şükela:  tümü | bugün
  • başlık uzun versiyonu: "amerika birleşik devletleri'nde böcek çeşitliliğinin fazla olması"

    özellikle bizim gibi eski dünya kıtasından gelenlerin hemen farkedeceği çeşitliliktir. tabii ki böyle bir şeyden bahsederken ülke sınırından bahsetmek yanlış olur. başlığın belki de "kuzey amerika kıtası'nda ..." diye açılması gerekirdi. ancak diğer kuzey amerika ülkelerine gitmediğim için ülkeyle sınırlı tutmayı daha uygun gördüm.

    sadede gelelim, daha öncesinde doğu kıyısında bulunmuştum. orada ağaç sıklıklığı oldukça fazlaydı, yollarda seyirlik manzara bile olmazdı. yine de böcek çeşitlişiği türkiye'den fazlaydı. özellikle müstakil bir evdeyseniz veya zemin kat bir apartmanda, o çok güzel görünen yemyeşil çim öyle bir haşerat çekiyor ki, artık bazı böceklere izin veriyorsunuz sizinle yaşasınlar diye. değişik kırkayaklar, irili ufaklı örümcekler, kiralık apartman sitelerindeyseniz hele hamam böcükleri (allah kimseye vermesin, bunlardan kurtulmak zor baya). her yerde evcil hayvan gezdirdiklerinden veya her yerde tavşan, sincap, rakun, possum (fare suratlı harika bir hayvan) gibi hayvanlar olduğundan hayatına sıklıkla pire, kene vs giriyor. bed bug diye bişeyin korkusu sarıyor sonra. eve bi sararsa yataklara varasıya bütün eşyadan kurtulmak gerekiyormuş. allah tanıştırmasın inşallah.

    geçen kış sonunda orta abd'de bir eyalete taşındık. oo çok güzel bir coğrafya, tam ısparta burdur civarı gibi, yer yer açıklık, yer yer ağaç. inanılmaz güzellikte ve çeşitlilikte kır çiçekleri. bütün yaz bir biri açıyor, vakti geçince başkası. göl kenarlarında kendiliğinden büyüyen asma yaprağı bile var, ohh ne güzel sar sar ye. ama gel gelelim, bu kadar çeşitli bitki örtüsü olunca hayatında bir daha yaşayamayacağın ekkembacaklı deneyimlerin oluyor.
    ilk öğrendiğimiz, bir kaç çeşit daha hamam böcüğü varmış. yok alman tipi, yok uçan, yok çimde takılan. iyi hadi dedik. yaz başında bir gün bi baktık, dışardaki çiçeğe el kadar bişey geliyor. google'a sormadığımız böcek kalmadı zati. bi baktık bir çeşit güve kelebeği. sonra her bir iki haftada bir değişik şeyler böcek istilası altınta kaldık. iki kere de çocuğun kulağından kene çıkardık, o da çabası. bir de çocuğu takip ettik hasta olacak mı diye. ha yine öğrendik ki, 5-6 çeşit daha kene varmış buralarda. çocuğun kulağından çıkanlar genelde geyiklerde görünürmüş, nerden geldiyse.
    bir ara bacakları benim parmaklar kadar uzun örümcekler sardı etrafı. örümcek riskli iş, tonla çeşidi var, zehirlisi falan. zararsızmış iyi bari dedik. karadul tehlikesi var ama hala, her hafta bir kere resmine bakıp akılda tutmaya çalışıyoruz, neme lazım.
    arı çeşidi zaten çok, ama arılar arı değil, serçe kuşu kadar mübarek. 15 cm'e varan yusufçuklar sonra. allah var, iyi tarafı da oldu bu çeşitliliğin; agustos'un ikinci yarısı kelebek zamanıydı resmen. böyle el kadar rengarenk kelebekler görmek güzeldi.
    şimdi şimdi azaldılar biraz, havalar soğuyunca. hiç değişmeyense sivrisinek tehlikesi. tehlike diyorum çünkü burdaki sivrisineklerin kimya doktorası var zaar. ısırınca vücuduna ne salgılıyorsa ısırdığı yere bıçak saplamayı falan düşünebiliyorsun. normali, siyahı, beneklisi, artık bilmiyorum kaç çeşit.
    dün gece çalışırken iki ayağımda toplam 12 yerden ısırmış şerefsizler. demem o ki bana bu entry'yi yazdıran yine sivrisinek oldu, lanet olsun!

    yani yeni dünya sonuçta, daha 500-600 senedir insan yoğunluğu var ülkede (ya da kıtada). normal tabi canlı çeşitliliği. ama böcü mevzusu sıkıntı valla.

    ekstra: 3-4 bu büyüklükte peygamber devesi de gördüm bu arada. arabanın üstünde, okulda falan.