şükela:  tümü | bugün
  • arap baharıyla suriye’nin daraa şehrinde hükümete karşı protesto yaptı. eylem silahsızdı, taşlı müdahale gelince taşlı sopalı ve ardından silahlı saldırıya dönüştü. bütün arap baharlarında tekrar eden (bizim gezi de öyleydi) filmi izledik, polis sert bir şekilde bastırdı siviller öldü. bunun üzerine suriye askerinin bir kısmı darbe yapmaya kalktı. yine türkiye’de olduğu gibi askerin büyük bir kısmı karşı harekata geçti ve darbe bastırıldı ancak bu askerler yunanistan’a değil, türkiye’ye kaçtılar ve özgür suriye ordusu adı altında yeniden yapılandılar. hemen ardında el nüsra ve gibi islamcı cihatçılar birden orada hortladılar ve esad askerlerini kıymaya başladılar.
    o zamanın mit tırları hikayesine girmeyeceğim, çünkü feto kontrollü mit'in daha doğrusu türkiye’nin ve o zamanın başbakanı davutoğlu’nun gazı ve manipülasyonlarıyla erdoğan, kardeşim dediği esad’a katil esed demeye başladı. bütün türk medyası esed’in sivilleri nasıl öldürdüğü haberleri pompalandı.
    öso alenen desteklendi, işid normalleştirildi; davutoğlu'nun 2014 ‘te “ışid radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir ama katılanlar arasında türkler, araplar, kürtler vardır. oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu” diyerek durumu normalleştirdiğini hatırlatırım. kısacası esad gitsin oradaya kurulacak sunni ülkesinin yapılanmasını biz yapalım, hem bizim şirketler kazansın hem de kuklamız olur, zaten nüsayri kardeş yerine sunni cihatçıyı yeğleriz kafasıyla türkiye’ye düşen suriyeyi parçalama rolü kabul edildi. gelecek cuma namazını emevi camide kılacaktık.
    ortalık kafa kesen işidçilerden geçilmez hale gelmişti, şam sınırına kadar bütün ülkeyi suudi ve katar paralarıyla aldıkları amerikan silahlarıyla ele geçirdiler. bakın ufak bir detay var burada; suriye ordusunun silahları rustur. özgür suriye ordusunun elindeki silahlar bütün videolar’dan anlaşılacağı üzere rus değil amerikan’dır. yani esad kardeşim dediği rte'nin ülkesine vizeyi kaldırıp, sınırı açtığı zamanlarda mit tırlarının nereye gittiğini tahmin edebiliyoruz. zaten darbe patladığında suriye’de fransızların hitlere 3 günde teslim olması gibi darbeci ordusu ve teröristler üç günde bütün ülkeyi ele geçirebildi.

    iç savaştan hemen önce ne oldu?
    suriyede partiya yektiya demokrat (demokrat birlik partisi) adında bir parti 2003 yılında resmi ismi ayn al-arap(arapların gözü), kürtlerin deyimiyle kobanide kurulmuştu. burayı özellikle açtım çünkü buraya hangi ismi verdiğiniz politik tarafınızı belirliyor.
    (meraklısına detay: kobane kürtçede bir şey ifade etmiyor. teoriye göre alman demiryolu şirketi burada süruçlu kürtleri çalıştırmış ve kürtler bölgeyi şirket diye adlandırmış zamanla kompanie, orada yaşayıp araplaşmanın da etkisiyle (arapçada p harfi yoktur) ismi kobane’ye dönüşmüş. bütün suriye gibi asur toprağıydı, ingilizcede assyrian. yani kürtlerin burada nufusu yoktu. tıp mardin antep gibi sonradan göç aldı. konu çok dağılmasın ama suriye ırk olarak asurdur. mısır, mısırdır. suudiler suud’tur. araplar ırk değil, millettir ve aralarında herhangi bir akrabalık yoktur. arap, latince urbanus kelimesinden gelir. urb (şehir) urbani (şehirli) anlamından gelir. ingilizce de latinceden urban olarak geçmiştir. o dönem şehirli ve bedular (berberi gibi nomadler) diye ayrılıyor dolayısıyla urbani yani arabi şehirli, aydın gibi bir mana taşıyordu. islamdan sonra arabi bir millete dönüştü. arap olmak şehirli olmak, yani medeni olmaktan geldiğinden araplaştılar.)
    pyd kurulduğu 2003 yılı kürtlerin suriyede ilk defa ayaklanmaya başladıkları yıl oldu. futbol maçında olay çıktı 30 kişi öldü 160 yaralı. kimliği bile olmayan kürtlerde silah çıktı. rahmetli necmettin erbakan, o olayda suriye'nin işgal edileceğini söylemiş ve asıl hedefin türkiye olduğu söylemişti.
    ertesi yıl, 2004’te halk koruma birliği adında ypg‘yi (yekîneyên parastina gel) 2004’te kurdular. üniversiteli kürtler protestolara başladı vs. şeyh khazanawi’nin öldürülmesini protesto ettiler okullardan atıldılar onu protesto ettiler vs. oysa kürtleri suriyeliden ayırmak neredeyse imkansızdı. ırak savaşından sonra kaçan binlerce sığınmacıya baba esad kimlik vermemişti, gelen 50 bin kişi 300 bin kişiye çıkmıştı. 2 milyon kürt nüfusu zaten suriyeli olarak yaşıyordu. kürtler kimliksiz yaşıyoruz propagandasıyla artık muhalif tarafa geçmişti, 2005’te olaylar iyice arttı. başar esad 2008’de komisyon görevlendirdi. 2011 yılında bu 300 bin kişiye kimlik dağıtıldı ancak bu sefer de türkiye de olduğu gibi kanunen 18 yaşına gelmiş her suriye vatandaşı erkeği askerlik yapmak zorundaydı. bunun için tecil hakkı olmayanlara 3 ay süre tanındı. bu sefer de pyd tarafından bildiriler dağıtıldı, hiçbir kürt gencinin askere gitmemesi istenildi. tam yazı da şuydu; “esad ve yönetiminin şimdiye kadar kürtler için hiç bir yapmadığının dile getirildiği bildirilerde, babalarımız, dedelerimiz şimdiye kadar hep yok sayıldı. suriye'de muhalif olaylar çıktı diye yeni yeni bize vatandaşlık kimliği veriliyor. kimlik verildi diye gidip askerlik yapmak veya çatışmalara katılmak istemiyoruz”
    ne ilginçtir ki bu bildirilerin dağıtıldığı 2011’de iç savaşın çıktı. el nüsra (sonra adı işid) aldığı destekle birden orduya dönüşmüş, suriye ordusunu çökertmiştir. selefiliğiyle ünlenen önce nüsayri kafası kesmeyle başlayan ışid, daha sonra kendin ülke ilan edip islamla ilgili sordukları sorulara cevap veremeyen herkesin kafasını kesmeye ve 2014’ten sonra türk askerini yakmaya kadar ilerlemiştir. dolayısıyla bunlar dünyanın yeni şeytanı durumuna geldi. bu şeytanı temizleme işi pyd’ye verildi. amerikan silahlarıyla dolu binlerce tır pyd’nin askeri kolu olan ypg’ye teslim edildi.
    buraya sübjektif bir not düşmem gerekiyor; kürtlerin bir devlet kurabilmesi için limana ihtiyaçları var. bunun için de akdeniz’e açılmaları şart. çünkü etrafındaki hiçbir ülke ticaret için karayollarını açmaz. bu limana varabilmeleri için suriyenin parçalanması gerekiyordu. ancak bunu dünya tarafından terörist kabul edilen pkk ile yapamazlardı, bu nedenle aslında aynı adamlar olan ama sicili temiz yeni bir örgüt kurarak işe başladılar. ypg durup dururken suriye’ye savaş açıp toprağı ele geçirseydi dünyanın tepkisini alır, işgalci durumuna düşerdi. bu nedenle bir şeytan oluşturuldu; ışid. ypg ışid’i temizledikçe kahramanlaştı ve ele geçirdiği toprağı suriye’ye iade etmedi. kürtler amerika’nın da desteğiyle zaten buralar bizimdi deyip üstüne çöktü ve ışid’i temizliyorum bahanesiyle akdenize doğru ilerlemeye başladığında, türkiye’de de sivil darbe yapılmaya kalkıldığında fetonun sivil darbesi netleşmiş,
    (not: geziciler kızmasın ama olan biten kendi şahit olduklarından daha ötedeydi, nedenlerini çok daha detaylı yazabilirim ama konu bu değil. bütün arap baharlarına dikkat ederseniz; sivillerin hükümeti masum bir protestosuyla başlayıp, polis içindeki provokatörlerin sivillerin ölümüne sebep verip askerin sokağa çıkmasını hazırlama planlarıyla başladı. yani darbe için önce askerin sokağa çıkmasını halkın istemesi gerekir. gezicilerin gümüşsuyu’nda askeri sokağa çağırdığını, askerin sivillere maske dağıttığını ve bunun virale dönüştüğünü, internete polis ve askerin birbirlerine dalaşmalarını gururlar yaydıklarını hatırlatırım)
    mit tırları, rus uçağının düşürülmesi, işidin türkiyede yapılanması derken erdoğan uyanmış oldu. tabi artık çok geçti, çünkü olan biten her şeye manipüle edilerek alet olmuş desteklemişti. bu yazdıklarım erdoğanı koruma-aklama çalışması gibi gözükmesin, kardeşim dediği adamı satarak suriye’nin parçalanmasına destek oldu. ama şahsen manipüle edildiğini ve şimdi bundan çok pişman olduğunu düşünüyorum. pişmanlık göstergesi 2014’e kadar kobani dediği yere aynı arap demesiyle başladı. zaten son birkaç yıldır esad hakkında sivil öldürüyor haberleri çıkmıyor dikkat etmişsinizdir. bayır bucak türklerini kurtaracağız bahanesiyle ypg koridoru engellendi. tam o döneme denk gelen kuzey ırak referandumu yapıldı hatırlayın. durdurulmasa akdeniz’e açılacak ve ülke ilan edilecekti.
    türkiye, doğru suriyedeki yapılanmayı etkisiz eleman olarak izledi. çünkü binlerce tırlık amerikan silahlarına sahip peşmergeler ve yanlarında amerikan ordusu vardı. 21 şubat 2015 tarihinde türkiye suriye'deki iç savaş öne sürülerek gerçekleştirilen şah fırat operasyonu hatırlayın, 570 kişilik ordumuz peşmergelerin yanından gidip süleyman şah türbesini alıp gelmişti. ypg peşmergeleri kameralara sırıtıyordu. selahattin demirtaş aynı yıl işid’in çok tehlikeli olduğunu ve türkiye’nin ypg ile anlaşması gerektiğini söylemişti. mhp ve chp parti liderleri operasyonu teröristlere boyun eğme ve ilk tehditte "kaçmak" olarak değerlendirdi. nihayetinde rusya’nın devreye girip amerika ile anlaşması neticesinde amerikan askerleri pyd’ye koridor açmaktan vazgeçti ve petrol olan bölgeye çekildi. esad canını kurtarmanın sevinci ve rusyanın mecburiyetiyle pyd ile anlaşıp kaybettiği toprakların üstüne bir bardak soğuk su içti. pyd kuzey suriye federasyonu 2016 yılında ilan etti ve bütün kürtler tarafından kutlandı. (kuzey ırakta bulunan kürdistan federasyonu da kutladı)
    bakın suriye haber ajansı (sana sy) vardır, sputnik gibi meraktan onu da takip ederim. esad pyd’nin topraklarını alıkoymasından çok ona ihanet ettiğini ileri sürdüğü erdoğan’a kızgındır. hemen hemen her haberiyle bunu belli eder. bu kısmı çok özet geçtim ama nihayetinde abd, işgalci pyd’ye suriye’nin doğusundaki petrollerin uluslararası ticaret anlaşmasına izin vermiştir. bu da pyd’nin resmen o toprakların yöneticisi olduğunu kabul etmesiyle eş değerdir. bundan sonra kuzey ırak ile kuzey-doğu suriye birleşir, bir liman buldular mı fedarasyon koca bir ülkeye döner. üstelik bariz bir şekilde israil ve abd tarafından desteklendiği için bütün dünyanın ekonomik olarak yatırım yapacağı bir hale gelir. türkiye’nin suriye’yi düşman bellemesiyle bu hale geldik, 5-6 milyon suriyelinin burada kazık çakmasını konuşmuyorum bile.
    rahmetli erbakan gibi milli görüşçüler de banu avar gibi solcular da suriye’den sonra sırada türkiye’nin olduğunun farkındaydı. suriye’den esad, türkiye’den ak parti iktidarı bunun farkına varamayarak dibimizde pkk’nın şimdilik federasyon (çok yakında ülke) kurmasına neden oldu. şimdi abd’yi sdg’ye petrol satma izni verdiği için hem türkiye hem suriye kınayadursunlar. suriye’nin bütün petrol kaynağı artık kürdistan federasyonu sınırında, günde 400 bin varil petrol üretiyor, ırak tarafı kürt federasyonu da günde 2 milyon varil üretiyor. türkiye günde 50bin varil üretiyor, 800bin varil tüketiyor. ithal ettiğimiz petrolün %30 ‘u kuzey ırak’tan kürdistandan federasyonundan. bizim ekonomi gemisi ise su alıyor, ha battık battık ha batıyoruz. dolarla mı ekmek alıyoruz diyen, hergün makarna yemekten beyin fonksiyonları durmuş cahili giydiği elinde tutuğu telefondan, bindiği arabaya, arabası yoksa otobüse, trene, uçağa, yattığı hastanedeki aletlerin ve aldığı ilaçların (lisansları) tamamına her şeyi dövizle aldığının farkında değil. alım gücünü hesaplamayı zaten bilmiyor.

    bundan sonra türkiye’nin çıkarına ne yapılmalı kısmını sizlere bırakıyorum.