şükela:  tümü | bugün
  • gelmis gencmis en eglenceli kore dizilerinden biridir

    ingilizce altyazi ile izlemek isteyenler icin gelsin
  • baştan aşağı spoiler ona göre.

    her ne kadar romantik komedi olsa da ben bu dizideki dostluklara bayıldım. bu yüzden çiftlerin durumundan ziyade baştaki kısa geçmiş bölümleri favorim oldu. eşek kadar halleriyle lise zamanlarını canlandırmaları komik olsa da dostlukları, gelişme şekli ve finalde ortaya çıkan başlangıcıyla birlikte harikaydı. içlerinden en çok sigarayı bırakma mücadelelerine ve kim do jin'in vardığı noktaya güldüm.

    ne gururmuş arkadaş. hani gariptir tam da gurur sayılmaz çünkü çoğunlukla kimse düşüncelerini saklamıyor çatır çatır söylüyorlar, karşımdaki aklımı okusun diye bekleyen yok. ya da gayet şebek hallere düşebiliyorlar. utandığı çekindiği için geri adım atan yok. misal kim do jin ayakkabıları hatırlamıyormuş şakası yaptığında seo yi soo kafasını kuma gömmek yerine benim gibi saf birine nasıl bu şakayı yaparsın diye patlayabiliyor.

    fakat kim do jin ve seo yi soo arasındaki sorunların çoğu zorlamaydı bence. keza se ra ile tae san arasındakiler de. asıl zor olan choi yoon ve mi ari'nin durumlarıydı. o kızcağız da ne ağladı be. daha sonrasında bir secret garden esintisi olarak sürekli oska'ya benzettiğim lee jung rok ve park min sook geliyor. park min sook'a yer yer çok üzüldüm. gayet hayran olunası bir hatundu. özellikle benim kandığım numaralardan birine kanmamasını çok takdir ettim. lee jung rok'a kızmakla birlikte çok güldüm. keşke bir bebekleri olsaydı.

    yalnız en şaşırdığım şey hani bilmiyorum altyazıda tam ifade edilemedi mi ama ortak ilk aşklarının çocuğu colin gelip de biriniz benim babamsınız dediğinde herkes cidi ciddi kendinden şüphelendi ve bir kişide çıkıp mümkün değil ben annenle fiziksel bir temas yaşamadım demedi ya la. harbiden ortak (!) aşkmış yani.

    karakterler dostlukları ve doğallıkları kadar tepkileriyle de çok eğlenceliydi. birbirleri için girdikleri haller (içkiler içilmiş ve çerezlerden yenmiş olacak), kalıplaşmış teselli şekilleri (sana görücü usulü randevu ayarlayayım mı), birbirlerini satışları, yüzsüzlükleri (evinize gelir tüm havluları kullanırım), kenetlenmeleri, her koşulda daima önceliği dostluklarına vermeleri, hemen toplanabilmeleri, hemen arazi olabilmeleri... saymakla bitmez bu dört erkek çocuğunun naneleri. kadın karakterler de gayet güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen tiplerdi doğrusu. üstelik finali de çok tatlı yapmışlar hayret. hem mutlu son, hem doğru düzgün bağlanmış. birer saatlik 20 bölüm boyunca keyifle izlemelik bir dizidir nitekim.
  • 2012 yapımı çok komik, çok eğlenceli bir kore dizisi..

    --- spoiler ---

    ilk başlarda 40'lı yaşlardaki insanların hayatını anlatacak diye bi küçümsemiştim ben bu diziyi.. sonra, ilk bölümden zaten koptum gittim.. 4 adam arasındaki dostluk bi kere harikaydı.. sık sık insanın yanında o şekilde 3 dostu olsa bu dünyada başaramayacağı ne olur ki diye düşündüm.. her koşulda arkanı kollayan, bütün rezilliklerini kapatan, ama aynı zamanda sapıttığın zaman doğru yolu gösterebilen, en önemli işlerini bırakıp senin için koşabilen arkadaşlar.. insan bu dünyada daha ne ister ki..

    kim do jin le seo yi soo nun arasındaki aşka bayıldım.. ilk karşılaştıkları an, camın arkasından birbirlerine baktılar ya mesela, çok romantikti o.. ama sonrasında ikinci karşılaşmaları, kadının elbisesinin sökülmesi, zaten direk bana şu kırmızı ip meselesini hatırlattı.. sonrasında birbirlerini gıcık etmeye çalışmaları, adamın kadının kimden hoşlandığını öğrenmesi, bunun akabinde birbirlerine sürekli "tae san" diye hitap ederek mesaj atmaya başlamaları.. kim do jin in sevgili betty siyle choi yoon un arabasına arkadan gidip toslaması kısmında uzunca bi süre kahkaha attım.. sevgili olmaları sonra "tae san, onu burada beklediğimi bilse gelir miydi", kim do jin in çocuğunu öğrenmeleri, yaşanan zorluklar, sonrasında mutlu son! ben gerçekten çok sevdim bu çifti.. genelde yan karakterler geçerdi esas karakterlerin önüne, bu sefer öyle bir şey olmadı.. tek abartı kısım bence kim do jin in seo yi soo ya yaptığı evlilik teklifiydi.. ama yine de çok kıskandım be!

    im tae san ve hong se ra, bilemedim, bence bu çift olmasa olurdu ama, sonradan onlar da evlenip çocuk sahibi olmaya karar verdiler falan, iyi oldu güzel oldu.. tae san da seo yi soo nun kendinden hoşlandığını öğrendikten sonra bocalaması, kardeşine karşı mükemmel bir abi olması, hong se ra için de adam elinden gitmeye başladığında kıymetlenmesi falan, aslında onlar da çok gerçekçi karakterlerdi..

    lee jung rok ve park min sook ikilisini de çok sevdim.. o kadar zorluklar yaşadılar, daha çok kadın yaşadı zorlukları gerçi.. bir çocukları olsaydı harika olurdu, park min sook a belki de en çok o zaman üzüldüm ama, kendisini mutlu etmenin yolunu buldu sonradan.. ayrıca ikilinin diskoda herkes gangnam style eşliğinde dans ederken kulaklıkları takıp makarena dansı yaptıkları sahneye tek kelimeyle bayıldım..

    ve gelelim choi yoon ve im me a ri ye.. im me a ri bi kere izlediğim bir sürü dizi arasında gördüğüm en tatlı yapışkan karakter.. kız hem yapışkan, hem de adamın duygularını sürekli yüzüne vuruyor.. "benden hoşlanıyorsun, bu yüzden kaçıyorsun, abimden korkuyorsun" gibi gibi.. hiçbir zaman aşkını söylemekten çekinmeyen, ama choi yoon'un asla tamamen git diyemediği.. choi yoon da en yakın arkadaşının kardeşini seven ama bunu bir türlü söyleyemeyen.. dizinin başından beri bir saniye bile boş değildi choi yoon im me a ri ye.. çok çok sevdim bu çifti.. im me a ri choi yoon'un karısının mezarı başında (mezar mı deniyor acaba, bilemedim) ağladı ya yere oturup, o ağladı ben ağladım.. o flashbacklerde choi yoon un karısının ölümünü ve cenazesini gösterdiler ya, o sahne de dizinin en hüzünlü sahnesiydi bence.. juniel in illa illa şarkısı bence tamamen im me a ri için yazılmış bir şarkıydı..

    colin desen apayrı bir olay.. çocuğa demiş ki annesi "babanız bu dördünden biri" hayır, adamlardan biri de demiyor ki, biyolojik olarak benim baban olmam imkansız.. yok.. baya ilginçti bu kısım.. ne bileyim, söyledikleri laflardan geri adım atmamak için öyle demiş olsalar mesela, ama çocuk var ya ortada, başına kalabilir yani.. hiç mana veremedim o kısma..

    colin le kim do jin in baba oğul ilişkisi güzeldi.. sonra colin in seo yi soo nun öğrencisi olan çocukla yakın arkadaş olması ve onların da aynı babalarınınki gibi bi 4'lü olmaları.. im me a ri den hoşlanan colin in "ilk aşık olduğum kadınla babamın arkadaşı evlendi" ve seo yi soo nun öğrencisinin "ilk aşık olduğum kadınla arkadaşımın babası evlendi" meselesi çok hoştu.. bölümlerin başlarındaki flashbacklerde gördüklerimiz, bilardocudan terliklerle çıkan kim do jin, snsd dansı yapan ağırbaşlı avukat choi yoon, dörtlünün tanışma hikayeleri vs. gerçekten çok güzel ve komik sahnelerdi..

    --- spoiler ---

    20 bölüm bitti ama, tadı gerçekten damağımda kaldı.. arşivde mutlaka saklayacağım, ara ara açıp bazı kısımlarını tekrar izleyeceğim bir dizi olmuştur benim için.. benim gibi tereddütte olan varsa diye söylüyorum, zerre kadar tereddüt etmeden hemen açıp izlesinler..*
  • açık ara kore'de 2012'nin en iyi romantik-komedi dizisi. orta yaşlı dört erkeğin ya da diğer bir deyişle ahjussi'lerin okul yıllarından başlayan arkadaşlıkları, birbirleriyle ve kadınlarla olan ilişkileri dizinin ana konusu. ve en az kendisi kadar güzel bir soundtrack'e sahip.
  • bunu sevenlere coffee prince ve secret garden da tavsiye edilebilir.
  • on numara eğlenceli dizi. zaten senaristi de secret gardenın senaristiymiş şaşırmadım. 40 lı yaşlarda 4 tane adamın sıkı dostluğunu anlatıyor dizi. o kadar komik şey olmasına rağmen bende etkisi hala budur.
  • izlenirse "aman bu kore dizilerini de sırf kezbanlar izliyor" algısını kırabilecek, 4 adamın dostluğu üzerine kurulu yer yer romantik komedi olan k-drama.
  • 6., bilemedin 7. bölümde biten 20 bölümlük kore dizisi. fikri bulmuşlar ama senaristler yetersiz kalmış, mevzu bir gram ilerlemiyor. sadece bölüm başlarında konudan bağımsız yaptıkları 2 dakikalık girişler güzeldi, bir de başroldeki kız. adı neydi şu an hatırlayamadım, son bölüme kadar başroldeki kıza sürekli "yemek pişir, temizlik yap" diye bas bas bağıran köfte dudaklı bir malın oynadığı bir kore dizisi vardı, ondan sonra en kötüsü buydu izlediklerimin içinde. zaman kaybı, başka bir şey değil.
  • izlediğim kore dizileri arasındaki en farklı ve güzeliydi. dosluklar çok etkileyici. başroldeki adamdan karizma akıyor...
  • esas kadın ile erkeğin sevgili olup aşk böceği gibi ortalıkta gezmeye başladıktan sonra boka saran kore dizisidir. 40 yaşında öpüşmem sevişmem tripleri ile bir kadın nasıl sağlıklı ilişki kurar ki. bir adam bu triplerle nasıl ilişkiye devam eder ki. türk kızından beter vallahi.

    dediğim gibi ilk 15 bölüm iyiydi. sonra izlemeye bile gerek yoktu.