şükela:  tümü | bugün
  • eşi fatma hanımın ölümü üzerine makberi yazmış olan şair ve oyun yazarı..göze batan bir başka eseri de danteye cevaben yazdığı bir bölüm bulunan 'tayfalar geçidi' adlı kitabı.
    dante hristiyanlık varken yeni bir din kurmaya çalıştığı için hz muhammedi cehennemin yanlış hatırlamıyosam 9. halkasına yollayınca abdulhak hamidden de şu tepkiyi almış kitabında:

    vay dante*! sen misin? koca dah-i müfteri
    haki siyahı tıyneti hakister-i cahim...(pek birşey anlaşılmıyo ama 'vay dante' deyişinden arkadan iyi şeyler gelmediği belli,bir de müfteri iftiracı,ve cahim de cehennem demek,o kadar)

    ardından da danteyi konuşturmuş abdülhak hamid:
    zahilmişim neşideyi nazmettiğim zaman
    ben sonra anladım ki hata etmişim yaman
  • bir dönem büyük elçilik yapmıştır ve 1934 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur. makber eseri bestelenmiş ve bir çok kişi tarafından seslendirilmiştir.
    misal: (bkz: sertab erener) (bkz: makber)
  • dini yönü çok kuvvetli olan bu edebiyatçı birçok çevreye göre kutsal sayılmakta, naaşının hiçbir zaman bozulmadığı, vefat ettiği günkü gibi durduğu rivayet edilmektedir. (lisede edebiyat öğretmeni anlatmıştı.. üzerime gelmeyin ulan!)
  • santrança oldukça meraklı olan (ki guzel bir satranc takimi a$iyan muzesi'nde sergilenmektedir) ve ayrıca 4 kez evlenen ünlü yazar.. aynen mona lisa'da oldugu gibi, a$iyan'daki tam boy portresinin kar$isinda durup nereden bakarsaniz bakin gozleri size bakar..
  • abdülhak hamid hazretlerinin lüsyen hanım'a olan aşkı dillere destandır. bir de cenaze töreni takıntısı varmış. cenazelere not verirmiş. minör bir şair olarak önemlidir. öldüğünde pek bir şeyi yoktu.
  • (bkz: icimde sen)
  • üstadı bir gün edebiyatçı arkadaşları paris'te görürler, yanında zenci bir hatun ile. sorarlar, yahu üstad sen fatma hanım ölünce makberi yazdın daha üç ay oldu ne bu acele diye. abdülhak hamid ise şu cevabı verir."yastayım"
  • olumunden onceki 14 sene boyunca tesvikiyedeki, bugun altinda anmani ve gucci bulunan macka palasta yasamis sair.
  • sağ gözündeki, meftunu olduğu gümüş zincirli monoklüyle gömülmüş bir adamdır hamid bey..
  • 5 şubat 1851 istanbul doğumlu maçka palas sakini. ailesinin isteği ile özel hocalardan derslerle büyüdü. daha sonra rumelihisarı rüşdiyesi'nde kısa bir zaman eğitim gördüyse de 1863 yılında sarı ışıklı şehire paris’e okumaya gitti. dönüşünde istanbul’da fransız mektebine başladı ve bâb-ı âli'de tercüme odasına girdi. tahran büyükelçiliği'ne atanan babasıyla birlikte iran'a gitti. babasının 1867'de ölümü üzerine istanbul’a döndü. maliye mektubi ve sadaret kalemi'nde çalıştı. ebüzziya tevfik ve recaizade mahmud ekrem'le tanıştı. ardından hariciyeci oldu. uzunca bir süre yurtdışı görevlerde bulundu. 4 kere evlendi. eşlerinin hepsi öldü. ortalığın toz duman olduğu mütareke yıllarında viyana’ya gitti. cumhuriyet'in ilanından sonra döndü. 1928'de istanbul milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. 12 nisan 1937’de istanbul’da ölüm ile tanışmıştır. mezarı zincirlikuyu'dadır.