şükela:  tümü | bugün
  • orta asya üstünde tam bir kapışma şeklinde cereyan etmekteymiş. the diplomat'tan joshua kucera isimli analist nefis bir makale yazmış bu çatışma hakkında.

    "rusya ve amerika’nın, islamcı radikal “illüzyonu” ile orta asya’ya yoğunlaşması bölgesel çatışma tehdidine “gerçek” bir katkıda bulunabilir."

    "afganistan’dan sonra orta asya’da büyük oyun" başlıklı makalenin türkçesi: http://goo.gl/onqhy
  • ortadoğu'da, doğu avrupa'da ve kafkasya'da nüfus ve baskınlık mücadelesi yüzünden, yer yer elektriklenmeler şeklinde devam eden ilişkiler.
  • (bkz: soft porn)
  • 2016 abd başkanlık seçimleri kampanyasında da önemli yer tutması beklenen sorunlu ve rekabete dayalı ilişkiler. başkan adaylarının bu konudaki görüşleri ve programları için; http://www.cfr.org/campaign2016/#/russia
  • abd'nin rusya'dan haziran ve temmuz aylarında 4,6 milyon varil petrol (son 3 yılın en yüksek oranı) aldığının ortaya çıkmasıyla daha da ilginç hale gelen ilişkiler.

    http://tr.sputniknews.com/…20150804/1016931039.html
  • savaşlar yeni savaşlar üzerine kuluçkaya yatıyor - furkan kaya

    bir ülkenin coğrafyası değişmez, sabit bir faktördür. fakat coğrafyasının belirlemiş olduğu jeopolitik özelliklerin diplomatik boyutu, uluslararası güç dengelerindeki değişikliklere göre yeniden yorumlanabilen dinamik bir değişkendir. bugün türkiye’nin çevre coğrafyasında cereyan eden gelişmeler ve sınırdaş ve sınır aşan ülkeler ile jeopolitik ilişkilerinin temeli de işte bu dinamizmden etkilenmektedir. bilhassa orta doğu coğrafyasının yapısının, bölgenin afro-avrasya ana kıtası dahilindeki merkezi konumu ile yakından alakalı olduğu görülüyor. demek oluyor ki, bugün büyük güçlerin “vekalet savaşı” yürüttükleri orta doğu’nun kaderi, aynı zamanda afrika-avrasya, yani kısaca afro-avrasya’yı da ilgilendirmektedir.

    küresel hakimiyet mücadelesi rusya ve abd’yi birbirine bağımlı kılıyor.

    soğuk savaş sürecinde dünyanın iki güç şemsiyesi altında toplanması, küresel hakimiyet mücadelesinin abd ile sovyetler birliği arasında gerçekleşmesine neden olmuştur. bu iki kutuplu dünya düzeninde yer alan güçler, birbirleri üzerinde caydırıcılık hamleleri sayesinde üstünlük sağlamaya çalışmıştır. nitekim soğuk savaş’ın bitmesi ve sovyetler birliği’nin dağılması, abd’yi bir müddet ekonomisi ve savunma sanayisiyle “tek süper güç” konumunda uluslararası anlaşmazlıklarda ve anlaşmalarda son sözü söyleyen bir otorite konumuna getirmiştir. fakat putin’in rusya devlet başkanı seçilmesiyle birlikte, rusya’nın arka bahçesi olarak gördüğü orta asya ve hazar havzasında yer alan ülkeler ile yeniden diyalog kurması, özellikle çin-hindistan ülkeleri ile asya-pasifik politikasına yön vermesi ve doğu akdeniz politikasını yeniden canlandırması, rusya ile abd’yi yeniden satranç tahtasına oturturken, gelişmekte olan ülkelerinde kilit roller üstlenmesini sağlamıştır.

    ünlü stratejist mahan, abd’li yöneticilere iki temel stratejik hedef göstermiştir. bunlardan ilki, savaşların daima amerika’dan uzak denizlerde olması gerekliliği, ikincisi ise, avrasya ana kıtasındaki gelişmeleri yakından takip edilebilmesini sağlayacak ittifaklar zincirinin tesis edilmesi. yani hem abd, hem de rusya avrasya’yı saran yarımadalardan oluşan kuşağın, orta doğu’dan çin’e kadar uzanan merkezi hatta taktik manevraları yapacakları bir rekabet sahası oluşmuş oluyor.

    davul abd’nin boynunda, tokmağı rusya’nın elinde.

    rusya ve abd, küresel menfaatlerinin birbirleri üzerinde baskı ve caydırıcılık oluşturması için ihtiyaçlarının güçlü bölgesel politikalar olduğunun farkındalar. avrasya stratejilerinin işlevselliği, bugün orta doğu’daki pozisyonlarına göre belirlenecek. rusya, enver sedat’ın kendilerini mısır sınırları dışına itmesinden bu yana 50 yıldır orta doğu denkleminin dışındaydı. fakat başkan putin’in koalisyon güçleri ile birlikte suriye’de ışid’e karşı başlattığı askeri operasyonlar ve esad’a sürdürdüğü destek, rusya’yı yeniden bu denklem içine yerleştirmiş oldu. artık batı, eskisi kadar esad rejimine karşı muhalif olarak gözükmüyor. sanki yeni düzen, rusya’nın istediği doğrultuda şekilleniyor. adeta esad’a düşman olan güçler, putin’in oyunun yeni kurallarını belirlemesini bekliyor.

    esad yeniden hakim güç olabilir mi?

    artık neredeyse tüm dünya, rusya’nın suriye’de ışid’e karşı yürüttüğü operasyonun aslında tüm esad rejimi muhaliflerine karşı olduğunun farkında. bölgedeki bazı muhalif grupları batı desteklerken, diğerler grupları ise körfez ülkeleri ve türkiye destekliyor. diğer taraftan koalisyonun hava saldırıları ışid hedeflerini bombalıyor, rusya destekli esad güçleri de muhalifleri vurmaya devam ediyor. son dönemde rusya, suriye’ye uçaklar, zırhlı araçlar ve istihbarat desteğiyle 2000 kişilik askeri güç konuşlandırdı. tabiatıyla bu endirekt de olsa esad’ı güçlendirmiş oldu. öyleyse rusya’nın bu denli suriye’de gücünü arttırması, esad’ı yeniden hakim güç kılamaz mı? bu soruya cevap aramak gerekir.

    kafkaslardan gelen rus cihatçılar putin’i tedirgin ediyor.

    savaşın devam ettiği suriye’de, ışid, suriyeli kürtler ve çoğu islamcı olarak kendilerini niteleyen rejim karşıtı güçler var. esad’ın askerlerinin sayısı da 250 binden 125 bine inmiş durumda ve yerel güçler ile hizbullah’ın da içinde yer aldığı şii gönüllüler tarafından desteklenen askerler de buna dahil. buna karşılık, rus istihbaratı suriye’deki muhalif gruplara katılmak üzere birçoğu kafkaslardan gelen ve müslümanlardan oluşan yaklaşık 2000 civarında rus cihatçı olduğunu belirtmektedir. elbette dünyanın dört bir yanından gelen ve bilhassa ışid saflarına katılan “cihatçılar”, rusya’yı tedirgin ediyor.

    netanyahu’nun rusya ziyareti suriye’de kimi muhatap aldığının kanıtı.

    orta doğu’da “çift kutuplu” bir güç mücadelesine tanık olunurken, asya-pasifik bölgesinde içinde abd, rusya, çin, hindistan ve japonya’nın da yer aldığı “çok kutuplu” bir güç savaşını görüyoruz. rusya, abd’nin orta doğu’da etkisini kırmak için “şii hilali” stratejisini iran, ırak, suriye ve kuveyt ile birlikte uygulamak istiyor. rusya ve iran’ın suriye’de esad’ın ayakta kalması için birbirlerinin politikalarına destek vermesiyle, rejim dostu hizbullah da güçleniyor. yani abd’nin en çekindiği şu senaryo akıllara geliyor; rusya’nın esad’ı desteklemesiyle aynı paralelde iran ve hizbullah’ın güçlenmesi, israil’in golan sınırını tehlikeye atmış oluyor. artık israil, suriye’de rusya ile diyalog kurmak zorunda. netanyahu’nun kremlin ziyareti ise, bu düşünceyi destekler niteliktedir.

    sonuç

    türkiye’nin suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölge” kurma fikrinin, rusya’nın müdahil olmasıyla artık hayata geçmesi oldukça güç. ayrıca karadan güvenli bölgeyi koruyacak emniyet mekanizması oluşturmak da risk oluşturuyor. rusya’nın nihai amacı, koalisyon güçleri ile ışid’e karşı savaşırken, doğu akdeniz’de kalıcı bir askeri üsse sahip olmak. çünkü suriye’de esad’lı veya esad’sız her senaryoda lazkiye üssü güvenli bölge haline gelecek. rejimin çökmesi ihtimalinde bile, rusya, lazkiye bölgesinde kendi himayesinde küçük bir rus yanlısı devlet kurulmasını bile sağlayabilir.

    orta doğu’da harekete geçme riski, hiçbir şey yapmama tehlikesine dönüşmek üzere. bölgede çok daha karmaşık ve öngörülemeyen yeni aktörlerin yeni sorunlar doğurması idareyi daha zor hale getirecek. dolayısıyla savaşların yeni savaşlar üzerine kuluçkaya yatmaması için, daha öngörülebilir bir dünya düzenine ihtiyaç var.

    haftanın sözü: “insan ancak kendisini özgürleştirebilir ama kimse de başkaları olmadan özgürlüğüne kavuşamaz.”

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…ne-kuluckaya-yatiyor/
  • yine eski yönteme dönmüşlerdir.

    sscb zamanında iki büyük hegemonya dünyayı tam sömürgecilikten bağımlı uyduculuğa indirgediler. savaşta görünüp derinlerde işbirliği kurdular. paylaştıkları sömürge ülkeleri kışkırtarak birbirlerinin kucağına ittiler.

    bu yıla kadar türkiye abd nin kucağına itiliyordu. stalin türkiye'den sınır düzeltme talep edip kars ve ardahan'ı istemişti. tam bu olaylardan sonra abd nin kucağına oturduk. 70 yıl kaldık.

    derken abd taktik değiştirdi. hem ortadoğu politikalarında sivri ayrım, hem işbirlikçilerin işe yaramazlığı hem de stratejik alternatifler yüzünden, bir şeylere karşılık bizi rusyaya ihale verdi.
  • rus tarafındaki donald trump'a yönelik büyük sempati ve umut anlaşılan kaybolmaya başlamış. zira bu kadar bilinmezlerle dolu ve ne yapacağı hakkında hiçbir fikir yürütülemeyen bir dev rakip, putin için bile korkutucu olabiliyor.

    http://foreignpolicy.com/…ing-to-worry-about-trump/
  • kıbrıs çevresinde ve genel olarak doğu akdeniz'de iki ülkenin savaş gemileri ve denizaltılarının son haftalarda yoğunlaşmaya başlaması da dikkat çekici bir gelişme. ancak putin hayranı ve otoriterlikle bir problemi olmayan trump'ın başkan seçilmiş olması gerginliği azaltabilir.

    http://www.milliyet.com.tr/…z-de-rus-dunya-2360793/