• franz kafka'nın değişimi'nin heuristic olarak alınarak farklı boyutta değerlendirilmesiyle ortaya çıkan kitap.

    (bkz: philip k dick)
  • çalıntı bisikletin kaç vites olduğu muhabbetiyle yarmış geçirmiştir.ilginçtir bunu okudum,güldüm,gençliğim geldi aklıma,hüzünlendim.en bad tribi bile iyi arkadaşlar düzeltebilir...
  • philip k. dick'in kendisine yakışmayan kalitedeki hikayesinden uyarlanan hybrid film. anime numarası yapan uzun metrajlı bir film. konusu da karmaşık, akışı da düzensiz. zaman kaybı bir 95 dakika.
    farkli tekniklere ilgi duyan sinefillerin ilgi duyabileceği bir çalışma olur en çok.
  • kitapta pkd'nin beyin yarimkurelerinin baglantisi koptugunda olabilecekler uzerine verdigi bilimsel referanslar gercektir. hatta o referanslarda bahsettikleri bilim adamlari da gercektir.
    misal: http://people.uncw.edu/…papers/80s-90s/224-1982.pdf

    en dumuru ise kitap yazildiktan 5 sene sonra bu kisinin nobel odulu almasidir. hey gidi pkd be, kahin misin?
    (bkz: roger sperry)
    http://nobelprize.org/…/split-brain/background.html
  • nasıl bir kafa ile yazıldığından emin olamasam da okurken çok güzel kafa yaptığından kesinlikle emin olduğum bir philip k dick eseri. uyuşturucu kültüründen sosyolojik saptamalar yapmasına rağmen asla sıkıcı mesaj kaygıları yığınına dönüşmeyen, daha çok birey-toplum ilişkilerine tamamen birey gözünden bakarak konusunu çok iyi işlemiş bir kitaptır. dili ağır veya zor değildir, sadece son derece gerçekçi olduğu için o kafa yapısına ve düşünce tarzına yabancı olanları zorlama ihtimali vardır, ama öyle ya da böyle bir şekilde yazarın ve baş karakterin yaşadıklarını kısmen de olsa deneyimlemiş olanlar tünelin ucundaki ışığı göreceklerdir.

    film olarak ise doğrusu keanu reeves o karakter için yapılabilecek en mantıklı seçimlerden birisidir diyebilirim, çünkü ruhsuz suratı ve ifade yeteneksizliği ile boş bakışlı ve kafası karışık bir bağımlıyı ondan daha iyi canlandırabilecek fazla insan yoktur, en azından tanınmış hollywood çevresinde.

    unutmamak gerekir ki bazen eserlerde kullanılan yabancı dillerin amacı "dil zenginliği" katmak değil, olayın, karakterin veya genel olarak eserin bütününün anlatmak istediği yabancılaşma ve ruhsal kopmayı pekiştirmektir. haliyle almanca pasajların çevirilerinin türkçe basımında olmaması doğru bir karardır, böylece fred'in yaşadığı kopukluğu ve uzaklaşmayı daha rahat anlıyoruz. her zaman her şeyi bilip anlamak zorunda değiliz, bazen metinlerin karşılıkları ve/veya anlamları değil sadece varoluşları ve orada olma sebepleri, içerikleri değil de biçimleri, onların asıl amacını ve anlamını dikte eder. bu kitabın kanıtladığı bir diğer nokta ise philip kindred dick'in iyi bir bilim kurgu yazarından önce iyi bir "yazar" olduğudur.
  • (bkz: take on me)
  • dün gece filmini izleyip ne muhteşem bir kitap olduğunu bir kez daha hatırladım ve kitapta türkçeye çevrilmeyen almanca kısımlar aklıma takıldı.

    11. bölümde geçenler goethe'nin faust'undan, 14. bölümdeki ise heinrich heine'nin der atlas'ından alıntılanmış. hatalarımın affedilmesini dileyerek kitapta karşımıza çıkma sırasına göre çeviriyorum:

    11. bölümdekiler:

    aletleriniz benimle resmen alay ediyor,
    tekerlek ve çarklarla, merdane ve askıyla:
    kapının yanında durdum, anahtarı siz olmalıydınız;
    ama kıvırcık sakalınıza rağmen, süngüleri açamıyorsunuz.

    ...

    niye öyle sırıtıyorsun bana, ey kurukafa?
    sanki beynin, bir zamanlar benimkinin yaptığı gibi karışmış,
    kolay günü aramış, ve kederli alacakaranlıkta
    gerçeğe duyulan tutkuyla, zavallıca yanılmış.

    ...

    tozların içinde sürünen o solucana benziyorum,
    tozun içinde yaşayan, tozla beslenen.
    ta ki gelip geçen birinin ayağı onu ezene kadar. ***

    ...

    iki tane ruh yaşıyor göğsümde,
    ikisi de birbirini terketmeye hevesli:
    bir tanesi aşkın kuvvetli şehvetiyle,
    kavrayan organlarıyla dünyaya sıkıca tutunuyor;
    diğeri bütün gücüyle tozdan kalkıyor
    yukarıdaki atalara ait diyarlara doğru.

    ...

    ah! hala bu zindanda mıyım ben?
    lanetli küflü duvarlarla çevrilmiş delik,
    cennetin ışığı bile
    mozaikli camından geçerken parıltısını yitiriyor!
    bütün bu kitaplarla sarılmış,
    kurtçuklar tarafından kemirilmiş olan, tozla kaplı,
    tepedeki kubbeye kadar-

    14. bölümdeki:

    ah yürekler acısı atlas! bir dünya,
    tamamen acılarla dolu bir dünya taşımak zorunda olduğum.
    dayanılmaz olana dayanıyorum ve kalbim
    göğsümün içinde parçalanmak istiyor.

    *** bu kıta 12. bölümde arctor'ın aklına kendi dilinde geldiği için direkt 6 45 yayınlarının çevirisiyle yazdım.
  • gayet güzel bir filmdir. devletin nasıl insanlar ile oynadığını güzel bir şekilde ve görsel bir eğlence ile sunar.
  • filmin sonundaki yazarın notu ve "what does a scanner see" kısmı ile, kocaman kitabın kocaman filmidir.
hesabın var mı? giriş yap