şükela:  tümü | bugün
  • son dönemde ortaya çıktığı iddia edilen abd israil gerginliğine karşın oldukça güçlü ve tarihi ilişkilerdir. ancak yakın müttefikliğe karşın her iki ülkenin kamuoylarında iran'ın nükleer programı ve buna karşı geliştirilebilecek strateji konusunda yüz yüz örtüşme olmadığı görülüyor. pew research'ün son araştırmasına göre amerika'da iran hakkında oldukça olumsuz fikir sahibi olanlar yalnızca yüzde 42 iken, israil'de bu oran yüzde 75'leri bulmaktadır. yine israil'de iran'ın nükleer silaha ulaşmasını tehlikeli görenlerin oranı yüzde 85 iken, abd'de bu oran yüzde 54 dolaylarındadır. ancak iran'ın nükleer güce ulaşmasına karşı çıkanların oranına baktığımızda yüzde 93 ve yüzde 96 gibi oldukça yakın bir oran söz konusudur. son olarak israil'de iran'ın nükleer silaha ulaşmasını engellemek için bu ülkeye askeri müdahale yapılmasını destekleyenlerin oranı yüzde 68, abd'de ise yine yüzde 64 gibi yüksek bir orandadır. yani tüm farklılaşmalara rağmen eğer bu rakamlar doğruysa, nükleer anlaşma olmaması durumunda dış politikada yine bir sertlik dönemine girilecek gibi duruyor. bu da elbette önümüzdeki başkanlık seçimlerinde cumhuriyetçilerin adayının elini güçlendirecektir.

    http://www.pewresearch.org/…dent-in-public-opinion/
  • son dönemde yaşananları özetleyen bir değerlendirme; http://politikaakademisi.org/…bd-israil-gerginligi/

    bu da yedek; http://ydemokrat.blogspot.com/…rail-gerginligi.html
  • abd ve israil “sağ”ının koalisyonu - yrd. doç. dr. deniz tansi

    gerçekten de dünya politikasında ilginç gelişmeler yaşıyoruz. yıllardan beri dilimize pelesenk ettiğimiz abd-israil stratejik ortaklığı ve komplo teorileri, neredeyse dip bir noktaya ilerlemiş durumda gözüküyor. oysa reel politiğin gözlüğünden bakıldığında, yaşananların bir devletlerarası kriz olmaktan çok, iki hükümet arasındaki derin siyasal çelişkilerde düğümlendiğini işaret ediyor.

    post-modern siyaset, artık ülkelerin yurtdışındaki seçim kampanyalarının, sadece o ülkedeki yurttaşlarına yönelik değil, diğer ülkenin parlamentosunda konuşma yapmaya varması gibi ilginç bir yaklaşımı sergiliyor. günlerden beri, israil başbakanı netanyahu’nun abd kongresi’nde yapacağı konuşma üzerine bir siyasal gerilim inşa edilmiş durumdaydı. israil’deki seçim kampanyasının bir bölümünü abd’ye ayıran netanyahu, abd’deki cumhuriyetçi parti ile kurduğu siyasal müttefiklikle adeta obama ve beyaz saray yönetimine karşı bir koalisyon sergiliyor. israil sağı ve abd sağı arasındaki siyasal yakınlaşmada ortak hedef; obama ve obama’nın ortadoğu’daki siyasaları olarak göze çarpıyor.

    netanyahu, abd kongresi’nden önce abd’deki yahudi kongresi’nin en önemli örgütlerinden aıpac’te yaptığı konuşmada, obama’ya karşı bir şov arayışı içinde olmadığını ifade ederken, iran’la abd’nin yapacağı herhangi bir nükleer anlaşmanın, israil’i yok edecek bir sonuca ulaşacağını söyledi. abd başkanı obama, bibi’nin bu ziyaretinde kendisiyle görüşmeyeceğini açıklarken, abd dışişleri bakanı john kerry, bibi’nin kongre’de konuşma yapacağı gün, 24 mart’a kadar mühlet verilen süreçle bağlantılı olarak, cenevre’de iran dışişleri bakanı cevad zarif ile görüşeceğini duyurdu (http://www.washingtonpost.com/…are=1771425332955361).

    obama ise, bibi lakaplı israil başbakanı’nın sözlerine şöyle yanıt verdi: “netanyahu’nun kongre konuşması, nükleer silaha sahip olacak bir iran’ı engellememizi zorlaştırıyor. israil başbakanı’nın nükleer iran’la ilgili endişelerini anlıyorum. bu ziyaret, abd-israil ilişkilerinde giderilemez zararlar oluşturmasa da, kendisinin ülkesindeki seçimlere günler kala, abd kongresi’e gelip konuşma yapması doğru değil…” (http://www.haaretz.com/…/diplomacy-defense/1.645058).

    netanyahu’nun abd ziyareti, netanyahu-obama polemiğine dönüşürken, iki ülke arasındaki gerilim, iki devlet arasında bir yapısal krize dönüşür mü endişesi hakim. abd açısından, suriye’deki kaosta ışid’in öncelikli tehdit haline gelmesi ve bölge ve abd’nin çıkarlarına karşı bütüncül bir soruna dönüşmesi, abd-iran arasında dolaylı bir ortak bakışı geliştirdi. bibi, abd kongresi’ndeki konuşmasında, “konu ışid-iran olunca, düşmanımın düşmanı benim dostumdur” anlayışının ön plana geçtiğini, oysa iran’ın terörü destekleyen bir ülke olduğunu vurguladı. israil başbakanı, iran’ın bölgedeki tehdit kapasitesinin yaşanan gelişmelerle arkaya itildiğini ima ederek, “obama, iran’la bu kötü anlaşma yapılmazsa, nükleer iran’ın sözkonusu olacağını söylüyor, halbuki kötü anlaşmanın alternatifi daha iyi anlaşmadır” dedi. netanyahu, abd-iran arasındaki olası bir anlaşmanın, iran’ı nükleer bomba sahibi yapacağını ısrarla vurguladı, iran dini lideri hamaney’i suçlayıcı ifadeler kullandı (http://www.haaretz.com/…/diplomacy-defense/1.645178).

    beyaz saray’dan yapılan açıklamada ise, obama’nın netanyahu’nun kongre konuşmasını izlemeyeceği, tam o sırada ukrayna konusuyla ilgili almanya, fransa, britanya, italya ve polonya liderleriyle tele-konferans yapacağı duyuruldu. obama, netanyahu’nun konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, netanyahu’nun iran’ın nükleer müzakereleri hakkında yeni bir seçenek önermediğini, mevcut söylemini tekrarladığını vurguladı (http://www.haaretz.com/…/diplomacy-defense/1.645189).

    17 mart 2015’teki israil seçimleri öncesinde yükselen netanyahu-obama tansiyonuna, bir de kasım 2016’daki abd başkanlık seçimleri zemininde bakmak gerekiyor. obama’nın üçüncü kez seçilme hakkı yok. obama’ya muhalif cumhuriyetçi çoğunluğun çağrısıyla abd kongresi’nde konuşma yapan netanyahu, henüz başkan adayı belli olmayan cumhuriyetçi parti’nin önemli bir seçim kozuna dönüşmüş durumda.

    bu bilek güreşinin galibi abd ve israil sağı mı olacak, yoksa son dönemini yaşayan obama’nın demokrat partisi, israil’deki merkez güçleri temsil eden hatnuah-işçi partisi ile, yeni bir başkan adayının dinamosu mu olacak? burada avantajlı gözüken, iki ülkedeki sağ güçler gibi görünse de, iran’la kalıcı bir anlaşma, ışid karşıtı geniş bir koalisyon, bölgeye ve yerküreye barış getirir mi? ütopyalar doğası gereği pek gerçekçi değil…

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…l-saginin-koalisyonu/
  • zaman zaman sarsılsa bile kaya gibi sağlam gibi duruyor.

    http://tr.sputniknews.com/…20150721/1016646386.html
  • özellikle son yıllarda cumhuriyetçiler israil konusunda çok ses çıkarıyor, demokratlara karşı israil yanında duruyormuş gibi gözüküyorlar. dinin bunda etkili olmasının yanında iran nükleer antlaşması'nın da payı büyük. ancak yahudi kökenli abd'liler ise tüm bunlara rağmen demokrat parti tabanının bir parçası.

    cumhuriyetçilerin israil fetişizmi ise son dönemde ann coulter gibi trump* destekçisi bir cumhuriyetçiyi bile isyan ettirdi. özellikle kadının 2. gopdebate'ten sonra tepkisi ilginçti. kadın açıkça, cumhuriyetçi tabanın olduğu gibi, hıristiyanlığı her şeyin üstünde tutan ve hıristiyanların kusursuzlaştırılmış yahudiler olduğunu düşünen biri.* ancak bu, bence, eleştiriyi yersiz kılmıyor:

    muhafazakarların israil fetişizmi
  • abd başkanlık seçimlerinin ilişkilere etkisi üzerine; http://foreignpolicy.com/…i-netanyahu-israel-obama/