şükela:  tümü | bugün
  • 50'lerin misir'inin onemli sarkicilarindan, ummu gulsum ile birlikte. ayni zamanda, o donemde adet oldugu uzere aktorluge de bulasmis ve turkiye'de de o donem oldukca populer olan misir melodramlarinda yer almis. kendisi misirli bir yahudi aslinda, ismine aldanmayin..
    kendisi de benzer bir aileden gelen natacha atlas'in 97 tarihli halim albumunun ismi bu sahsiyetten alinmis ve album de ona adanmis..
  • müziğinde az da olsa iran'ın geniş orkestrasyon etkileri gözükür. ayrıca şarkıları arasında karşılıklı konuşmalar, belki hint müzikallerine yakınlaştığı bölümler vardır. insanın kanını kaynatabilenlerden biridir.
  • 50li 60lı yıllarda arap dünyasının en önemli erkek sarkıcısı olan mısırlı sanatçı. zay al hawa,toba,malek al kalby gibi unutulmaz sarkılara imza atmıştır.ölümünün üstünden uzun yıllar gecmesine ragmen hala albümleri satılmaktadır.arap müziginin zenginligini kavramak isteyenlere ummu gülsüm le birlikte tavsiye edilebilecek en önemli sestir.sarkılarının önemli bir bölümü konser kaydıdır ve stüdyo kaydı neredeyse yok denecek kadar azdır.sarkılarının uzunlugu 16 ila 45 dk arasında degismektedir ve ortalama 50 kişilik bir orkestrayla icra edilmiştir.
  • iki dirhem bir çekirdek giyinirdi bu çirkin kral. suudi arabistan'a giden alt kat komşumuz, amca oğlumuz, ilkokul arkadaşımız hediye olarak elbette isviçre çikolatası getirmezdi. yanları kalın şeritli kaleci eşofmanları gözdeydi. bir de almanya'daki akrabaların getirdiği vhs videolarda izlenmek üzere kasetler gelirdi. kasetlerin bir kısmı şimdi büyük merakla izlediğime şaştığım koreografi harikası hint filmeleri, bazıları ölüm dövüşü diye yutturulan amerikan pankreas dövüşleri olurdu. kasedi getiren eşe dosta ne olduğu sorulmazdı. kaset kasettir. elden ele dolaşan kasetlerin üzerindeki arabi yazılar elbette hiçbir şey ifade etmez, hatta özellikle araştırılmaz sürprizli saatler iple çekilirdi. fakat küçücük odlara sigara dumanlarının eşliğiyle doşalan kalabalık en çok konser kayıtlarına rastladığında heyecanlanırdı. abdel halem işte bu saatlerin şarkıcısıdır benim için. bazen oynadığı sabun köpüğü filmelere de denk gelirdik. şu konuşmalar bir an önce bitse de şarkı söylese diye ileri geri sardığımız olurdu.

    abdel halem diğerlerinden farklıydı. sahneye çıktığında özenle taranmış saçları hafifçe havalanır. seyirciler dakikalarca çılgınca alkışlar, o alkışların dinmesini mütebessim, sakince beklerdi. sonra filmlerden edindiği alışkanlıktan olacak seyirciyi daha şarkıya başlamadan avcuna alırdı. orkestra uzun uzun taksimler geçer heyecan doruğa çıkardı. abdul halem, orkestrayla konuşur, onu idare eder, bazen taksimi uzatır bazen pat diye keser ve şarkısına başlardı. abdel halem'in şarkıları müzik pazarlama kriterlere asla uygun değildir. bazen bir hawa 20 dakika sürerdi. seyircinin huşu hali abdul halem'in incelikli sesini kullandığı bölümlerde doruğa çıkar, adeta cezbe oluşur kimi seyirciler kendilerini tutamaz ve şarkı esnasında nidalar patlatırlardı. helal rabbek, bravo aleyk ya habibi...

    abdel halem'i çocukluğumda tanıdım. ah ne güzeldi o günler... çocuklarım da tanısın istiyorum.
  • (bkz: kara bülbül)
  • (bkz: bukra wba do)
  • efsanedir. böyle bir adam bir daha gelmez dünyaya. arap klasik müziğinin 3 temel isminden biridir, en azından bence. (diğer ikisi ümmü gülsüm, muhammed abdül vahab)
    orhan gencebay'ın müziklerini ve tarzını (kabul etse de etmese de) alıntıladığı kişidir. orhan baba hayranlığını azaltmalı mı bu durum, hayır. onun da yeri ayrı. ama kıyaslamak isteyen dinlesin en tanıdık gelecek örnek "zay el hawa".
    sözlerinin çevirilerini de edinin dinlerken, arap şiiri başka bir şey. bir kaç şarkısını daha yazayım dinlemesi kolaylar; el toba, toba, ala hisbi galbi wedad. bu da sabrı yetenlere; qariat al fingan
  • sadece turkiye'de ve turk muziginde degil arap dunyasinin tamaminda etkileri gozlenen bu ustadin bir parcasi jay z'ye bile ilham vermistir.
    big pimpin'
    khosara