şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 21 mart 1923'te yozgat'ta dogdu. liseyi (1941) yozgat'ta bitirdi. yokluk yüzünden üniversiteye gidemedi. kisa süreli memurluktan sonra yedeksubay oldu. 1945'te istanbul'da evlendi. dört sömestr türkoloji ögrenimi yapti. sonra yozgat'a döndü. 1947'de istanbul'da, onbes günde bir çikardigi gazeteyi, matbaa kurarak yozgat'ta yayinlamaya devam etti. politikaya girdi, bir süre sonra politikanin çıkar kavgalarina ayak uyduramadi. 1957'de politikadan el etek çekti. siir yazmayi sürdürürken, romana döndü. 1970'te yilki ati romaniyla ismini duyurdu. yilki ati, trt roman basari ödülünü ( 1971), çelo, tdk ödülünü (1971), can senligi, 1975 madarali roman ödülünü kazandi. gazetecilikle birlikte yazin yasamini yürüttü. sekizi roman, altisi siir kitabi olmak üzere on dört yapiti vardir. diger yapıtlari: dik bayır, yorganimi sıkı sar ( öykü ), tarlabasi salkım saçak, anilarda yumak yumak, bosluga takilan ses ( siir ), noktalar (aforizmalar)... kırk dört yıllık gazetesinde binlerce basyazi yazdi. 1989'da ikinci kez evlendi, ayvalik'a yerlesti. resim, şiir, roman yaşamını ayvalık'ta sürdürdü. ankara, antalya, izmir ve ayvalik'ta resim sergileri açti. ardinda , derlenmeyi bekleyen pek çok siir ve yazi birakarak 12 agustos 1999 tarihinde aramizdan ayrildi. mezari yozgat'tadir.

    ayrinti icin: http://www.ayvalik.net/abbassayar/index.html
  • (bkz: dik bayır)
  • ahmed güner sayar'ın babasıdır.
  • yozgat'ın ortasında saat kulesi bileside benim derdim bilesi...
    ben olmuşum çır çır pınar lülesi...
    helke desti ne var ise doldurun...
    ziya'm yaşasında beni öldürün.
    nail abbas sayar
  • kemal tahir gibi ama farkı, şiirleri, romanları ve anılarıyla orta anadolu'nun gönüllü mahkumudur.
    kimi kategorilerde köy enstitülü romancıları içine sokulmaya çalışılmışsa da, anlatımı ve edebi derinliği ile çok farklı yerdedir. eserlerine de yansıttığı ruhundaki "yılkı”lık dürtüsü depreştiğinde, verili düzenle bağlarını koparmaktan çekinmemiştir. bu dönemlerinde seçtiği yaşama biçimi (tarlabaşı'nda bohem bir yaşamı, sonu hep kötü biten ticareti, gazete yayıncılığı ve yazarlığı gibi onca işi) ve katlandıklarıyla türk edebiyatına damıttığı şiirleri, romanları, anıları kazandırmıştır.
  • onu tanımama vesile olan hocamdan duyduğun bir çift sözünü aktarayım.
    "gündüz oruç, gece kumar
    deli gönül cennet umar."
    (bkz: realite) (bkz: ah deli gönül)
  • yıl 1972.

    bir turne tiyatrosuyla (ali haydar cilasun'un sahne anadolu'su) anadolu'yu dolaşıyoruz.

    bir gece yozgat'tayız.

    abbas sayar oyundan sonra, şehre tepeden bakan bir yerde ziyafet ikram ediyor.

    o 49 yaşında, yılkı atı romanıyla iki yıldır ortalığı sarsmış, fakîr ise 18.

    üç yıl geçti, e yayınları'na gidip geliyorum. çelo o yıl yayımlanırken tekrar karşılaştık.

    bir daha göremedim.

    .

    yıllar sonre mevlevi çelebi ailesine damat olmuş oğlu ahmet güner sayar'la tanıştım.

    solcu olduğunu düşündüğüm babası hakkında pek konuşmak istemedi nedense.
  • yılkı atı isimli hüzün dolu bir hikaye kitabı var, bu kitaptan küçük bir kısmı okuma parçası olarak zamanında 5.sınıf türkçe kitabına koymuştu meb. orda ilk görüp okuduğumda çok duygulanıp not etmişim defterime, seneler sonra üniversite ikinci sınıftayken hatıra defterimde ismini görüp hatırlayıp öyle okumuştum. çocukluğumdaki kadar etkileyemedi beni bu sefer ama yine de geçmişten kalan bağ nedeniyle küçük kütüphanemin nadide eserlerinden biri.
  • yılkı atı isimli hikaye kitabının yazarı.

    şöyle bir betimlemesi vardır çok beğenirim;

    "aygır'a, aygır'ın kaderine uğramışlara her şey vız geliyordu. ne fırtınaya, ne ayaza, ne de dikenlerin dalamasına aldırıyorlardı. bütün bunlar onlar için olağan şeylerdi. ama, dorukısrak ve aynı kaderin çemberine düşmüşler için, bu olanlara boyun eğmek, razılık göstermek kolay değildi. sıcak ahırdan çat ayaza... buna dayanacak diz gerekirdi, yürek gerekirdi, sabır gerekirdi..."

    abbas sayar
  • bugün ölüm yıl dönümüdür. kendisi hakkında maalesef ''sekiz'' entry (giri) vardır sözlükte.

    (bkz: yılkı atı) gibi bir kitabı vardır ki türk edebiyatı'nın en güzel eserlerinden biri olmasına rağmen çoğu kişi tarafından bilinmez. umarım bir gün hak ettiği değeri kendisine gösteririz.