şükela:  tümü | bugün
  • yeni foals yolculuğu. başından sonuna doğru sizi o kadar iyi taşıyor ki, sonunda vardığınız noktadan büyük keyif alıyorsunuz. foals bunu hep yapıyor, iyi de yapıyor. loop manyağı yapmamanız tavsiye edilir.
  • when i come to walk the line
    the fire may come, but we'll be just fine
    when i go to walk the line
    the fire, it will come but we'll be just fine

    mouth of the ocean, be well spoken
    watch your p's and q's
    now that we're older, the future is colder
    but what is there to do?

    i'll walk the line, i'll be just fine
    i'll be right back on time
    the fire is coming, but we'll outrun it
    we'll never be undone

    what came of the things we once believed?
    oh, all lost to the depths of a hungry sea
    oh, what came of the things we once believed?
    oh, all lost to the depths of a hungry sea

    and now our parents are long departed
    who can finish the songs they started?
    bodies are broken, but it's just a token
    of what is surely to come

    unstitch the suture, please pause the future
    so i can collect my things
    the fire is coming, but we'll outrun it
    we'll never be undone

    what came of the things we once believed?
    oh, all lost to the depths of a hungry sea
    oh, what came of the things we once believed?
    oh, all lost to the depths of a hungry sea

    when i go to walk the line
    the fire it comes, but i'll be just fine

    what came of the things we once believed?
    oh, all lost to the depths of a hungry sea
    oh, all lost and, oh, all lost, to the depths of a hungry sea
    oh, all lost to the depths of a hungry sea

    all that's left, all that's left
    is the echo of a roaring sea
    long gone, long gone
    to the trace of a memory

    what came of the things i once believed?
    all that's left, all that's left
    is the trace of a memory
  • abartmıyorum, hatta sözlükte ilk defa bir entry bu kadar abartısız yazılmıştır desem bunu da abartmış olmam. yayınlandığı günden beri ağzıma sıçmış, bunu yaparken de hiç çekinmemiş şarkıdır. o nasıl vokal, o nasıl ses.

    ah ulan.
  • son birkaç haftadır nerdeyse aralıksız dinlediğim parça.

    steve mcqueen'in* shame diye bir filmi var. ilk defa 6 yıl önce falan izlemiştim. oldukça güzel, ilgi çekici bir film kesinlikle. yıllar içersinde de en az 3, 4 kere daha izlemişimdir. geçenlerde bir arkadaşla konuşurken, kendisine shame'i önerdim, dedim ki muhteşem bir film kesinlikle izlemelisin, pişman olmazsın vsvs. bunları, shame'i son izlediğim zamandaki hissettiğim şeyleri nasıl hatırlıyorsam ona göre söylüyordum. yani shame'i son izlediğimde kendisinin muhteşem bir film olduğunu düşünmüşüm.

    her neyse, geçen gün eve geldiğimde bir daha izleyim lan şunu dedim. yalan yok, bu sefer oldukça sıkılarak izledim. sanki bir zamanlar oldukça hoşuma giden bir filmi izlemiyordum. hatta bir ara düşündüm, ulan bu film hep böyle sıkıcı mıydı? diye. ha güzel film hala, fakat arkadaşıma anlattığım kadar da değilmiş sanki, bilemedim.

    bundan bahsetmemin sebebi bu şarkıdaki "what came of the things we once believed?" kısmının, özellikle de shame'i tekrar izlememden sonra, aklımdan bir türlü çıkmaması. daha sonra kendime sordum ve yıllar içersinde ne kadar değiştiğimi fark etmeye çalıştım.

    zaten hep aklımın bir köşesinde olan bir şeydi. insan hiçbir zaman sabit kalmıyor. belli başlı kritik özellikler haricinde, yıllar içersinde yavaş yavaş o kadar çok değişiyor ki en sonunda 5 yıl önceki kendiyle hiçbir bağı, benzerliği kalmamış oluyor. aynı bedende bulunmana ve aynı zihne sahip olmana rağmen artık sen eski sen değilsin bir şekilde. bu farklılık bazen film zevkinin değişmesi ile bazen de hayallerinin ya da inandığın şeylerin değişmesiyle tezahür edebiliyor.

    5, 6 sene önce hayalini kurduğum, gerçekleştiği zaman çok mutlu olacağını düşündüğüm şeylerin bazıları gerçekleşmiş durumda, fakat her zaman çok daha mutlu olacağımı düşünürdüm. öte yandan, mutluluğumu sürekli gerçekleşmemiş olan hayallerime endeksliyorum. elime geçen "huzur" ya da "mutluluğun" bana çok az şey katmış olması ise geleceğe dair umutlarımı köreltiyor. çünkü her geçen gün neyin hayalini kurarsam kurayım, neyi gerçekleştirirsem gerçekleştireyim, aklımın ve hedeflerimin her zaman henüz gerçekleşmemiş şeylerde olacağını biliyorum.

    şu aralar kendime sıklıkla sorduğum "what came of the things we once believed?" sorusunun cevabını hiçbir zaman bulamayacağım sanırım.