şükela:  tümü | bugün
  • yönetmen john cassavetes ve e$i gena rowlands'ın birlikte çalı$tığı dördüncü film olan yapımdaki mabel rolüyle rowlands oscar adaylığı elde etmi$, ancak kazanamamı$tır. hadi akademinin verdiği adaylığı iplemesek bile; rowlands ablamızın canlandırdığı karakterin "oynanması mümkünsüz derecede zor bir karakter" olduğunu belirtmek, abartılı bir karateri, abartının estetiğiyle canlandıran oyuncusu rowlands ile birlikte pambuklu yastıklara sararak rafımıza koymak asli görevimizdir elbet...

    bununla birlikte, filmin ya$ayan öğesinin hep mabel olduğunu dü$ünmü$ümdür. her ne kadar filmde; o dönem komser kolombo rolüyle maruf peter falk da gözünün yağı yenilesi bir performans sergilemi$se de, mabel karakterinin ve o karakteri alıp derisinin altına i$lemi$ olan rowlands'ın yeri apayrıdır. zira filmde mabel'ın uzunca bir süre ortadan kaybolduğu anlarda, izleyene bile isteye hissettirilen bunaltı, sıkıntı, renksizlik (her ne kadar çocukların bira içip sarho$ olması gibi anlar yer alsa da), durağanlık ve gerginlik mabel'ın o haline duyulan ihtiyacın gerekliliği gibi de okunabilir kanımca. zaten izleyeni yerinde dört döndüren, nefes aldırmayan mizansenlerdeki semantik, hep mabel'ın pe$inden akar, o olmadığı anlarda da haliyle bir sıkı$ıklık ya$anır...
  • oyuncu olmak isteyenlere, gena rowlands'ın bu filmdeki performansı seyrettirilerek "evet.. hala oyuncu olmak istiyor musun? hmm peki, bu kadar iyi olabileceğini düşünüyor musun?" diye sorup, ardından da üzerlerindeki sersemlik halini atmaları için de ek olarak bi kaç dakika düşünme süresi verilmesi gerekmektedir.
  • ismi, filmdeki kadını bir tesirler yumağının altında mağdur gibi görmeniz yönünde büyük bir baskı oluştursa da film boyunca kadının öyle büyük bir tesir dalgasına maruz kalmadığını görmek insanı şaşırtabiliyor. bir işçi karısı olarak standardın üzerinde bir evde yaşıyor, anlayışlı sayılabilecek bir kocası var, çocukları sıradışı bir zıpırlık yapmıyor, üzerinde öyle aman aman bir yük de yok. film in medias res bir yapıda olduğundan göreceğini zamanında görmüş desek anca ve herşeye rağmen, ne yapıp etse de karısının haline bir çözüm bulamayan işçi kocanın filmidir bu, fikrimce. o halde bunun, daha geniş bir etkinin, kadınları ev işlerine ve çocukların bakımına mahkum eden bir "düzen"in eleştirisi olarak görüp, tüm annelere adanmış bir film olduğunu kabul edecem ben. fazla içeriksiz bir yorum olacak ama sineması da "eh fena değil". gena rowlands, john cassavetes, peter falk güzel insanlar ama, sırf onlar hatırına iyi film diyorum, hoş film diyorum.
  • her ariza kadin filmi gibi tasimasi agir bir film. nick’in yana yakila burasi neden gercek bir “ev” olamiyor diye beyhude isyanlari, mabel’in babasina “will you please stand up for me?” (hem “benim icin ayaga kalkar misin” hem “beni kollar misin” anlamlarini beraber dusununce) diye sormasiyla babasinin kizini bir deli olarak gordugu icin anlamsizca masanin onunde ayaga kalkmasi ve kizini kucuk dusurmesi filmin kilit noktalari nazarimda. sosyal normlara aykiri davranan, gonlunun istedigi gibi hareket eden, ama diger yandan baskalarini memnun etmek icin ne yapmasi gerektigini "cilginca" anlamaya calisan ve bu yuzden de surekli surekli yanlislar yapan, dilin ikilikleri uzerinden hareket ettigi icin babasiyla dilleri uyusmayan, ve dolayisiyla hala iyilesemedigi varsayilan bir kadinin filmi. bu kadinin kocasinin ve cocuklarinin rezil oluslarinin filmi. ve de ve de

    --- spoiler ---
    arzuyu duzene boyun egdirmeden son bulmasiyla aykiri bir film.
    --- spoiler ---
  • bu sene ankara uluslararası film festivali kapsamında gösterilecek olan film.
  • avrupanın adı anılmasa da amerikanın üzerindeki boyunduruğudur bu film gena rowlands ın psikotik halinin açıklaması western adamlarının yalnızca suret değiştirmesinden kaynaklanan bir boyunduruktur, in medias res diyerek gecilemeyecek bi düzlem var bu filmde, bergamnaın silencındaki kadın imgesiyle bu filmdeki kadın imgesi her ikisi de zır delidir fakat o kadar ulaşılmazdır ki tapınılacak kıvamda sunulur, sonunda kadın uymaz topluma toplum uyar kadına sike sike amerikadanın gecirmekte olduğu değişimdir sözkonusu olan, düzelmekte fireler vermekte olan bir komüniti ve buna direnemeyen dağa doğrusu direnen kadındır sorunsal olan filmin karakterlerine göre, kadın reklam filmlerinden fırlamış bi obje değildir çünki, olmamaktadı, daha çok söylenir aslında ama inanılmazzzz bi filmdir bu film, gena rowlands ın mabel ini gördükten sonra marla singer da neymiş bre deyuss dedirtmiştir,
    faces tan önce izlenmesi gerekendir bence özelleikle cassavetes le ilk defa tanışılacaksa
  • kalan son insanlara bir ağıt...
  • sadece birisinin nasil rol yaptigini seyretmekse amac seyredilebilir, yoksa ikibucuk saat boyunca cekilen eza ve cefanin haddi hesabi yoktur. ariza insanlari analiz etmekten hoslananlara guzel bir bilmece de olsa, normal hayatin kucuk parcalarini bu derecede dramatize etmenin niye cazip oldugunu cozebilmis deiglim.