şükela:  tümü | bugün
  • new line cinema yı new line cinema yapan seri. efendim new line bu filmi yapana kadar 3. sınıf bol kanlı ucuz korku filmlerini zar zor hayata geçirebilen , bir apartman dairesini ofis olarak kullanan , 3-5 kişinin herşeyi yapmak zorunda olduğu meteliksiz ama sinema aşığı bir topluluktan oluşmaktaymış.

    paraları yokmuş ama ne tutar , hangi projede gelecek var hususnda geleceği gören bir vizyona sahiplermiş. wes craven filmden yıllar önce ny times da okuduğu rüya görürken çığlıklar içinde uykusunda ölen ve doktorların hiçbir tıbbi sebep bulamadıkları bir ölüm vakasının haberini okuduktan sonra serinin öyküsünü ve sonrasında senaryosunu yazar.. la de kapı kapı dolaştırılan senaryo bir türlü alıcı bulamaz. craven tam " mis gibi öykü çöpe gidecek " diye endişelenmeye başlamışken new line ile yolları kesişir .. new line hikayeye inanır ve iş yapacağından emindir ama bir sorun vardır , paraları yoktur.. şimdi anlatması pek uzun sürecek işkence dolu finansman bulma maceralarından , prodüksiyon sorumlusunun kredi kartını rehin bırakmasına , bulunan finansmanın çekimlerin başlamasından 2 hafta önce anlaşmadan çekilmesinden , türk sinemasında pek yakından tanıdığımız " hade dağılın para bulunca başlıcas" larından sonra yaklaşık borç harç edilmiş 1-2 milyon dolarla bu işe girişirler..

    johnny depp gibi yemede yanında yat , seni veren allaha şükürler olsun , sen insan değilsin başka birşeysin denilecek bir muhteşemliği bizlere kazandırması bir yana ( depp 'in ilk rolü ) amerika 'nın uzun zamandır başaramadığı bir korku fenomeni yaratma başarısını göstermiştir. totalde 2 mio dolar gibi bir rakama mal olmuş , gişede 40 mio doları aşan bir hasılatla yılın hiti olmuş , sonrasında gelen 6 diğer devam filmiyle kendi efsanesini yaratmıştır. bazı sahnelerde para gitmesin diye tek plan , tek çekimle devam edilmiş , özel efektler dahiyane şekilde 10 cent , gibi komik rakamlarla halledilmiş birçok kez ve çok akıllıca tasarlanarak ucuza getirilmiş , ne şartlar altında , büyük sorunlara nasıl bir yaratıcılıkla nasıl küçük müdahelelerle büyük başarılar kazanıldığını bu yolun başındaki bizlere göstermiştir.

    işte freddy krueger ve saz arkadaşları new line cinema 'yı ofis dairesinde idare edilen ,2 mio doları denkleştiremeyen , filmin bitmiş kopyalarını film açılışına bir hafta kalırken para ödeyemedikleri için alamayan , eğer bir gün daha çekimlerin tamamlanması gecikseydi çekimler durma noktasına gelecek kadar maddi sıkıntılarla çektikleri bu efsane fimleriyle ondan the lord of the rings üçlemesini yaratan ve bugün sırf bu üçlemeden milyarlarca dolar ve çuval çuval oscar kazanan bir yapım şirketine dönüştürmüş ki bu belki de filmin kendisinin efsane oluşuyla sinemaya kazandırdığından hariç bambaşka ve müthiş bir kazanımdır..

    işte olay , başarı , geleceği görmek , yoktan varetmek , efsane olmak budur.. örnek alına , aynısı yapıla, darısı hepimize..
  • filmde çocukların söylediği tekerleme türkçe söylendiğinde de kafiyelidir. çok ilginç. ingilizce bir şiir, tekerleme, mani vs. nin kelimelerle çok fazla oynanmaksızın türkçeleştirildiğinde kafiyeyi koruması nasıl mümkün olabilir? bu apaçık bir mucize değil de nedir? almanca nasıl acaba? ayn, zıvayn...

    ben freddy krueger'a inanıyorum. bi de tırnaklarını tahtaya metale sürmese... içim kıvış kıvış oluyo.
  • freddy elm sokaginda yasayan bir adamdir. ama dikkatli incelediginizde dogumundan itibaren tuhaf bir gecmis oldugunu gorursunuz. herseyden once dogumu cok ilginctir. bir akil hastanesinde rahine olan annesi bir sayim sirasinda delilerin arasinda bir kac gun unutulur ve yuzlerce delinin * tecavuzune ugrar.* bu yuzden babasi belli degildir. cocukluk ve genclik yillari da cok sancili gecer pek sevilmez istenmez. kilisedeki bir rahip tarafindan sado mazo bir iliskiye zorlanir. daha sonra evlenir ve hatta bir kiz cocugu olur. ancak bir sure sonra ortaya cikar ki, freddy springwood elm street mevkinde bir cok kucuk cocugu oldurmustur. kasaba halki bu adam deli raporu ile yirtar diye dusunup freddye cezasini elleriyle vermeye kalkarlar ve onu yakarlar. ancak freddy olmeden hemen once ruya seytanlari ile anlasir ve baska bir boyutta yasamaya devam eder. elm sokaginda yasayan tum ailelerin cocuklarini oldurmek uzere yemin etmistir...
  • türk halkının star tv'de yayınlanan parliament pazar gecesi sinemasi ile tanıdığı kült film. ku$kusuz seksenli yıllar korku sinemasının büyük yol katetdiği yıllardır. 1978'de john carpenter'in korku klasiği halloween, 1980'de sean s. cunningham'den friday the 13th gelir. seriler halinde devam filmlerin en güçlü halkası a nightmare on elm street'dir. a nightmare on elm street'di bu kadar güçlü yapan birinci unsur filmden dahi daha kült bir karektere dönü$en freddy krüger'dir. diğer korku karekterleri olan friday the 13th'in jason'i ve halloween'in michael myers'a göre konu$kandır, geli$mi$ bir esprili anlayı$ı vardır. üstelik diğerleri gibi yenilmez bir karekter de değildir. çünkü diğerleri gerçek dünya da olmalarına göre ula$ılmaz ve yenilmez bireylerdir. ama freddy rüya aleminde ya$ar ve o kendi dünyasında yenilmezdir.

    filme gelince. filmin çekildiği 1984 yılında ne wes craven büyük bir yönetmendir ne de new line cinema büyük bir film $irketidir. wes craven elinde senaryo ile o film $irketi benim bu film $irketi senin dola$ırken hepsinden ret cevabını alır. sonra senaryoyu new line cinema kabul eder. new line cinema o yıllarda bağımsız filmler çeken ve iflasın e$iğinde bir $irkettir. film 2 milyon dolara mal olur. film $irketi parayı borç harç bulur. senaryoya sadık kalınmak için elinden elini yaparlar. sonunda büyük gi$e geliri, 25 milyon dolar. bu para new line cinemayı iflasdan kurtarır ve wes craven'i de ünlü bir isim yapar. bu az bütçeye rağmen filmin efektleri çok ba$arılıdır. bunun için büyük bir emek harcanır. mesela; tina'nin tavanda süründüğü sahnede oda ters olarak dekore edilir. nancy'in küvet de uykuya daldığı ve freddy tarafından suya çekildiği sahne ise havuzda çekilir ve bu $ekilde gerçekle$ir.* * efeklerin olu$turulmasında para yerini akıl almı$dır. üstelik bu sahnelerin hiç biri sırıtmaz.

    yönetmen ve senaryo yazarı wes craven, freddy adını lisede kendini pataklayan bir çocukdan alır. öyküyü de gazete de okuduğu güneydoğu asya da aynı mahalle de ya$ayan bir kaç çocuğu uykusunda ölmesinden esinlenir.

    bir de unutulmaz müzikleri vardır. bir, iki, üç freddy gel ..... kim unutabilir.
  • freddy'nin gencler uzerinde kurdugu etki ve onlari oldurme yollari sogu zaman ironik ve alaycidir. maski cok andiran bir espri anlayasina sahiptir. ama elm sokagi ile esas ilginc sey serinin tamaminda surdurulen toplumsal eleştridir. tum seri boyunca freddy'nin tuzagina dusen genclerin aileleri cocuklarini dinlemez, onlara saygi duymaz , cinsel acidan taciz eder, dusmanca yaklasirlar. cocuklar aileleri ile her iletisimde kurmaya calistiklarinda, ebeveynleri onlari zorla uyutur, ki bu cocuklari freddy'nin kucagina atmak demek olur. arkadaslari patir patir ölür ama aileleri hic aldirmaz. onlardan ders calismalarini, manken olmalarini bla bla isterler. bir cok filmde gencler ya oksuzdur ya ailelerini hatirlamazlar ya da dilsizdirler. serinin 6 filmi icinde hic genc ya da cocugun olmadigi bir kasabada gecer.
  • 1984 yılında çekilen serinin ilk filmiyle birlikte efsaneleşecek bir isim olan freddy kruger ile tanışırız. kendisi bir neslin kabusu olmuştur. wes craven , öyle bir karakter oluşturmuş ki filmden çok freddy krueger karakteri konuşulmuştur.
    şuan izlense belki korkutmaktan ziyade güldürür demek isterdim ama geçenlerde dvd seriler arasında kendisini gördüm ve hemen aldım kapakta "ilk kabusunuzu asla unutamazsınız" yazıyordu haydi bakalım dedim gittim eve izledim. korkmadım güldüm demek isterdim ama gene korktum gene korktum.
  • --- spoiler ---

    johnny depp'in 12'ye kadar uyanık kalamadığı için öldüğü film.

    --- spoiler ---
  • çocukluğumun en büyük korkusu, odada annem ve ablamın bu filmi izlemesi ve benim de aynı odada olmamdı. o zaman evdeki iskandinav koltukların sırt minderlerini çıkarıp onların arasına girer, kulaklarımı öyle kapayıp duymamaya çalışırdım. onlarsa gayet rahat "ya korkuyorsan git içerdeki odada otur yanımızda durma" derlerdi. ulan artık zehri bir kere salmışsınız içime, içerideki odada nasıl oturacağım, oturmayı bırak içerideki odaya giden o uzun koridor yolunda beni ne gibi tehlikeler bekleyecek? bakın bir çocuğa böyle travma yaşatılmaz. bi de gene o dönem korka korka bunun bi dos oyunu vardı, arkadan kalp atış sesi falan gelirdi, işte korka korka onu da oynardım.

    neyse geçtiğimiz hafta bi şekilde aklıma düştü bu seri. ulan şöyleydi, böyleydi bir izleyeyim falan diye heveslendim. oturup 4 bölüm bitirdim, öncelikle "dandik korku" olarak değerlendirenlere kafam girmekle beraber, onca mantık hatasına rağmen kült olmayı kesinlikle hak etmiş bir seridir.

    şimdi paylaşacaklarım biraz spoiler içeriyor olabilir, hiç ayıramayacağım komple spoyler şeyinde yazıyorum:

    --- spoiler ---

    ilk filmin ilk kurbanı ve olayların çıkış noktası nancy isimli hanım kızımızdır. nancy rolünü heather langenkamp abla oynamaktadır, ilk filmden sonra freddy yüzünden rüya terapisi kariyeri yapmış bir psikiyatr olarak 3. bölümde yeniden karşımıza çıkar. nancy'nin hayattaki tek suçu anne babasının freddy'yi yakarak öldüren ekipten olması ve an itibariyle freddy'nin eskiden yaşadığı evde oturuyor olmasıdır. nancy freddy'li kabuslar görmeye başlar ve olaylar gelişir. öncelikle bu nancy'ye kimse inanmaz, he he çeker, yav evet aynen kesin rüyanda bir adam seni öldürmek istiyordur falan derler, nancy bu gerizekalıları inandırmak için bir rüyasından freddy'nin içinde adı yazılı şapkasını dahi kapar getirir, gene bir çoğunu ikna edemez. ancak bu şapka olayından sonra anasından olayların iç yüzünü ve bu adamın hikayesini öğrenir ve seri bu hikayeden şekillenmeye başlar.

    hikayeye göre freddy bir çocuk tecavüzcüsü ve katilidir ve çocuklarını öldürdüğü anne babalar tarafından yakılarak öldürürülerek cezalandırılır. fakat ölmeden önce öte alemden rüya efendileri mi ne sikimse birileriyle anlaşır ve sonsuza kadar rüyalarda yaşayacağına dair taahhüt alır. freddy'nin yaşamı, yani onu var eden enerji çocukların ruhlarından beslenmektedir, hatta bazı bölümlerde freddy'nin vücudundaki yanıklarda öldürdüğü çocukların kafaları belirir, bazen sesleri, çığlıkları duyulur. yine 4. bölümde freddy'nin alice'in karşısında "bayılırım ruh yemeye" diyerek öldürdüğü çocukların kafalarıyla hazırlanmış bir pizzayı lüplettiğini izleriz.

    rivayete göre wes craven'ın amerikan kültürünün yozlaşmışlığını eleştirdiği seride, freddy yerine "uyuruşturucuyu" koyarak hikayeyi okumak mümkünmüş. yani aslında çocukların "uyumamamaya çalışmaları" eşittir "uyuşmamaya çalışmaları", fakat asla bunu başaramayıp "uyuşarak" kendi sonlarını getirmeleri şeklinde görebiliriz seriyi. gerçekten de freddy'nin dadandığı tüm çocuklar aileleri tarafından asla dinlenmeyen veya kötü muamele gören tiplerdir. (christina'nin kendisi kabus görürken eve sürekli herif atan ve kendisini asla takmayan annesi, nancy'nin sarhoş annesi işkolik ve realist babası, tracey'nin tacizci babası, spencer'ın kendi deyimiyle "üniversiteli kızlara tecavüz eden" güç ve para sahibi ve kendisine tapan babası, carlos'un kendisine eziyet eden babası, glenn'in kuralcı ailesi... vs.) 6. bölümde spencer'a "ailenin ilgisini çekmek için başka nereyi yakacaksın" tarzı bir cümle kurulur, buradan da anlaşıldığı gibi genelde ailelerinin ilgisini çekmek için etrafa ve kendilerine zarar vermeye eğilimli çocuklardır. burada da freddy yerine uyuşturucuyu ve madde bağımlılığını koyduğumuzda, çocukların parçalanmış ve ilgisiz ailelerinden bulamadıkları mutluluğu uyuşturucuda arayışlarını görebiliriz. ailelerin çocuklarının sorunlarıyla kopukluğuna en güzel örneklerden biri, gördüğü korkunç rüyalardan dolayı günlerdir uyuyamayan, okulda dersteyken uyuyakalıp çığlık çığlığa rüya görerek alenen kötü bir durumda olduğunu ortaya koyan nancy'nin annesinin bir kez bile o uyurken yanında kalmaması ve onun sorunlarını görmezden gelmesidir. ulan kız freddy kendisini öldürürken uyandırılırsa ölmeyecek, yani karı bir gece yanında yatsa kızını olayın en can alıcı yerinde uyandırıp kurtarabilecek ve zavallı kızcağız 2 saat falan bi uyumuş olacak belki ama asla kıçını kaldırıp bunu yapmıyor. sürekli ayrı odalarda uyuyup birbirlerine "iyi geceler tıtlıımm" diyorlar. muazzam bir aymazlık örneği gerçekten. gene christina'nın anasına yalvaran gözlerle bakarak "anne ne olur biraz burada kalsan" demesine karşılık "içeride bir misafirim var ve onu bekletmek istemiyorum tatlım" demesi ve kızı yalandan öperek içerideki herifin yanına gitmesi de bu örneklerden biridir. kurbanların hiçbirinin ailesi gerçekten "iyi" ve "ilgili" aileler olmamıştır.

    gene serideki tüm ölümlerin ortak özelliği, freddy'nin herkese özel muameleyle farklı bir öldürme yöntemi uygulamasıdır. freddy'nin öldürme metodlarını kurbanlarının en büyük zaafları belirler. böceklerden korkan kız bir böceğe dönüşerek ve bir böcek gibi ezilerek öldürürülür, astım hastası kızın nefesi freddy tarafından emilir ve astım krizine sebep olarak öldürülür, kadınlara zaafı olan abaza oğlan joey, 3. filmde kendisinden hoşlandığını söyleyen ve kendisiyle yatmak isteyen bir hemşirenin peşinden giderek freddy'nin tuzağına düşer ve komaya girer, sonrasında 4. filmde ise gene su yatağında güzel bir çıplak kadın halüsinasyonuna aldanarak freddy'ye kurban edilir. madde bağımlısı spencer kendisini bir asit rüyasının içinde bulur, renklerin, grafiklerin içine hapsedilerek öldürülür, uyurgezer çocuk damarlarından çekilerek kukla gibi yürütülür ve binanın yukarısından aşağıya bırakılır, son bölümde elm sokağının son sakini olan ve yükseklik ve uçak korkusu olan çocuğun paraşütünün ipleri kesilir ve aşağı bırakılır vs...
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    unutulmaz ölümlerden biri, kız arkadaşı nancy acılar içinde kıvranırken adeta bir camış gibi uyuyan glenn'in galonlarca kan içindeki ölümüdür. zaten tasarlanmamış ve kurbana göre kişiselleştirilmemiş ölüm oldukça azdır. benim en çok aklımda kalan ölümlerden biri, 6. bölümde carlos'a uygulanan işkencedir. hatırlayanlar olur, carlos sağır bir çocukcağızdır ve işitme cihazıyla yaşamaktadır. hatta filmin başında carlos'un işitme cihazını bir arkadaşı çıkardığında sahne bir anda sessizleşir ve filmden hiçbir ses duyulmaz olur, bu şekilde çocuğun sağır olduğu datası seyirciye verilir. işte krueger abimiz, önce bu carlos'un işitme cihazını -komple kulağıyla beraber galiba- alır. (kulağın bendeeee kulağın bendeee) gene kazan dairesi ekolü bir yerde geçer sahne. carlos hiçbir şey duymaz, ama güya çok dikkatli bir şekilde sessiz sessiz mekanda ilerler. amacı freddy'ye görünmemek, ondan kurtumaktır tabi. o sırada freddy, carlos'un arkasındadır ve tam manasıyla carlos'u trollemektedir. arkasından bağırır, dans eder, saçmasapan hareketler, tavşan kulağı falan yapar. bu esnada tabi carlos pür dikkat, her şeyden habersiz ve duymadan ilerlemektedir. neyse uzatmayalım freddy mekanın tepesindedir, carlos ise aşağıda kalmıştır. freddy kulağını kendisine vereceğini söyler ve kulağını aşağı atar. carlos sazanı sevinçle kulağını alır ve yerine takar. ancak o da nesidir, kulağı derisiyle bütünleşir ve artık istese de kendisinden ayrılmaz bir hale gelir. buraya kadar güzel; ancak carloscuğum fark eder ki kulakları sese aşırı duyarlı hale gelmiştir. işte freddy'nin şovu da bu andan itibaren başlar. freddy, kaç kat yukarıdan carlos'a bir adet toplu iğne gösterir ve onu aşağı atmakla tehdit eder. carlos yalvarmaya başlar atmasın diye, hayal edin kulağı artık neyi duyacak duruma gelmiş. neyse freddy başta atim mi atim mi ehehehe yaptıktan sonra toplu iğneyi tabi ki yere bırakır. carlos düşüş anından yere inene kadar bütütn sesleri aşırı gürültülü bir şekilde duyar, çıldırır falan. freddy tabi durur mu, hemen peşinden bir avuç iğne ve çivi benzeri şeyi metal zemine bırakır. akabinde de carlos'un yanına bir kara tahtayla giderek elindeki metal bıçakları kara tahtaya aynı anda sürterek çıkardığı seslerle carlos'un beynini patlatarak öldürür. psikopatlık leveli: advanced'tir.

    upper intermediate bir örnek için, spencer'ın ölümü örnek gösterilebilir. bunda da freddy uyuşturucu madde bağımlısı gencimizi renkli bir oyunun içine hapseder ve joystickle kendisini yönlendirerek kendisiyle oynar. oyun içinde kafasını oraya buraya vurdurtur, tavanlara zıplatır, duvarları yumruklatır vs... bir bölümde spencer'ın "oğlunun aynen kendisi gibi olmasını isteyen" babası belirir, babası sporcudur, oyunda da elinde beyzbol sopası ve üzerinde forma vardır. spencer'ın kafasına sopayla vurur. spencer ise babasını "senin gibi olmicam! senin gibi olmicam!" nidalarıyla döverek yok eder. oyunun zevkini doyasıya yaşamak isteyen sevimli psikopatımız freddy ise oyunun seviyesini "hard"a çeker ve bu sefer öncekinin 5 katı büyüklüğünde dev bir baba çıkar spencer'ın karşısına. (spencer'ın oyunda güç kazanmak için elma yedikten sonra "super-spencer!" diye canlanarak oyuna geri dönmesi çok başarılı bir detaydı) bölüm sonu canavarı ise, tahmin edebileceğimiz gibi freddy krueger'ın kendisidir. böyle acayip ruh hastası detaylar ve metodlarla doludur tüm seri.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    freddy's death adlı son bölümde, kendisinin yok edilmeye çalışılma geçmişini dalga geçerek özetleyen freddy, "yaktılar ölmedimi, astılar ölmedim, yedirmeyiz" demiş, bunları anlatırken de her kalemde bir parmağını kesmiştir. tabi kendisi ölümsüz olduğu için parmaklar anında yeniden çıkar ve abimiz uygulamalı bir şekilde ölümsüz olduğu ana fikrini bize kanıtlamış olur. sonra bambaşka bir yöntemle kendisini yok ederler o ayrı. gerçi ben gene filmin sonunda bir yerden "ölmedim" mesajı bekledim ama, bu kez gelmedi. wes craven da artık hayatta olmadığına göre gelmemesi de isabetli olmuş o işaretin.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    kurguya dair unutulmaz detaylardan biri, 4. bölümde alice ile dan'in debby ölürken loop'a girmesidir. alice köşeyi döner, dan'i görür"debby'yi kurtarmalıyız..." diye dan'e seslenir, "arabayı ben kullanacağım" diyerek direksiyona geçer, ilerlemeye başlarlar ama asla ulaşamazlar ve tekrar alice köşeyi döner ve dan'i görür ve "debby'i kurtatmalıyız" der ve tekrar direksiyona geçer ve tekrar köşeyi döner ve tekrar... sonunda "biz de uyuyoruz sanırım" der ve loop'tan çıkarlar ama artık olan olmuş, debby ölmüştür. bunun gibi birçok fake atan sahne vardır, rüyadan uyanma ve kendini yatakta bulmanın ardından tam rahatlarız ki aslında rüyanın sürdüğünü bir şekilde anlarız ve freddy hiç beklenmedik bir yerden tekrar çıkar gelir.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    freddy'nin yok edildiği bölümle beraber artık kapanan freddy krueger devri, seyirciyi krueger'in çocukluğuna ve gençliğine götürerek ahlaki bir ikilemde bırakır. yüzlerce deli tarafından tecavüze uğramış bir rahibenin çocuğu olarak dünyaya gelen, çocukluğu boyunca yüzlerce manyağın piçi diye hor görülüp dışlanmış ve yavaş yavaş psikopatlaştırılmış, gençliğinde devamlı şiddet ve işkence görmüş bir adamın büyüdüğünde çocuklara tecavüz etmesi ve onları öldürmesi hoş görülebilir mi? şimdiye kadar yakılarak öldürülmesi hep haklı görülmüş olan bu adamın nasıl bir yaşamdan geçtiği hiç mi önemli değildir? toplumun psikopatlaştırdığı bir katil, toplumdan çektiklerini onların çocuklarını kullanarak onlara ödetmektedir. gerekçesi, kendi yaşadığı kötü deneyimler ve çocuğunun elinden alınmasıdır. o da karşılığında çocuğunu ve hayatını elinden alanların hepsinden intikam alır: hepsinin çocuklarını teker teker rüyalarında öldürür. freddy krueger bir zalimdir, bir katildir; ancak son bölüm geldiğinde biliriz ki o da gül bahçelerinde yetişmemiştir.
    --- spoiler ---

    son olarak filmde kullanılan alıntıların ve şarkıların muhteşemliğine değinmek gerekir. 80 gençliğinin zevkleriyle paralel olarak, şarkı seçimleri çok iyidir. freddy krueger, buggs bunny'den sonra dünyaya gelmiş en iyi trolldür. (son filmde kendisini freddy'nin oğlu sanan ve bu yüzden freddy tarafından öldürülmeyeceğini düşünen çocuğa, paraşütünün iplerini kesmeden önce "demek baban olduğumu düşünüyorsun? yanlıııış!" demesi ve haşırt diye ipleri kesip çocuğu aşağıya bırakması, nancy, erkek arkadaşı glenn'e telefonda ulaşmaya çalışırken telefondan dilini çıkarması ve dil darbeleriyle nancy'nin yanağını yalarken "artık erkek arkadaşın benim nancyy!!!" demesi ve daha nice örnek...) bir de uykuyla ilgili edgar allen poe'dan, nietzsche'den falan alıntılar yapılır. birkaçı aşağıdaki gibidir:

    --- spoiler ---

    "do you know the terror of he who falls asleep? to the toes he is very terrified, because the ground gives the way under him, and the dream begins..." -friedrich nietzsche ("freddy's dead") -hemen sonrasında gelen alıntı: "welcome to the prime time, bitches." freddy krueger.

    "sleep. those little slices of death. how ı loathe them" -edgar allan poe - ( "dream warriors")

    "when deep sleep falleth on men, fear came upon me. and trembling which made all my bones to shake" - job ıv, 13-14
    --- spoiler ---

    özetle bir korku serisi olmanın ötesinde, alt metninde nice mevzular gömülü olan kült wes craven serisidir. çocukluğumuzda korktuğumuz, yetişkinliğinde trollüğüyle eğlendiğimizdir. kırmızılı yeşilli trikotajdan ürkütendir, uyumamak için kolaya kahve karıştırmayı öğretendir. yıllarca aynı şevkle, tekrar tekrar izlenecek seridir.

    edit: artık rü-yaaa görmek yooook. artık rü-yaaa görmek yok!
  • wes craven, korku sinemasında bir klasiğe dönüşecek olan "a nightmare on elm street" filmini kaleme aldığında 44 yaşındaydı. filmin senaryosunu yazdığı güne kadar da toplamda dört film çekebilmişti. bunlar, the last house on the left (1972), the hills have eyes (1977), deadly blessing (1981) ve swamp thing (1982) filmleriydi. bu filmlerden ilk ikisi daha sonra yeniden sinemaya aktarılacak önemli filmlerdi. yani demem o ki "a nightmare on elm street" filminin senaryosunu yazdığında aslında az çok bilinen bir isimdi. ancak "a nightmare on elm street" filmi yapımcılar tarafından sürekli reddediliyordu. kapısını çalmadığı yapımcı kalmamış, paramount'tan universal'a kadar pek çok ünlü yapım şirketinden de hayır cevabı almıştı.

    bu anlamda yapımcıları da suçlamamak lazım. hangi senaryonun para kazandıracağını kestirebilmek gerçekten zor iş. özellikle de alışılmışın dışındaki senaryoların taşıdıkları risk sebebiyle seçilmeleri daha zor olabiliyor. "a nightmare on elm street" filminin de şanssızlığı buradan geliyordu. aslında slasher türünde bir korku filmiydi ve bu türe amerikan sineması fazlasıyla aşinaydı. bu yüzden yapımcılar için bu tarz filmler, para yatırmak konusunda çekinebilecekleri filmler değildi; ancak "a nightmare on elm street" filmi diğer slasher filmlerine hiç benzemiyordu. "rüyalarında ölen çocuklar" fikri, yapımcıları o yıllarda risk açısından korkutmuş olmalıydı.

    wes craven, elindeki senaryoyu en son new line cinema şirketine kadar götürdü. bu şirket aslında yapımcı bile değil sadece film dağıtıcısıydı ve garip bir şekilde craven'in senaryosuna para yatırmayı kabul etti. o gün verdikleri bu basit gibi görünen önemli karar, şirketin kaderini değiştirecekti. söylenenlere göre yapımcı, filmi finanse etmek için evini ve arabasını bile ipotek ettirmişti. oradan buradan toplanan 1,1 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen film, tüm dünyada 57 milyon dolarlık büyük bir hasılat elde etti. film, şirket adına resmen altın yumurtlayan tavuğa dönüşmüştü. devam filmleri de ilki gibi düşük bütçelerle ciddi gişe rakamlarına erişecekti. bu beklenmedik başarıların ardından şirket, "the house that freddy built" yani "freddy'nin inşa ettiği ev" ismiyle anılacaktı.

    film, vizyona girdiği dönem yalnızca yapımcısı için değil korku türü için de büyük bir işe imza attı. 70'li yıllarda parlamaya başlayan ve 1978 yapımı halloween filmiyle de zirveye çıkan slasher (bir altı da teen-slasher) türünü bambaşka bir noktaya taşıdı. her şeyden önce robert englund'un harikalar yarattığı freddy krueger karakteri, daha önce görmeye alışık olmadığımız türden bir katil portresi çiziyordu. slasher türünde katiller genel olarak kurbanlarıyla konuşmaz ve hatta yüzlerini bile göstermeyip maske takarlardı. gerçi krueger'ın da yanmış yüzü aslında onun bir nevi maskesiydi. ancak krueger olabildiğince geveze bir karakterdi. espri yapıyor, durmadan konuşuyor ve acımasızlığından da hiç taviz vermiyordu. bazı filmlerinde o kadar iyi espriler yapıyordu ki kendinizi ona gülerken buluyordunuz.

    filmin sadece kötü karakteri değil, filmin konusu da o güne kadar alışık olmadığımız türden bir dehşeti bize sunmuştu. kabus görerek ölme fikri, korku türüne şahane bir yaklaşım getiriyordu. craven'ın esinlendiği gazete haberlerinin dayandığı gerçeklik bile insanı ürkütmeye yetiyordu aslında. film, konusunu 1970'lerde los angeles times'da yayınlanmış birkaç sütun haberden alıyordu. habere göre kamboçya ve vietnam gibi ülkelerden amerika'ya kaçan savaş mağduru bazı erkeklerin rüyasında öldüğü söyleniyordu. bu hastalar gördükleri korkunç rüyalardan ötürü uykuya dalmak istemiyor, uyuduklarında rüyalarında öleceklerine inanıyorlardı.

    "a nightmare on elm street" filmi peşi sıra pek çok filmi etkiledi. sadece filmler değil bizlerin üzerinde de iz bırakmayı başardı. özellikle 90'larda çocukluğu geçmiş nesil için freddy krueger gerçek anlamda bir kabustu.
  • glen yatagin dibine gomulmeden once, kulaginda kulakliklarla uyuyakalmisken duydugumuz dj, krgr istasyonunun yayininin sona erdigini soyler.

    krgr nin isi biter, krueger in mesaisi baslar.

hesabın var mı? giriş yap