şükela:  tümü | bugün
  • hep sevmiştim abbasağa'yı ve parkı sevgili'den ve ondan hiç ayırmadığım beşiktaşlı olmaktan mütevellit.

    ancak şimdi başka bi güzel. onlarca genç sessizce oturmuş direnişi ve yapılması gerekenleri, yapılan yanlışları konuşuyor.

    türkiyede ses yükseltmeden konuşuluyor resmen. alkış bile mahalleliyi rahatsız edebilir diye el sallama şekline sokulmuş.

    bir kere daha sevdim semtimi ve ordaki insanları.

    seni seviyorum beşiktaş; her köşeni,
    herkesini, buraya ait her kesimi seviyorum.
  • az evvel parkta yapılan forumda konuşmak için sıraya girdim. sıra tam bana gelcekken, birden kaçtım alandan. insanlar garip garip baktılar. halbuse, konuşcaklarımı kafamda toplayamadığım için, kendimi protesto etmiştim. bi de giderken ayağım kolonların kablosuna takılmasın mı? bi abi de, düşücem sanıp, abartılı bi şekilde sarılmasın mı? karizmayı çizdirdik amk.
  • bu parka cafe açsınlar her gece gidip kapısına işemeyen göttür.
  • abbasağa'dan bir beşiktaşlı parkı anlatıyor. cok guzel seyler konusulmus cidden.
    yazinin tamami alttaki gibidir, alintidir
    -----
    saat 22 ile gece 2 arasında abbasağa parkındaydık. hatırladığım kadarıyla aktarıyorum öznel deneyimimi. yanlış ve eksik bilgiler olabilir. sanırım birgün, yurt ve sol ordaydı. daha sağlıklı ve genel bilgi için yarın bu gazetelere bakılabilir.
    -ilk önce ortam çok karışıktı. hiç kimse birbirini dinlemiyordu. yeni bir araya gelmiş çok fazla insan olan ortamda oluşan klasik durum. gezi parkından edilinen deneyimlerden olsa gerek, normalde bi kaç saat sürecek olan bu karmaşa kısa bir süre sonra yerini önerilere bıraktı. yaklaşık bir 10 dk sonra da özgür açık kürsü başladı.
    -mehmet ayvalıtaş, ethem sarısülük, abdullah cömert, mustafa sarı isimleri söylendi ve hep bir ağızdan "yaşıyoooor!".
    -sonra herkes söz alıp sırayla konuşmaya başladı.
    -kayıplar, yaralılar sık sık anıldı.
    -her akşam saat 9da abbasağada toplanma kararı alındı.
    -yaklaşık 1 saat konuşmacılar için süre sınırı yoktu. grup, sorunu moderatör belirleyerek çözdü hemen. konuşma süresi oylandı ve 2 dk olarak belirlendi. bunların hepsi kendiliğinden oldu.
    -ortamda yine ağırlıklı olarak kadınlar vardı. genellikle bundan sonra pratik olarak ne yapılabileceği ve somut öneriler konuşuldu
    -çarşı sözcüleri son derece temkinliydi. "semtimize hoş geldiniz, desteğiniz için teşekkürler. bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek isteriz: çarşı bu hareketin kolluk kuvveti değildir. biz ezilenin yanında, haksızlığın karşısında durduk. bu çarşının geleneğidir. şiddet istemiyoruz. şu anki önceliğimiz göz altındaki arkadaşlarımız. günah keçisi ilan edilmemize izin vermeyin"
    -bi ara poaça geldi bi fırından. bedava poaça dağıtıldı.
    -duran adam konuşuldu. sonra bir kadın ankarada ethem'in vurulduğu yerde duran kadını hatırlattı. "duranadam" "duraninsan" olarak değişsin önerileri geldi.
    -mahalle sakinlerini rahatsız etmemek için slogan atmamaya özen gösterildi. alkış bile yasaklandı. sessiz el kol hareketleriyle anlaşıldı. arada sırada ufak tefek sesler çıktı tabi:)
    -parti kurulmasını önerenler oldu. buna karşı çıkanlar da çoktu. hareketin nasıl devam edeceğiyle ilgili bir çok öneri atıldı ortaya. ne yapılacağı konusunda ortaklıklar azdı.
    -daha çok ne yapılmayacağı netti. anti-tayyip, anti-kapitalist, anti-hiyerarşik, anti-..., ...
    -işini bırakanlar, derslerinden kalanlar, üç aydır maaş alamayanlar vardı:)
    -birgün,sol ve yurt gazeteleri ordaydı. bir alman kanalı geldi bi ara. internetten canlı yayın yapan bi arkadaş da ordaydı. bunlar gördüklerim.
    -ilk günlerin tersine örgütlü olma gerekliliği üzerine konuşuldu. bir çok insan örgütlenmek gerektiğini savundu. önümde oturan 18 yaşlarında bir kızın "iyi de nasıl" diye bağırdını duydum.
    -bol bol pasif direniş övüldü. sonra bi konuşmacı "aktif direnişçiler" olmasa hareketin bu noktaya gelemeyeceğini anlattı. insanlar desteklediler.
    -bi konuşmacı: "burası nöbetçi gezidir. geziye tekrar çıkacağız".
    -her mahallede, semtte böyle direnişlerin örgütlenmesi gerektiği konuşuldu. sürekli sokakta olmanın önemi vurgulandı.
    -"televizyon izleme, yandaş medya yayınları alma, tüketme, avmlere gitme, benzin tüketme, sokağa çık, parkına git, insanlarla konuş, paylaş"
    -"fenerbahçeliyim ama yükselenim çarşı"
    -bir bursaspor taraftarı atkısıyla söz alıp konuştu. çarşıdan bi kaç kişi sen bi gel bakalım bu tarafa diyerek arkadaşı nazikçe davet etti:)
    -sosyal medyada dolaşan odtü öğrencilerinin yazdığı bildirinin ana başlıkları okundu. ortamdan biri "kim bu odtülüler çıksınlar artık ortaya" dedi:)
    -akp seçmeniyle dalga geçilmesi, küçümsenmesi eleştirildi. bu tavrın hükümetlere, devletlere, elit kesime ait olduğu, aynı hataya düşmememiz gerektiği belirtildi.
    -orantısız zeka bol bol övüldü. bazen rahatsız edici olacak kadar. bazen halkı eğitmeliyiz, bilinçlendirmeliyiz gibi şeyler söylendi. bunlar tepki gördü. bir teyze: "öyle yaparsan senin tayyipten ne farkın kalır"
    -saatler ilerledikçe bir çok konuşmacı kendinden bahsetmeye başladı. "ben 20 gündür direniyorum, şurda hocayım, trabzonluyum vs..". moderatör uyarılarda bulundu.
    -biz saat 2de dönerken hala konuşuluyordu. çevreyi rahatsız etmemek için özen gösteriyordu herkes.
    -daha bir çok konu konuşuldu. söylediğim gibi hatırladıklarım bunlar. biz beşiktaşta yaşayan üç kişi olarak ordaydık. "daha da beşiktaştan başka yerde yaşamayız" dedik gecenin sonunda:)
    -genel olarak baktığımızda yine tarihi günlerden biri yaşandı bana kalırsa. insanlar kendiliğinden toplandılar, organize oldular, açık kürsü oluşturup saatlerce konuştular. çok farklı fikirler sakince konuşuldu. zaman zaman küçük sürtüşmeler yaşansa da toplam tarafından sakinleştirildi insanlar.
    -devlet yoktu, barış vardı.
    -yarın akşam da abbasağadayız.
  • ken loach filmlerinde, tüm olaylar aarsında bir anda bir grup insan ir araya gelir ve demokratik bir zeminde fikirlerini söyler, tartışır ve karar alırlar. o filmleri izlerkenhep özenmişimdir buna. şu an abbasağa parkında olan tam da budur şu an ve eski mahallemle bir kez daha gurur duymama nen oldu.
  • içine çay bahçesi yapmak için kepçe girmiş ancak güzel semtimin sakinleri tarafından durdurulmuştur.

    yetmedi mi bu park düşmanlığı? akıllanmadınız mı hala? kasti midir çözemedim.
  • halkın işçilere direndiği kadar, belediye başkanı murat hazinedar ranta direnememiştir. beşiktaş gibi bir yerde bunu yapmayacaktılar.

    bu sabah çok kötü uyandık ve hala utanarak izliyoruz.
  • 18 haziran gününe dair forumdan gözlemlerim (fakat -fark etmez ama-aşağıdaki küçük forum):

    -diğer forumlardan farkı her zaman çarşı konusunun diğer parklara nazaran daha fazla gündemde olacak olması, çünkü park beşiktaş semtinde

    -konuşanların %70'i kadındı

    -gözaltına alınan arkadaşların nasıl çıkarılacağı konuşuldu. sonuca varılmadı, umutlu olanlar da var olmayanlar da

    -konunun çarşı'dan dışarıya çıkarılması çoğunluğun fikriydi

    -direnişin nasıl devam edeceği konuşuldu. miting düzenleyelim diyenler oldu. bunun valilikten izin alınamayacağı için imkansız olduğunu söyleyenler oldu.

    -forumlar arasında konuşulanların nasıl birbirine iletileceği tartışma konusu oldu. belirli insanlardan not tutulması istendi, basından olan arkadaşlar soruldu, belirli bir adreste o an orada konuşulanların toplanması istendi.

    -herkes birbirine umut verdi, öneride bulundu. çok çok zor olmasına rağmen ortam gereği, birbirini dinledi.

    -görüntü alınması kesinlikle yasaktı

    küçük forumda benim de söz alma şansım oldu. söylediklerim:

    -forumların arasındaki bağlantıya takılmayın. yalnızca abbasağa'daki iki forumun iletişmesi konu değil, türkiye'nin her yerinde sayısız forum var. hepsinin paralel gitmesi gerekmiyor. inanın hepsinde benzer şeyler konuşuluyor, herkes aynı amaç için burda.

    -herkes uzman olduğu alanda öneride bulunuyorsa bir iletişimci olarak söyleyeceğim; forumlarda konuşulanların insanlara ulaştırılması konusuna takılmayın. inanın ki zaten oradan kayda değer -ki hepsi kayda değer, ama ana başlıklar- şeyler twitter yoluyla, internette bireysel hareketlerle dışarıya yayılacaktır.

    -bu direnişin gücünün organikliğinden geldiğini unutmayın. miting düzenlemeye çalışmak için çok erken ve bu biraz şu an mevcut duruma bakıldığında imkansıza yakın bir istek. kendi kapınızın önüne çıkın, mahallenizdeki parka gidin, türkiye'de direnen herkes abbasağa'da değil. önemli olan mümkün olan her yerde toplanmak ve burada olduğumuzu hissettirmek, buradayız demek. sürdürülebilir plan her zaman en iyisi, miting değil, sürdülebilir şekilde her zaman gidip katılabileceğiniz yakınınızda olan direnişe katılın.

    -bu direnişin değerini bilin. burada olmayı hafife almayın, bugün taksim'de değil abbasağa'da olmayı, miting değil de forum yapıyor olmayı hafife almayın. gücünüzün farkında olun. yeter ki sürdürülebilir şekilde bu direnişin parçası olun.

    -akışına bırakın, aceleci davranmayın. dün gezi'deyken birbirimizle konuşup fikir alışverişinde bulunmuyorduk. ayrı ayrı gruplar halinde nöbet tutuyorduk. henüz konuşmaya başlayalı bir iki gün oldu. forumlar da kendi yolunu bulacak ve direnişte bugüne dek olduğu gibi olması gerektiği yöne doğru evrilecek.

    -kredi kartı kullanmayın. bakkala, manava, fırına ve kasaba gidin. esnafa da neden en alakasız şeyleri daha pahalıya alıyor olmanıza rağmen oradan aldığınızı anlatın. artık oradan alacağınızı bilsinler ve gücünüze güç katın.
  • beşiktaş'ta yaşadığım üç yıl boyunca, sabahları koşmaya gittiğim, her fırsatta içinden geçtiğim, her şeyden sıkılınca bir bankına oturup etrafı seyrettiğim, beşiktaş'tan taşınmak zorunda kaldığımda geride bıraktıklarım içinde en çok özlediğim. şimdi çapulcuların yeni yeri olmuş; içindeki heykeller yapıldıkları günden beri bu günü bekliyorlardı.
  • eskiden mezarlık olan mermer kaldırımlarında hergün düşüp biryerimi kanattıktan sonra babamın yaralı bölgeye tenturdiyot sürmesinden dolayı alkol almaya 8 yaşında başladığım zamanında cafe pastane yapılacağını öğrendiğimizde günlerce savunduğumuz istanbul hanımefendilerinin yünlerini serdiği bir anfi tiyatroya,basket oynamanın mahallenin delikanlılarınca yasaklandığı bir basket sahasına ve insanlardan korkan köpeklere sahip park.halkı mı; bahsettiğim anfi tiyatroda seslendirilen nazım hikmet in vatan haini şiirini dakikalarca ayakta alkışlayacak bir kültüre sahiptirler kendileri.aynı zamanda abbasağadan denizi görmenizin yanında kokusunu da alırsınız rüzgarlı günlerde.