak adına daha fazla lakırdı etmeyi anlamsız buluyorum.
  • zayıf bir eser olduğuna kesinlikle katılmıyorum. gerçekten orwell böyle düşünmüşse o zaman kendisine de katılmıyorum. roman olarak, hikaye açısından değerlendirirseniz öyle çok alengirli bir hikayesi olmadığı doğru. ama kitabı sınıflandırmaksızın değerlendirirseniz bana kalırsa okunması gereken çok değerli bir eser.
  • adından da anlaşılacağı üzerine papazın kızının hikayesi anlatıldığı için fazlaca hristiyan terimleri ve incil'den kesitlerle dolu olan bir kitap. buna rağmen okunması kolay ve zevkli bir kitap olduğunu düşünüyorum. bölümler arası atmosfer değişimi güzel yansıtılmış. üzerine bir de gizem eklenince hiç de fena bir eser ortaya çıkmamış.

    kitabın sonunda dorothy ve bay warburton arasında geçen inançsızlık ile hayatın anlamsızlığı diyaloğu çok hoşuma gitti. 100 yıl önce bile, şu an hemen hemen herkesin zihnini bir ara meşgul eden "dinler yalansa hayatın anlamı ne?" sorusuyla ilgili ufak tefek güzel dokundurmalarda bulunulmuş. hatta hedonist olmakla suçlanınca, bay warburton'un hristiyanların en büyük hedonist olduğunu iddia ettiği sahne insanı hem güldürüyor hem de düşündürüyor. malum hedonizm kısaca hayattan zevk alma felsefesi, ancak hristiyan alemi 5-10 yıllık insani zevklere burun kıvırıp hedonizmi eleştirirken, ölümden sonraki ebedi mutluluk ve haz vaadini ile aslında kendileri de aynı düşünceyi farklı bir şekilde uyguluyorlar.

    biraz yüzeysel kaldığı için eleştirilebilir ama paris ve londra'da beş parasız'ın daha çok bir anı kitabı şeklinde yazıldığı düşünülürse, papazın kızı'nın burma günleri ile birlikte orwell'in ilk eserlerinden olduğu unutulmamalı. büyük bir beklenti yerine çerez niyetine okunulursa daha çok zevk alırsınız.

    son olarak avrupa din tarihinden uzak olduğumuz için tam olarak bilmiyoruz, ama ne kadar saçma sapan konularda birbiri ile atışıp kavga eden hristiyan topluluğu varmış. bir tanesi ayinlerde çoşkulu bir şekilde şarkı söylediğini için eleştirilir, diğeri her şeye haç çıkartılmasından rahatsız olunur, bir başkası meryem'i görmezden gelir. bu liste uzar da gider. sadece 100 yıl önce bu kadar din üzerinden ayrılmış bir toplum bugünkü avrupa'ya dönüşmüş olması benim islam'ın reforme olup medeniyet seviyesine ulaşma umutlarımı yeşertti.