şükela:  tümü | bugün
  • 30 ekim'de yapılacak ilk jürili duruşma öncesi taraflar son kez 25 eylül'de hakim karşısına çıkacak.***

    bu dava türkiye için neden önemli?

    abd'de dava açıldığında soruşturmada ismi geçen 91 türk'ün olduğu bilinmekteydi. siyasi nedenlerden dolayı bunlar taksit taksit ortaya çıkacak. bu işin sonu kendisine dokunacağını bilenlerin korkusu zaten soruşturma ve dava dosyasında isimlerinin geçtiğini bilmeleri ve sıranın önünde sonunda kendilerine geleceğini düşünmelerinden. reza zarrab üzerine kurulu bu davada ilk olarak zarrab'ın tutuklanması ise newyork savcılığı'nın işini kolaylaştırdı veya reza zarrab bu işten kurtulamayacağını anlayıp anlaşma yoluna gitti.

    reza zarrab'ın abd ile anlaştığını düşündüren nedir?

    abd'deki bu davanın temeli 2010 yılına dayanmaktadır. 2010 yılında abd hazine bakanlığı, iran'a uygulanan ambargonun delinmeye çalışıldığı ve bu yolla karapara aklandığı gerekçesiyle aktifbank'a ziyaretlerde bulunup konuyla ilgili mektuplar yollamıştır. redhack'in yayınladığı e-mailler de bunu teyit etmektedir. abd hazine bakanlığı reza zarrab'ın kurduğu paravan şirketler ve bu şirketlerin aktifbank'taki hesapları aracılığıyla karapara akladığı ve iran'ın ambargo altındaki parasının uluslararası dolaşıma sokulduğu belirtilmekteydi. yani reza zarrab 2010 yılından beri karapara aklama suçlamasıyla abd tarafından takip edildiğini bilmekteydi. bunu bilen biri de elini kolunu sallayarak abd'ye tatile gitmez sanırım.

    aktifbank'ın reza zarrab davasındaki yeri nedir?

    kanımca aktifbank bu davanın en kritik noktasını oluşturmakta. çünkü herşey aktifbank ile başladı. aktifbank bir çalık holding kuruluşu ve o dönemde çalık holding ceo'su berat albayrak idi. yine redhack maillerinden, dönemin aktifbank ceo'sunun abd hazine bakanlığı'nın maillerine cevap verirken berat albayrak'a danıştığı yani berat albayrak'ın tüm süreçten başından beri haberdar olduğu anlaşılmakta. diğer taraftan aktifbank'ın reza zarrab'ın karapara aklama işlemlerinden elde ettiği yaklaşık 30 milyar dolar civarındaki komisyonun da maliye kayıtlarında bulunmadığı masak raporuyla tespit edilmişti. yani aktifbank demek damat demek. damat demek ne demek? onu zaten biliyoruz.

    berat albayrak dışında durumdan haberdar olan siyasiler var mıydı?

    evet vardı. abd hazine bakanlığı'nın aktifbank'ı uyarması ve iran merkez bankası bank mellat ile olan para trafiğini kesmesi için süre tanımasının ardından banka yetkilileri dönemin dışişleri bakanı ahmet davutoğlu'na abd ile aracı olması için haber gönderildiği bilinmekte. yine dönemin tapeleri ve soruşturma dosyasında da bulunan ayrıca abd'deki soruşturmada da geçen "aktifbank meselesi" için 500 bin dolar ödenen egemen bağış da ismi geçenlerden. [bu arada çok sağlıklı olmamakla birlikte egemen bağış'ın da abd makamları ile işbirliği yaptığı ve itirafçı olduğu söylenmekte]. ayrıca dava başladığında eski ekonomi bakanı zafer çağlayan ve kardeşi mehmet şenol çağlayan ile eski içişleri bakanı muammer güler, eski avrupa birliği bakanı egemen bağış, halk bankası genel müdürü süleyman aslan'ın adlarının soruşturma dosyasında olduğu bilinmekteydi.

    bu dava nereye kadar uzanır?

    bunu kestirmek zor olsa da kimde biteceğini hepimiz tahmin ediyoruzdur. şöyle bir durum var ki; reza zarrab'ın karşılaştığı suçlamalar; karapara aklamak için suç şebekesi oluşturma, banka dolandırıcılığı ve iran'a uygulanan ambargonun delinmesi. yani mesele sadece iran ambargosunun delinmesi değil. karapara aklamak için suç şebekesi oluşturmanın içine, verilen tüm komisyonlar, rüşvetler, oluşturulan paravan şirketler, banka dolandırıcılığına da bu işlemlere göz yuman ve davada ismi geçen halkbankası, aktifbank, garanti bankası, kuveyt türk ve denizbank gibi bankalar girmektedir. daha önce şu entry'de (bkz: #67157645) de belirttiğim gibi, reza zarrab'ın türkiye'de yaptığı bütün telefon görüşmeleri abd tarafından kayıt altına alınmış ve dava dosyasına eklenmiş. yani bu işin içinde kim varsa hepsi yavaş yavaş ortaya çıkartılacak. ayrıca reza zarrab'ın verdiği rüşvetleri isim isim kayıt altında tuttuğu meşhur bir excel sayfası vardı. yani reza'nın bulaştığı herkes kayıt altında ve isimleri kahrolası federallerin elinde.

    davada türkiye'deki siyasiler dışında başka tanınmış isimler de var mı?

    evet var. bir çok tanınmış işadamının yanı sıra, bir beşiktaşlı olarak üzülerek söylüyorum ki, özellikle fikret orman bu işten zararlı çıkabilecek en önemli siyasi olamayan aktör olacak gibi. fenerbahçeli olduğu bilinen reza zarrab'ın vodafone park'tan loca satın alması herkesin hafızasında yer etmişti. fakat fikret orman ve reza zarrab ilişkisinin bunun çok ötesine geçtiği söylenmekte. ikili anlaşmalar,reklam, sponsorluk vb. ile reza zarrab'ın karapara aklamasına yardımcı olduğu dava dosyasında yer aldığı bilinmekte. ayrıca reza zarrab'ın beşiktaş'tan önce trabzonspor ile de benzer ilişkileri olduğu herkesin malumu. klüp bazında bir sorun yaşanmasa da reza zarrab'ın kara para aklamasına yardımcı olduğu gerekçesiyle klüp başkanlarının soruşturmaya dahil olacağı bilinen bir gerçek. futbol klüplerinin karapara aklamada kullanılması hakkında (bkz: futbola bu paraların nereden gelmesi sorunsalı/@eseysiz ureyen canli)
    bu arada büyük resim severler için yıllardır taraftarlara dayatılan passolig'in bir aktifbank hedesi olduğunu belirtmek isterim.

    abd'deki dava ile 17-25 davaları arasında bir bağlantı var mı?

    kanaatimce evet var. abd'deki dava dosyasında bulunan dinlemeler, tape dökümleri, suçlamalar, ifadeler ve deliller neredeyse 17-25 dosyasındakilerle aynı. sanırım bu ortak yürütülen iki ayaklı bir soruşturmaydı. reza zarrab ve dosyada adı geçen kişilerden türkiye'yi ilgilendirenler türkiye'de yargılanacak/ceza alacak, reza zarrab ise abd'ye iade edilecekti. fakat türkiye'de dosya ile ilgili hiç kimse yargılanamadı. dolayısıyla türkiye ayağı çökünce abd ayağı devreye girdi. böyle olunca türkiye'de yargılanması gereken fakat yargılanmayan herkes abd'deki davada yargılanacak. reza zarrab'ın türk vatandaşlığı dışında makedonya ve iran vatandaşlığı da bulunmakta fakat abd'nin iran ve makedonya ile suçluların iadesi anlaşması bulunmamakta.

    siyasilerin iddia ettiği gibi "türkiye iran'a uygulanan ambargoların tarafı değil, dolayısıyla ambargonun delinmesi söz konusu olamaz" tezi doğru mu?

    doğru değil. iran'a ambargo uygulanması birleşmiş milletler güvenlik konseyi'nde alınan bir karar. 1929 sayılı karar. oylamada 20 evet 2 ret 1 çekimser oy kullanıldı. türkiye, brezilya ile birlikte oylamada karşı oy kullanmış olmasına rağmen, ben bu kararı uygulamıyorum deme hakkına sahip değil. derse işte sonuçları bunlar oluyor. ayrıca ofac tarafından da ayrıntılı bir şekilde hangi banka ve şirketlerle ticaret kısıtlaması olduğu ayrıntılı şekilde açıklanmış. ayrıca abd tarafından türkiye'ye enerjiye bağımlı bir ülke olduğu için bazı ayrıcalıklar tanınmıştı. yani türkiye aldığı petrol ve gaz parası karşılığında borcunu, ambargo kuralları gereğince gıda, ilaç ve ziraat ürünleri ihraç ederek ödeyebilirdi. bu yöntem tercih edilseydi, hem iran'a borcumuzu ödeyecek hem de ihracat yaparak yaklaşık 25 milyar dolar gelir elde edecektik. gıda, tarım ve ilaç sektöründe 25 milyar dolar gelir elde edilemesi demek bugün tarımla alakalı hiçbir sorunun olmaması demek idi. fakat bu fırsat kişisel hırslar yüzünden kullanılmadı. ülke çok ciddi bir zarara uğratıldı. peki elde edilebilecek bu kar nereye gitti? tabiki bazılarının cebine, pardon havuzuna. diğer taraftan en basit bakış açısıyla, madem ortada iran ve türkiye arasında salt ticari bir ilişki var, neden iran bebek zencani gibi bu olaya karışan kişileri tutuklayıp idamla yargılıyor?

    bu ticaretin türkiye'ye bakan kısmı nedir?

    iran ile yapılan bu örtülü işlemler türkiye'de ve yurt dışında (özellikle dubai'de) kurulan hayali şirketler üzerinden, hayali ticaretler yapılarak ülke ekonomisi ciddi zarara uğratılmıştır. yine ekonomi ile ilgili olanlar hatırlayacaktır, o dönemde dış ticaret açığı altın ihracatı ile kapatılıyordu. kimsenin anlam veremediği bu olayın arkasında işte bu dava yatmaktaydı. yine merkez bankasının açıkladığı verilere göre tarihin en yüksek net hata/noksan rakamları bu dönemde karşımıza çıkıyordu. bilmeyenler için küçük bir hatırlatma; net hata/noksan ne kadar yüksek olursa ülkeye giren kayıt dışı para, yani karapara o kadar fazla demektir. bu işlemlerde bir devlet bankasının kullanılması ve tüm işlemlerin türkiye üzerinden yapılması, bu işlemlerden sadece abd'nin değil türkiye'nin de ciddi ekonomik zararlar gördüğünü göstermekte. yani sıradan bir ülkede bile yetkililerin bu işlemlere adı karışanlara sahip çıkmaları değil abd'deki davaya müdahil olup, devletin uğratıldığı zararın takipçisi olmaları gerekir.

    abd bu davayı ne kadar ciddiye alıyor?

    bence gayet ciddiye alıyor. iran'a ambargo uygulanmasının arkasında sadece ekonomik nedenler yatmıyor. bu aynı zamanda ofac tarafından tek tek belirtilen kişi, şirket ve bankalar aracılığıyla, iran'ın uranyum zenginleştirmesi, hizbullah ve devrim muhafızlarının fonlanmasını da kapsıyor. bu konular abd'nin hassas noktaları. yani abd bu işin ucunu kolay kolay bırakmaz.

    devam edecek...

    ----------------------------------------------------
    ***not: bu konuda ayrı bir başlık açmamın nedeni önümüzdeki günlerde davaya dahil olacak her yeni kişi için ayrı başlıkta yazmanın zorluğu ve davanın gidişatının tek başlık altında daha rahat takip edilebileceğini düşünmemdir. genel bir başlık bulamadım varsa oraya taşıyabilirim.

    https://www.bloomberg.com/…-in-iran-financing-probe
    https://sanctionssearch.ofac.treas.gov/
    https://www.state.gov/…tfs/spi/iran/jcpoa/index.htm
    https://www.nytimes.com/…anctions-case.html?mcubz=1
    https://www.justice.gov/…kish-government-owned-bank
    https://en.wikipedia.org/wiki/reza_zarrab
    https://www.washingtonpost.com/…_term=.989cdb504724
    https://www.ft.com/…546-93a2-11e7-bdfa-eda243196c2c
    https://www.newyorker.com/…y-iran-and-rudy-giuliani
    https://en.wikipedia.org/…s._sanctions_against_iran
    https://en.wikipedia.org/…y_council_resolution_1929
    https://www.law360.com/…ials-in-iran-sanctions-case
  • özet: türkiye'de herşey bu dava ile başladı, herşey yine bu dava ile son bulacak.

    rte'nin bugün reza zarrab davasını kastederek abd'ye yönelik yapmış olduğu "vatandaşımı tutuklayacaksın, sonra da itirafçı olarak kullanmak isteyeceksin" açıklaması ile artık yolun sonunu kendisinin de görebildiğini gösterdi. şurada (#71286029) da belirttiğim gibi abd konsolosluk çalışanın tutuklanması, ilerde reza zarrab davasında ortaya çıkacak gelişmelerde "bakın bu işin arkasında abd var, bize komplo kuruyorlar" diyebilmenin alt yapısıdır.

    davayı takip etmek için abd'ye giden chp genel başkan yardımcısı erdal aksünger, “bu davanın ucu patron kimse ona dayanır. soruşturma dosyasında patron var” diye bir açıklama yapmıştı. reza zarrab'ın meşhur excel sayfasında ise "cash to yukarı" diye bir ödeme kalemi (!) mevcuttu. bunlar aslında yaklaşmata olanın birer habercisi.

    25 eylül'de yapılan duruşmada hakim; 30 ekim'de yapılması planlanan ilk jürili duruşmanın, tarafların dosyada ortaya çıkan değişikliklere hazırlanabilmesi için 27 kasım'dan önce yapılamaycağını açıkladı. yani gelecek duruşma 27 kasım 2017'de.

    davadaki en önemli gelişme ise emine erdoğan isminin artık resmi olarak dava dosyasında yer alması. reza zarrab'ın avukatları, kendisinin hayırsever bir işadamı olduğununun bir kanıtı olarak reza zarrab'ın, emine erdoğan'ın kurucusu olduğu togem-der'e yapmış olduğu yaklaşık 7 milyon dolarlık bağışları makbuzları ile birlikte dosyaya koydu. abd'de adalet bakanı olması beklenen bir avukatın böyle bir mallık yapabilmesi ihtimal dışında olduğu göz önüne alınırsa, ilk entryde de belirttiğim gibi reza zarrab çoktan abd ile işbirliği yapmış, itirafçı olmuş bulunmakta.

    bunun dışında reza zarrab'ın avukatları türkiye'den 15 tanıkları olduğunu, bu tanıkların tutuklanma endişesi ile abd'ye gelemediklerini, bir sonraki duruşmada telekonferans yöntemi ile duruşmaya dahil olacaklarını belirtti. yani anlayacağınız ortalık ısınıyor..
  • ve beklenen son geldi...
    artık rte'nin adının iddianemede resmi olarak geçtiği kesinleşti.

    the new york times, mahkemenin rte, zarrab, bakanlar ve diğer yetkililer arasında geçen tapeleri delil olarak kabul ettiğini duyurdu. buna göre rte'nin zarrab ve halkbank üzerinden abd ambargosunun ve uluslararası "ambargoların delinmesi talimatını veren kişi" olarak kayıtlara geçtiği belirtilmekte.

    kaynak

    bunun türkiye'ye bakan tarafları ise şöyle;
    1- abd mahkemelerinin tapeleri delil kabul etmesi, tapelerin "sahte" olmadığını ortaya koydu.
    2- "tapeler sahte" hükümete darbe yapılıyor denilerek yapılan tüm eylemler şaibeli hale geldi.
    3- rte yaptığı eylemleri tc adına yaptığı için kendisi, çevresi ve türkiye'ye çok ciddi yaptırımlar uygulanabilir.
    4- uluslararası meşruiyetini kaybeden bir rte ve rte'nin siyasi durumunu fırsata çevirmek isteyenler ülkeyi gözünü kırpmadan kaosa sürükleyebilir.

    not: haberde, rte'nin direk olarak ambargonun delinmesi emrini verdiği bir tape bulunmadığı fakat reza zarrab ve zafer çağlayana verdiği emirlerin ambargonun delinmesi ile sonuçlandığını belirtiyor. önceki entrylerde de belirttiğim gibi reza zarrab'ın itirafçı olduğu göz önüne alındığında, herşey reza zarrab'ın iki dudağı arasında. bu da rte'nin hiçbir tc vatandaşına göstermediği ilgiyi neden reza'ya gösterdiğini de açıklamakta sanırım.
  • (bkz: rezerve)
  • kasım ayında farklı bir boyut kazanması beklenen davadır.
  • (bkz: rezervuar)
  • (bkz: rezerve)

    değerleneceğinden eminim
  • heyecanla sonunu merak ettiğim davadır... zira tüm ülkenin hayatı bu davaya bağlı gibi... beni esas düşündüren bu dava sonunda tüm bu olanlar sonunda senelerdir destekçi konumundakilerin ne diyeceği... "kandırıldık" diyerek sıyrılacaklar mı... "anlattık ya ulan" diyeceğiz... nasıl kurulacak bu dengeler tekrardan... bu kadar salaksan arkadaş olamam diyeceğim... ay gerçekten ne olacak bu davanın sonu...
  • belirtildigi gibi tayyip erdogan'in ismi karisirsa turkiye'de yasayanlari cok zor gunlerin beklemesine neden olacak dava.
  • vatana millete hayırlı olsun. bu hamleden sonra sanırım yakın gelecekte abd vizesi ambargosunun kalkmasını beklemek biraz hayalcilik olur.