şükela:  tümü | bugün
  • pesinen soyleyeyim, anti-amerikanci falan degilim. karsilikli menfaat cercevesinde tum ulkelerle isbirligi taraftariyim. zaten tarihsel acidan da "batililasma" hedefi bulunan bir ulkenin abd'nin muttefigi olmamasi dusunulemez. (bkz: muasır medeniyet)

    fakat, cok aciktir ki, bu ulke 1820'lerden baslayarak dunyanin dizayni ile ilgili kafa yormaya baslamis, neticede ikinci dunya savasi ile beraber bu emeline ulasmistir. (bkz: güvenlik konseyi)

    fazla uzatmadan, kanimca abd genel anlamda soyle bir turkiye gormek istemektedir;

    -bogazlarin guvenligini saglayan

    -diger muslumanlara ornek olacak laik yapiya sahip

    -bolgedeki potansiyel dusmanlara karsi kullanilabilecek buyuk bir orduyu hazir tutan

    -kendi enerji kaynaklarini kafasina takmayan, enerjiye abd kontrolunde erisen

    -dogu akdeniz gibi her yonuyle onemli bir bolgede antalya kiyilarindan disari cikmayan

    -ekonomisi katma deger uretimine degil, doviz kredilerine bagli olan

    -ucuz isci olabilecek nufus yapisini bozmayan

    -silah teknolojisi uretmeyen

    -cevresindeki jeo-politik olaylara abd penceresinden bakmasi gereken

    -once ozerklik, sonra bagimsizlik ile dogu anadolu'daki su kaynaklarinin bulundugu bolgeyi pkk devletine teslim etmesi beklenen

    -turki cumhuriyetler ve araplarla kisa vadede kulturel, uzun vadede organik baglarini kesmesi gereken (nahcivan'dan anlasilacagi uzere turki cumhuriyetler kismi basarilmistir, pyd/pkk ile diger safha uzerinde calisilmaktadir)

    -israil'in genislemesine sesini cikarmayan

    -kuculmus, ekonomik bagimsizligini yitirmis halde ab'ye yari uyelik gibi ozel bir modelle dahil edilecek olan