şükela:  tümü | bugün
  • milat gazetesinde haftada bir deve dişi gibi yazılar yazan, aynı zamanda özgür eğitim sen adlı küçük ama etkili sendikanın başkanlığını yapan keşfedilesi yazar.
    yazıları köşe yazısı muamelesi yapılamayacak derinlikte olan değer'in, nitelikli ve içerikli yazıları, yazdığı gazetenin de, yandaş medyanın da çok üzerinde.
  • "rivayet odur ki eski zamanlarda yoksul bir adamın kerpiçten yapılmış harap bir evi vardır. adam kendi anlayışına göre inanmış bir adamdır. bir gün oturup eviyle pazarlık eder: biliyorum, bir gün yıkılacaksın. ama ne olur bana haber vermeden yıkılma, der. hikâye bu ya ev dile gelir, ev sahibinin isteğini kabul eder.

    gel zaman git zaman, tavana doğru bir yerden evin duvarı çatlar. adam hemen bir miktar çamur hazırlar ve çatlayan yeri sıvayla kapatır. bir süre sonra başka bir yerde çatlak oluşur, adam orayı da sıvar. üçüncü, dördüncü derken adam her defasında çamur sıvayarak meseleyi hallettiğini düşünür. derken bir gün aniden ev çöker ve tamamen yıkılır.

    adam çok üzülür, verdiği sözü tutmadığını düşündüğü enkaza karşı seslenir: “ey evim hani seninle sözleşmiştik, bana haber vermeden yıkılmayacaktın, neden sözünde durmadın?” evin enkazından cevap gelir: “ben sana çoktan haber verip durdum. ama ne zaman ağzımı açsam, sen bir avuç çamurla benim ağzımı tıkayıp durdun!”

    abdulbaki değer, bugün karar gazetesinin görüşler sayfasındaki yazısına böyle bir öyküyle giriyor ve mevcut eğitim sisteminin sorunlarına, doğal afetlere, fetö'nün darbe girişimine ve sapkınlık vb olaylarla sürekli gündeme gelen tarikat yapılanmalarına yaklaşımlarımız üzerinden zihinsel kodlarımıza dair bir arkeolojik kazı çalışması yapıyor.
    ele aldığı her soruna dair zihniyet çözümlemesi yaptıktan sonra yazıyı şu cümlelerle bağlıyor:
    "nihayetinde “bildiğimiz dünyanın sonu”ndayız. yaşadığımız hadiseleri, başımıza gelen felaketleri, çözümlemeye imkân tanımayan ezberler üzerinden değil konuşmayı, tartışmayı, müzakereyi anlamlı kılan ve kendi yanılabilirliğini de ihtimal dahilinde gören bir zihniyet tarzı üzerinden götürebiliriz. başımıza gelen her felaket, toplumsal hayatımızda karşılaştığımız her sorun, işleyişimize dair bir şeyler söylüyor, bir şeylerin yolunda gitmediğine işaret ediyor. bize düşen karşı karşıya olduğumuz bu durumun gerekliliklerini karşılamaktır, evin duvarlarında oluşan ve bize bir şey söyleyen çatlakları alelacele çamurla kapatmak değil."
    https://www.karar.com/…igimiz-dunyanin-sonu-1586297

    abdulbaki değer, kıymeti henüz anlaşılamamış, memleketin önemli kalemlerinden biri. eğitim başta olmak üzere önemli sorun alanlarına dair feryat figan bir şeyler söylemeye çalışıyor. birilerinin sözcüsü olmaktan başkaca vasfı olmayan trol tayfanın her akşam ekranlarda hemen her konuda uzman edasıyla ahkam kestiği bir vasatta can yakıcı sorunlara dair söyleyecek kayda değer sözü olan abdulbaki değer gibi düşünce insanları kıyıya itiliyor, yok sayılıyor, görmezden geliniyor.
    hakikatin önemsizleştiği ve kaybolduğu, gerçekliğin kuşkulu hale geldiği, vasatlığın ve pişkinliğin prim yaptığı, önyargıların olguların önüne geçtiği, alt üst edilen değerlerin kayıtsız şartsız itaatlere alet edildiği, saf kötülükler, algı yaratmalar, kutuplaştırmalar karşısında duyarsızlaşmanın olağan hale geldiği post-truth çağında, her birimizi "dogmatik uykularımızdan uyandıracak" abdulbaki değer gibi düşünce adamlarının yerine, popülistlerin, sesi yüksek çıkanların, retorik ustalarının, toplum mühendislerinin tercih edilmesini maalesef normal karşılamak durumunda kalıyoruz.