şükela:  tümü | bugün
  • abd - soveytler birligi iliskilerinden cok daha az gergin gorunen iliskiler.
  • abd-rusya ilişkilerinde yenilenme süreci ve kafkasya faktörü - orhan gafarli

    abd-rusya arasında 2008 yılında başlatılan yenilenme süreci ile iki ülke birbirinin nüfuz alanlarındaki çıkarlarına saygı göstermeyi, ihtilaflı konuları faydacı yaklaşımlarla değerlendirmeyi ve işbirliği ile hareket etmeyi kararlaştırmıştır. iki ülke arasında anlaşmazlıklar doğuran ve işbirliğine duyulan ihtiyacın en belirgin olduğu bölge ise kafkasya’dır.

    bölgenin enerji nakil hatları açısından arz ettiği ehemmiyet ve avrupa enerji güvenliğindeki kritik konumu kafkasya’yı abd-rusya ilişkilerindeki yenilenme sürecinin önemli bir veçhesi haline getirmektedir.

    soğuk savaş yıllarında dünya iki kutuba bölünürken abd ve batı, sovyetler birliği'nin uzun süre baki kalmayacağını ve çökeceği değerlendirmesini yapmaktaydı ancak bunun ne zaman gerçekleşeceği belirsizdi. soğuk savaş devrinde washington, sscb çöktükten sonra teorik ve pratik olarak tek kutuplu dünyayı nasıl kuracağı hakkında senaryolar geliştirmekteydi. bu çerçevede 1991 yılıyla beraber abd’nin tek kutuplu dünya düzenini kurmak için beklediği fırsat ortaya çıkmıştır.

    yeni muhafazakârlar tek kutuplu düzen ile uluslararası güvenliğin sağlanabileceğini düşünmekteydi. buna rağmen, 1990 yılında sovyetler birliği’nin çöküşü abd’yi hazırlıksız yakaladı. sscb’nin etki alanlarından çekildiği bu çöküş dönemi, washington’da baba bush dönemine rastlamıştı. ama başkan olarak ikinci kez seçilemediğinden dolayı proje sekiz yıl sonraya ertelendi. yeni muhafazakârlar sekiz yıl sonra oğul bush'un cumhurbaşkanı seçilmesi ile erteledikleri projeyi uygulamaya başlamış, tek kutuplu dış politika doktrini doğrultusunda hareket ederek abd’nin dünyadaki jeopolitik nüfuzunu artırmaya çabalamıştır. abd’nin gittikçe büyüyen bu jeopolitik nüfuz sahası yeni bölgelerde hızla yayılırken, aynı zamanda beklenmedik problemlerle karşılaşılmıştır. özellikle geçmişte sovyetlerin nüfuzunda olan alanlar, yeni dönemde abd için en fazla problem doğuran bölgeler olmuştur. washington'da yeni muhafazakârların dikkate almadıkları bir nokta, kendilerinden önceki bölgesel güç merkezlerinin (rusya, iran, türkiye) daha fazla tecrübeli olmasıdır. buna örnek olarak rusya’nın kafkasya’da 200 yıllık varlığı gösterilebilir. nitekim yeni muhafazakârlar döneminden sonra avrasya’nın farklı bölgelerinde abd hegemonyasının zayıfladığı söylenebilir.

    kosova ve gürcistan krizi sonrası yeni dönem

    17 şubat 2008 tarihinde kosova’da yeni muhafazakârların son zaferini, joseph nye’nin (1) ifadesiyle abd hegemonyasının çöküşünün başlangıcı olarak adlandırmak mümkün müdür? kosova’nın bağımsızlık kazanması karşısında yer alan ülkelerden rusya, bu sürecin kremlin’in avrupa güvenlik açılımına zarar vereceğini değerlendirmiştir. aynı zamanda bağımsızlık sonrası kosova’nın nato’ya girebilecek olması washington’ın politikalarını destekleyen ülke sayısını artıracaktır. kosova’nın gelecekte ab genişlemesi kapsamında yer almasının moskova’yı rahatsız edebileceği düşünülebilir. moskova, bükreş zirvesi'nde gürcistan ve ukrayna'yı nato üyeliğine götürecek yol haritasının verilmesi planına da sert tepki göstermiştir. bu iki gelişme kapsamında rusya’nın tutumunun farklı olduğu ve moskova’nın yeniden dünya siyasetinde, varlığı göz önünde bulundurulması gereken bir aktör niteliğine dönüştüğü gözlemlenmiştir.

    rusya’nın kosova’yı kırmızı hat olarak gördüğünü beyan etmesi, bush yönetimi tarafından “blöf” olarak algılanmış olsa da gürcistan savaşı ile rusya’nın ciddiyeti daha iyi anlaşılmıştır. (2) böylece rusya’yı görmezden gelmenin, rusya’nın çıkarlarını hesaba katmamanın mümkün olduğunu düşünen uzman ve siyasilerin sayısı da azalmıştır. amerikalı rusya uzmanı michael specter, güney osetya olaylarından sonra abd’de, rusya’ya jamaika gibi muamele edenlerin döneminin sona erdiğini yazmış; rusları, diğer tüm devletlerden daha çok nükleer silah başlığına sahip olan yetişkinler olarak kabul etmenin zamanının geldiği kaydetmiştir.(3)

    amerika’nın nato’da etkisizlik dönemi

    abd’nin kosova’nın bağımsızlığına verdiği destek süreci yeni muhafazakârlar için kötü sonuçlanmıştır. abd’nin bükreş konferansı’nda nato’da etkinliğini kaybetmesinin moskova’nın tepkisi ile ilişkili olduğu söylenebilir. bükreş konferansı abd’nin nato’daki etkinliğini kaybettiği, vladimir putin’in ifadesi ile “nato’da washington’un etkisinin sona erdiği” gündür. bu toplantıdan önce abd‘nin doğu avrupa’da füze savunma sistemi kurma isteğine karşı, batı avrupa ülkelerinin (almanya, fransa) tam destek vermemesi; bu ülkelerin artık washington’ın iradesinden bağımsız karar vermekte olduğunu göstermiştir. bu durum karşısında nato’nun ve ab’nin genişlemesinin durmaması abd için çok önemlidir. abd, nato ve ab, yalnızca bu şekilde kendi etki alanını koruyabilir. kremlin’deki uzmanlar bu süreci çok net anlamış, kırmızı hat olarak gördükleri ukrayna ve gürcistan’ın nato’ya katılmak isteğine karşı tepki göstermek gerektiği kararını almıştır. nitekim almanya, ukrayna ve gürcistan’a nato üyeliği yol haritasının verilmesine karşı çıkmış, fransa da sessiz kalmayı tercih etmiştir. paris, berlin’le çok iyi seyreden ilişkilerini bozmayı göze alamadığı için bu tutumu seçmiştir. ukrayna ve gürcistan’ın nato üyeliği konusunda abd’nin yalnız kaldığı bükreş konferansı’nın pax americana devrinin sonu olarak değerlendirmek mümkündür. thomas friedman’a göre “amerika sonrası” dönem başlamıştır ve abd kendi kurduğu düzene uyum sağlayamamaktadır.(4)

    yenilenme sürecinin öncüleri

    2008 yılında demokratların iktidara gelmesi, abd için iç ve dış politikada yeni bir süreci başlatmıştır. aynı yıl içindeki münih zirvesinde başlayan rusya-abd ilişkilerinde yenilenme süreci devam etmektedir. başkan yardımcısı joe biden’in 2008 yıllında ilan ettiği yenilenme sürecinin mimarı başkan obama’nın rusya ve avrasya’dan sorumlu danışmanı ve abd’nin hâlihazırdaki rusya büyükelçisi michael mcfaul’dur. mcfaul, ekim 2004’te nato ve ab’den birçok önde gelen politikacı ve tanınmış uzman tarafından imzalanan “batı ile moskova arasındaki ilişkilerin köklü revizyonu” için çağrıyı tasarlayan ve hazırlayan kadro içinde yer almıştır. bu kadroda abd’li senatör john mccain, joe biden ve eski dışişleri bakanı madeleine albright da bulunmuştur. batılı liderler mektupta; washington’ın mevcut rusya stratejisinin başarısız olduğunu, bu stratejinin moskova’nın batı topluluğu içinde yer alma iradesini hesaba katarak gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmiştir. (5) mektup, soğuk savaş yıllarına geri dönmeden dört taraflı yaklaşımla yenilenme süreci başlatma çağrısında bulunmuştur. george shultz’un geliştirdiği dört taraflı yaklaşım, reagan’ın ikinci döneminde uygulanmıştı. buna göre, abd-sscb ilişkilerinde dört yaklaşım vardı: silahlanmanın kontrol edilmesi, kişisel özgürlükler, ekonomik sorunlar, bölgesel karışıklıklar.

    rusya’nın kafkasya’ya dönüşü

    2000 yılında b. yeltsin iktidarının sona ermesiyle birlikte dünyada “noviye ruskie” (yeni ruslar) diye bir tabir ortaya çıkmıştır. 2000-2010 yılları arasında yeni rusların yönetiminde eski komünizmden de uzak olmayan ama çar zamanını hatırlatan bir döneme dönüş başlamıştır. putin iktidarının en önemli icraatı dış politikanın yeniden yapılandırılmasıdır. bu dönemde sovyet döneminde unutulan “arka bahçe” gibi kavramlar kremlin’in dış politika sözlüğüne geri dönmüştür. birçok uluslararası ilişkiler uzmanı rusya’nın dünya siyasetine dönüşü üzerine farklı değerlendirmeler yapmıştır. bazı uzmanlara göre rusya yeniden büyük bir güç olabilmek için eski etki alanlarına dönmeye çalışmaktadır. kremlin’deki uzmanlardan gleb pavlovski’nin demeçlerinden birinde değindiği sözleri hatırlamak gerek “biz milli cumhuriyetimizi kurmak istiyoruz ama imparatorluk kültürüyle, imparatorluk gücüyle, imparatorluk üslubuyla.”(6) bugün rusya’nın yeniden imparatorluğa dönüşmesini sağlayacak lider kadrosu yoktur. rus devletinin yayılmacı eğilimleri de “mimetik emperyalizm”den farklı bir şey değildir.

    kremlin’in arka bahçe olarak adlandırdığı alan, kafkasya’dır. kafkasya’nın güneyinde bağımsız devletler varken kuzeyi rus egemenliği altındadır. ancak kafkasya siyasi sınırlar açısından kuzey ve güney olmak üzere iki bölüme ayrılsa da kültürel bakımdan bölge insanları birbirine oldukça yakındır. bu kültürel yakınlığın ifade ettiği anlam hala devam eden arap baharı’ndaki ulusötesi dinamikler göz önünde bulundurularak değerlendirilebilir. aynı kültüre bağlı olup aynı dine inanan toplumların birinde bir devrim ya da değişim başlar başlamaz diğerlerine etki etmektedir. bu durumu çok iyi anlayan bölgesel ve bölge dışı güçler vardır. bölgesel güçlerden biri olan rusya, kuzey kafkasya’da 2003 yılında gürcistan’daki gelişmelere benzer olayların çıkmasından endişe etmektedir. nitekim 1990 yılında sscb’nin dağılması bu şekilde olmuştur. kuzey kafkasya’daki bağımsızlık yanlısı hareketler bölgenin güneyindeki devletlerin bağımsızlık süreçlerinden esinlenebilir. nitekim rus uzmanlar arasında kuzey kafkasya’daki gerilla hareketlerinin bitirilememesini güney kafkasya’da bağımsız devletlerin varlığına bağlayan görüşler vardır.

    moskova’nın ikinci çeçenistan savaşı’ndan sonraki yanlış ve baskıcı politikalarının neticesinde bugün “yeşilciler” bütün kuzey kafkasya topraklarına yayılmıştır. gerilla grupları, hâlihazırda kuzey kafkasya’nın adigey, dağıstan, inguşetya, çeçenistan, kuzey osetya, kabardey balkariya ve kabardey çerkez bölgelerinin hepsinde etkindir. gerilla grupları rusya yönetimine karşı kafkasya’nın kuzeyinde “kafkasya emirliği” adını verdikleri gayrı resmi bir hükümet tesis etmiştir. bu hükümette kafkasya’nın kuzey kısmının bütün etnik grupları ve özerk yönetimleri temsil edilmektedir. rusya bu hükümeti tanımamakta ve kuzey kafkasya’daki mevcut özerk yönetimlerin de bölgeyi demir yumrukla idare etmesine destek vermektedir. kremlin, bölgeyi özerk yönetimlerdeki liderlerle birlikte sıkıyönetim altında tutarak kendi nüfuzunu korumaya çalışmaktadır.

    kremlin, gerillaları “yeşilciler” olarak adlandırarak bu grupların abd‘de 11 eylül saldırılarını yapanlardan farklı olmadığını iddia etmektedir. moskova’nın bu konudaki iddialarına rağmen batılı devletler kuzey kafkasya’daki gerilla gruplarını özgürlük savaşçısı olarak görmektedir. son yıllarda “büyük çerkezistan” adıyla kuzey kafkasya’da yeni projeler de ortaya atılmaktadır. büyük çerkezistan projesinin ilk fiili adımlarından biri çerkez soykırımı’nın 21 mayıs’ta gürcistan parlamentosu tarafından tanınması olmuştur. bu nedenle kuzey kafkasya’nın güvenliği son dönemlerde kremlin’in en önemli problemidir. 2014 soçi kış olimpiyatları’nın güvenliğinin garanti edilmesi, moskova için öncelikli bir konudur. terör eylemleri olimpiyatlar’a gölge düşürebilir. bu meselenin moskova’yı çok rahatsız ettiği bilinmektedir. son iki yılda kafkasya, rusya-gürcistan savaşı’nın da ağır neticelerini yaşamış, bu savaş yüzünden bölgenin istikrarı ve güvenliği yeniden dünyanın gözünde şüpheli hale gelmiştir. kafkasya’nın güneyinde ise hala devam eden iki çatışma vardır: azerbaycan ile ermenistan arasındaki yukarı karabağ sorunu ve rusya ile gürcistan arasındaki abhazya ve güney osetya sorunları.

    kafkasya’da ne değişti?

    yenilenme süreci projesi ortaya atıldıktan sonra kafkasya’da rus etkisinin arttığını ve abd etkisinin azaldığını söylemek gerekir. 2008 gürcistan krizi ile rusya’nın güney kafkasya’yı kaybettiği düşünülse de bugünkü durum tamamen farklıdır. gürcistan krizi rusya’yı kafkasya’da daha dikkatli politika izlemeye yönlendirmiştir. bu bakımdan güney kafkasya’daki çatışmalar aslında barış sürecinde rusya’nın kontrolünü artırmıştır. rusya’nın yukarı karabağ sorunundaki son gelişmelerde ve türkiye-ermenistan sınırının açılması konusunda oynadığı öncü rol bu artışın önemli faktörlerindendir. rusya, güney kafkasya’da enerji koridoru projelerine karşıdır. geliştirilmeye çalışılan nabucco gibi projeleri önlemeye çalışmaktadır. rus dışişleri eski bakanı yevgeni primakov da “rusya’sız dünya” adlı eserinde rusya için kafkasya’nın kırmızı çizgi olduğunu ifade etmektedir.

    primakov’a göre, kırmızı hat yaklaşımına rusya ile nato arasındaki güven eksikliği sebep olmuştur. soğuk savaş sonrası doğu avrupa ülkelerini kapsayacak şekilde genişleyen nato, bu ülkelere asker nakletmemek konusunda rusya ile anlaşmaya varmıştır. yine de birkaç sene sonra abd; romanya ve bulgaristan topraklarına beşer bin asker yerleştireceğini açıklamıştır. aynı durumun rusya’nın güney sınırındaki gürcistan’da da tekrarlanacağı kremlin için aşikârdır. moskova, nato askerinin sınırlarına yaklaşmasını kendi güvenliğine tehdit olarak algılamaktadır. rusya, bu sürecin önünü almak için ukrayna’ya ekonomik baskı yapmış ve gürcistan’la savaşı göze almıştır. olayların bu şekilde devam etmesi kafkasya bölgesindeki enerji kaynaklarının güvenliği açısından tehlikelidir. bu bölgeye yönelik “mimetik emperyalist” hırsları sebebiyle rusya, kafkaslar’da dış müdahalelere izin vermeyecektir. kafkasya’da her iki gücün ortak noktalarının belirlenmesi çok önemlidir. ancak, ikili ilişkilerin yenilenmesi sürecinde abd ve rusya’nın hangi ortak noktaları bulduğu kamuoyuna açıkça duyurulmamaktadır.

    22 temmuz 2009’da obama’nın moskova ziyaretinden sonra joe biden bazı mesajlar vermiştir. biden’e göre abd, etki alanlarını takviye etmeyecek, yeni çıkar çatışmalarına girmeyecek ve moskova’nın kırmızı çizgilerine dokunmayacaktır. biden, kafkasya’da abd’nin mevcut konumunu muhafaza edeceğini, bölgedeki etki alanını genişletme hedefinin olmadığını açıklamıştır. ancak unutulmaması gereken abd’nin; tiflis ve kiev’le olan sıcak ilişkilerinden vazgeçmeyeceğidir. (7)

    tanınmış siyasi futuristlerden george friedman’ın, “gelecek 10 yıl” adlı kitabında obama yönetimine kafkasya ile ilgili sunduğu tavsiyeler çok ilginçtir. friedman, gelecek on yılda abd’nin gürcistan ve kafkaslardan çekilmesinin bölgede boşluğa yol açabileceğini değerlendirmektedir. friedman’a göre gürcistan’ın abd için fazla önemi yoktur ama bu ülke, güney sınırlarının güvenliği bakımından ruslar için oldukça önemlidir. ruslar, gürcistan için bedel ödemeye hazır durumdadır. abd ise gürcistan’ı orta asya ve iran ile ilgili konularda rusya ile yürütülen pazarlıklarına konu etmek istemektedir. (8) ancak, abd içinde demokratların cumhuriyetçilere rağmen bu politikaları savunabilecek güçleri yoktur. bu sebeple demokratların rusya’yla ilişkilerde yenilenme sürecini dengeli bir şekilde yürütmesi gerekmektedir. ancak demokratlar, bu denge politikasıyla abd iç kamuoyunda kararsızlık görüntüsü oluşmasına yol açabilir. demokratlar kafkasya’dan politik olarak çekildikleri takdirde ekonomik olarak kalmak isteklerini gizlememektedir. güney kafkasya’da nabucco gibi yeni bir projenin geliştirilmesi bu anlamda abd için çok önemlidir.

    kuzey kafkasya ile ilgili not edilmesi gereken diğer konular vardır. bunlar, terör eylemlerinin durumu ve moskova’nın yerel yönetimlerle kurduğu ilişkilerdir. batılı uzmanlar kremlin‘in politikalarından duydukları rahatsızlığın devam ettiğini, rusya’nın kafkasya’daki halka karşı sert güç politikasının yumuşak güce hala dönüşmediğini belirtmektedir. bölgedeki son durum incelendiğinde terör eylemlerinin karakterinin değiştiği ama terörün hala devam ettiği ifade edilebilir. önceleri ağırlıklı olarak askerlere karşı eylemler vardıysa da son iki yılda bu eylemler sivilleri de hedef alabilmektedir. 2009 yılında 11 terör eylemi kayda geçmiş ve sivil halktan 77 kişi, eylemcilerden de 46 kişi ölmüştür. 2010 yılında eylemlerin sayısının arttığı görülmüş, 17 terör eyleminde, 95 sivil, 47 de eylemci ölmüştür.(9) son iki yılda eylemlerin sayısının artması rusya’nın bölgedeki politikalarının sonuçlarının iyi olmadığını göstermektedir. özerk yönetimlerin halka karşı baskıcı politikaları da gerillaların sayısını artırmaktadır. medvedev, kafkasya’da yumuşak güç politikası uygulamak için “kuzey kafkasya” federal bölgesini tesis etmiştir. bu yapının ne kadar işlevsel olacağıyla ilgili soru işaretleri vardır. nitekim bölgede sıkıyönetim olmasına rağmen istikrarı sağlanamamaktadır. bu nedenle kuzey kafkasya’nın uzun zaman bölgede istikrarsızlık nedeni olarak kalacağı değerlendirilmektedir.

    kafkasya’da siyasi ve ekonomik istikrarın oluşması, avrupa güvenliği açısından önemlidir. kafkasya’nın rusya-abd ilişkilerinin yenilenme sürecinde de vazgeçilmez bir role sahiptir. bölgede istikrarın tesisi için abd ve rusya bölge ülkelerini sürece dâhil etmelidir. bu bakımdan, istikrarın oluşmasının sağlanması için bölgenin ekonomik kalkınmasına, insan haklarına dikkat edilmesi, eğitim ve sağlık kurumlarının ve demokrasinin yerleşmesine çalışılması gerekmektedir.

    http://www.bilgesam.org/…8:analizler-abd&itemid=135

    dipnotlar:

    1) http://hvylya.org/…18/8789-2010-12-23-10-47-39.html
    2) ronald d. asmus, 2010 parnas, 2010 sf.123.
    3) yevgeni primakov, rusya’sız düny. mayıs 2010 timaş yayınları, sf.7.
    4) http://cursorinfo.co.il/…pressa/2011/07/05/zakaria/
    5) http://www.sovsekretno.ru/magazines/article/2845
    6) röportaj jay tolson, gleb pavlovski'nin ve danilo galperovich: kremlin
    political consultant sees medvedev as best choice for 2012. rfe/rl. russia report. 21 ocak 2010.
    7) http://www.rg.ru/2011/03/09/vizit.html
    8) george friedman “gelecek on yıl” sf. 183.
    9) bak: barry e. chechnya and its neighbors suffer a relapse //new york times 29 august 2009

    http://tr.caspianweekly.org/…kafkasya-faktoru-.html
  • 2020 yılında abd-rusya ilişkilerinin bozulacağı ve rusya sınırları çerçevesinde polonya-türkiye-rusya arasında çatışmaların (çıkar çatışmaları ya da silahlı çatırmalar) yaşanacağı abd'li gelecekbilimciler-stratejistler tarafından öçn görülmektedir.
    (bkz: türkiye/#26148361)
  • bu konuda sina kısacık imzalı güzel bir makale için; http://politikaakademisi.org/?p=1392
  • enerji bağlamındaki rekabetin kısa ama güzel bir değerlendirmesi için; http://politikaakademisi.org/?p=3602
  • orta asya üstünde tam bir kapışma şeklinde cereyan etmekteymiş. the diplomat'tan joshua kucera isimli analist nefis bir makale yazmış bu çatışma hakkında.

    "rusya ve amerika’nın, islamcı radikal “illüzyonu” ile orta asya’ya yoğunlaşması bölgesel çatışma tehdidine “gerçek” bir katkıda bulunabilir."

    "afganistan’dan sonra orta asya’da büyük oyun" başlıklı makalenin türkçesi: http://goo.gl/onqhy
  • abd-rusya: göz göze, diş dişe!

    “soğuk savaş”ı kaybeden rusya’nın suriye’de bu kadar direnç göstereceğini ve hatta bu ülkede etkili bir konuma, varlığa ve çıkarlara sahip olduğunu muhtemelen pek çok kimse tahmin etmiyordu.

    bu kapsamda, st. petersburg’da gerçekleştirilen g-20 zirvesi bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor. bu tarihe kadar suriye krizinde inişli-çıkışlı bir tepki politikası izleyen ve hatta son kimyasal silah kullanımı sonrası bir savaşın tarafı olmayacağını açıklayan rusya’nın bu sefer tavrını çok daha net ortaya koyması, rusya’nın göze göz, dişe diş stratejisini uygulamaya geçirdiğini gösteriyor.

    nitekim zirve’nin devam ettiği ve obama’nın kararlılık konuşması yaptığı sırada rusya’nın şam’daki küçük reaktör üzerinden yaptığı “suriye saldırısı nükleer felakete yol açar” uyarısı, müdahaleyle ilgili “ucu açıklığı” göstermesi itibarıyla gündeme bomba gibi düştü.

    “aba altından nükleer sopayı gösteren” bu dolaylı mesaja paralel olarak rus ordusu tarafından yapılan ve suriye hava savunma sistemlerinin bu ülkenin hava sahasına girecek tüm uçakları, tomahawk füzelerinin yarısını yakalayabilecek güçte olduğunu belirten açıklaması da tansiyonu yükselten bir başka gözdağı gelişmesi oldu.

    dolayısıyla, sınırlı da olsa suriye’ye karşı gerçekleştirilecek bir müdahalenin beraberinde ne tür sonuçlara yol açabileceği artık büyük bir muamma!

    temel yanılgılar…

    hiç kuşkusuz, en büyük yanılgıyı libya krizi ve müdahalesi karşısında rusya’nın takındığı tavır oluşturuyor. bm güvenlik konseyi’nde yapılan libya oylamasında çekimser kalan rusya’nın suriye krizinde de çok fazla bir direnç göstermeyeceği öngörülüyordu.

    bu öngörüyü destekleyen bir diğer kriz ise, kosova olarak karşımıza çıkmaktaydı. krizin sonuna kadar direnç göstermeye çalışan rusya, nihayetinde sonucu kabullenmek zorunda kalmıştı.

    oysa yeltsin sonrası büyük bir toparlanma sürecine giren rusya, gücü-potansiyelleri çerçevesinde etkin bir kriz politikası izleyeceğinin sinyallerini uzunca bir süredir vermekteydi. buna yakın çevresi baltıklar, karadeniz, kafkasya, hazar, orta asya ve afganistan kadar ortadoğu da dahildi.

    bunla ilgili somut örneklerin başında da iran nükleer krizi gelmekteydi. nitekim iran’ın güvenliğini kendi bekasının bir parçası olarak değerlendiren rusya, iran’ı zaafiyete uğratacak her gelişme karşısında doğrudan ya da dolaylı bir şekilde bu ülkeyi ve “çabalarını” destekleme yoluna gitmekten çekinmiyor. bu kapsamda, ırak’ta abd karşıtı direnişte iran kadar rusya’nın oynadığı rolü de göz ardı etmemek gerekiyor.

    aynı şekilde, 2006’da israil’in lübnan’ı işgali girişimi karşısında hizbullah’ın gösterdiği direnç ve ön plana çıkan sofistike silahlar da, iran kadar rusya’ya işaret etmekteydi. dolayısıyla, ortadoğu’da uzunca bir süredir yürütülen vekaleten savaşların en önde gelen aktörleri arasındaki yerini korumaya devam eden rusya’nın bu rolünün göz ardı edilmesi en büyük yanılgılardan birisi oldu.

    rus “kaba gücü” ve caydırıcılığı…

    bu arada, gürcistan bunalımında ortaya koyduğu kararlılığı ve kullandığı enstrümanları da göz ardı etmemek gerekiyor. nitekim krizdeki “kaba gücü” ve bunun temelini oluşturan silahların caydırıcı niteliği, bugün kendisini suriye’de de gösteriyor.

    abd-rusya arasındaki bu “yeni soğuk savaş”ta rusya’nın ortadoğu’daki küba’sı olarak ön plana çıkan suriye’ye yönelik kuvvet kaydırmaları ve vatandaşlarını tahliyesi bu açıdan önemli.

    açıkçası rusya, yalta düzeninde kendi payına düşen suriye’yi kaybetmemek ve yeni yalta sürecindeki yapılanmada bu ülke üzerinden bölgedeki çıkarlarını korumak için her türlü olasılığı göze aldığı mesajını veriyor.

    rusya bölgede güçlü bir israil istemiyor!

    rusya, yakın çevresi sonrası öncelikli alanı oluşturan ve “güney’e doğru” politikasının ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiği suriye’yi kaybetmeyi; tarihsel misyonuna ve petro’nun vasiyetine ihanet etmekle eş değer kabul ediyor. her ne kadar petro vasiyetinde iran’ı işaret etse de, suriye dolaylı olarak zaten iran anlamına geliyor…

    dolayısıyla, bölgede abd ya da batı adına hareket edecek bir gücün oluşumunun önüne geçmek rusya’nın en temel politikalarından birini oluşturuyor. bu da son dönemde bir kez daha ön plana çıkmaya başlayan israil demek.

    bölgede güçlü bir israil, eski sovyet alanında tekrar nüfuz sağlamak isteyen rusya’nın hedef ve çıkarları açısından bir tehdit anlamına geliyor ve moskova bunun fazlasıyla farkında. abd-rusya gerginliğinin arka planında yatan bir neden de işte bu…

    doç. dr. mehmet seyfettin erol/usgam başkanı

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…ya-goz-goze-dis-dise/
  • (bkz: votka kola)
  • iran nükleer programı konusunda sessiz bir işbirliğine doğru ilerleyen ilişkiler; http://www.latimes.com/…09,full.story#axzz2iurf2oht