şükela:  tümü | bugün
  • amos ozun hayat hikayesini anlattığı romanı. la repubblica nın yorumuna göre, "eğer yaşayacak iki gününüz kaldıysa, pişmanlık duymadan ölmek için bir şey daha yapmanız gerekiyor,oturup bu kitabı okumak"
  • yine bir gün kitapçı da dolaşırken , aklımda bir kitap ismi yokken , bu kitap dikkatimi cekti . kalın siyah bir kitap. arka yazısını okudum, yorumlardan birinde 'hayatınızın son iki gunuyse bu kitabı okumak yapacagınız en iyi sey' diyordu , ben de hayatımın son iki gününün hangi iki gün olduğunu bilmediğim , ama belki önümdeki iki gündür diye tahmin ederek satın aldıgım , sonrasında ancak bir haftada bitirebildigim , dolayısıyla iki gun sonra ölseydim bitirememiş olacagım kitap . bu yuzdendir ki , arkasında ki yazıyı şöyle düzeltmek gerekirse eğer ; "eğer yaşayacak bir haftanız kaldıysa , pişmalık duymadan ölmek için bir şey daha yapmanız gerekiyor , oturup bu kitabı okumak ."
  • natalie portman'ın beyaz perdeye uyarlayacağı roman, sabırsızlıkla bekliyoruz.
  • fragmanı düşen roman uyarlaması film.

    https://www.youtube.com/watch?v=n2jd6cox9q0
  • natalie portman ın ilk yönetmenlik deneyimini iyi kotardığını düşündüğüm film. amos oz un aynı isimli kitabından senaryolaştırılan film yazar amos un çocukluk yıllarını, annesi fania olan ilişkilerini ve annesinin ona anlattığı hikayelerin gerçek hayatta yaşananlarla olan benzerliğini ve tüm bunların amos un yazar olması üzerindeki etkilerini anlatıyor.
    --- spoiler ---

    bence amos annesine hayrandı ama bu hayranlığı annesini kurtarmaya yetmedi. anne-oğul arasında bir mistik bağ vardı sanki annesinin anlattığı hikayelerin gerçek anlamını bir tek amos anlayabiliyordu. fania nın ruhsal ızdırapları filmin genel atmosferine yayılmış gibiydi yani ben filmi izlerken ızdırap ve anlamsızlık hislerine kapıldım. sanki filmin ana karakteri fania nın çalkantılı iç dünyası filmin geneline hakim olmuş ve bu atmosferin de seyirciye geçmesi istenmiş gibi geldi bana. dünyada olup bitenlere dair kafa patlatan ama yine de hiçbir meseleyi en başta da kendini çözememiş bir kadının sıkıntılarını gözlemledim. genel izleyici kitlesinin çok seveceğini sanmıyorum ama natalie portman sevenlerin izlemesini tavsiye ediyorum.yönetmenin ilk tecrübesi olduğunu göz önüne alırsak başarılı bir film olduğunu söyleyebiliriz. fania nın anksiyete rahatsızlığı ve rahatsızlığının onda sonsuz ızıdıraplara neden olması hadisesi beni etkiledi.
    10/7

    --- spoiler ---
  • 2015 yapımı, natalie portman ın yönetmenliğe adım attığı dram filmi.
    israil in önde gelen yazarlarından amos oz un 2002 yılında yazdığı ve annesini, çocukluk yıllarını anlattığı kitabından senaryolaştırılan film, klasik bir biyografiden biraz daha farklı.
    soykırımdan kaçan bir aile olarak, alışık olmadıkları bir hayat mücadelesine girişirler.
    amos us, anne ve babasının arasındaki uyumsuzluk sorunlarını hissetmesi ki bunu bize yansıtıyor bariz olarak- giderek mutsuz bir aile tablosu görmesine ve annesine daha fazla yaklaşmasına neden oluyor.
    başlarda yazar olmasındaki rol model babası zannediyorsunuz, kelimelerin kökleriyle alakalı babasının diyalogları ilgi çekiciydi.
    fakat bu bağlamda amos u asıl etkileyen şeylerin, annesinin anlattığı hikayeler olduğunu anlıyorsunuz.
    hikayelerle anne-oğul arasında farklı bir bağ kuruluyor.
    "let's make up a story."
  • natalie portman'dan ilk yönetmenlik denemesi. roman adaptasyonu olan filmin senaryosu da portman'a ait. filmin yapımcıları, filmin ingilizce çekilmesi konusunda ısrarcı olmuşlar fakat natalie portman da filmin ibranice çekilmesi için ısrar etmiş ve kazanmış. çok da iyi olmuş. israil'de geçen, israil'e dair bir şeyler anlatan bir filmin ingilizce çekilmesi saçma olurdu. ki bu tarz saçmalıklar yapılmıyor değil sinema camiasında. rus edebiyatı uyarlamalarında bilhassa, bu saçmalığı görmek mümkün. adaptasyonlar hep ingilizce. ama karakterler rus, konu rusya'da geçiyor falan.

    filme dönecek olursak, natalie portman'ı her anlamda çok sevsem de film bana hitap etmedi. keyif alarak izlemedim. bu arada çekimler falan gayet güzeldi, portman o estetiğe, görselliğe falan önem vermiş. bu belli oluyor. ama maalesef film bana pek hitap etmedi.