şükela:  tümü | bugün
  • evde yalnızsam, canım sıkkınsa açıp izliyorum. ve evet, tüm filmi ezberledim. mimiklerine kadar.

    manyak karı tüm oyunu ezberlemiş.
  • en iyi turk filmelerinden birisi... "hulusi, yani hulusi!!! sen cocuk ruhundan hic anlamıyorsun!!!" cok iyi filmdi . macit koper de takdir edilmeli...
  • --- spoiler ---

    filmdeki gerçek karakter serap değil naciye'dir. gerçek bir işi, gerçek bir hayatı, gerçek arkadaşları, gerçek bir ailesi ve evinin istediği noktasında zart diye osuran gerçek bir kocası vardır. bu gerçeklik içindeki sıkıcılık onu öyle bir bunaltır ki serap olduğu bir hayatın içine serap olan kişi ve olaylara birlikte uyanır. biz filme, kendisini çoktan girmiş olduğu bu hayal dünyası içindeki serap kişiliğinde izleyerek başlarız. serap gerçek hayatına ait bir doneye çarpmak zorunda kalınca uyanır ve gerçek dünyaya geri döner. istese de yeniden uyuyamaz. teslim olur ve ancak bu şekilde yeniden uykuya dalar. serap olarak uyanmayı yeniden başarır.

    sonuçta hikaye hayalle başlayıp hayalle biter. bizlerse gerçek olanı "tribe bak amk" diye izleyen bambaşka seraplarızdır neticede... eyyorlamam bu şekilde benim!

    (bkz: serap)

    --- spoiler ---
  • "her kafası çalışan, sağlıklı kız çocuğu en geç 13 yaşında nefes almak için yalan söylemek zorunda olduğunu anlar. "arkadaşlarla ders çalıştık" yalanıyla ilk aşk yaşanır, "dershanedeydik" yalanıyla ilk öpüşme.
    kendindeki insan hamurunu yok etmeye ikna olmayan kız çocukları yalan konusunda uzmanlaşmak zorundadır. üniversiteye gelindiğinde, güç bela başka bir şehre kapak atıldığında karmaşık ve geliştirilmiş yalan kompozisyonu bozulmaz. bu gizli ve ikiyüzlü bir anlaşmadır; aslında yalanlar böyle pürüzsüz bir kız çocuğu olduğuna inanmak isteyen büyükler tarafından söyletilir. okullar bitip de "ekonomik özgürlük" kazanılınca en başından beri sürdürülen "yalan kimlik" bir anda bozulamayacak kadar "yapılandırılmıştır" artık. gerçek, bundan böyle yalanla değil mesafelerle korunmaktadır orta sınıfın pisliğinden.
    yalanların söylendiğini değil, söylettirildiğini anlayacak kadar kitap okunmuştur.
    hesabı hayattan sorulacak hiçbir şeyin hesabı sorulamaz. o yalanların kız çocuğunun ruhunda bıraktığı geçmez yaraların da üzeri, yeterince büyüdüğünde kendine ait bir hayatın olduğu (!) tesellisiyle örtülür.bir gün bu yalanların biteceği fikriyle geçer zaman. bir daha o boğucu yalan evlerine geri dönmekten uzak durarak.
    sonra işsiz kalınır mesela ya da bir adam sevilir veya terk edilir, beş parasız.
    belinda evleri seni yeniden ikiyüzlü kucağına davet eder. yeniden kapana kısılmaya, yeniden makarna ve korkunç bir allah bilgisiyle doldurulmuş evlere.
    her eğitimli, genç kadının kalbinde bir "ah belinda" kâbusu yaşar. bütün hayat bu kâbusa kıstırılmamak için harcanır. her gün o evlerin hayatı üzerini örtecek, nefes alamayacaksın korkusuyla daha çok çalışılır. erkekler belki daha çok para kazanmak, daha başarılı olmak için çalışır. ama kızlar, lisede derslerine de iş yerindeki ödevlerine de bunu için daha çok çalışır; ele geçirilmemek için! hırçınsak bu yüzden. yalan söylemeyi iyi biliyorsak, budur sebebi. yaşamaya çalıştık. biz aslında başlangıçta, canlı, kocaman gözlü, korkusuz kız çocuklarıydık.
    bir daha o oturma odalarının kasavetinde öldürülmemek, sindirilmemek, ikiyüzlü kadınlara dönüşmemek için hep uzağa, daha uzağa gittik, düştük. biz hep o evlerden uzak durmalıydık. duracağız da. çünkü, biz yaşamalıyız. yalnızsa yalnız; o da olur."
    (bkz: ece temelkuran)
  • evvel zaman içinde var imiş bir dunganga diyerek başlayan şarkıyı hayatımıza sokan bi daha da çıkarmayan film. atıf yılmazın şaşırtıcı düzgünlükte yegane filmi.
  • kucukken seeredip de tırstıım nadir turk fimlerinden biri..ikincisi de (bkz: teyzem)
  • "*film, tiyatro oyuncusu müjde ar'ın bir prova sırasındaki görüntüleriyle başlar. tiyatro yapan, arkadaşlarıyla içen, gülen, sevgilisiyle sevişen bir kadındır müjde ar. sonra, mecbur kalır "belinda" adlı bir şampuanın reklam filminde oynar. senaryo gereği, orta sınıftan, iki çocuklu bir annedir. ortalama hıyarlıkta bir kocası vardır. fakat çekim sırasında bir acayiplik olur. belinda şampuanıyla saçını yıkarken gözünü kapar, gözünü açtığında gerçekten de o hayatın içindedir artık. çocukların tıka basa makarna ve korkutucu bir allah bilgisiyle doldurulduğu, kaynanaların kifayetsiz muhterisler olarak oturma odası imparatoriçeliğine oynadığı, bankada çalışılıp akşama da kocanın nikâhla meşrulaşmış tecavüzlerine maruz kalınan, hep diz altı etek giyilen ve eğlenmek için kadınların durmadan hizmet ettiği pikniklere gidilen bir hayat. olaylar gelişir. (...)"
    http://www.milliyet.com.tr/…0/yazar/temelkuran.html
  • alman yazar gunter eich in die andere und ich isimli, radyo icin yazilmis eserinden esinlenerek cevirilen ve postmodern sinemanin basarili orneklerinden sayilan atif yilmaz filmi.
  • türk sinema tarihinin çizgi dışı filmlerinden biri.
  • senaryosuyla, oyuncularıyla gelmiş geçmiş en iyi türk filmi.
    türk filmi muhabbeti açıldığında ilk bahsettiğim isim olup en fazla izlediğim filmdir.