şükela:  tümü | bugün
  • kahramanı stephen dedalus olan, olayların cizvit mekteplerinde genç adamlar arasında, içlerinden biri "elim sanata düşer usta" deme sürecinde iken geçtiği, diğer joyce eserlerine göre gayet duru dilli bir eserdir.
    eflatun, krem, pembe güller.... diye başlayan bir illustration paragrafı vardır ki, kitap açılıp sözlüğe* yazılasıdır.
  • "...
    eflatun, krem, pembe güller çok güzeldi düsünmek için. belki bir yaban gülü olurdu bu renklerde ve küçük yesil çayirlardaki yaban güllerinin türküsünü hatirladi. ama yesil gül bulunmazdi. ama belki yeryüzünün bir kösesinde bulunurdu.
    ..."

    sanatcinin bir genc adam olarak portresi, iletisim yayinlari, 1989. sf. 10. (murat belge cevirisi)
  • nedense bu kitabın çok sıkıcı olduğunu düşünüyorum. modernist romansa, stream of conciousness'sa, virginia woolf'u tercih ederim.
  • stephen dedalus'un ilk basta dindar sonra milliyetci ve en sonunda da sanatci olmaya karar vermesini anlatan kitap. ilk cinsel deneyimini yasadiktan sonra* papaza gidip itiraflarda bulundugu bolumler mukemmeldir bence. dedalus romanin sonunda yazi yazmaktaki amacini, "to forge in the smithy of my soul the uncreated consciousness of my race" (irkimin henuz yaratilmamis bilincini ruhumun demirhanesinde dovmek) olarak aciklamistir. artik konusacak kimse bulamadiktan sonra kendini sadece gunlugune verir ve soyle bir paragraf yazar ki paylasmak lazim:

    “i will tell you what i will do and what i will not do. i will not serve that in which i no longer believe whether it call itself my home, my father; and or my church: and i will try to express myself in some mode of life or art as freely as i can and as wholly as i can, using for my defence the only arms i allow myself to use- silence, exile and cunning”
  • okuyucuyu bir love and hatred iliskisine sokan kitap, bir insanin omrunun herhangi bir doneminde okumasi gereken ama bazi yerlerinde "allahim ne diyor bu" dedirten cilgin artist stephan dedalusun oykusu. adini yunan mitolojisndeki master of crafts olan dedalusdan alir. plajdaki kiz sahnesi essizdir.
  • kanimca james joyce un en ii kitabi..ha neden ulise kadar meshur olamamistir..isminden dolayi..bakin bunu genc irlandalilar alacak okuyacak sen bole bi isim korsan kimse gidip "excuse me do you have portrait of the artist as a young man of james joyce? how much is it cost? thank you..good days" demez.. zaten bunu diyene kadar bizim irlandali kirmizi sacli mavi gozlu guzel kizimiz coktan vaz gecer charles bukowskinin pulp ini alir..

    nitekim bi kitabin alinirligini saglayan en onemli husus ismidir..mesela git kendini cok sevdirmeden..3 tane alirim ben bu kitaptan..yada "periler olurken ozur diler`"`..bi kitabin ya kisa ismi olmalidir yada goreni sok edecek ismi olmalidir..

    simdi bana "sen ne biliosun hayvan it" diyecekler olucaktir..tamam derim bende kitap yazmadim ama yuzlerce kitap aldim..korsan falan aldim iste..
  • habire kendi portresini yapan ressamların (bkz: rembrandt) gençlik dönemlerindeki resimlerine verdikleri ad.