şükela:  tümü | bugün
  • sultan abdülhamit döneminin son yıllarında izmir'deki bir musiki topluluğunu yansıtan fotoğrafta eşine rastlanmayan bir görünüm içinde yer alan ve arkadaşlarının tempo tutuşu eşliğinde ut çalan sarıklı, cübbeli bir imam. buyrun

    fotoğraftakiler sağdan itibaren trabzonlu ali rıza paşa'nın torunu agah bey, ud çalan izmir hisar camii imamı olan hatibi hafız rakım efendi (ünlü bestekar rakım elkutlu), hanende ve sazande-i şehir cevat bey ve sonuncusu midilli hanedanından bestekar nafiz beyefendi.

    kaynak: sertaç sezer-küllerinden doğan şehir izmir.
  • (bkz: musikişinas)

    bugün bize ilginç gelmesi hayli düşündürücü olan imam..

    sarık ve cübbe ile olan ilişkisi, irtica - mürteci ekseninde gelişmiş nesillerin çocuklarıyız..

    ondandır bu kişileri tanımadan kılık-kıyafetine bakıp değer biçmemiz.. peki bu iş böyle oluyor mu..? ı-ıh, olmadığı aşikar.. bilgisizlik çok kötü bir şey diyeceğim ama "sen ne biliyorsun da konuşuyorsun tırrık?!" diye soruverseler kalırım dut yemiş bülbül gibi..

    bildiğim tek şey var güzel arkadaşım; hiçbir şey gördüğün gibi ve gördüğün kadar değil..

    görünenleri tanımlarken zihnimizde oluşturduğumuz kalıplar bizi küçücük bir hayal dairesine hapsediyor.. o hayal dairesi ki, hayat boyu oradan çıkamayanların ebedi zindanı haline geliyor.. kendini çok aydınlık zanneden ve fakat zifiri karanlığa meftun, bir tek gün bile güneş yüzü görmemiş albino sürüngenlerin zindanı..

    peki, bir adım ilerleyerek düşünelim; bugün sarık ve cübbe deyince aklımıza gelen görüntüler nelerdir..?

    ilk anda benim aklıma gelenleri sayayım: sivas'ta, madımak önünde toplanmış, çıldırmış, kudurmuş, ağzından salyalar saçan katiller..

    iran'da şah'ı devirirken birlikte yürüdükleri ileri görüşlü insanları bastırıp yönetime tek başına el koyan ve tüm ülkeyi kendi doğruları uyarınca dönüştüren mollalar..

    istanbul'da, ellerinde yeşil tevhid bayraklarıyla "şe-ri-at isteeriz" diye bağıran, gözü dönmüş kalabalıklar..

    ne kadar itici değil mi..? ve ne kadar acı..

    neden itici olduğu su götürmez de acı olan kısmı hakkında konuşmak lazım: bu resimler öylesine kazınmış durumda ki zihnimize, olumlu bir tek örneği bile hayal etmemiz imkansız gibi sanki.. inanın, böyle olmadığını bildiğim halde ilk anda ben bile bunları görüyorum kafamın içinde..

    bu durum, doksanlardaki satanist avı zamanlarına benziyor.. üzerinde siyah tişörtü olan, saçı biraz uzun veya küpeli kim varsa, her kim metal müzik dinliyor veya dinlediğinden şüphe ediliyorsa linç ediliyordu sokakta.. o linci bizzat yaşamışlardan biri olduğumdan yarattığı hissiyatı da çok iyi biliyorum..

    o yüzden bugün sokakta çarşafla gezen genç kızlara, sarık cübbe ile dolaşan delikanlılara rastladığımda kaynağı belirsiz bir saygı hissediyorum.. kalabalık içinde farklı olmayı, yolda, otobüste, tramvayda insanların seni parmakla gösterip suratına baka baka fısıldaşmalarını veya doğrudan laf atmalarını, sataşmalarını, her türden tacize açık hedef olmayı göze almış olmalarını, bir zamanlar benzer bir sürek avına maruz kalmış eski bir metalci ağbileri olarak takdir ediyorum.. toplumla zıtlaşmanın ne anlama geldiğini tecrübe etmeyen bilemez.. belli başlı kalabalıklara sırtını yaslayıp yaşamaya alışanlar için bunun anlamını hissedebilmenin imkanı yok ne yazık ki.. yaşamadan bilemezsiniz..

    tam burada, bugünlerde linç edilen cem seğmen geldi aklıma.. tuzu kuru bir zengin çocuğudur falan belki, o konuda bir şey diyemem.. beni hiç ilgilendirmez mali geçmişi.. fakat her türden saçmalıkla, siyasetin, toplumun, yeni dünya düzeninin her yönden gelen zırvalıkları ve kötülükleriyle mücadele edip, yılmadan, yorulmadan dik durup kendi öz yurdunda bir hayat kurmaya çalışma hedefi göstermiş olmasını kıymetli bulduğumu söylemeliyim.. bunu göze alamayıp gidenlere bir şey diyeceğim yok.. fakat kendilerini haklı göstermek için sebepler sıralarlarken bizim tüm o sebeplere rağmen burada olduğumuzu unuttuklarını farketmelerini rica ediyorum.. tamam, dayanamadın ve gittin.. eyvallah, menzilin kutlu olsun.. ama bari oradan söylenmeye devam etme.. çünkü zengin çocuğu olduğu için, hayatı hep kolaylaştırılmış bir beyaz türk olduğunu ima ettiğin ve sırf bu sebeple eleştirdiğin cem seğmen'den bir farkın kalmıyor.. hayatını yaşa danimarka'nda, kanada'nda, hollanda'nda.. buradan şikayet edilecekse biz ederiz.. derdini, zoluğunu ve her türden zorbalığını biz çekiyoruz çünkü..

    her neyse.. sinirim bozuluyor bunları düşündükçe.. konumuza dönelim..

    kılığı, kıyafeti, yaşam tarzı farklı olduğu için itilip kakılan insanları savunmaya kalktığınızda gelen tepkiler genellikle benzer bir patterni takip eder:

    tatlı su hümanisti olmakla suçlanırsınız evvela.. çünkü tehlikenin farkında olanlar* kadar reaktif değilsinizdir.. onlar kadar yüksek ses çıkarmaz ve yolun itidal tarafından yürürsünüz.. muhtemelen korkaklık veya bir çeşit çıkar bağlantısı sebebiyle sesiniz çıkmıyordur.. onlar büyük tehlikeyi görmüş ve gerekeni yapmaktadırlar.. oysa siz, yapılması gerekeni yapan o mangal yürekli kahramanların görev bilincine sahip olmadığınız için önce ayıplanır, sonra doğrudan "şüpheli" olarak etiketlenirsiniz..

    bitaraf olduğunuz için bertaraf edilmesi gereken ve bertaraf edilmesi en kolay olan hedef de siz oluyorsunuz bu arada.. o yüzden tarafsızlığı ve adil olmayı kimseye tavsiye etmiyorum.. hoş, zaten kimsenin adil olmakla ilgili bir problemi de yok zaten.. hepimizin tek derdi "güçlü olmak" öyle değil mi..?

    ...

    yukarıda paylaşılmış olan bir tek fotoğraf içimdeki tıpayı söküp, itinayla içeride tutmaya çalıştığım ne varsa boca etti yazıya.. belki de bu yüzden epey darma dağınık da bir yazı oldu.. kusura bakmayıverin..

    sadece, söylenmesi gereken ilk ve belki de tek şeyi yazının sonunda söyleyip mevzuyu kapatalım:

    cübbe ve sarık bilginin alameti.. eski devrin resmi okullarından mezun olanların, o çağın bilgisi (hukuk, din, astronomi, fen, matematik..vs) hakkında ehliyet sahibi olduğunu gösteren bir işaret.. tıpkı bugün üniversitelerde hala aynı isimle anılan "cübbe" gibi, ilmin ve alimin kisvesi.. üniversitelerin, özel kolejlerin, hatta anaokullarının mezuniyetlerinde giyilen, mezuniyetin dışında akademisyenlerin giydiği püsküllü kep ve saten cübbe çağdaşlığın simgesiyken aynı cübbeyi sarık ile kombinlersek tü kaka, çağın gerisinde kalmış vs. oluyor..

    ya bırakın allasen..