şükela:  tümü | bugün
  • ilki 1998 yılında yapılmış; katılımcıları seçkin aydınlar olan, bu aydınların ise bir ekip ruhuyla ama farklılıklarından taviz vermeyerek ortak ve faydalı kararlar çıkarması amacını güden, her yıl gazeteciler ve yazarlar vakfı tarafından düzenlenen birleşim.
  • katılımcıların bir kısmı;

    prof. dr. mehmet s. aydın
    prof. dr. hayreddin karaman
    prof. dr. ö. faruk harman
    prof. dr. m. akif aydın
    prof. dr. mehmet paçacı
    prof. dr. toktamış ateş
    prof. dr. burhan kuzu
    prof. dr. ali bardakoğlu
    prof. dr. hüseyin hatemi
    prof. dr. niyazi öktem
    prof. dr. bekir karlığa
    prof. dr. a. yüksel özemre
    prof. dr. mahmut kaya
    prof. dr. mehmet bayraktar
    prof. dr. ibrahim canan
    prof. dr. kenan gürsoy
    prof. dr. elisabeth özdalga
    prof. dr. şerif ali tekalan
    prof. dr. gülper refiğ
    prof. dr. ismail kıllıoğlu
    prof. dr. emin köktaş
    prof. dr. durmuş hocaoğlu
    prof. dr. büşra ersanlı
    yard. doç. dr. a. turan alkan
    dr. kadir canatan
    dr. ilyas üzüm
    dr. m. ali kılıçbay
    dr. cüneyt ülsever
    dr. ergun yıldırım
    dr. aylin akpınar
    av. kezban hatemi
    gündüz s. aktan
    baki öz
    hüseyin gülerce
    rıza akçalı
    ali bulaç
    latif erdoğan
    avni özgürel
    mehtem bozdemir
    ruşen çakır
    mehmet ocaktan
    beşir ayvazoğlu
    yahya akengin
    şeref oğur
    mustafa armağan
    nevval sevindi
    halit refiğ
  • islam, demokrasi ve laiklik konularini washington'da masaya yatiracagi söylenen olu$um. burada dikkati çeken $ey bu hususlarin "neden" washington'da masaya yatirildigi. katilimcilar da çok ilginç. aralarinda fukuyama, kemal dervi$, cengiz çandar, cüneyt ülsever gibi isimler var. tam liste $urada:
    http://www.zaman.com.tr/…alt=&trh=20040414&hn=36755
    akla hemen ılımlı islam (#4063732) tarti$malari geliyor.
    yeni dizaynlar söz konusu.
  • amerikabant

    gördüğünüz gibi, yazının başlığında iki kelime ortak bir harfle birleşmiş. abant toplantıları yöneticileri de “dinlerarası diyalog ve hoşgörü” toplantılarına kendilerine göre bir âyeti delil getirerek, müslümanların, gayrimüslimlerle ortak bir kelimede birleşmelerinden bahsediyorlar. dayandıkları âyetin meali şöyle:

    “ey habibim, de ki, ‘ey kitap ehli! (yahudi ve hıristiyanlar) bizimle sizin aranızda eşitlik sağlayan (ortak) bir kelimeye gelin: allah’tan başkasına kulluk etmeyelim. o’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. allah’ın dışında birimiz diğerini rab edinmesin.’ eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, (onlara) ‘şahit olun ki, biz gerçek müslümanlarız’ deyin.” (âl-i imran sûresi, âyet 64)

    ancak, diyalogda bu âyetin tamamını değil, sadece “ortak bir kelimeye gelin” kısmına kadar okuyup katiyen ileriye geçmiyorlar. sadece baş kısmını okuyup diyorlar ki:

    -gayrimüslimler de allah’a inanıyor biz de. âyet onlarla ortak bir kelimede buluşmamızı emrediyor. bu da ancak diyalogla olabilir.
    iyi de cancâzlarım, bizde “tevhid” inancı var, hıristiyanlarda “teslis.” yani, bizim inancımıza göre allah bir, onlara göre üç. üç ile birin ortası iki. onlar üçü bir eksiltip iki demeli, biz de bire bir daha ekleyip iki demeliyiz ki ortada birleşilsin!.. yoksa nasıl ortak noktada birleşilecek?
    1400 senelik islâmî geçmişte hiçbir islâm âlimi diyalog diye bir şeyden bahsetmemiş. diyalogda karşılıklı konuşma, sohbet etme, yeme-içme var. karşı tarafın islâm’ı kabul etmesi düşüncesiyle konuşmak yasak. o derece yasak ki, diyaloğu böyle bir düşünceyle yapmak, diyalogculara göre “dinsizce bir hareket” sayılıyor. (böyle saydıklarını isbat elbette bize düşer) düşünceleri böyle olduğu halde, diyaloğu ille de yukarda mealini arz ettiğim âyete dayandırmak için 2 mayıs 2004 pazar günü cemal reşit rey’deki salonda söylendiği gibi “islâm’ı tebliğ etmek niçin kötü olsun?” deniliyor. zannedersiniz ki, diyalog toplantılarında tebliğ yapılıyor. asla! madem diyalogda islâm’ı tebliğ var da, niçin ismi tebliğ değil de diyalog toplantıları?

    hayır! islâm’da diyalog yok. peygamberimiz’in yaptığı gibi tebliğ var. hz. resûlullah’ın, rum kralı hirakl’i islâm’a davet mektubunda, yukarda mealini verdiğim âyet yazılıydı. peygamberimiz, diyalogcuların, diyaloğa alet ettikleri o mübarek âyetle islâm’ı tebliğ etmişti. hıristiyanlara, -hâşâ- “siz üç allah inancına sahipsiniz, ama olsun; varlığını kabul ediyorsunuz ya; bu noktada birleşiyoruz” demedi. çünkü âyetin son tarafı müslümanlığı vurguluyor ve kabul etmezlerse, “biz müslümanız” deyip çekilmeyi emrediyordu. diyalog aşkına güllüm-ballım onlarla oturmayı değil.

    eski yök başkanı kemal gürüz, “akıl vahiyden üstündür” dediği için şiddetle tenkit edildi; edilmeliydi de. oysa, abant’ta profesörler tarafından akılla vahye güreş tutturulmuştu. bu da abant’ın başka bir yönü. gürüz tenkit edilirken, abant’ta bunların olduğunu kimse hatırlamadı.
    buna rağmen abant’tan seslenmek yetmedi mi de, bu sene amerikabant toplantısı yapıldı?

    şuna bakın! toplantının ev sahipliğini ve açış konuşmasını cia ajanı, bop’un mimarı ve islâm düşmanı francis fukuyama’ya yaptırmışlar. bu adam, “islâm faşizmi” diye bir suç uydurup, müslümanların bir kısmını bu suçla suçlayarak diyor ki; “ilımlı islâm yanlıları haricindeki tüm kişi ve kuruluşlar zor kullanılarak bertaraf edilecektir.” yani, ortadan kaldırmaya niyetliyiz diyor.

    ne acı ki, bu adam diyalogcuların dilinde, “dünyaca ünlü sosyal bilimci” övgüsüyle anılıyor. diyalogcuları, sırf bu övgüleriyle bile anlamak mümkün. dünyayı ayağa kaldıran bir toplantı olarak gösterdikleri amerikabant toplantısına abd’de o kadar büyük bir ilgi varmış ki(!), 150 kişilik salonda oturacak yer kalmamış. breh breh breh...

    bu abartmaya göre 150 kişi hiçbir şey değil, ama bu 150 kişilik salonun yarısını dolduracak kadar adam zaten türkiye’den gitti. bunları yazan, demek ki, gülünç olacağını da düşünememiş.

    bu toplantıların tam isminin, “dinlerarası diyalog ve hoşgörü” olduğunu hatırlayalım ve hoşgörüyle dolu bir diyalogcunun yazı başlığını okuyalım: “diyalog düşmanları çatlasın.”

    zinhar yanlış anlaşılmaya; çatlamasını istedikleri kimseler, gayrimüslimler falan değil, diyaloğun yanlışlığını dile getiren müslümanlar, siz, biz...

    _____________

    (bkz: ali eren)
    6 mayis 2004 pesembe

    (bkz: buyuk ortadogu dini)
  • bu sene 1-3 temmuz 2005 tarihlerinde erzurum palandöken'de düzenlenicek platform
    bu seneki motto: “yeni bir çağın eşiğinde eğitim’de yeni arayışlar”
  • tartışma şekli bu sene değiştirilmiş, evvelki senelere göre daha düzenli, anlaşılır, ama daha az kişinin söz sahibi olduğu toplantıydı.
  • bu seneki meselesi, "tarihi, kültürel, folklorik ve aktüel boyutlarıyla alevilik" imiş. "ılımlı islam" vizyonuyla anılan abant platformu, umarım alevilerin özgürlük problemlerine ilişkin de bir şeyler söylemiştir. sonuç bildirgesine henüz bakmadım ama "alevilik islamdır" ile kalmamışlardır diye diliyorum..

    http://www.gyv.org.tr/bpi.asp?caid=74&cid=999
  • 2010 yılı için ''yeni bir toplumsal mutabakat için demokratikleşme" konulu platform.

    konuşmacılardan biri hüseyin hatemi'ydi ve oldukça güzel tespitleri vardı.
    konuşmasında yaptığı latifelerle oldukça başarılıydı. katılımcıların yüzlerindeki tebessüm, hatemi'nin doğru zamanlamalarının göstergesiydi.

    aldığı küfür dolu mailden bahsederken gerginleşen hatemi, kinayeler ve mimiklerle gereken mesajı yerine iletti.

    sonuç ve değerlendirme oturumunu yöneten isim mümtazer türköne idi ki başarılı bir yönetim sergiledi.

    kameramanlar nihal bengisu karaca ve ayşe böhürler'e karşı daha bir ilgili gibiydi sanki. zira sık sık ekrana yansıyan gazeteciler onlar oldu. harıl harıl not tutmaya çalışan bir karaca gördük sürekli.

    saçma sapan bir dizi ya da şarkı olsaydı ekrandaki ses açısından daha bonkör davranılırdı zannımca. evlilik arefesindeki kardeşime mobilya bakarken bu kadarına şahit olabildim.
    minumum ses düzeyindeki ekrana, kısa süreli de olsa yapışmış bir bade'ydim yalnızca.
  • (bkz: #19509910)
  • gulen cemaati hegemonik bi guc. turkiye'de siyaset konulu tezlerin referans verebilecegi mukemmel bi ornek. peki abant platformu ve toplantilari ne anlama geliyor? bi zamanlarin sol-kemalizm denilen ucubenin uretimine benzer bisi olarak okuyorum ben. sol-kemalizmin bataryasi bitti, "kurtulusu" 28 subatlarda, neo-kemalizmde ve ulusalcilikta buldu. fasizan/ayrimci/darbeci tonlari da cabasi. bulmak da zorundaydi. son derece dogal. fikren oldukleri mekanda boslugu gulen cemaati doldurdu. baska kim olabilirdi sanki? solcular mi? yapmayin allasen.

    "cemaat adeta 'entelektüel hayatta ben de varım' diyerek, çoktan güçlendiği ekonomi ve bürokrasideki varlığına meşruiyet üretiyordu. bu da, dokunulunca hemen her kesimden çeşitli tonlarda 'ah'lar çıkmasına sebep olan konuları 'cesurca' tartışarak, yani risk alarak mümkündü. cemaat, abant toplantıları sayesinde bu riski liberallerle paylaşmış ve bir taşla bir sürü kuş vurmuş oluyordu." [1]

    [1] ayse cavdar, "muhafazakâr kuşatmaya liberal destek", express, sayi: 51, ocak 2009 (aktaran: habervesaire)
    http://www.habervesaire.com/haber/1268/