şükela:  tümü | bugün
  • barack obama'nın abd başkanı seçilmesi sonrası başlarda suni bir sürtüşme görüntüsü verse de, şimdilerde ciddi anlamda etkileri hissedildiği iddia edilen, ancak yine de vardır bu işin içinde bir iş dedirten, abd ve israil arasındaki dış politika farklılaşmasıdır.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25069541/
  • 1975'ten sonraki en ciddi gerginlik hatta bir eksen kayması olabileceği iddia ediliyor
  • fbi ve cia'in amerika'daki israil vatandaşlarını ve israil ile ilişkili abd vatandaşlarını izlemesi ile ilgili fox news haberi (ingilizce):

    http://www.youtube.com/…y1-_mpskz0a&feature=related

    kısmen alakalı:

    http://www.youtube.com/watch?v=wdfwtaw0q80

    videoları bir süre izlediktinden sonra, biraz araştırdım fox news haber programını yapan emekli yargıç andrew napolitano'yu şutlamış, program da yayından kaldırılmış. bu tip haber ve misafir yorumcular yüzündendir diyemiyorum ama durum bu.
  • bu konuda furkan kaya imzalı bir değerlendirme; http://politikaakademisi.org/?p=3964
  • israil’de yeni dönem ve obama’nın ziyareti - yrd. doç. dr. deniz tansi

    22 ocak 2013'te yapılan genel seçimler sonucunda israil’de likud-beytinu ağırlıklı bir hükümet kurulacağı belli olmuştu. ne var ki beytinu lideri ve dışişleri bakanı avigdor lieberman, çeşitli yolsuzluk savlarıyla uğraşmak zorunda kaldığından, 2009 nisan’ından beri israil’de başbakanlık görevini sürdüren benyamin netanyahu, söz konusu “seçim işbirliği”nde ön plana çıktı. kısacası likud-beytinu ittifakının ve netenyahu liderliğinin hangi ortaklarla koalisyonu kuracağı, yeni hükümetin belirleyici sorusu oldu.

    10 şubat 2009 seçimlerinden sonra nisan 2009'da kurulan hükümet de, işçi partisi’nden aşırı sağa uzanan bir yelpazede,çok ortaklı bir kabine oluşmuştu. abd-israil arasında obama-netanyahu zemininde oluşan görüş ayrılıklarında, özellikle netanyahu hükümetinde şas dahil, dinci ve ırkçı sağ partilerin ortaklığı sorun oluşturmuştu. netanyahu ayağının tozuyla, daha henüz ocak 2009'da göreve gelen obama’nın filistin sorunuyla ilgili önerilerini geri çevirmişti. burada en çok dikkat çeken konu, arap birliği’nin haziran 2007'de oluşturduğu arap barış planı’nın, obama’nın cesaretlendirmesiyle revize eden ürdün kralı abdullah’ın, netanyahu tarafından refüze edilmesiyle ortaya çıktı.

    öte yandan 2010 eylül’ünde obama’nın beyaz saray’da netanyahu-abbas-mübarek-abdullah’la gerçekleştirdiği ve filistin müzakerelerini yeniden başlatmayı öngören inisiyatifi de netanyahu hükümetince engellendi. israil batı şeria’da yahudi yerleşimleriyle ilgili “morataryum”unu uzatmayınca, filistin tarafı müzakereler başlamadan, müzakerelerden çekildi. obama-netanyahu arasında zaman zaman gerçekleşen görüşmelerde, hep gerginlik ve krize dayanan temalar işlendi. abd başkanı obama’nın, ikinci dönemi başlamadan süren seçim kampanyasında, özellikle abd’deki yahudi lobisince siyaseten cezalandırılacağı savları ön plana gelmişti. cumhuriyetçiler başkan adayları romney önderliğinde abd yahudi lobisinin “tek müttefiki” gibi kendilerini lanse ettirdiler. oysa israil’deki yahudi liderliği ile abd’deki yahudi liderliği, farklı bakış açılarına sahiptiler. abd’deki yahudiler obama’ya oy vermeye devam ederken, israil’deki yahudi bakış açısı, obama’ya karşı antipatik bir yaklaşım sergiledi. abd’deki yahudi lobisi obama’ya seçim kazandırsa da, israil’i dışlayan bir abd dış politikasının yaşamda karşılığının olmadığı aşikardı.

    netanyahu’nun -eğer bir son dakika sürprizi olmazsa- müstakbel hükümet ortakları, yair lapid’in yeş atid partisi ile naftali bennett’in bayit yehudi’si ve livni’nin hatnua’sı olacak. söz konusu siyasal partiler arasında sol yok. ancak ılımlı ve sağ bir bakış açısı belirleyici gözüküyor. lapid ve bennett yeni liderler olarak göze çarpıyor. lapid merkez bir siyaseti tercih ederken, bennett seküler bir sağı ortaya koyuyor ve israil politikasında gelecek vaat eden bir politikacı. livni 2009 seçimlerinde kadima’nın lideriydi ve partisi 1. parti olmuştu. ancak sağ blok livni’ye hükümeti kurdurmamıştı. obama’nın gelecek hafta planlanan israil gezisinde, solun ve aşırı sağın yer almadığı “ılımlı ve sağ” bir yeni hükümet muhatabı olabilir. israil’in müstakbel hükümetindeki siyasal farklılıklara rağmen ortak zemin iran’ın “uranyum zenginleştirme politikası” ve “nükleer silah yapma” riskidir. bu bağlamda “israil’i haritadan silme” iddiasındaki iran islam cumhuriyeti’nin “nükleer silah üretme” olasılığı, israil açısından klasik uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilecek bir konu değildir. 1967'de yaşanan “6 gün savaşı”nda da israil, akabe körfezi’ni kapayan tiran boğazı mısır tarafından bloke edilince “önleyici savaş” doktrinini ad koymadan uygulamıştı.

    netanyahu’nun 2009'dan beri sürekli gündemde tuttuğu “nükleer iran” konusu, israil’in “müstakbel kabinesi”nin temel hedefi olurken, “önleyici savaş” konusu önemli bir seçenek olarak masada durmaktadır. suriye krizinde ise israil, esad’ın hizbullah’a “kimyasal silah transferi” konusunu tüm kırmızı çizgilerinin aşılması olarak değerlendirmektedir. hizbullah ve esad rejimi iran’ın en önemli müttefikleri ve uzantılarıdır. obama’nın israil’e gelişinden önce kapsamlı bir analiz yayınlayan reuters, abd yönetiminin de israil’in “nükleer iran” kaygılarını paylaştığını dile getirmektedir. obama’nın israil gezisine uzanan yeni dönemdeki tavrının ilk işareti, abd başkanlık seçimlerinin akabinde, israil tarafından gazze’de hamas’a yönelik uyguladığı “bulut sütunu operasyonu”nda görüldü. obama özenle “israil’in kendini savunma hakkı”nın altını çizdi. arap baharı’nın atmosferini öven, ihvan’ın iktidarına ılımlı bakan obama, artık israil’le zayıflayan ilişkilerini tamir ettirme arayışı içindedir.

    bir başka açıdan bakıldığında obama ikinci döneminde kongre’de cumhuriyetçi çoğunluğun siyasal etkisi altındadır. 2016 kongre seçimlerinde bu çoğunluk pekişirse, obama son iki yılını “çelimsiz bir topal ördek” olarak geçirmek durumunda kalacaktır. abd’deki israil lobisinin çeşitli vesilelerle gönlünü almaya obama yönetimi, israil-iran geriliminde artık daha duyarlı olma gereksinimini hissetmektedir. o yüzden obama’nın israil gezisi ve mesajlarına dikkat edilmesi gerekmektedir.

    yrd. doç. dr. deniz tansi

    kaynak: http://politikaakademisi.org/?p=4432
  • abd-israil gerginliği - yrd. doç. dr. ozan örmeci

    ikinci dünya savaşı’nda yahudilerin uğradığı büyük soykırım (holokost) sonrasında kurulan israil’in korunması ve güvenliği, bu tarihten itibaren amerika birleşik devletleri ve batı dünyasının en önemli önceliklerinden birisi olmuştur. psikolojik-ideolojik açıdan çok önemli olan ilişkilerin, batı dünyası açısından zamanla gelişen stratejik bir boyutu ise; orta doğu’da güvenilir ve askeri açıdan güçlü bir müttefik sahibi olmak ve filistin krizi başta olmak üzere, bu bölgede uzun süreli çatışmalar başlatarak, savunma endüstrisinin yeni silah satışları için uygun bir ortam yaratmak olmuştur. kimilerine göre bu durum, özellikle yeni-muhafazakârlar (neo-conservatives) açısından evanjelizm’e dayalı dini-kutsal bir nitelik de taşımaktadır. ancak son yıllarda bu klasik şablon, özellikle de abd başkanlığına barack obama’nın seçilmesinin ardından değişmeye başlamış gibi gözükmektedir. bu yazıda son dönemde amerika birleşik devletleri’nde önemli bir tartışma konusu haline gelen abd-israil gerginliğine dikkat çekeceğim.

    john j. mearsheimer ve stephen m. walt’un 2008 yılında yayınladıkları ve güçlü ikili ilişkilere eleştirel yeni bir bakış açısı getiren “the ısrael lobby and the u.s. foreign policy”[1] adlı kitap sayesinde ilk kez bu derece popüler bir konu haline gelen abd-israil gerginliği ve israil’in amerikan dış siyaseti ve güvenlik politikasındaki yoğun etkisi, başlarda daha çok bir komplo teorisi şeklinde algılanmış, ancak ilerleyen yıllarda yaşanan bazı gelişmelerle kitaptaki tezler bir ölçüde doğrulanmıştır. örneğin, ocak 2009’da göreve gelen obama’nın filistin sorunuyla ilgili barışçıl önerilerini benjamin netanyahu hükümetinin hemen geri çevirmesi, bu konuda ilk dikkat çekici gelişme olmuştur. arap birliği’nin haziran 2007'de oluşturduğu arap barış planı’nı obama’nın cesaretlendirmesiyle revize eden ürdün kralı abdullah’ın netanyahu tarafından refüze edilmesi ise, ilişkilerde yaşanan gerginlik açısından ikinci büyük kanıtı oluşturmuştur.[2]2010 eylül’ünde obama’nın beyaz saray’da netanyahu-abbas-mübarek-abdullah’la gerçekleştirdiği ve filistin müzakerelerini yeniden başlatmayı öngören inisiyatifi de, hatırlanacağı üzere netanyahu hükümetince engellenmiştir. 2010 yılına geldiğimizde ise, israil’in washington büyükelçisi michael oren, ülkesi ile abd arasındaki ilişkilerin “son 35 yıl içindeki en ciddi krizle karşı karşıya olduğu”nu söylemiştir.[3] abd’nin o dönemdeki dışişleri bakanı hillary clinton’ın israil başbakanı benyamin netanyahu’yu arayarak, israil’in doğu kudüs’te ramat şlomo’da yapımı öngörülen 1600 konutluk yeni bir projeye onay vermesinden dolayı şiddetli eleştirilerde bulunmasının ardından patlak veren bu kriz; birçoklarına göre 1975 yılında dönemin başbakanı izak rabin ile abd dışişleri bakanı henry kissinger arasında sina yarımadası’ndan kısmen çekilmeye yönelik abd talepleri sırasında patlak veren uzlaşmazlıktan bu yana ikili ilişkilerde yaşanan en ciddi krizdir.[4] iki ülke arasındaki güvensizlik o dönem öyle ciddi boyutlara ulaşmıştır ki, eski bir cıa çalışanı ve tanınmış bir siyasal analist olan michael scheuer, israil’in abd’de yoğun istihbarat faaliyetleri yürüttüğünü ve amerikan teknolojisini çaldığını iddia etmiştir.[5]

    israil-filistin sorunu ve israil’in arap ülkeleriyle ilişkileri açısından yaşanan bu krize eklemlenen bir diğer halka ise, her iki ülkenin de tehlikeli olarak gördüğü, ancak buna yönelik geliştirilmesi gereken stratejiler konusunda henüz mutlak bir uyuma ulaşamadıkları anlaşılan iran nükleer programı olmuştur. obama yönetimi, bugüne kadar bu meselenin diplomatik yollarla çözülmesini istediğini defalarca belli etmiş ve sürekli iran’ı vurmakla tehdit eden netanyahu yönetimine karşı durmuştur. amerikan başkanlık seçimlerinde netanyahu hükümetinin çok açık bir şekilde cumhuriyetçilerin adayı mitt romney’e destek çıkması da, ikili ilişkileri obama’nın yeniden seçilmesinin ardından germiştir.[6]gerginliğin bir diğer boyutu ise; 2012 yılında israilli bir milletvekili heyetinin, washington yönetiminin bu grupta yer alan bir israil milletvekiline vize vermemesi üzerine abd seyahatini iptal etmesi olmuştur. abd dışişleri bakanlığı’nın, amacı arapları israil’den kovmak olan ve 1990 yılında öldürülen meir kahane’nin öğretisine bağlı olduğu belirtilen ulusal birlik partisi (haihud haleumi) milletvekili michael ben-ari’ye vize vermemesiyle başlayan bu kriz de, ikili ilişkilerin geldiği olumsuz noktanın görülmesi açısından manidar olmuştur.[7] iran’ın nükleer programıyla ilgili, tüm çalışmalara rağmen bugün de iki ülke kamuoylarında bazı farklılıklar olduğu pew research’ün son araştırması ile ortaya çıkmıştır. bu araştırmaya göre; amerika’da iran hakkında oldukça olumsuz fikir sahibi olanlar yalnızca yüzde 42 iken, israil’de bu oran yüzde 75 dolaylarındadır.[8] ancak iran’ın nükleer güce ulaşmasına karşı çıkanların oranına baktığımızda, yüzde 93 (abd) ve yüzde 96 (israil) gibi oldukça yakın oranlar söz konusudur. son olarak, israil’de iran’ın nükleer güce ulaşmasını engellemek için bu ülkeye askeri müdahale yapılmasını destekleyenlerin oranı yüzde 68 iken, abd’de de yine yüzde 64 gibi yüksek bir orandadır.[9] bu da, iran’a temel bakışta bazı farklılıklar olmasına karşın, bu ülkenin nükleer silaha ulaşması konusunda iki ülke kamuoyları arasında halen ortak bir algılama olduğunu göstermektedir. iran’la cenevre’de yapılan görüşmelerin tüm umutlara rağmen sonuçsuz kalması[10] ise, abd’de sertlik yanlısı çevrelerin önümüzdeki dönemde yeniden güçlenebileceği izlenimini yaratmaktadır.

    son olarak, abd-israil ilişkilerinin bir lider ya da partinin etkisi ile kolay kolay değişmeyecek ölçekte hayati olduğunu, ancak abd’nin ırak savaşı sonrası oluşan kötü imajı nedeniyle son yıllarda dış politikada daha temkinli ve sorumlu davranması gerektiği olgusuna, israil’in sağ çevrelerinin henüz yeterince adapte olamadığını belirtmek gerekir. en ilginç olan ise; iran’ın nükleer programı konusundaki anlamsız inadı nedeniyle, bu durumun yeniden eski çizgisine dönmesinin yakın gelecekte yüksek olasılıklı gözükmesidir.

    yrd. doç. dr. ozan örmeci

    girne amerikan üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümü başkanı

    twitter: https://twitter.com/ozanormeci

    [1] kitabı satın almak için; http://www.amazon.com/…oreign-policy/dp/0374531501/

    [2] detaylar için; deniz tansi (2013), “israil’de yeni dönem ve obama’nın ziyareti”, uluslararası politika akademisi, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://politikaakademisi.org/…ve-obamanin-ziyareti/

    [3] “israil-abd arasında 35 yılın en ciddi krizi”, ntvmsnbc, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.ntvmsnbc.com/id/25069541/

    [4] “israil-abd arasında 35 yılın en ciddi krizi”, ntvmsnbc, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.ntvmsnbc.com/id/25069541/

    [5] konuşmayı izlemek için; “michael scheuer – ısrael ıs spying on the u.s., stealing technology”, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.youtube.com/…1-_mpskz0a&feature=related.

    [6] “reality bites for benjamin netanyahu after he threw his solid support behind mitt romney”, the independent, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.independent.co.uk/…-romney-8294432.html.

    [7] “israilli vekillerin abd ziyareti iptal!”, cnn türk, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.cnnturk.com/….iptal/652935.0/index.html.

    [8] “american-ısraeli friction on ıran is evident in public opinion”, pew research center, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.pewresearch.org/…dent-in-public-opinion/

    [9] “american-ısraeli friction on ıran is evident in public opinion”, pew research center, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.pewresearch.org/…dent-in-public-opinion/

    [10] “iran’ın nükleer programı: cenevre’deki görüşmeler sonuçsuz kaldı”, zaman, erişim tarihi: 21.11.2013, erişim adresi: http://www.zaman.com.tr/…nucsuz-kaldi_2165104.html.

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…bd-israil-gerginligi/

    yedeği için; http://ydemokrat.blogspot.com/…rail-gerginligi.html